24 Mayıs 2017 Çarşamba

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum....

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Öğretmenler gününde öğretmenlerimiz
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 23 Kasım 2009 Pazartesi 

Öğretmenler! Yeni nesli, cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcileri olarak sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedekârlığınız derecesiyle orantılı bulunacaktır.
(Gazi Mustafa Kemal Atatürk - 1924)

Bugün 24 Kasım 2009 Öğretmenler Günü. Sadece öğretmenler için farklı anlamı olan, çok özel bir gün değil, 24 Kasım bugün ulaştığı mevki ve aldığı kültürü öğretmenlerine borçlu olan Türk milleti için anlamlı bir gün…

Öğretmenlik, bir insanın ulaşabileceği en yüksek makamdır… Öğretmen, herkesin önünde saygı ile eğilebileceği en yüce insandır… Okul, ülkenin geleceğini şekillendiren en kutsal mekandır…

Ülkemizin bugün içinde bulunduğu kaos ve belirsizlik ortamı bundan 85 yıl önce baş öğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yukarıda belirttiğim talimatını yeterince anlayıp uygulayamadığımızın açık bir göstergesidir. İyi öğretmenler, iyi yetişecek öğrenciler demektir. İyi yetişmiş öğrenciler ise ülkenin bugünü ve yarınlarının temel taşları demektir.

Öğretmene yapılacak yatırımın sonu olmamalı ve sınır tanımamalıdır. Çünkü iyi yetişmiş öğretmenlerimiz ülkemizin bugünleri ve geleceğinin gerçek teminatıdır…

2009 Türkiyesinde öğretmenlerin önemini kavrayacak, onlara her alanda sahip çıkacak bir yönetimin özlemini çekiyoruz. Çünkü bugün öğretmenlerimizin, dolayısıyla öğrencilerimizin durumu ve nihayet ülkemin durumu bir trajedinin birbirini tamamlayan sahnelerini sergiliyor. Oysa Öğretmenlerimiz bizim herşeyimizdir. Onlar; bizi biz yapan, topraklarımızı vatanlaştıran, devletlerimizi devlet yapan, milletimizi çağların gerisinden çağların ötesine taşıyan, değerleri ölçülere sığmayan aziz insanlar ve kutsal varlıklarımızdır.

Değerli Öğretmenler; Aranızdan bir kişi olmakla daima gurur duydum ve hep duyacağım. Ben bu öğretmenler gününde 2005 yılında Sarıyer Mehmet Şam Anadolu Meslek Lisesi Müdürü iken aramızdan ebediyen ayrılan kardeşim Caner Kumkale’yi saygıyla anıyorum. Sizleri Caner öğretmenin 24 Kasım 2004 tarihli Öncevatan Gazetesindeki yazısı işle başbaşa bırakıyorum..

“Öğretmenler haftasını kutladığımız bu günlerde değerli öğretmenlerimizden Türk milleti olarak beklentilerimizi ve geleceğimiz ile ilgili kaygılarımızı birer gönül eri olarak kabul ettiğimiz öğretmenlerimiz ile paylaşmak istedim.

En zor ve en meşakkatli mesleğin fedakar öğretmenleri..Mesleğiniz bir gönül mesleğidir. Yaptığınız işin maddi ve manevi olarak karşılığının ödenebilmesinin çok güç olduğunu Yüce Türk Milleti biliyor ve onun içindir ki sizler milletimiz gözünde en saygıdeğer ve taktire layık kişilersiniz. Başkaları sizleri bu gözle görmek istemese de, size gereken değeri vermese de sizler bu büyük milletin gözbebeklerisiniz. Bunu böyle biliniz..Sizin yeriniz her zaman başımızın üstündedir.

‘’Oku’’ emri ile başlayan Yüce Kitabımız Kuran-ı Kerimde “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum”diyen Hz. Ali’nin sözlerinde bu gerçek yatmıyor mu. “Milletleri kurtaracak yalnız ve ancak öğretmenlerdir diyen Atatürk’de mesleğinizin önemini ve hassasiyetini bir defa daha gözler önüne sermektedir..

Bu güne kadar olan beklentilerinizin maalesef duyarsız ve tutarsız politikacılarımız tarafından hep hüsrana uğratıldığınızı biliyoruz.. Size verdikleri kira yardımıyla evinize ekmek bile götüremediğinizi biliyoruz.. Ve bu ayıbın onların ayıbı olduğunu yüzlerine haykırıyor ve sizin onların düzeyine inmeyecek kadar yüce bir mesleğiniz olduğunu sizlere hatırlatıyor ve sizden beklentilerimizin çok olduğunu söylemek istiyorum.

Değerli öğretmen arkadaşım; Dilimiz ile, tarihimiz ile, kültürümüz ile, örf adet ve geleneklerimizle adeta alay edildiği günümüz de görevin çok ağır ve zor. Milletimiz senden iyi eğitilmiş diğer bir ifade ile iyi terbiye edilmiş,vatanına milletine düşman unsurları iyi bilen, bu ülkeyi muassır medeniyet seviyesine taşıyacak sorumlulukları olan gençler yetiştirmeni istemektedir.. İçi vatan sevgisi ile yanan, milletinin huzur ve mutluluğunu sağlamayı amaç edinen, bayrak inmez, ezansusmaz diyen gençler yetiştirmeni istemektedir..

Dertlerinin çok olduğunu ve öğretmenler haftasında hüzün yüklü olduğunu biliyorum. Mesleğin ile ilgili kararlar alınırken sana söz hakkı tanınmadığını da biliyorum..Öğrencileri sınıf geçirmen için arka arkaya çıkarılan afları,senin bu isteklere karşı içinden lanet okuduğunu da biliyorum.

Öğretmenim...Bunlar siyasi kararlardır.. Sen siyaset üstü bir görev üstlenmişsin.. Bunlara gülüp geç. .Ve görevin neyi gerektiriyorsa onu yap.. Ama biliyormusun Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’ten tut da Müsteşarına,Talim Terbiye Kurulu üyelerine kadar bir çoğu üniversite öğretim üyesi olan bu zatlara da sorulduğunda eğitimci olduklarını büyük bir gurur ve şerefle söylemektedirler.

İlköğretim müfredatı değişir, ortaöğretim müfredatı değişir, kampanyalar açılır, hayırsever kişilere okullar yaptırılır .Bunlar hep yapılırken öğretmen kimsenin aklına gelmez. .Ve yerel ve görsel medyanın önünde, öğretmenler 700 lira maaş alıyorlar ama 15 saat derse giriyorlar diyerek, senin maaşının bile fazla olduğunu senin gözünün içine baka baka söylerler

Milli Eğitim Bakanlığı AB’ne girmeye hazırdır diye verilen beyanalarda sadece gülünçtür. Milli Eğitim Bakanlığı her türlü sorununu çözdü de AB ülkelerindeki eğitim düzeyini mi yakaladı? Bizim öğretmenlerimiz ne maaş alıyorlar, AB ülkelerindeki öğretmenler ne maaş alıyorlar.Hiç karşılaştırıdı mı sayın bakanlık yetkilileri.. Okulların temiz tutulmasını sağlayacak kadrolu elemanın eksik, memurun eksik, öğretmenin eksik... Sistem eğitmiyor diyen bir Milli Eğitim Bakanı.. .Avrupa Birliğine girmeye hazırız diyen Milli Eğitim Bakanlığı!

Kim kimi kandırıyor bir bilebilsek.... Öğretmenlik mesleği zor ve meşakkatli bir meslektir. Özveri ister.Fedakârlık ister. Ama herşeyden önce moral mesleğidir. Ve günümüzde öğretmenlerimizin moralinin bozulması için her şey yapılmaktadır.. Bu durum son zamanlarda o kadar artış göstermiştir ki, bizleri “bu işin içinde bir iş var” dedirtircesine bir arayış ve inceleme içine itmiştir..

Görülen odur ki eğitim sistemimiz son yıllarda alınan isabetsiz kararlarla adeta felç olmuş, yürüyemez hale gelmiştir. .Ve bu duruma daha nasıl dayanabileceğimiz meşhuldür..

Ve biz çözümü siyasiler de değil, vatanına ve milletine aşık Atatürkçü, Milliyetçi olan fedakar Türk öğretmeninden bekliyoruz.. Öğretmenimiz maddi yönden büyük sıkıntı çekmektedir.. Türk öğretmeni adeta yaşamı süresince çile çekmeye yönlendirilmiştir. AB’ ye girmek uğruna her türlü kanunu meclisten yıldırım hızıyla geçiren siyasiler AB’ ye uyma yolundaki bu çalışmalarında AB ülkelerindeki öğretmenlerinin yaşam standartları ile bizim öğretmenlerimizin yaşam standartlarını karşılaştırdıklarında acaba hiç yüzleri kızarmıyor mu?

Ama yapılan çalışmalar bizim insanımıza, bizim öğretmenlerimize yönelik değildir ki.. AB kendilerince yapılması gerekenleri istemektedirler.. İstenilenlerde yapılmaktadır. Ortaya çıkan sonuçlar ise, bu çalışmaların toplumumuzun beklentilerinden ne kadar uzak olduğununun bir göstergesidir.

Toplumun ve ülkenin her sorununda karşılaşılan olumsuzlukların sebebi araştırıldığında fatura hep eğitim ve eğitimciye kesilmektedir.. Peki eğitimde görülen olumsuzluklar karşısında alınan tedbirler nelerdir.. Kocaman bir hiçtir.. Bence bu kasıtlı olarak yapılmakta ve gençlerimiz; dilinden, milli kültür değerlerinden uzaklaştırılmakta adeta Türk Genci gibi değil, magazin gençliği gibi yetiştirilmek istenmekte ve Atatürk milliyetçisi şerefli Türk öğretmeni de bu olumsuzluklar karşısında adeta kahrolmaktadır..

Ancak bu moral bozukluğu öğretmenlerimizi karamsarlığa itmemeli ve öğrencilerle birebir eğitim veren örnek kişinin kendisinin olduğu bilinci ile moralini yüksek tutmalıdır. Bazı ticari amaçlar uğruna harcanmaya çalışan gençlerimiz, fedakar Türk öğretmenlerinin elinde yoğurularak Türk milletinin istediği gençliğin yetiştirileceği günler yakındır diye düşünüyorum. Siyasi iktidarların önemini hâlâ idrak edemediği milli eğitimimizin temel taşı olan öğretmenimizi bakın bir öğrencisi nasıl anlatıyor;

“İnsanın yaşamında unutamadıkları vardır. Ben de sizleri unutmayacağım öğretmenim. Sizleri nasıl unutabilirim ki? Bana harfleri tanıtan, kalemi tutmayı öğreten, okumayı söktüren, okulu sevdiren ilk öğretmenim olarak kalbimde yaşayacaksınız. Öğretmenim, kim bilir kaç çocuğun daha kalbinde yaşayacaksınız ve yaşıyorsunuz? Benim kalbimde de o kadar çok öğretmen yaşıyor ki; en başta annem. Çünkü o da bir öğretmen. Bu nedenle arkadaşlarımın arasında okul ve öğretmenle ilk tanışan ben oldum. Ben ve annem elinde çantası, kitaplarıyla evden çıkardık. Ben bakıcıya o ise her zamanki gibi okula koşardı. Akşamları döndüğünde o aceleci ve telaşlı kadın gitmiş, yerine yorgun ve solgun bir şekilde benim isteklerimi yapmaya çalışan bir kadın getirdi. Annem sayesinde öğretmenlik mesleğinin ne kadar zor ve yorucu; ama bir o kadar da zevkli olduğunu öğrendim. Daha sonra ilkokula başladım. Şanssızlığımdan mıdır ne, iki yılda bir öğretmen değiştirdim. Ama onları da her zaman çok sevdim ve kalbimde onlara da yer verdim. Çünkü hepsinin ayrı bir güzelliği ve özelliği vardı. Daha doğrusu hepsi bizlere birşey öğretebilmek için çabalıyordu. Şimdi orta okuldayım. Burada da bir çok öğretmenim var. Hepsini ayrı ayrı seviyorum. Onları kalbimdeki yere koydum. Bütün öğretmenler örnek alınmayı hak ediyor. Bizler için o kadar çok şey yaptılar ki saymakla bitmez.

Bazen çok merak ediyorum. Yaşımız gereği bir sürü sorunlarımız oldu. Ama ya sizin? Siz hiç üzülmediniz mi öğretmenim? Üzülseniz bile hiç belli ettirmediniz. Her zamanki gibi güldünüz. Ama gülüşünüz o kadar çok şeyi anlatıyordu ki... Gülüşünüz ... Ah o gülüşünüz... Zaman zaman sinirinizi saklıyordu güneş gibi sıcak yüzünüzde; zaman zamansa sevincinizi gösteriyordu. Hele o sabrınız yok mu... Küçükken evcilik oynardık. Ben öğretmen olurdum, arkadaşlarım da öğrenci. En ufak birşeyde onlara bağırır, kızar ve küçük düşürürdüm. Ama öğretmenim siz o oyundaki öğretmene hiç benzemediniz. Her zaman bir melek gibi sınıf ta süzülür biz fark etmeden birşeyler öğretirdiniz. Kısa süre sonra da öğrettiklerinizin karşılığını almaya başladım. Kiminizden dilbilgisini, kiminizden matematiği, fiziği, kimyayı ve daha bir sürü şeyi öğrendim. Sizlere olan borcumu sizlerin gurur duyacağı bir genç olarak ödemeye söz veriyorum. Öğretmenim, öğretmenlerim.”

Ülkemizin bu zor günlerinden en kısa sürede çıkacağımıza canı yürekten inanıyorum. Bunu gerçekleştirecek kişiler Atatürk milliyetçisi öğretmenlerimiz ve onların yetiştireceği vatanına, milletine bağlı Türk Kültürü ile yoğrulmuş Türk gençliğidir.. Bunun dışında çözüm aramak Atatürk’ün dediği gibi gaflettir. Delâlettir.”


Dr. Tahir Tamer Kumkale
23 Kasım 2009 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale