26 Mayıs 2017 Cuma

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum....

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Kıbrıs halkına Şili şiddeti
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 24 Aralık 2009 Perşembe 

Orkun Kumkale’nin bu makalesi KKTC, KIBRISLI Gazetesi’nin 04 Aralık 2009 tarihli köşesinde yayınlanmıştır.

Güney Amerika’nın uzaydan bakılınca ilginç yerşekilleri ile bezeli olduğu gözlenen, incecik sahil şeridi ile balık kılçığına benzeyen ülkesi Şili’nin biberleri meşhurdur.. Acı biberleri.. Hani şu ağzınıza atmanızla birlikte ayaklarınızın altının ısınmaya başladığını hissedebileceğiniz cinsten biberler bunlar..

Vücudunuza iğne batırımları, kılıç ucu gezdirimleri, boğazınızın iki tahta arasına sıkıştırılması, el ve kollarınızın olduğu yerde kendi eksenlerinde döndürülmesi ve buna benzer daha önce hiç yaşamış olmadığınız hisler verecek cinsten bir biberdir Şili biberi..

Bugünlerde bu biberleri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ülkesine de yolluyorlar.. Ama katı halde değil.. Gaz halinde.. Hem de boğazınızdan içeri alınarak yutulan cinsten değil, gözünüze, cildinize ve açıkta kalan hangi organınız varsa oraya püskürtülen cinsten bir gaz halinde..

Kuzey Kıbrısa her hangi bir yılın herhangi bir gününün herhangi bir saati (genellikle gündüz 10 ile 12 arası Meclis önü uygun yer ve zamandır), tesadüfen gelmiş olsanız da, biberlerle aranız hiç iyi olmasa da, bu gaza maruz bırakılınabiliyorsunuz..

Beyninizin karanlık fantastik köşelerinden çıkarak Yüzüklerin Efendisi romanındaki 3 metre boyunda çelik zırhlı atlarıyla dümdüz üzerinize koşarak gelip, biber gazı atan ölümcül düşmanlarınız yoksa, kim size böyle etkileyici ve öldürücü gazı fışkırtmak isteyebilir.. Hem de o en sevdiğiniz, her gün, veya kışları iki günde bir özenerek temizlediğiniz ve bakımını yaptığınız kişisel bedeninizin üzerine..

Kişisel düşmanlarınız olmayabilir tabi.. Fakat bu ülkede kişisel düşmanlarınızın toplamının 25 katı fazlalığında, yeşil giysili, elinde Amerika ülkesi yapımı pompalı tüfekleri ile bekleyen, suratları gaz maskeli insanlar var ve bu insanlar, birilerinden emir alıp, sizin üzerinize, hiç sorgusuz sualsiz bu gazı fırlatabilirler.. Hatta bu insanlar, eğer gaz faslı üzerinizde etkili olmaz ise, pompalı tüfeklerinin pompa çalıştırma düğmesinin on off butonunu acımasızca açıp, düz çifte boruyu göz hizalarına kaldırıp o çok sevdiğiniz bedeninizin üzerine nişan dahi alabilirler..

Bu silahlar öldürücüdür.. Bedeniniz üzerinde acı etkiler yaratabilir, yaşamsal fonksiyonları üzerinde tahribat yaratabilir.. Hastanelik, morgluk, hatta kara topraklık olabilirsiniz.. Bir hiç uğruna..

Yine de bu çevik kuvvet takımının sizi öldürmek gibi bir maksadı yoktur.. Onlar da insanınızdır.. Aynı topraklarda doğmuş olduğunuz kardeşinizdir.. Fakat birileri “kardeşlerinizi korkutun” demiştir onlara.. Sadece “korkutun!”..

Neden korkutun? Kimden korkutun? Niçin korkutun..

Çünkü emri verenler, dokunulmak istemezler gizli planlarını yaparlarken.. Karanlık ve sinsi planlarını hazırlayakoydukları, bazen nisap sağlayıp bir araya gelemedikleri halk tahribatçısı kimya laboratuvarlarında, saygısız ve acımasız planlarını iki yüzlülükle hazırlarlarken, hiçbir gerçek halkın odalarına girmesini istemezler.. Çünkü gerçekle yüzleşmek istemezler..

Kültürsüz, sanatsız, yaşamsız, parasız, kaldırımsız, evsiz, okulsuz, ekmeksiz, yemeksiz, portakal ve hellimsiz, Kıbrıs yağı’sız, Kıbrıs Sabunu’suz, Baf’sız, Larkana’sız bırakılmış gerçek adalılar, gerçekdışı, kuklalaşmış, parayla susturulmuş ve işi boş konuşup beyin yıkamak olan kitleyle aralarında oluşturulmuş yeşil bereli etten duvar kitleyi, elbet yarıp geçecektir.. Düşünceleriyle ve duruşlarıyla..

Tabi eğer cesaretleri hala varsa..

İçeride planlar yapanlar da şunu bilmeliler ki, dünyadaki hiçbir sinsi plan, tarihte asla başarıya uğramamıştır.. İyisi mi tüm bu üçlü (yani halk, yönetenler ve bunları ayıran polis/asker/çevik kuvvet üçlüsü), oynadıkları/oynatıldıkları oyunu bırakıp derhal adalılıklarına sahip çıksınlar ve adalı olmayanlara yüzlerini dönüp “biz buradayız ve ada bizim” desinler.. Çünkü asıl biber gazının kokusu adadan değil, başka emperyalist ülkelerden geliyor.. Yani asıl düşmanlar bu adanın dışında yaşıyorlar..


Dr. Tahir Tamer Kumkale
24 Aralık 2009 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale