22 EKİM 2017 PAZAR

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İ,LE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Beyaz yakalı melekleri hatırlayalım
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 14 Mayıs 2010 Cuma 

Kendilerine, inkılabın ve inkilapçılığın çeşitli ve hayati vazifeler verdiği Türk vatandaşının sağlığı ve sağlamlığı her zaman üzerine dikkatle durulacak milli meselemizdir.
(Gazi Mustafa Kemal Atatürk - 1937)

Birbiri peşisıra gelen sanal gündemlerle oyalanan Türk kamuoyu yoğun geçen anayasa değişiklikleri çalışmasından sonra Baykal kasedi ve arkasından gelen Baykal’ın istifası olayına kilitlendi.
Oysa Türk insanının ilgileneceği esas gündem maddeleri de var. Ve bu gerçek gündem konuları sanal tartışmalar arasında kaybolup gidiyor.

Gerçek gündemimizin güncel olanlarından biri de hemşirelerin durumudur. Bilindiği gibi sağlık teşkilatımızın belkemiği vefâkar hemşirelerimizi onore etmek, değerlerini anlatmak ve sorunlarını gündeme getirmek maksadıyla 12-18 Mayıs arası “Hemşirelik Haftası” olarak kabul edilmiştir.

Hastahanelerde ve hemşirelik okullarındaki rutin törenler dışında bu değerli insanlar yazılı ve görsel basında bu yılda kendilerini göremediler. Sanal gündemin çok sesli çarkları arasında seslerini insanlarımıza duyuramadılar. Oysa halkımız bu meslek grubunun değerli mensuplarını “Sağlık Meleği” olarak isimlendirerek kendilerine verdikleri değeri açıkça ortaya koymuştur.

Hemşirelik mesleği çok eski tarihlere dayanmaktadır. Eski Mısır, Hindistan, Yunanistan ve Roma’da ilk çağlarda bile hemşirelik vardı. Bugünkü biçimde şartlarda olmasa da yapılıyordu. Her çağda kutsal bir meslek olan hemşirelik özellikle genç kızlarımızın tercih ettikleri bir meslek dalıdır.

Bilgi, beceri ve büyük özveri gerektiren hemşirelik mesleği günümüzde işsizliğin artması yüzünden işsiz kalarak evde babalarının eline bakan gençlerimizin bu mesleği sadece iş olarak seçmesine neden olmaktadır. Oysa hemşirelik mecbur olunduğu için değil, severek ve isteyerek yapılması gereken mesleklerden biridir . Bilelim ki hemşirelik, insan sevgisiyle dolu, şefkâtle, sabırla yapılan kutsal ve onurlu bir meslektir.

Belirli sağlık eğitimi ve öğrenimini gördükten sonra; hastaların rutin bakım hizmetlerini yürüten, kliniklerde acil sağlık hizmeti sunan, hekimlere yardımcı olan sağlık personeli kadınlara “Hemşire” erkeklere ise “Hemşir” denilmektedir. Oysa bugün cinsiyet ayrımı yapılmadan kadın ve erkek hemşire olarak çağrılmaktadır.

Dünyada modern hemşireliğin kurucusu Florence Nightingale olup, ilk hemşirelik okulunu da 1962 yılında Londra’da açmıştır. Türkiye'de modern hemşireliğin tarihi 1911'li yıllara kadar uzanıyor. O yıllarda başlayan Trablusgarp Savaşı'nda askerlerin ağır kayıp vermesi ve sağlık hizmetlerinin yeterince karşılanamaması nedeniyle Hilal-i Ahmer Cemiyeti (Kızılay) tarafından 1911 yılında Türkiye'nin ilk hemşirelik kursu açıldı. Müslüman kadınlardan gönüllülük esasıyla alınan hemşire adayları, 6 aylık kursun ardından sertifika alarak hemşire oluyorlardı. Bu kursu bitirenler 1912-1914 Balkan Savaşları'nda ve 1914-1918 Birinci Dünya Savaşı'nda cephelerde görev almış, kurulan sahra hastanelerinde yaralanan askerlerin tedavilerinde birebir görev yapmışlardır. Ön cephelerde görev alan yüzlerce hemşire ise açılan top ateşi ve saldırılar sonucu şehit olmuştur.

Kurtuluş Savaşı sonrası cumhuriyetin ilk hemşirelik okulu İstanbul'da açılmıştır. Bu okulu 1939 yılında Ankara'da açılan Askeri Hemşirelik Okulu izlemiştir. 1943'te Verem Savaş Derneği, 1946'da ise Sağlık Bakanlığı tarafından İstanbul'da birer hemşirelik okulu açılmıştır. Bu okullar ortaokul düzeyinde 3 yıl, lise düzeyinde ise 4 yıl hizmet vermişlerdir.

Günümüzde sağlık, bireylerin zorunlu, vazgeçilemez ve yaşamının her döneminde önemini koruyan temel ihtiyaçlardan biridir. Buna rağmen sağlıkta dönüşüm adıyla yürütülen güncel politikalar, genelde sağlık çalışanlarını, özelde hemşireleri oldukça olumsuz düzeyde etkilemekte ve sonunda insanlarımıza sunulacak hizmetin kalitesi düşmektedir.

Sağlık sektörünü bir ticarethane ve kâr elde eden bir fabrika gibi gören sağlık politikaları genellikle tedavi edici sağlık hizmetlerine dayanmaktadır. Dolayısı ile koruyucu sağlık hizmetlerinin yok sayıldığı bir ortam hazırlanmaktadır.
Bu durum hemşirelik mesleğinin özerkliğini, bakım kalitesini olumsuz yönde etkilemekte, hemşireliğin sadece hekim istemlerini uygulayan bir meslek olarak algılanmasına neden olmaktadır. Oysa; Hemşireler hasta ile ilk ve devamlı teması bulunan sağlık personeli olarak aynı zamanda iyi birer psikolog da olmak zorundadırlar.

Hemşirelik; güç çalışma şartlarını gerektiren, özveri, sabır, hoşgörü isteyen bir meslek koludur. Toplumsal ihtiyaçlardan doğan, insan hayatıyla yakında ilgili bir meslektir; ekip çalışmasını bilen, el becerisi olan, hızlı çalışan hünerli eller ister. Hemşireliğin temelinde sevgi, saygı yatar. Hemşire din, dil, ırk ayrımı gözetmeden birey, aile ve topluma sağlığını kazandırmak için çalışır. Bu nedenle, sevgiden, şefkatten, disiplin ve ciddiyetten uzak bir kişinin bu mesleği icra etmesi mümkün değildir. Çünkü hemşire, sağlığı yerinde olmayan, yardıma muhtaç insanlara hizmet vermektedir. Bu yönü düşünüldüğünde, hemşirelerin, hem eğitim açısından hem de psikolojik, sosyal ve ekonomik açıdan desteklenmesi gereken bir meslek grubu olduğu ortaya çıkmaktadır.

“Sağlık meleği” olarak nitelendirdiğimiz hemşirelerin sağlık sistemi içindeki işlevleri çok önermli olmasına rağmen yaşam ve çalışma koşulları hak ettikleri kalite ve yeterlilikte değildir. Çünkü hemşirelik mesleğinin tanımlamasında belirsizlikler vardır ve bu belirsizlikler eğitim sisteminde inanılmaz farklılıklara yol açmaktadır. Kimin hangi öğretim seviyesini müteakip hemşire olabileceği konusu tam bir açıklık kazanmadığından çok çeşit hemşire ve bu çeşitle kıyaslanamayacak kadar çok istihdam yeri mevcuttur. Yani bu sistemde tam bir karmaşa hakimdir. Doğal olarak bu kavram kargaşası hizmetlere de yansımaktadır. Sonunda zor çalışma koşulları ile takviye edilerek sağlık hizmetinde kalitenin düşmesine neden olmaktadır.

Bugün ülkemizde hemşire açığı had safhadadır. Buna rağmen binlerce Sağlık Meslek Lisesi mezunu hemşirenin işsiz olarak gezmeninin mantıki bir izahı olamaz. Özetle; Türkiyede hemşirelik; temel eğitiminde, mezuniyet sonrası eğitiminde, kendi hizmetlerinin yönetiminde, hemşireliği düzenleyen yasa ve yönetmeliklerde ciddi sorunları olan, kendini denetleme ve geliştirme mekanizmaları olmayan bir meslektir. Ülkemizde hemşireler, mesleki kimliksizliğin neden olduğu derin çelişki ve bunalımların öznesi durumundadırlar.

Hemşirelerimizin;
•Ücretleri daima yetersizdir.
•Görev yetki ve sorumlulukları belli değildir.
•Mesleki riskleri çok fazladır.
•Görev dışı işlerde çalıştırılmaktadır.
•Çalışma temposu çok ağırdır.

Tüm zorluklarına rağmen çok kutsal bir görev yaptıklarının bilinci içinde görev yapan değerli hemşirelerimizin Hemşireler Haftasını candan kutluyorum.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
14 Mayıs 2010 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale