28 Mayıs 2017 Pazar

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum....

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Öğretmenlerimiz gençliğin yetiştirilmesi, devletin geleceğidir
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 24 Kasım 2010 Çarşamba 

"Öğretmenler! Yeni nesli, cumhuriyetin fedâkar öğretmen ve eğitimcileri, sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle orantılı bulunacaktır."
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1924)

Ülkemizde vatandaşlarımızın ve özellikle aydınlarımızın uygulanmakta olan eğitim siyaseti ile ilgili olarak derin endişeleri bulunmaktadır. Üzüntü ile belirtmeliyim ki son elli yıldır Türk eğitim sistemi ile ilgili olarak uygulanan devlet politikaları yetersiz kalmış ve bütün uygulamalar amaca yönelik değil günü kurtarmaya yönelik alınmıştır.

Siyasi iktidarlar ileriyi görememiş ve 21. yüzyılda karşılaştığımız bilgi çağı gerçeğini kavrayamamış ve gerekli vizyonu oluşturamamıştır. Günü kurtarma yönünde alınan kararlarla gençlik kesiminin büyük kısmı bilgi çağını değil yakalamak, yakınından bile geçememişlerdir. Gençler aldıkları diploma ve belgelerin birer kağıt parçası olduğunu mezun olduklarının hemen akabinde anlamışlardır.

Sınıfta kalmanın adeta mucize olduğu bir eğitim sisteminde, kalanlarında çeşitli genelgelerle adeta zorla bir üst sınıfa geçirildiği bu sistemin yetiştireceği gençlerimizin okulları bittikten sonraki hayatlarında kendine olan güvenlerinin çok kısa bir müddet sonra sıfırlanacağı kaçınılmazdır.

Türk eğitim müfredatı oldukça iyi bir yapıya sahiptir. Ancak üzerinde tartışılması ve geliştirilmesi gerekir. Sorun müfredatta değil, tamamen uygulama ve ayrıntılardadır. Gerçekleştirilmeye çalışılan uygulama ve ayrıntılar gün geçtikçe eğitimi özünden koparmakta ve işin içinden çıkılmaz bir hale getirmektedir. İşlerin sağlıklı olarak acilen düzene sokulabilmesi için öğretimde belli reformların yapılması gereklidir. Eğitimde oluşturulacak ekiplerle yeni bir araştırma dünyasına eğilmek zorunluluğu vardır.

Kazandırılacak en önemli davranış modelinin sevgi, saygı ve hoşgörüye dayalı bir model olması sağlanmalı, kendine güvenen mutlu bireyler yetiştirilmesi hedef alınmalıdır. Mutlu ve kendine güvenen kişilerin yetiştirildiği bir eğitim sisteminde kişiler mutlaka başarılı olacaklardır. Buda devletimizin bekası için mutlaka şarttır ve olmazsa olmaz kabul edilmek zorundadır. Bunu da en kısa sürede uygulamaya sokmak ve başarmak zorundayız.

Çünkü, milli eğitimin çıkmazı, ülkenin her alanda çıkmaza sürüklenmesi demektir. Çünkü, iyi düzenlenmemiş, taşları yerine iyice oturtulmamış bir eğitim sistemi ülkenin ve devletin geleceği üzerinde korkunç bir engeldir.

Bilgi çağına uygun gençler yetiştirmek ve bilgi çağını yakalamış toplumların düzeyine en kısa sürede ulaşmak isteniyorsa yapılması gereken en önemli şart kendi dilinde eğitim ve öğretimdir. Çünkü bilgi toplumunda gençlerimizin yer alabilmesinin en önemli şartı; kendi milli değerlerinden en geniş anlamda bilgilendirilmiş olarak yetiştirilmesinde saklıdır.

Çünkü, kendi dilini iyi bilmeyen, milli kültür ve tarih bilgisinden yoksun, gelenek ve göreneklerinden, musikisinden bi haber ve iyi eğitilmemiş gençlerimiz günümüzde ulaşılan bilgi çağını asla yakalayamazlar. Buda diğer toplumların kültürleri karşısında erozyona uğramış, ne istediğini bilmeyen, sorumsuz ve mutsuz bir gençlik kitlesinin ortaya çıkmasına sebep olur ki, maalesef günümüz gençliği bu haldedir.

Bilgi toplumuna girecek olan gençlerimiz milli kültürünü, örf adet ve geleneklerini, dilini, dinini, kendine özgü olan musikisini (Türk Sanat Müziğini, Türk Halk Müziğini, Folklörünü, tasavvuf müziğini, edebiyatını vs.) o kadar içine sindirilmiş olarak eğitilecek ki; bilgi toplumunda karşılaştığı diğer kültürlerle sağlıklı düşünce alışverişini sağlıyabilsin.
 
Eğer inandığınız dini iyi bilmezseniz başka dine inananlarla bir tartışmaya girmeniz mümkün değildir.. Bu da ruhsal olarak gençlerimizi çıkmaza sürükleyecektir. Bu nedenle gençlerimizin kendi dillerinde ve kendi milli kültürleri içerisinde iyi eğitilmeleri mutlaka gerçekleştirilmelidir.

NOT: 24 Kasım 2010 Öğretmenler Gününde gündeme getirdiğim bu yazı 24 Nisan 2005 tarihinde aramızdan Sarıyer Mehmet Çam Ticaret Meslek Lisesi Müdürü sevgili kardeşim merhum S. Caner Kumkale tarafından kaleme alınmış ve 14 Aralık 2004 tarihli Önce VATAN Gazetesinde kendi hazırladığı MİLLİ EĞİTİMDE YANKI sayfasında yayınlanmıştır.

Öğrencilerini örnek bir öğretmen olarak şefkatle kucaklayan Caner Kumkale’yi rahmetle anıyorum. Tüm yurt sathında özveri ile görev yaparak Türkiye’yi geleceğe hazırlayan vefalı öğretmenlerimizin Öğretmenler Gününü kutluyorum.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
24 Kasım 2010 Çarşamba

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale