23 AĞUSTOS 2017 PAZARTESİ

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Evlatlarımız elimizden gidiyor. Bir nesil yok oluyor... Yabancı dil ile eğitime derhal son vermeliyiz!
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk Dili, dillerin en zenginlerindendir; yeterki bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek istiklalini korumasını bilen Türk Milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır. -Gazi Mustafa Kemâl Atatürk-(1930)

 25 Ocak 2005 Salı 

Turgut Özal zamanında Türkiye’nin adeta küçük Amerika olduğundan iftaharla bahsolunurdu. Amerika’ya ve Amerikalı’ya benzemek ayrı bir övünç vesilesiydi. Bu konuda alınan mesafeler iç basında ballandıra ballandıra anlatılır ve bizzat Sayın Özal tarafından Millete Sesleniş proğramlarında televizyon ekranlarından elindeki kalemin ucu ile beyinlerimize yazılırdı. Ve bundan büyük bir gurur ve haz duyulurdu.
O günlerde başlatılan yoğun Türkiyeyi Amerikanlaştırma çalışmalarının bugünlerde son aşamasına gelmiş olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Her yanımızla, her davranışımızla, yani bütün benliğimizle ne kadar Amerikanlaştığımızı ispat etmek için kırk takla atıyoruz.
Amerikanlaşmak nedir ?
Bu bizi ileriye mi, yoksa geriye mi götürür ?
Bunu bilinçli olarak irdelediğimizde; Amerikalıya benzemenin bizi ileriye götürmediğini , hızla kendimizden uzaklaştırıp millet olma vasfını kaybetmiş amaçsız ve hedefsiz kalabalıklar haline dönüştürdüğünü görürüz...
Kalabalıklar, yani amaçsız insan toplulukları her yerde vardır. Ama bu kalabalıklar devlet olmanın üç temel vasfından biri olan milleti temsil etmezler. Yani bu bir araya amaçsız toplanmış insan yığınlarının özgürlükleri, hürriyet ve bağımsızlıkları, millet olarak vatan seçtikleri topraklarda kendi kendilerini idare ettikleri milli bir devletleri olamaz.
Amerika Birleşik Devletleri bugün kurduğu güçlü ekonomik sistemi ve buna bağlı olarak ayakta tuttuğu ordusu ile görünürde dünyanın tek hakimidir. Ama bu hakimiyet izafidir (sanaldır). Çünkü güçlü ve kalıcı devletler güçlü milletlere dayandıkları takdirde ilelebet payidar (süreklilik arzederler) olurlar. Bugün ABD’ni devlet yapan Vatan, Millet ve Siyasi Otorite gibi üç temel organdan MİLLET vasfı geçen ikiyüz senede henüz oluşturulamamıştır. Günümüzde kültürel özellikleri oturmuş belli bir Amerikan milleti de yoktur. İkiyüz yıllık büyük çaba bir millet yaratamadığı gibi bir özgün bir Amerikan kültürü oluşmasına da yetmemiştir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk “Cumhuriyetin temeli kültürdür”der. Bu çok doğru ve anlamlı bir sözdür. Gazi bu sözü ile; Türkiye Cumhuriyeti Devletini 12000 yıllık köklü Türk Kültür hazinesi üzerine inşa ettiğini vurgulamaktadır. Çünkü Gazi bilmektedir ki Kültür; bir milletin ve bu milletin meydana getirdiği devletin nüfus kağıdıdır. Kimlik belgesidir.
Kültür; binlerce öğenin binlerce yıl ayni şekilde yapılmasından oluşmuş kalıcı, vazgeçilemez ve kısa sürede değiştirilemez karakter özelliğidir.
Kültür; milli dildir, şiirdir, edebiyattır, romandır, kıyafettir, yemektir, ailedir, tutum ve davranıştır, oturma biçimidir, giyinme biçimidir, müziktir, sazdır, sözdür, gelenektir, örftür, büyük ve küçük karşısındaki özgün davranıştır.
Kültür; kutsal günlerde yapılan davranışlardır, duadır, ölüye ve diriye saygıdır, evlilik törenidir, nişan adetidir, birlikte yaşama biçimidir.
Kültür; milletin özüdür. Kültür bir kaç yılda değil, en az bin yılda oluşur. Bin yıl ayni yemeği ayni şekilde yapan insanlar sonunda bu yemeğin kendilerine ait olduğunu ispat ederek onu kendilerine malederler. Yani Türk yemeği olarak anılması için biber dolması’nın bin yıl ayni şekilde yapılması ve nesillerden geçerek günümüze ayni tarzda ulaşması gerekir.
ABD bugün bir ortak kültüre veya bir ortak millete sahip midir ?
Bunun devabı doğal olarak hayır olacaktır.
Peki şimdi siz kendinizi ABD yöneticilerini yerine koyun. Gücünüzü biliyorsunuz. Kendinize dünyayı yönetmek gibi bir misyon vermişsiniz. Ne yapmanız gerekiyor.?
12 000 yıllık bir kültür varlığını günümüze taşıyan Türk milletini yönetmek için Amerikan halkını Türk milletinin kültür düzeyine ulaştırmanız mümkün mü. ?
Doğal olarak bunun cevabı da hayır olacaktır.
O halde ne yapmanız gerekiyor.?
Siz bu kültürlere ulaşamıyorsanız ve hiç bir şekilde ulaşamayacaksınız. O halde onları kendi seviyenize çekeceksiniz. Gelişmiş kültürleri yozlaştırarak kendi yoz kültürünüz seviyesine indirgemek için çalışacaksınız.
İşte şimdi yapılan budur. Kendilerini bizim seviyemize çıkaracakları yerde bizi kendi seviyelerine indirmeye çalışmaktadırlar. Bu faaliyet kitle iletişim araçlarındaki müthiş gelişmeden de yararlanılarak durmaksızın devam ettirilmektedir.
Bunun için öncelikle bizi biz yapan dilimiz bozulmuştur. Bundan sonra kendi dilimizle ayakta tuttuğumuz sosyal yaşantımız, edebiyatımız, şiirimiz, romanımız, ve diğer sanat eserlerimiz ile birlikte milli değerlerimizle bütünleşen milli şuurumuz ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır. Bunların devamı olarak ülkemin sokaklarında anlamını ve manasını bilmediğimiz tabelalar teker teker bildiklerimizin yerlerini almaya başlamıştır.
Bin yıl önceki Karacaoğlanları, Köroğlu destanının her kelimesimni anlayan nesiller bugün babanın oğlu ile yabancılaştığı bir seviyeye getirilmiştir.
Bilim yapacağız diye dünyanın en zengin dili olan Türkçeyi bırakarak milletine , devletine ve tarihine en büyük hıyaneti yapan basiretsiz yöneticiler sayesinde Eğitim ve Öğretim dilimiz olarak İNGİLİZCE esas olarak alınmıştır.
Evet İngilizce dünyanın en küçük ve zayıf dilidir ve bu dille değil bilim yapmak en basit meramınızı bile anlatmanız mümkün değildir.
------------------------
İngilizce dünyanın en küçük ve zayıf dilidir ve bu dille değil bilim yapmak en basit meramınızı bile anlatmanız mümkün değildir sözünü sadece ben söylemiyorum . Bunu kendileri de söylüyor.
Açın kendilerinin kaleme aldığı dünyanın en meşhur REDHOUSE Sözlüğünü. Her ingilizce kelimenin karşısında en az 8-10 tane Türkçe kelime bulacaksınız. Sadece WASTE kelimesinin karşılığında tam 41 tane TÜRKÇE sözcük olduğuna şahit olacaksınız.
Bu şu demektir. Anlamamakta direnen uyuşturulmuş beyinlere anlatalım.
Sizin günlük yaşantınızda tam 41 kelime ile anlattığınız kavramların karşısında onların sadece bir kelimeleri vardır. İşte zayıf diye değiştirilmeye çalışılan Türkçemiz İngilizceden 41 kat daha zengindir. İşte bilim dili budur. İşte eğer gerçekten dünyayı yöneteceksen kullanacağın dünya dili de budur. Yani TÜRKÇE’dir.
Şimdi ne oluyor. Sen bu zengin dilini terk ediyorsun ve dünyanın en zayıf dilini kullanmak için bütün eğitim ve öğretimde “Türklerin bilimde ileriye gidebilmesi için yapıyorum“ diyerek İngilizceyi esas alıyorsun.
Adamlar bizden ilerde ise ve biz geri kaldı isek bunun sebebi onlar değil bizleriz. Dün biz onlardan ilerde idik. Ama o zaman Türkçe düşünüp, Türkçe okuyor ve yazıyorduk. Şimdi kendi dilimizle değil onların dili ile öğrenmeye çalıştığımızdan daima onlardan geriye kalmaya mahkum oluyoruz.
Yani geri kalışımızın sebebi onlar değildir. Suçlu tamamen Amerikan sevdası uğruna dilini ve kültürünü milletine unutturan ve yabancı kültürlere milletini teslim etmeyi ilericilik sayan Türk yönecilerindedir.
Kültür yozlaşmamızın ulaştığı seviyeyi anlatabilmek için güncel bir misal vereceğim.
23 OCAK 2005 tarihli büyük gazeteleri açın. Tam sayfa HSBC (Eyçesbisi Bankası) reklamını göreceksiniz. Bu banka Türkiye’dedir ve mudileri biz Türkleriz. Banka doğal olarak yeni Türk müşteriler arıyor. Ve başarılarını anlatarak tasarruflarımızı bu bankaya yatırmamızı istiyor. Burada konumuz asla şu veya bu bankayı yermek değildir. Banka kendisine sağlanan ortamda doğru olanı yapmaktadır. Yani konumuzun seçilen banka ile bir ilgisi yoktur. Çünkü aynisini diğerlerinde de görmek mümkündür.
Ben bu reklamdaki bazı ibareleri üşenmeden yazmak istiyorum. Belki bizden sonraki nesillere ibret alacakları bir belge olarak kalır diye düşünüyorum. Şöyle diyor reklam;
“ İSTEKLERİNİZE ULAŞMANIN ADVANTAGE YOLU” bu ibare ile ADVANTAGE alabileceğiniz kuruluşları teker teker banka logosu etrafına dizmiş…
İşte burada önemli olan bu kuruluşların isimleri. Bunları okurken; Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşı olduğumuzu, Türkiye’de yaşadığımızı ve Anayasamızın değiştirilemeyecek ve değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddelerine göre dilimizin TÜRKÇE olduğunu bir kere daha hatırlayalım…
İşte sizlere Eyçesbisi Bankasının ADVANTAGE sağlayacağı kuruluşların isimleri;
ABBATE, ACCESSORIZE, ADIDAS, AFRODIT, AIDATA, ALFEMO, BACK-UP, BAUHAUS, BATIK, BASCUDA.COM, BELLONA, BENETTON, BERNARDO, BETA, BEYMEN CLUB,BOSH, BRIDGESTONE, BURTGER KING, CHICCO, CLUB JOLLY TUR, COLINS / LOFT, COLLEZIONE, D & R, DAGI, DAMAT TWEEN / ADV, DANIEL HECHTER, DESA, DHL, DIESEL, DIVARESE, ELLESSE & BILLABONG, ENDI, ESCOTLAND, ESSE, ETS, FLO, FRENCH CONNECTION, GAGGENAU, GANT, GENPA, GERARD DAREL, GOLDAŞ, HERRY, HILTON, HOTIÇ, IDéEFIXE, JOKER MAXI TOYS, JUMBO, KANZ, KİP / RAMSEY, KİPA, KVK, LOTON, LC WAIKIKI, LEE COOPER, LEE / WRANGLER, LEVI’S / DOCKERS, LOTUS JEANS, LTB by LITTLE BIG, MANGO, MISS SIXTY & ENERGIE, MONEV, MORGAN, MORE & MORE, MOTHER CARE, MUDO, MUSTANG, NAUTICA, NETWORK, ON ON, OFFICE 1 SUPERSTORE, PABETLAND, PARK BRAVO / NINE WEST, PERSAN, PROFILO, PUMA, REEBOK, RODI, ROMAN, SETUR, SEVEN HILL, SILK & CASHMERE, SISLEY, SPORT POINT, STEFANEL, STEP, STORK’S, SWATCH, TEFAL, TEKNOSA, TEPE HOME, THE BODY SHOP, TIFFANY, TOMMY HILFIGER, TOPSHOP, TOYS”R”US, UNIQUEART, VAILLANT, VAKKO / VAKKORAMA / W, VEPA SPORT, VESTEL, VIVID, WOW, YVES ROCHER,
Bankanın sağladığı hizmetler sadece bu yukarıda saydığım 103 yabancı isimli kuruluş ile sınırlı kalmıyor. Bunun yanında Türkiyede hala Türkçe isimle ayakta kalabilme başarısını gösteren 37 adet kuruluşa daha hizmet sunuluyor.
Yukarıdaki misal geldiğimiz noktanın tesbiti amacıyla verilmiştir.
Sonuç olarak;
Türk dili ile birlikte Türk Kültürü de büyük bir hızla ortadan kalmak üzeredir. Acilen ve ivedilikle tedbir alınmadığı takdirde ülkemiz artık küçük değil, gerçek Amerika olacaktır. Yöneticilerimiz tarihi vebal altındadır. Tarihimiz kültürünü kaybeden soydaşlarımızın başka milletler olarak tarih sahnesinde yer aldığının örnekleri ile doludur.
Yabancı dille öğretimle bugün hem öğrencilerimizin ve hemde öğretim kadrolarının başarısı engellenmekte nesiller giderek kendi öz benliğinden uzaklaşmaktadır. Uzun vadede ise Türkçemiz bilim dili olma vasfını tamamen kaybetmesinin yanında milli dil niteliğini de kaybedeceğinden dilin milletleşmedeki önemli etkisi tamamen ortadan kalkacaktır. Yani milletimiz millet olma vasfını kaybedecektir.
Dilin kaybı ile, giderek milli bilinçten yoksun, kendine, milletine ve devletine güvenmeyen dış baskılar karşısında başı eğilmiş, küresel güçlerin maşası olmuş nesiller ortalığı kaplayacaktır. İşte küresel mimarların da arzu ettikleri sonuç budur. Onlar küçük küçük tüketici kalabalıklar arzu etmektedirler. Üniter devletler, bağımsızlık ve özgürlükler, inanç sistemleri küresel dünyanın ortadan kaldırmaya çalıştığı ve güçlenmelerine engel olarak görüp hedef aldığı temel kavramlardır.
Şurası asla unutulmamalıdır. Milletleşme ve çağdaşlaşma ancak ana dille eğitim ve öğretim ile gerçekleşmiştir. Bunun aksini düşünmek bu ülkeye ve insanlarımıza karşı yapılmış en büyük hıyanettir.
Türk halkı üzerinde oynanan küresel oyunları artık görmeli. Silkelenmeli ve kendi özüne dönmelidir. Bu yapılmadığı takdirde çok kısa bir gelecekte artık bu topraklara Türkeli denilmeyeğini de bilmelidir….


Dr. Tahir Tamer Kumkale
25 Ocak 2005 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale