20 AĞUSTOS 2017 PAZAR

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Yüzbaşı Metin Gürcan'la gurur duyuyoruz
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 24 Şubat 2011 Perşembe 

Bugün Türk milleti, muvaffak olduğu her hayatî şeyin kahramanı olarak kendi ordusunu, ordusuna kumanda eden öz evlâtlarından kurulu subaylar topluluğunu, yüksek kumanda kurulunu görmektedir.
(Gazi Mustafa  Kemal Atatürk - 1931);

Türk milletinin gözbebeği, devletimizin bek’asının teminatı olan asker evlâtlarımızın medyada yoğun bir karalama kampanyası ile karşı karşıya bırakılarak yıpratılmaya çalışıldığına şahit olmaktayız.

Son olarak milletimizin gurur duyması gereken kahraman Yüzbaşı Metin Gürcan’ ın 2006 yılında Şırnak’taki birliğinde askerlerine tutturduğu hedefe ateş etmesi olayı adeta vatan hainliği gibi gündeme taşınmıştır. Kırk yıldır ülkemizi bölmeye çalışan küresel destekli eşkiyalara karşı vatan topraklarını cansiperane savunan muharip askerlerin kendi emrindeki personelin hayatını tehlikeye attığının düşünülmesi dahi onlara yapılmış en büyük hakarettir.

Bilmemek ayıp değildir. Ama imkan varken öğrenme gayreti göstermeden cahil kalıp bilgisizce saldırmak ayıptır. Türk askerlerini karalamak için birbirleri ile yarışan sizler Türk askerini asla tanımıyorsunuz. Ve tanımamakta da direniyorsunuz.

Örnek verdiğiniz demokrasi dağıttığını zanneden batı ülkelerinde böyle askerlere rastlamamış olabilirsiniz. Bu çok doğaldır.

Çünkü, döne döne gösterilen Yzb. Metin Gürcan’ın atış sahnesinin bir benzerini dünyanın hiç bir ordusunda göremezsiniz.

Çünkü onlar bunu yapamazlar. Yapmazlar değil, yapamazlar. Çünkü o ordular böyle bir eğitim ve disiplin seviyesine asla ulaşamazlar. Çünkü o orduların subayları emrindeki askerleri ile Yüzbaşı Gürcan gibi kaynaşarak et-tırnak misali yekvücut olmuş bir güce erişemezler.

Bu muhteşem görüntüyü gıpta ile seyreden dünya ordularının birbiriyle  kaynaşmış Türk Subay ve askerlerinden alacağı çok önemli dersler vadır. Yüzbaşı Gürcan’a yönelik eleştirilere  devam ediliyor. Ama bu yüzbaşının sadece Harbokulu ve Sınıf Okulu mezunu olmayıp, çok özel eğitim görmüş Türk Özel Kuvvetlerine mensup tecrübeli ve sıradışı bir subay olduğu unutuluyor.

Türk Özel Kuvvetleri’ne mensup olmak büyük bir mazhariyettir. Gönüllü olanların seçildiği bu birlikte gözünü budaktan sakınmayan, cesur, milli ve manevi duyguları en üst düzeyde gelişmiş subay ve astsubaylar görev yapar.
Bu birliğe katılacaklar göreve başlamadan önce iki  yılı aşan bir süre çok zor şartlarda gerçekleşen komando, gayri nizami harp, paraşüt, hayatı idame, sualtı ve su üstü taarruz gibi kurslardan geçerler. Herbiri başlıbaşına bir silah haline dönüşen özel kuvvet mensupları en son teknolojilerle donatılmış silah ve teçhizatı kullanırlar.
Subay, astsubay ve uzman çavuşların görev aldığı bir özel kuvvet timi her alanda birbirini tamamlayan ve tekvücut halinde hareket eden askerlerden oluşur.

Videoda seyrettiğimiz görüntülerine göre özel kuvvetler mensubu Yüzbaşı Gürcan; askerlerini tehlikeye atmamıştır. Aksine devam eden operasyonlarla zaten heran ölüm tehdidi altında olan askerlerinin komutanlarına, kendine ve birlik mensubu arkadaşlarına güvenini tazeleyerek onların gücüne güç katmıştır. Bir bakıma onları düşmanın üzerine atılmaya hazır pimi çekilmiş bir bomba haline getirmiştir. Terörle mücade eden birlik personeli arasında benzeri davranışların sıkça görüldüğüne bu konuda yazılarak piyasada satışa sunulmuş pek çok anı kitabında rastlamak mümkündür.

Askerleri merasimlerde ve protokol gereği katılmak zorunda oldukları yemekli ve  müzikli toplantılarda şatafatlı kıyafetler içinde görerek onları iyi tanıdığını sanan kişilerin Yüzbaşı Metin ve emrinde ölmeye and içmiş askerlerini anlaması asla mümkün değildir.
Askerin işi; savaş sanatını öğrenmek, emri altındakilere öğretmek ve gerektiğinde öğrendiklerini bizzat muharebe alanında uygulamaktır. Türk ordusu, "Barışta ter dökmeyen savaşta kan döker" kavramına uygun şekilde barışta da aynen savaşır gibi eğitim yapar.

Yüzbaşı Gürcan; Özel Kuvvetler mensubu olup çok iyi yetişmiştir. Şırnak’ta komuta ettiği birlik merasim birliği değildir. Emrindekiler, bizzat operasyonlara katılan ve her an ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olan askerlerdir. Yani bölge bir savaş alanıdır. Orada sadece savaşır gibi eğitim değil, bizzat savaş yapılmaktadır. Çünkü, bugün Türkiye’nin sokaklarında, ovalarında, tepelerinde ve dağlarında 40 yıldır devam eden "Düşük Yoğunluklu Savaş" olarak adlandırdığımız bir savaş vardır. Türk askeri bu savaşta saldırılan hedef durumundadır. Bayrağa sarılı olarak evlerine yolladığımız evlâtlarımız sokakta gezerken değil, 73 milyonun güvenliği ve devletimizin bek’ası için için göğüs göğüse savaşırken şehit olmuşlardır. Yüzbaşı Gürcan, birtakım mihraklarca israrla vurgulandığı gibi disiplinsiz ve eğitimsiz değildir. Aksine çok iyi bir eğitim süreci sonunda elde ettiği disiplin ile özgüvenini kazanmış ve ilaveten astlarının kendisine güvenini sağlamış örnek bir askerdir.

Aslında askerliği ve askerin yaşadığı fiziki şartları bilmeyen, askerin içinde bulunduğu psikolojik ortamı kavramaktan aciz ve kendi yarattığı sanal alemde sıkışmış kişilerin bu olayı değerlendirmesinin fazla bir önemi yoktur. Ben inanıyorum ki Yüzbaşı Gürcan’n atış gösterisini seyreden yabancı askerlerin tüyleri diken diken olmuştur. Korkmuşlar ve ürkmüşlerdir. Çünkü askeri eğitim alan kişiler böyle durumların ancak çok disiplinli ve iyi eğitimli birliklerde olabileceğinin idraki içindedirler.

Askerliğini piyade birliklerinde yapanlar iyi bilirler. Her piyade kışlasında mutlaka bir "SIZMA PARKI" vardır. Burası, savaş alanında zor şarlarda ateş altında ilerleme eğitiminin hakiki mermiler kullanılarak verildiği 50X100 m. ebadında bir eğitim alanıdır.  Bu alanda askerin muharebede karşılaşacağı her türlü engel bulunur.  Askerler bu parkurdan manga ve timler halinde ve özellikle de gece geçerler. Topluca  bulundukları savunma mevziinden taaruruza başlamadan önce tam karşılarına yerleştirilmiş iki kule üzerindeki makinalı tüfekten hakiki mermilerle atışa başlanır. Beş mermiden birisinde kırmızı renkli izli fişek kullanıldığı makinalı tüfeklerin namluları yere yapışmış haldeki askerlerin 50 santim üzerinden geçecek şekilde sabitlenmiştir. Yani askerler eğitimde öğrendikleri şekilde hareket ettikleri takdirde hiç bir tehlikesi yoktur. Ama gecenin karanlığında, parkur içinde patlatılan sis ve hakem bombalarının yanında izli mermilerin askerin sırtının üzerinden geçerek hemen arkalarındaki toprağı havalandırması insanı çok tedirgin eder. Ortalığı kaplayan ateş ve barut kokuları doğrudan teneffüs edilirken dikenli tel ve pek çok mania ile örtülmüş alandan mutlaka geçmek zorunda bulunulması çok önemlidir.

1965 yılında Kara Harbokulu İzmir Menteş tatbikat bölgesinde ilk defa bu mermi yolunun altından ve pek çok engel arasından adeta toprağa yapışarak ve tırnaklarımla toprağı kazıyarak hedef küçültmeğe çabalayıp geçtiğimde 100 metrenin ne kadar uzun olduğunu idrak etmiştim. O kısacık mesafeyi aşıp geçtiğimizde terden tamamen sırılsıklam olan elbisemin toprakla karışarak aldığı durumu unutamam. Ağzıma dolan toprakları temizlerken artık kendimi tam bir asker olarak hissettiğimi hatırlıyorum.

Sızma parkı eğitimi çok basit ve sıradan bütün askerlerin katıldığı bir eğitimdir. Komando birliklerinin ve özellikle de özel kuvvetlerin yaptıkları eğitimler çok daha tehlikeli ve zordur. Onlar her türlü ölüm riskini yaşayarak eğitilirler. Böyle eğitilmedikleri takdirde görevlerini yapmaları mümkün değildir. İşte Gürcan yüzbaşı da bu çok özel askerlerden biridir. O ve O’nun gibiler her zaman gurur duyulacak tek kişilik ordulardır.
Ben iddia ediyorum; Yüzbaşı Gürcan’ın atış yaptığı hedefte bulunan askerlerini teker teker çağırın ve konuşun. Hepsinin bu gösteride yer almaktan gurur duyduğunu işiteceksiniz. Bunların her birinin Yüzbaşı Gürcan’ın emrinde seve seve ölmeye gideceğini vurgulayacalarına da şahit olunacaktır.

Sonuç olarak; İşte Türk ordusu budur... Türk ordusunun bağrındaki Yüzbaşı Gürcan’lar saymakla bitmez. Bunun için Türk ordusu dünyanın en disiplinli ve en savaşçı ordusudur. Küresel güçler Yüzbaşı Gürcanları çok iyi bilmektedir. Onun için onları cephede değil medyada yenmeğe çalışmaktadır. Ama buna güçleri yetmeyecektir.
Hangi makam, mevki ve görevde olursa olsun, kimin adına iş yaparsa yapsın hiç kimsenin Türk subayını aşağılamaya ve o’nu milletinin evlatlarının tehlikeye atıyor şeklinde göstermeğe hakkı yoktur.

Türk milleti, Yüzbaşı Gürcan ve askerlerine daima sahip çıkacaktır. Türk subayının medya oyunlarıyla ve sahte karalamalarla yıkılamayacağını bütün şer kafalar bir kere daha öğrenmek zorundadır. Türk subaylarına karşı önyargılı kişileri bünyesinde barındıran medya mensuplarını ciddiyete davet ediyorum. TÜRK MİLLETİ, BAĞRINDAN ÇIKARDIĞI TÜRK SUBAYLARI İLE DAİMA GURUR DUYMUŞTUR VE DUYMAYA DEVAM EDECEKTİR...


Dr. Tahir Tamer Kumkale
24 Şubat 2011 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale