18 AĞUSTOS 2017 Cuma

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Kemalizm zorbalık demekmiş!
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 15 Şubat 2010 Pazartesi 

Bilelim ki, milli benliğini bilmeyen milletler, başka milletlere yem olurlar.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1922)

Son günlerde sanal gündemlerle kafası iyice karıştırılan Türk milletinin milli ve manevi değerlerine içeriden ve dışarıdan yapılan saldırılar devam etmektedir.

Cumhuriyetin temelini oluşturan milli değerlerimiz arasında devletin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk sevgisi ile Atatürkçü Düşünce Sistemi öncelikle yer almaktadır. Milleti birnbirine bağlayan bu temel düşünce sistemi Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini oluşturan Anayasa’mızın dayandığı fikri yapıyı oluşturmaktadır.

Türkiye üzerinde milli çıkarı olan AB ve ABD ülkeleri başta olmak üzere bütün dış güçler ile bunların besleyerek önemli mevkilere gelmesine katkıda bulundukları içimizdeki işbirlikçi ortakları artık açıkça Atatürkçü Düşünce Sistemi’ni hedef olarak almaktadırlar.

Türkiye’nin AB üyeliği için Atatürkçü Düşünce’den vazgeçmemiz istenmektedir. AB üyeliği yolunda müzakereler ilerledikçe AB yetkili organlarınca hazırlanan ‘Türkiye'nin AB üyeliği’ ile ilgili raporlarında, Türkiye Devleti'nin Kemalizm ideolojisine bağlı yapısı ve laikliği sorgulanmakta ve bu durumun AB üyeliği önünde engel teşkil ettiği vurgulanmaktadır.

Bu raporlarda; Türkiye'nin devlet yapısının Kemalizm ideolojisi üzerine kurulduğu belirtilerek, bu yapının Türkiye'de “ ülkenin bölünmez bütünlüğünün bozulacağı’’ korkusu yarattığını, askerin gücünü artırdığını, aşırı Türk milliyetçiliğini körüklediğini ve dine karşı esnek olmayan bir tavır yarattığını belirterek,‘Bu durum, Türkiye'nin AB üyeliği yolunu tıkamaktadır’ görüşü savunulmaktadır.

Bu belgeler Avrupa ve Avrupalı’nın Türkiye’ye bakış açısını gösterdiği için AB açısından da bir talihsizlik örneğidir. Onlar, Atatürk ve Atatürkçü Düşünce’nin sadece Türk milleti üzerindeki değil, dünya insanlığı üzerindeki önemini anlayamayacak kadar cahil değiller. Ama bilerek ve isteyerek ülkemizin birlik, beraberlik ve bütünlüğünü sağlayan Atatürk ve Atatürkçü Düşünce gibi temel kavramlra saldırarak Türkiye Cumhuriyetini temelden yıkabileceklerini hesap etmektedirler.

Bizi dost değil, kendisine rakip olarak gören Avrupalının Mustafa Kemâl ve Kemâlizm ile kavgasını doğal olarak görebiliriz. Çünkü onlar bulunduğumuz coğrafyada güçlü bir Türkiye’nin mevcudiyetinden çok rahatsızlar ve bizi bölgeden elde edecekleri milli çıkarları önünde ciddi bir engel olarak görüyorlar. Bu yüzden bize olan hasmane tavırlarını artık saklamıyorlar ve açıkça saldırmaktan da çekinmiyorlar. Ve bu davranışları kendi kamuoylarında da destek buluyor.

Başlıktaki “Kemalizm Zorbalık Demekmiş” sözlerini eğer küresel güçlerin temsilcileri söyleseydi üzerinde durmaya değmezdi. Ama bu sözü bu ülkede doğan, bu ülke imkanlarını kullanarak önemli mevkilere erişen ve de aydın kimliği ile milletimizi fikirleri ile yönlendiren Türkler’in açıkça söyleyebilmesi ülkemin düştüğü seviyeyi göstermesi bakımından çok önemlidir.

Konuya ilişkin geçen hafta basında yer alan haber aynen şöyledir; “Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu'nun sunduğu 'Açık Görüş' adlı programa katılan Bilgi Üniversitesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Mete Tunçay, Milliyet yazarı Taha Akyol ve siyaset bilimci Prof. Levent Köker, tarihten günümüze Kemalizm'i tartıştı. Prof. Mete Tunçay, Kemalizm'in günümüzde manasız olduğunu belirterek şöyle dedi: Günümüzde Kemalizm zorun adı, ceberrutluğun adı olabilir.. İşte dün akşamki programdan can alıcı tespitler:

Taha Akyol: Kemalizm günümüzde ne işlev görüyor?

Mete Tunçay: Kemalizm günümüzde zorun adı, ceberrutluğun adı olabilir. Ancak buna sığınılabilir. Bu olsa olsa çok iyi niyetle gelişmemiş bir ülkede, hiçbir dinamik yok diyelim, onu harekete geçirmek için, o toplumun içinde örgütlenen silahlı kuvvetlerin bir başlangıç yaptırmaları gibi savunulabilir. Mesela bir Afrika ülkesinde silahlı kuvvetlerin böyle bir toplumsal dönüşümü başlatmak için ilk hareket yapmaları...

Taha Akyol: Hatta Ortadoğu ülkesi sadece Afrika'da değil. Biliyorsunuz Hungtington'un öyle bir teorisi var. Köylü toplumlarda modernleşmeyi asker ve sivil bürokrasi yapar bizim tarihimizde de öyle..

Mete Tunçay: Evet, herhalde Türkiye o aşamada değil artık. 1920'lerde o aşamada olup, olmadığını bile ayrıca tartışmak gerekir. Ben o kanıda değilim. Çünkü 1920'de yaratılmadı Türkiye. Ondan önce 1908, 1913 dönemi var. Ondan sonra 1. Büyük Millet Meclisi dönemi var. Bu tarihlerde ciddi demokratik bir hayat yaşandı. Öyle sıfırdan başlanmadı. Onun için diyorum ki, bugün Kemalizm'den bahsetmek arkaik bir şey ve geri bir şey.

Mustafa Karaalioğlu: Ne işe yaradığına biraz odaklanabilir miyiz? Arkaik, gereksiz deyince..
Mete Tunçay: O zaman halkın demokratik tercihlerini bir kenara iterek, kerameti kendinden menkul birtakım şeyhlerin, doğru bildikleri şeylerin topluma zorlamalarının bir yolu...

Taha Akyol: Demokrasi üzerindeki vaseyetin gerekçesi oluyor bir bakıma
Mete Tunçay: Evet

Görüldüğü gibi konuşmacıların sözleri yoruma gerek kalmayacak kadar açık ve çarpıcı. Siz bir Anayasa yapıyorsunuz ve bu Anayasayı “Atatürkçü Düşünce “fikri üzerine inşa ediyorsunuz. Bu düşünceyi bilimsel yollardan araştıracak ve uygulama alanına sokacak çalışmaları yürütecek kurumları oluşturuyorsunuz. Bütün eğitim sisteminizi bu düşünce üzerine kurguluyorsunuz. Ama Cumhuriyetin 87 inci yılında ve halkımızın %92 sinin kabulü ile yürürlüğe giren mevcut Anayasamızn amir hükümlerine rağmen Türk televizyonlarında bir Türk bilim adamı “Kemalizm günümüzde zorun adı, ceberrutluğun adı olabilir. ”diyebiliyor.

Eğer bu sözler demokratikleşme adına sarf ediliyorsa böyle demokrasi olmaz olsun. Demokrasi hiç kimseye milletin milli değerlerine hakaret etme özgürlüğü vermez. Sadece bu sözler dahi Türkiye’nin nasıl bir fikri kaos ortamında bulunduğunun temel göstergesidir.
Peki nedir bu kişilerin zorbalık ve ceberrutluk olarak gördükleri Kemalizm? Bilmeyenlere ve anlamak istemeyenlere bir kere daha anlatalım.

Atatürk ile birlikte 20 nci asra damgasını vuran Hitler, Musolini, Stalin, Lenin, Mao Che Tung, Tito gibi liderler fikirleri, eserleri ve heykelleri ile birlikte tarihin derinliklerinde yerini almışlardır. Bugün yaşayan tek lider Atatürk’tür. O’nu ölümünün 72nci yılında yaşatan husus; TUTARLI, DENGELİ ve UYGULANABİLİR bir düşünce sistemine sahip bulunmasıdır.

Ne kadar hücum edilirse edilsin bugün Kemalizm bütün unsurları ile Türk toplumunun yaşantısına yön vermektedir. Türk milleti Ata’sının İlke ve İnkilâpları doğrultusunda onun gösterdiği hedeflere ilerleme gayreti içindedir. Hatta Atatürkçü Düşünce Sistemi; milli sınırlarımız dışına taşarak evrenselleşmiş ve dünya milletlerine de her alanda ışık tutmaya başlamıştır.

Binlerce yıllık Türk tarihi içindeki Türk devlet adamlarının en büyüklerinden biri olan Atatürk Türklüğün bir çağının simgesidir. Bu simge unutturulmak istenen Türk ismini yeniden insanlığın hafızasına kazımıştır. Atatürk; Türk ve dünya tarihi içinde yeri hiçbir zaman doldurulamayacak müstesna bir kişiliktir.O; tarihi işlevini bitirmiş bir imparatorluğunun öz cevherinden Türk milli şuurunu uyandırarak yepyeni bir devlet oluşturmuştur. Öldü denilen Türk milletini yeniden tarih sahnesinin çok saygın bir toplumu haline getirmiştir.

“Atatürkçülük” ve “Atatürkçü Düşünce Sistemi “kavramları Anayasamızın fikri özünü teşkil etmesinin yanında, toplum hayatımızı yönlendiren bir çok önemli yasalarda da belirleyici, yönlendirici ve yol gösterici nitelikleriyle kullanılarak kurumsallaşmıştır. “Atatürkçü Düşünce” kavramı ile; Atatürk’ün kaynağını ve gücünü Türk milleti’nden, O’nun binlerce yıllık tarihi geçmişinden ve kültüründen aldığı; günümüz şartlarına, akla, mantığa, Türk milleti’nin ihtiyaçlarına, arzu ve isteklerine, kabiliyet ve becerilerine, çağdaş bilim ve teknolojinin gereklerine uygun şekilde geliştirdiği; Türk insanının ve Türk Toplumu’nun davranış ve faaliyetlerinin Türk milli hedefleri doğrultusunda yönlendirmek ve yönetmek için ortaya koyduğu düşünce ve görüşlerin tümü akla gelmektedir.

Atatürkçü Düşünce’nin en büyük özelliği zamanımıza kadar kitleleri yönlendiren düşünce sistemlerinin dışında tamamen Türklüğe has milli bir karakter taşımasıdır. Türk Toplumunu her alanda güçlendirmeyi hedef almasına rağmen Evren-Dünya-İnsan ve Toplum hakkında ortaya koyduğu fikirleri ve özellikle “Millet Egemenliği”,”Milli Hakimiyet” ve “Tam Bağımsızlık” gibi temel düşünceleri ile artık bizim malımız olmaktan da çıkmıştır. Evrensel boyutlara ulaşarak dünya milletlerinin ortak malı olmuştur. Bu bakımdan bu kendini çok akıllı sanan Avrupalı kardeşlerimiz ile içimizdeki yandaşları Türkiye’nin önünde engel olduğunu ileri sürdükleri “Kemalizm” gerçeğini en az bizim kadar iyi öğrenmek zorundadırlar. Eğer iyi bir inceleme içine girerlerse, değil bunun kaldırılmasını teklif etmek, belki de Avrupa Birliğinin siyasi ve sosyal birlikteliğini sağlayacak en iyi vasıtayı bulduklarını görecekler ve bu fikirlere dört elle kendileri sarılacaklardır.

Bize akıl vermeye çalışan aklı fazla ABD, AB gibi güresel oyuncular ile onların içimizdeki ajanlarına Türk’ü ve Atatürk’ü iyi tanımalarını ve bunun için ilk olarak Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümsüz eseri NUTUK’u alarak hıfz etmelerini öneriyorum.

Atatürk; düşüncesiyle, davranış ve eylemleriyle, uygulamaları ve uygulayamadıkları ile Türk milletinin ebedi refah ve mutluluk simgesidir. Tamamen bizim olan Atatürkçü Düşünce’yi korumak, kollamak, yaşatmak ve sonsuza kadar bek’asını sağlamak her Türk evlâdına düşen en kutsal görevdir.

Ülkesini ve milletini seven her Türk Atatürkçü olmalıdır. Atatürk’ü ve Atatürkçü Düşünce’yi anlamak için özel bir çaba harcamalıdır. O’nu tanıdıkça kendini tanıyacaktır. Geleceğine ait güveni artacaktır. Yarınlara daha iyimser gözle bakacaktır.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
15 Şubat 2010 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale