21 HAZİRAN 2017 Çarşamba

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum....

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Türk Polisi'nin vatan borcunu yapması engellenemez
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 30 Ocak 2011 Pazar 

Türk Milleti, ne vakit yükselmek için adım atmak istemişse bu adımların önünde daima baş olarak, daima yüksek milli ideali gerçekleştiren hareketlerin önderi olarak kendi kahraman çocuklarından kurulu ordusunu görmüştür.
(Gazi Mustafa Kemal Atatürk - 1931)

Türk erkeği, asker olarak doğar ve asker olarak ölür. Bu husus Türk toplumunda binlerce yıldır değişmeyen bir değer yargısıdır.

Türk milletinin tarihi karakterini vurgulayan Ordu-Millet kavramı, dünyanın en zor coğrafyasında hür ve bağımsız yaşamamızın gözle görülmeyen ama bilinen gerçeğidir.

Türk toplumunun temelini teşkil eden aile yapımız Ordu-Millet vasfımızın bütün unsurlarını taşımaktadır. Her Türk erkeği, Türk toplumuna entegre olabilmek için vatan borcu olarak bilinen kutsal askerlik görevini yapmak zorundadır. Bu tarihi, kültürel ve toplumun isteyerek kabullendiği bir zorunluluktur. Makam, mevki, tahsil ve tecrübesi ne olursa olsun sağlıklı her Türk erkeği askerlik sistemi içinden geçmedi ise ona toplum adam gözü ile bakmaz. İş vermez. Kız vermez. Özetle değer vermez ve onu dışlar. Bu gerçek binlerce yıldan gelerek bir toplumsal zorunluluk haline gelmiş ve bilahare yasalarla perçinlenerek şimdiye kadar aksamadan uygulanmıştır.

Şimdi ilk defa görüyoruz ve duyuyoruz ki, polislik mesleğini sürdüren Türk erkeklerinden bu kutsal askerlik görevini yapma imkanı ellerinden alınacaktır. Yani polislerimiz benzeri eğitimleri aldıkları gerekçesiyle askerlik hizmetinden muaf tutulacaklardır. Hangi sebeple olursa olsun bu uygulama polislerimiz için büyük haksızlıktır. Askerlik hizmetini yapmayan kişilerin toplum içindeki değeri düşünüldüğünde polislerimizin vatan borcunu yapamamış olmalarının ezikliğini bir ömür boyu yük olarak taşıyacağı açıktır.

Kanaatimce, komşularıyla sıfır sorun hedefini seçen ve dış politikasını buna göre düzenleyen Ak Parti yönetimi askerlik hizmetinin yürütülmesindeki binlerce yıllık teamülleri dikkate almayarak yeni bir yapılanma yolunda ilerlemektedir. Polisler için getirilen bu uygulamanın benzeri şartları haiz olan diğer meslek gruplarına da sıçraması kaçınılmaz görülmektedir. Bunu çok tehlikeli bir uygulama olarak değerlendiriyorum.
Askerlik vatan borcudur ve her Türk erkeği bu borcu yerine getirmek zorundadır. Toplumda vatan borcu olarak yerleşen askerlik hizmetinin süresini ve uygulama şeklini  mesleklere, tahsil durumuna ve ihtiyaç durumuna azaltıp çoğaltmak mümkündür. Ama toplumun çok önemli bir kesimini bu işten muaf tutarak bu büyük kültürel eğitim imkanından onları mahrum etmek yanlıştır.

Yani, erkek polislerimizin askerlik gibi devletin ve milletin bek’asını sağlayan, kendine has özellikleri bulunan, zor, meşâkkatli, şahsi ferâgat ve fedakârlık isteyen, karmaşık, geniş bilgi ve beceriyi gerektiren kutsal görevden muaf tutulmaları uygun olmamıştır. Yedek Subaylık, Yedek Astsubaylık, Kısa dönem askerlik, Sözleşmeli askerlik, Bedelli askerlik, Dövizli askerlik v.s. gibi uygulamalar içinde çeşitli meslek gruplarına bazı ayrıcalıklar tanınabilir. Ama toplumda bir meslek grubunun askerlik hizmeti dışında tutulması Türk toplumunun yapısına uygun değildir. Toplumun değer yargılarında zaman içinde onarılamayacak yaralar açması kaçınılmazdır.

Dünya bilmektedir ki Türk Milleti; tarih boyunca kendisini koruyan ordularına ve askerliğe büyük önem vermişler ve günlük yaşamlarının her safhasında askeri karakterli bir millet olmanın en güzel örneklerini meydana getirmişlerdir. Türk Ordusu, ağır mesuliyetler yüklenerek devlet hayatının vazgeçilmez temel unsurunu teşkil etmişlerdir. ORDU-MİLLET olma vasfı Türk milletinin askeri kültürünün zenginliğinin ve gücünün en veciz ifadesidir.

Türklerde milli karakter halinde bulunan büyüğe saygı ve itaat duygusu, bir ruh ve davranış biçimi olarak “ ÜSTE SAYGI ” şeklinde ordu saflarında başlar ve gelişir. Her meslekte geçerli olan üste ve amirlere mutlak itaat ile sonsuz güven duygusu Türk toplum hayatında temel davranış biçimi olarak yer alır. Türk askerinin gücünü ve moral kaynağını oluşturan "disiplinli bir ordu olma" vasfı dünyaca bilinmektedir. Türk Askeri denilince akla hemen disiplinli bir ordu gelir. Disiplin, ancak iyi bir eğitim ile kazanılıp muhafaza edilmesine rağmen Türk askeri bu disiplini korku ile değil, vicdanından gelen sese uyarak geliştirir ve pekiştirir. Türk askerinde eğitim; doğasında varolan inanç ve ruh halinin, vatan sevgisinin, kendisine emanet edilen vatan topraklarının korunması idealine daha iyi hizmet edebilme aşkının bir belirtisidir.

Uzmanlara göre dünyada şimdiye kadar bilinen ve geliştirilen en tehlikeli silah; Ölümü göze almış insandır. Ancak bu insan; hayatından bezdiği veya deli olduğu için ölüme giden insan değildir. O insan; atalarından ve ailesinden aldığı köklü kültür değerlerinin ordu saflarında üstün bir eğitim anlayışıyla pekiştirilmesi sonucunda gözünü kırpmadan ölüme koşan Türk askerinde şekillenmiştir. İşte bu değişmeyen kültür değerleri Türk insanını bizzat en tesirli silah haline getirmektedir.

Çocukluktan itibaren bütün Türk erkeklerine “ Ordu saflarında ölünce askerin en büyük rütbesi olan 'ŞEHİTLİK' mertebesine erişeceği, sağ kalırsa toplumdaki diğer en değerli mevki olan 'GAZİLİK' mertebesine ulaşılacağı, bunun için bu ocağa gönderildiği” hususu aileleri tarafından aşılanmaktadır. Bir başka deyişle evlatlarımızın beyinleri yıkanmaktadır. Alınan köklü islâm kültürü ve terbiyesiyle bu mevhum zihinlerde iyice yer etmektedir. İşte bundan dolayıdır ki; o basit, sakin, gösterişsiz ve son derece mütevazi görünüşlü, saf ve temiz Türk askeri; muharebede bir yıldırım ve bir kasırga  gibi coşmakta, gözünü dahi kırpmadan üzerine atıldığı düşmanlarının korkulu rüyası olmaktadır. Bu değişmez karakter, bu üstün nitelik Türk erkeklerine atalarından kalan en büyük mirastır. Kuşaklar boyu nesilden nesile aktarılarak günümüze taşınmıştır.

Şehitlerimizin yüreği acı ile kavrulan anne ve babalarının vekâr ve gurur içinde “Vatan Sağolsun. Bu vatana bir Mehmet feda olsun” diyerek, toplum içindeki yerlerini yüceltmelerinin bir başka örneğine dünyada rastlamak mümkün değildir. Türk askerini ölümsüzleştiren bu duygu Türkleri diğer milletlerden ayıran eşsiz bir değer yargısıdır.
Çanakkale’yi ve Kurtuluş Savaşını kazanan Türk askerini, yani Mehmetçiği ; Türk  milletinin herhangi bir ferdinden ayırmak mümkün değildir. Hele bu evlâtlarımızı diğer orduların askerleri ile karşılaştırmak ise çok yanlıştır. O’ şahsında bağrından çıktığı 12.000 yıllık geçmişe sahip Türk’ün genel karakterini taşır, onu en iyi temsil eden bir sembol kişilik olarak tarihteki yerini alır.

Sonuç olarak; Türk erkeğinin vatan borcunu yapmak için katıldığı ordu saflarında kazandığı değerlerden polislerimizin yararlanamayacağını düşünmek dahi istemiyorum. Polislerimizin askerlikten tamamen muaf tutulması uygulamasının ne polislerimize ve nede devletimize hiç bir yararı yoktur. Aksine binlerce yıllık Türk askerlik tarihinde çok önemli bir değer yargısını bozacağından zararı çoktur. Askerlikten tamamen muaf tutulma, yani vatan borcunu yapmaktan mahrum edilme uygulamasına bizzat polislerimizin şiddetle karşı çıkacağını değerlendiriyorum.

Bununla birlikte aldıkları eğitim, yaptıkları görev,ve ulaştıkları mesleki rütbe gözönüne alınarak polislerimizin askerlik süresinde kısaltmaya gidilebilir. Ayni şekilde ordu içinde benzeri görevleri yapan Merkez Komutanlığı birlikleri veya Jandarma teşkilatı içinde tespit edilecek özel yerlerde görev yapmaları düzenlemesine gidilmesini de yararlı olarak değerlendiriyorum.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
30 Ocak 2011 Pazar

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale