26 Mayıs 2017 Cuma

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum....

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Fehriye Erdal
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 18 Ağustos 2000 Cuma 

Ülkemizin en saygın ve başarılı işadamlarından Özdemir SABANCI Beyefendi; ülkemizin en modern ve güvenli olduğu bilinen SABANCI İŞ MERKEZİ'nin zirvesindeki odasında iki üst düzey yöneticisi ile birlikte profesyonel katiller tarafından huhharca katledildi.

Türkiyenin en köklü ve zengin ailelerinden birine karşı yapılan bu hain saldırı ülkemizdeki anarşi ve terörün geldiği noktayı göstermesi bakımından çok önemli idi. Milletimiz Sabancı ailesiyle birlikte bu acı olayı lanetledi ve haklı üzüntüsünü her vesile ile gösterdi.

Güvenlik güçlerimiz bu defa iyi çalıştılar. Katiller kısa sürede belirlendi. Bunlardan bir tanesi yakalandı. Yargılandı. Yargı safhasında hapishanede öldürüldü. Katillerin bir diğeri, yazıma konu olan Fehriye ERDAL ise dost ve müttefikimiz BELÇİKA topraklarında yakalandı.

Türkiye'nin en saygın iş adamlarından birinin katili olduğu resmen belirlenen Fehriye ERDAL; Belçika resmi makamlarınca 65 milyon Türkün gözleri önünde hapishaneden çıkartıldı. Şimdi Belçikada bir evde dinlendiriliyor. Bu arada dost ve müttefikimiz olan Belçika ve Avrupalı dostları bu azılı katilin hayatının geri kalan günlerini rahat geçirebileceği bir ülke arıyorlar. Abdullah ÖCALAN misalinde olduğu gibi, muhtemelen yakında bulurlar ve gönderirler.

Aralarında olmak için can attığımız Avrupalı işte budur. Dün böyle idi. Bugün böyle. İnanıyorum ki yarın da böyle olacaktır. Bu çifte standart insanlık kuralları uygulayan ülkelerin Almanya versiyonu Birinci Cihan Harbi sonunda Eski Osmanlı Başbakanı Talat Paşa'yı sokak ortasında herkezin gözü önünde öldüren azılı Ermeni cani Talleryan'ı adeta kahraman ilan ederek bir ömür boyu refah içinde yaşamasını sağlamıştır.

Bunlar için insanlık ve hukuk Türkiye ve Türklük düşmanları için vardır. 30.000 kişinin katledilmesine vesile olan Katilbaşı APO ve yandaşları hapiste nezle olsalar akın akın hesap sormaya gelirler. 20 yaşında hayatının baharında şehid olan fidan gibi binlerce Türk evladının yakınlarını ve ailelerini hiç dikkate almazlar. 3 aylık bebeklerle 80 lik nineleri vahşice katleden azılı canileri milli kahraman ilan ederler ve bu masum bebeklerin ölümüne alkış tutarlar.

Belçikanın bugün yaptığını çok kısa bir süre önce İtalya ve Yunanistan'dan Abdullah Öcalan için gördük ve yaşadık. Bunlar Avrupalı için doğaldır. Bunu yapmaları kendi menfaatleri icabıdır. Bizim sözümüz onlara değildir. Bizim sözümüz Belçika gibi avuç içi kadar küçük bir ülkeye dahi haddini bildiremeyen Cihan İmparatorlukları kurmuş bir devletin mirasını devralan 65 milyonluk Türkiye Cumhuriyeti Devleti yöneticilerinedir.

Basınımızdan bir kaç cılız sesin dışında, yöneticilerimizden çıt çıkmıyor. Onlar kendi vatandaşlarının defterini dürecekleri bir kararname peşindeler. Gündemi bu suni krizle kilitleyenler Fehriye ERDAL olayı ile,Türk Devletinin uluslararası prestijinin indiği noktayı göremiyorlar. Veya görmemezlikten geliyorlar. Oysa Türkiye Devletinin gücü kendisini devlet yerine koymayan, ve saymayan Belçikayı altetmeye fazlasıyla yeterdi. Neler yapılabilirdi. Sıralayalım;

- Fehriye ERDAL yakalandığı gün resmen geri almak için müracaaat edilir ve ekipler derhal Belçikaya gönderilirdi.
- Belçikada yaşayan 250.000 Türk Vatandaşı ile Avrupada yaşayan 4 milyon T.C. vatandaşının yasalar dahilinde heryerde protesto toplantıları ve gösteri yapmaları sağlanırdı.
- 65 milyon Türk vatandaşı ve 250 Milyon soydaşımızın bulundukları yerlerde gösteri ve mitinglerle olayı kınaması suretiyle, bu alandaki TÜRK HÜKÜMETİ'nin haklı isteklerine destek olmaları sağlanabilirdi.
- Mektup, telefon, E-mail ve fax'larla Belçika resmi daireleri kitlenebilirdi.
- Belçika ile ekonomik alandaki ilişkiler derhal askıya alınarak bu ülke bankalarında bulunan Türklere ait mevduatların çekilmesi sağlanabilirdi.
- Belçika nezdinde bulunan temsilcilerimiz derhal geriye çekilir, kadrolar asgariye indirilir, sorun bizim istediğimiz şekilde çözülene kadar ilişkiler dondurulurdu.

Bütün bunlar Türkiye'ye daima önyargılı bakan Avrupa ülkelerinin anlayacağı dildir. Onlar barış, dostluk ,insanlık, kardeşlik gibi dilden anlamazlar. Çünkü bu ülkeler hala sömürgeci zihniyeti ve kafasını atamamışlardır. Dünyada sömürge yönetimine karşı ilk defa bir milli mücadele vererek onların yenilebileceğini isbat eden Türkiye Cumhuriyetine başka türlü davranmalarını beklememek lazımdır.

Başımızda artık ATATÜRK gibi bir lider yoktur. Hükümetlerimiz ise kendilerini Avrupa hülyasına kaptırmışlar, onları üzdürmemek ve kızdırmamak için birbirleri ile adeta yarışmaktadırlar. Bunu normal karşılayabiliriz. Fakat , MİLLİ RUHU ve MİLLİ GURURU kendilerine bayrak edinerek MİLLİYETÇİ ve ÜLKÜCÜ vasıfları dolayısıyla halkımızdan oy toplayıp bugün iktidar koltuğunda oturan Milliyetçi Hareket Partisi için ne demek lazım bilemiyorum. Milliyetçiliğinin seçim zamanı ve seçim meydanlarının dışına çıkmadığını milletimize isbat eden MHP yöneticilerini yine milletin sağduyusuna havale ediyorum.

Sonuç olarak;

Fehriye ERDAL olayı; TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ ve Türk Milleti için utanç verici bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. Bugün olan olmuştur. Atı alan Üsküdarı geçmiştir. Demekki bu gibi olaylara Avrupa'nın çifte standartlı bakış açısı yüzünden daha çok karşılaşacağımız anlaşılmaktadır.

Hükümetlerimizin her zaman olduğu gibi bu gibi olayları seyretmekle yetineceğide görülmektedir. Bunun için haklı nedenleri bulmaları da mümkündür.

O halde ne yapmak lazım?
Kim bu milletin önüne düşecek?
Kim bu ülkenin potansiyelinni harekete geçirecek?
Hakkımızı kim koruyacak?

Bunun tek cevabı ve adresi vardır. O'da SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI'dır. Kıbrıs için milyonları sokağa döken, "YA TAKSİM YA ÖLÜM" sloganlarıyla halkı coşturan, ve halkın desteğini görerek kendisini görevli sayarak Kıbrıs Türk Halkına sahip çıkmak üzere hükümeti yönlendirenler onlardır. Sivil Toplum Kuruluşları'mıza çok önemli görevler düşmektedir. Anadolu Türk Toplumunun kendi gücünü her alanda temsil edecek örgütlü mücadeleleri yapacak Sivil Toplum Kuruluşları halinde biraraya gelmeleri uzak değildir.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
18 Ağustos 2000 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale