23 EYLÜL 2017 CUMARTESİ

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Türk ordusu cumhuriyetin temel direğidir
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 13 Ağustos 2010 Cuma 

Türk milleti ve onun küçük ve büyük yaştaki çocukları çelikten yapılmış heykellerdir; onların ne olduklarını anlamak için onlarla savaş meydanlarında boy ölçüşmek lazımdır.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1937)

Türk tarihinde zafer ayı olarak bilinen Ağustos ayın ilk haftasını Yüksek Askeri Şura toplantısı ve sonuçları üzerinde tartışarak geçirdik.

2010 Yüksek Askeri Şura olağan Ağustos toplantıları medyada akıl almaz haber manşetleri ile yer almıştır. Yandaş medya Ak Parti yönetiminin Türk ordusuna karşı zafer kazandığını okurlarına gururla(!) duyurmuştur. Bu utanç verici durumu yaratanlar Türk ordusuna zarar verebilmenin sevincini birbirleri ile paylaşmışlardır. Aslında bu garip düşünceli gafil kişilikler milleti değil, kendilerini kandırdıklarının farkında değillerdir. Milleti ve milletin ordusunu tanımayan bu aymazlar sürüsünün Türk ordusuna zarar vermeye ve onu ideallerinden saptırmaya güçleri yetmez. Zaten kendi emrindeki ordusu ile savaşan ve ordusuna karşı zafer kazanan bir hükümet olgusunu milletimizin anlama ve algılaması da asla mümkün değildir.

Terör örgütü PKK karşısında cansiperane bir mücadele yürüten, mensuplarından her gün şehit ve gaziler çıkartan kahraman ordumuzun yüksek komuta kademesinin önemli bir bölümünün terörist suçlaması ile tutuklanmak istenmesinin mantıklı bir açıklamasını bulabilmek kolay değildir. Bu durumun ülkeye hukuk ve demokrasinin yerleşmesi gibi bir gerekçeyle açıklanmaya çalışılması ise halka inandırıcı gelmemektedir. Ordu- Millet olma vasfını 12 bin yıl öncesinden günümüze değişmeden taşıyan Türk milletinin ordusuna karşı beslediği halisane duyguların asla değiştirilemeyeceğini, Türkiye’ye karşı küresel bir saldırı yürüten dış güçler ile ülkemizdeki yardakçıları da artık öğrennek zorundadırlar.

Türk subayları binlerce yıllık gelenek ve göreneklerine bağlı kalarak yetişirler. İsimleri, boyları posları değişik olmasına rağmen hepsi ayni ruh halini taşırlar. Kutsal vatan hizmetinde her subay birbirinin aynidir. Farklı fiziksel görünümleri onları millete ve devlete hizmet yolunda ettikleri yeminden asla geri döndüremez. Değerli devre arkadaşlarım Orgeneral Hasan Iğsız ve Atilla Işık aldıkları hizmeti tamamlamışlar ve görevlerini en az onlar kadar liyakatli orgeneraller Yalçın Ataman ile Servet Yörük’e teslim etmişlerdir. Vatanı koruma ve kollama kutsal görevi hiç aksatılmadan aynen devam edecektir. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır. Hepsi ayni harbokulundan mezun olan, ayni kültür değerleri ile yine bu okuldan çıkan subaylar tarafından iyi birer Atatürkçü olarak yetiştirilen Türk subaylarını herhangi bir partinin adamı gibi görmek Türk ordusuna yapılacak en büyük hakarettir.

Onlar partilerin ve hükümetlerin değil, milletin subaylarıdır. Milletin subayları ise, milletin bağrından çıkan asker evlatlarını kendileri gibi yetiştirmek ve cumhuriyeti sonsuza kadar savunmakla yükümlüdürler. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde muhteşem bir milli mücadele sonucu tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk subaylarını bugünde çok önemli görevler beklemektedir. Çünkü 87 yıl önce kanımızı dökerek elde ettiğimiz bağımsızlığımız ve kurduğumuz devletimiz artık kuruluş dönemindeki kadar özgür ve bağımsız değildir. O günlerde ayyıldızlı bayrağımızı selamlayarak ülkemizi terk eden ülkeler bugün ekonomileri, kültürleri, hukuki düzenleri ile ülkemizi bir uçtan bir uca işgal etmişlerdir. Bununla da kalmamışlar ellerinde bulunan sınırsız iletişim imkanları ile Türk milletinin beyinlerini satın alarak insanlarımızı küresel mihraklara tam bağımlı hale getirmişlerdir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 23 Nisan 1920’de TBMM duvarına astırdığı “Hakimiyet Kayıtsız Şartsız milletindir “vecizesi hâlâ bulunduğu yerde durmaktadır. Fakat hakimiyet gerçekte millette ve milletinin seçtiklerinde değildir. Ülkemiz küresel güçlere teslim olmuştur. Son yıllarda ülke yönetiminde ağırlık ABD’nin, AB’nin, IMF’nin ve dünya bankasının eline geçmiştir. Bizim seçtiklerimiz ise onların emir ve buyruklarını harfiyen yerine getiren robotlar haline dönüştürülmüştür.

Türkiye bugün yeniden zafer kazanmaya ve yeni Lozan’lar yazmaya hazırlıklı olmaldır. Çünkü Atatürk Türkiyesinin emperyalizm karşısında son yıllarda kaybettiklerinin geri alınması için her alanda yeniden kurtuluş savaşına ihtiyaç vardır. Türkiye üzerinde menfaati olan küresel güçler bu savaşı yürütecek Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve onu yaratan Türk milletinin gücünün farkındadır. Bu yüzden Türk miletinin dayandığı en büyük güç olan ordunun zayıflatılması için dört bir yandan saldırılar devam etmektedir. Cumhuriyetimizin gerçek sahibi Türk halkının; küresel güçler ve içimizdeki yandaşları ne yaparsa yapsın, kendi bağrından çıkan Silahlı Kuvvetlerine ve dolayısıyla devletine sahip çıkacağına bütün kalbimle inanıyorum. Dünyanın en belâlı ve şaibeli bölgesi olan Balkanlar, Kafkaslar, Ortadoğu gibi dünya Jeopolitik güç merkezinde yer alan ülkemize karşı bu konumundan kaynaklanan tehdit devam etmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, hangi pakta dahil olursa olsun, hangi devletler ile ittifak yaparsa yapsın bölgesinde kendi gücüne dayanarak ayakta kalmak mecburiyetindedir. Kendi gücümüz derken kastettiğim ordumuzun gücüdür. Eğer güçlü ordularımız olmasaydı devlet olma vasfınız da kalmayacaktı.

Sonuç olarak;
- Türk Ordusu milletin bizzat kendisidir.
- Devletimizin güvenliğini sağlayacak yegâne kuruluşu Türk Silahlı Kuvvetleridir.
- Türk Askeri binlerce yıldır var olduğu tarih sahnesinde yurdunu ve milletini korumak için kendisine düşen görevi daima yerine getirmiştir.
- Türk Ordusu; Türkiye Cumhuriyeti devletinin belkemiğidir. Onsuz bu coğrafyada bir an bile yaşamamız mümkün değildir. Bugün ülkemize yönlendirilmiş küresel saldırılar karşısında her zamankinden daha güçlü ve her an harbe hazır bir orduya ihtiyacımız vardır.
- Ordularımız Cumhuriyetin bekasının gerçek teminatıdır. Hangi mevki ve makamda bulunursak bulunalım bu yüce müesseseye gözbebeğimiz gibi bakmalı, O’nu korumalı ve kollamalıyız. Aksi takdirde cumhuriyeti koruyup kollamamız mümkün değildir.
- Türk ordusu oldukça Türk milleti ebediyen payidar olacaktır.
HANGİ ŞARTLAR İÇİNDE OLURSA OLSUN BİZ TÜRKLER, SONSUZA KADAR ORDU-MİLLET OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
13 Ağustos 2010 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale