22 ŞUBAT 2017 ÇARŞAMBA

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanlarımızı saygıyla selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Kılıçdaroğlu dikkat et!... Bindiğin dalı kesiyorsun!...
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 17 Ağustos 2010 Salı 

Millî siyaset dediğim zaman, kastettiğim mâna ve anlam şudur: Millî sınırlarımız içinde, her şeyden evvel kendi kuvvetimize dayanıp varlığımızı koruyarak millet ve memleketin gerçek mutluluğuna ve bayındırlığına çalışmak...
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1927)

Kaset skandalı sonunda örnek bir davranış sergileyip CHP Genel Başkanlığından ayrılarak yerini Kemal Kılıçdaroğlu’na devreden Sayın Deniz Baykal’a ve eski yakın çalışma arkadaşlarına bugünlerde yeni CHP yönetimi tarafından yapılan yanlış davranışı şiddetle kınıyorum...

İktidar yanlısı basın tarafından israrla işlenen Baykal ve arkadaşlarının CHP’den dışlandıkları konusundaki yersiz, zamansız ve anlamsız haberlerden bahsediyorum..

CHP’deki bölünme ve parçalanmayı Sabah yazarı Mahmut Övür “Kulislerde konuşulan CHP'yi bölecek senaryo” başlığı ile köşesine taşımıştır. Buna göre;

“CHP'de Baykalcı vekilleri seçimde bir daha seçilmeme korkusu sardı. Referandumda çıkacak Evet sonrası CHP'de taşlar yerinden oynayabilir. 30 vekil DSP'ye geçip grup kurulabilir. Anamuhalefetlik ünvanı da gidebilir. Şimdi siyaset kulislerinde yeni bir CHP-DSP ilişkisinden söz ediliyor. Ancak ne var ki bu ilişki öyle bir araya gelme türünden bir ilişki değil. Bu kez iki parti arasında bir araya gelme değil "ayrılık" çanları çalıyor. Nedeni de CHP içindeki Baykalcıların rahatsızlığı. Referandumda görev verilse de verilmese de Baykal'a yakın milletvekillerinin bir daha seçilemeyeceği biliniyor. İşte bu nedenle referandum sonrası az farkla "Evet"in önde çıkması durumunda CHP'de taşların yerinden oynayacağı söyleniyor. Yaklaşık 30 milletvekilinin rahatsızlıkları nedeniyle DSP'ye geçip grup kurması kimseyi şaşırtmasın.”

Kılıçdaroğlu ile birlikte yeniden halkın umudu haline gelen CHP’nin, Baykal’ı ve Baykal’ın ekibi olarak değerlendirdikleri kadroları dışlaması gibi bir lüksü olamaz. CHP, bugün bölünmenin değil, birleşme ve bütünleşmenin, gayretleri bir araya getirmenin yaşandığı siyasi merkezi olmak zorundadır.

Son iki yıldır devlet adamlığı vasfını vurgulayıp, tecrübe ve yeteneğinin zirvesinde bir performans göstererek CHP’yi iktidara taşıma gayreti sergileyen Sayın Baykal’ın beklenmeyen zamanda ve zeminde istifa etmesi ile CHP sıçrama yapmıştır. Oluşan yeni durumda CHP liderliğini devralan Kılıçdaroğlu’nun yarattığı olumlu hava bir anda ülkeyi sarmış ve CHP Ecevit’ten sonra yeniden iktidar alternatifi olarak görülmeye başlanmıştır.

Soldaki ve Ak Parti karşıtı kesimlerdeki bölünmüşlük bir anda son bulmuş ve her zaman hizipleşmenin kaynağı olarak görülen CHP, bu defa altında toplanılacak siyaset şemsiyesi halini almıştır. Anadolu’nun her tarafından CHP’e kişisel ve kitlesel katılımlar devam etmektedir. Rahşan Ecevit partisini kapatıp CHP’ye katılmıştır. Soldaki alternatif iktidar umudu olarak yıllardır hazırlık yapan Mustafa Sarıgül, liderliğini yaptığı Değişim Hareketi’ni lağvetmiştir. Soldaki boşluk Kılıçdaroğlu ile dolduğu için artık kendilerine ihtiyaç kalmadığı gerekçesi ile üyelerinden CHP’yi desteklemelerini istemiştir. Meclisteki bağımsız milletvekilleri birbiri peşisıra CHP çatısı altında yerlerini almışlardır.

Yeni CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, olağanüstü bir performans sergileyerek bütün yurdu dolaşmakta ve halka referandum’da “Hayır” demeleri için çağrıda bulunmaktadır. Ecevit’ten sonra ilk defa bir CHP lideri bütün yurtta halkın büyük sevgi seli ile karşılanmakta ve iktidara yürüyüş hızla devam etmektedir..

Şimdiye kadar Ak Parti’ye iktidar alternatifi olarak görülmediğinden yeterli desteği bulamayan CHP artık iktidar adayı olarak adlandırılmaktadır. Kamuoyu araştırmalarında CHP’nin Ak Partiyi yakaladığı ve hatta birkaç puan öne geçtiğini gösteren anketler yayınlanmaya başlamıştır.

Buraya kadar herşeyin iyi gitmesine, CHP etrafındaki kalabalıkların artmasına, Kılıçdaroğlu’nun bütün iyi niyetine rağmen CHP’nin yeniden eski hastalığı nüksetmiştir. Yani parti içinde hizipleşme, bölünme ve dağılma süreci başlamıştır. Anketlerde ibre yeniden Ak Parti lehine dönmektedir.

Yeni CHP’ni kuran ve yıllarca partiyi bugünlere taşıyan Baykal basına verdiği son demeçlerde, “Parti genel merkezinin kendisinden ve başkanlık dönemindeki yönetim kadrolarından istifade etmek istemediğini” vurgulamaktadır. Oysa bugün CHP’de görev yapan merkez ve taşra teşkilatı tamamen Deniz Baykal’ın seçtiği kadrolardan oluşmaktadır. Siyaset alanında Ahde Vefa kavramı hiç bir zaman elden bırakılmamalıdır. Ahde vefasızlık kavramı partileri içten kemiren kurt gibi değerlendirilmelidir.

Bugün CHP’de Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun değil, Genel Sekreter Önder Sav’ın yönlendirmelerinin ön plâna çıktığı, Baykal ve Baykal yanlısı olarak değerlendirilen bazı kişilerin parti çalışmalarına alınmaması ve teşkilat binalarına sokulmaması için partinin yerel teşkilatlarına talimat verildiği konusu basında yer almaktadır. Bu hususun fiilen uygulanmayıp düşünce aşamasında kalması dahi CHP gibi köklü bir parti için utanç verici olarak değerlendirilmektedir.

CHP gemisinin yeni kaptanı Sayın Kılıçdaroğlu’dur. Bir gemide tam yetkili bir kaptan olur ve kaptanlık (liderlik) asla ortaklık kabul etmez. Lider, dağıtmaz birleştirir ve bütünler. Kaptan, geminin limana salimen yanaşması için bütün tayfaların kabiliyetlerinden azami istifade etmek zorundadır. Sayın Baykal’ın tecrübesi, bilgisi ve devlet adamlığı vasfının yadsınamaz bütün özellikleri Türk ve dünya kamuoyu tarafından çok iyi bilinmektedir.

Baykal ile birlikte CHP’de görev bekleyen çok değerli kadrolar vardır. Lider Kılıçdaroğlu bütün yurdu tek başına gezerek zamana karşı yarışırken her biri birbirinden değerli isimlerin yaz tatiline çıkarılmış olması iktidar alternatifi olarak görülen bir partiye yakışmamaktadır. Eski İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin’in durumu içler acısıdır. Tek başına İstanbul’da CHP’yi yeniden yaratan Tekin’in atıl halde tutulmasını anlamak mümkün değildir. CHP’nin en tecrübeli yöneticilerinden biri olan Eşref Erdem’in istifa edecek bir duruma getirilmesi de sorgulanması gereken ayrı bir olaydır.

Eğer bu kadrolardan bugün istifade edilmeyecekse ne zaman edilecektir. Günümüz Türkiye’si dağılmayı değil, birleşme ve bütünleşmeyi gerektirmektedir.

Sonuç olarak; CHP ilk defa olumsuz bir olayı olumluya çevirerek Kılıçdaroğlu önderliğinde iktidar rüzgarını yakalamıştır. Bu rüzgarın hızını kesmeğe kimsenin gücü yetmemelidir. Burada Sayın Kılıçdaroğlu ipleri eline almalı ve CHP’deki dağılmanın müsebbiplerini derhal tespit ederek parti ile ilişkisini kesmelidir. CHP’nin hizipleşmesine derhal son verilmeli, iktidar koşusunda eldeki yetişmiş kadrolardan son zerresine kadar istifade edilmelidir.

Medyaya yansıdığına göre CHP’deki hizipleşme ve dışlamaların sorumlusu Genel Sekreter Önder Sav’dır. Sav’ın klikleşme yolundaki çabaları Kılıçdaroğlu’nun başarısını ve liderlik performansını gölgelemekte, CHP’nın iktidar yürüyüşünü tehlikeye sokmaktadır.

Kılıçdaroğlu eğer bu ülkeyi yönetmek ve yakaladığı ilktidar alternatifi olan pozisyonunu devam ettirmek istiyorsa dizginleri eline almalı, birleşme ve bütünleşmenin önündeki engelleri derhal ortadan kaldırmalıdır.

Eğer bu yapılmadığı takdirde CHP sıradan bir muhalefet partisi haline dönüşecek ve ülkemizde demokrasinin gelişmesi engellenecektir.

Ben Kılıçdaroğlu’nun gerçek bir lider olacağına inanmak istiyorum...


Dr. Tahir Tamer Kumkale
17 Ağustos 2010 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale