29 Mayıs 2017 Pazartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum....

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Ordu-millet Türklerin zafer bayramı kutlu olsun
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 29 Ağustos 2010 Pazar 

Türk vatanının ve Türklük camiasının şan ve şerefini, iç ve dış her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni her an yapmaya hazır ve hazırlanmış olduğuna benim ve büyük milletimizin tam bir inan ve itimadımız vardır.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1938)

26 Ağustos’ta başlayıp 30 Ağustos 1922’de muhteşem bir zaferle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin 88 inci yılını bütün yurt sathında coşku ile kutluyoruz.
24 milyon Km.karelik Osmanlı İmparatorluğunun Anadoluda kalan yanmış yıkılmış ve her köşesi harabeye dönmüş toprakları üzerinde Gazi Mustafa Kemal önderliğindeki bir avuç insanın oluşturduğu genç cumhuriyetimiz bugün gelişmiş dünya ülkeleri arasında layık olduğu yeri almış gibi görülmektedir.

Fakat işin aslı öyle değildir. Can verip, kanımızı dökerek başarıyla sonuçlananan Kurtuluş Savaşı ile elde ettiğimiz bağımsızlığımız ve kurduğumuz devletimiz günümüzde, kurulduğu tarihteki gibi özgür ve bağımsız değildir. O günlerde ayyıldızlı bayrağımızı selamlayarak ülkemizi terk eden ülkeler bugün ekonomileri, kültürleri, hukuki düzenleri ile ülkemizi bir uçtan bir uca işgal etmişlerdir. Bununla da kalmamışlar ellerinde bulunan sınırsız iletişim imkânları ile Türk milletinin beyinlerini satın alarak insanlarımızı küresel mihraklara tam bağımlı hale getirmişlerdir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 90 yıl önce 23 Nisan 1920’de TBMM duvarına astırdığı “Hâkimiyet Kayıtsız Şartsız milletindir” vecizesi hâlâ bulunduğu yerde durmaktadır. Fakat hâkimiyet gerçekte millette ve milletinin seçtiklerinde değildir. Ülkemiz küresel güçlere tam anlamıyla teslim olmuştur. Bugün ülke yönetiminde ağırlık ABD’nin, AB’nin, IMF’nin ve dünya bankasının eline geçmiştir. Hatta Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın kapış kapış satılan “Haliçte yaşayan Simonlar” kitabında belirttiğine göre ülkede yönetim bir dini cemaatin eline geçmiştir. Bizim seçtiklerimiz ve seçilenlerin atadıkları devlet memurları ise onların emir ve buyruklarını harfiyen yerine getiren robotlar haline dönüştürülmüştür.

Ülke toprakları üzerinde bağımsız bir Kürdistan kurmak için devlet güçlerine karşı silahlı mücadele veren PKK terör örgütü yandaşları artık demokratik hakları öne sürerek özerklik isteklerini açıkça dile getirebilmektedir.

Türk milleti bugün yeniden zafer kazanmak için hazırlıklı olmak zorundadır. Çünkü Atatürk Türkiyesinin küresel emperyalizm karşısında son yıllarda kaybettiklerinin geri alınması için yeniden kurtuluş savaşına ihtiyaç vardır. Türkiye üzerinde menfaati olan küresel güçler böyle bir savaşı beklediklerini ifade etmektedirler. Ve bu güçler bu savaşı verecek olanın Türk ordusu ve onu yaratan Türk milleti olduğunun farkındadır. İşte bu yüzden Türk milletinin dayandığı en büyük güç olan ordunun zayıflatılması için plânlı saldırılar dört bir yandan artarak devam etmektedir.

Nitekim 28 Ağustos 2010’da Genelkurmayda yapılan devir-teslim töreninde yaptıkları konuşmalarda Org. Başbuğ ve Org. Koşaner ayrı ayrı Türk Silahlı Kuvvetleri üzerindeki artan “Asimetrik Psikolojik Savaş” saldırısını dile getirmişlerdir.

36 yıl ordunun üniformasını şerefle taşıyan bir kişi olarak bu kutsal ocağı bütün unsurları ile tanıyorum. Binlerce yıldan bu yana nesilden nesile aktarılarak gelen köklü geleneklerin bir daha söküp atılamayacak şekilde ordu saflarında nasıl kökleştiğini de iyi biliyorum. İşte bu yüzden hangi isimle ve hangi şartlarda saldırırlarsa saldırsınlar Türk ordularının savaşma azim ve iradesini asla bozamayacaklarını iddia ediyorum.

Ordu- Millet kavramı ile bütünleşen ve Kara Kuvvetlerinin 2500 yıllık şanlı tarihi ile nam salan Türk ordusu mensupları hakkında satın alınmış kalemlerce atılan iftiraların halk nezdinde hiç bir değerinin olmadığı bir gerçektir. Satın alınmış beyinlerin bu gerçeği hâlâ anlayamamış olmalarına şaşıyorum..

Mazisi karanlık ama kendini medeni sanan insanlık yoksunu garip bir kısım ABD ve AB yöneticisinin bize insanlık ve askerlik dersi vermesini de içimize sindirmemiz asla mümkün değildir. Atatürk Türkiyesinin gerçek sahibi olan Türk halkının; Avrupalı ve Amerikalı ne derse desin, dış güçlerin istekleri doğrultusunda yöneticileri ne yaparsa yapsın, kendi bağrından çıkan Silahlı Kuvvetlerine ve dolayısıyla devletine sahip çıkacağına bütün kalbimle inanıyorum.

Türkiye; dünyanın merkezinde yer alarak dünyadaki en belâlı ve şaibeli bölge durumunu muhafaza eden Ortadoğu-Kafkaslar- Balkanlar üçgeninin tam ortasındadır. Ülkemiz, hangi pakta dahil olursa olsun, hangi devletler ile ittifak yaparsa yapsın bölgesinde kendi gücüne dayanarak ayakta kalmak mecburiyetindedir. Kendi gücümüz derken kastettiğim Türk ordusunun gücüdür. Eğer güçlü Türk ordusu olmasa idi bu coğrafya’da bizi bir gün dahi yaşatmazlardı. Zaten ordumuz olmadan devlet olma vasfınız da kalmazdı.

Osmanlı’nın yıkılmasını müteakip sıcak savaşlardan kurtulamayan bölge ülkeleri arasındaki savaşlar günümüzde de kıyasıya devam etmektedir. Türkiye’nin bölgede devam eden savaşların dışında kalması ve sonuçlarından etkilenmemesi beklenemez. Günümüz savaşlarını ise devletler sadece cephelerdeki orduları ile değil, milletlerini bütün unsurlarıyla devreye sokarak ( topyekün milli güç unsurlarını kullanarak) yaparlar. Türkiye böyle savaşlara her zaman hazır olmak zorundadır.

Askerlik mesleği devletin ve milletin bek’asını sağlayan, kendine has özellikleri bulunan, zor, meşâkkatli, şahsi ferâgat ve fedakârlık isteyen, karmaşık, geniş bilgi ve beceriyi gerektiren kutsal bir meslektir. Türkler, tarihin ilk devirlerinden itibaren kendisini koruyan ordularına ve askerliğe büyük önem vermişlerdir Sosyal yaşamlarının her safhasında askeri karakter taşıyan disiplinli bir millet olmanın en güzel örneklerini sergilemişlerdir.

Türk Orduları, Türk milletinin yaşantısında daima ön planda olmuş ve ağır mesuliyetler yüklenerek devlet hayatının vazgeçilmez temel unsurunu teşkil etmişlerdir. Türklerin binlerce yıldan beri taşıdıkları Ordu-Millet olma vasfı onun askeri kültürünün zenginliğinin ve gücünün en veciz ifadesidir.

Türk Ordusu; milletinin bağrından çıkmıştır ve milleti temsil etmektedir. Türk milleti ordusunun güçlenmesi ve kuvvetlenmesi için varını yoğunu verirken, Silahlı Kuvvetlerimiz milletine ve şanlı tarihine lâyık olabilmek için var gücüyle çalışmaktadır.

Milletimin 30 Ağustos Zafer Bayramını kutluyorum. Bize bu ülkede egemen ve özgür yaşamamazı sağlayan kahraman askerlerimizi, şanlı Mehmetçikleri saygıyla anıyorum. Şehitlerimizin ve gazilerimizin aziz hatıraları önünde tazimle eğiliyorum. Bu kutsal ocağın daima bağımsızlığımızın sembolü olacağına inanıyorum.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
29 Ağustos 2010 Pazar

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale