24 ŞUBAT 2017 CUMA

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanlarımızı saygıyla selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Meraksız diyaloglar (Orkun Kumkale)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 18 Kasım 2009 Çarşamba 

İstanbul Beşiktaş’ta dev komutan, denizler kahramanı, sağ elinde topuz, sol elinde dev kılıcı ve hiç gülümsemeyen 20 adamı ile birlikte heybetli bir poz vermiş olan Barbaros Hayrettin Paşa’nın 15 metrelik heykelinin olduğu meydandayım.. Heykelin hemen önündeki boş arazide, Osmanlı padişahı Fatih’in savaş sırasında kullandığı 4 metrelik gerçek toplarının serpiştirildiği beton düzlükte çocukların bazıları kaykay yapıyor, bazıları arkadaşları ile oturmuş sohbet ediyorlar..

“Çocuklar bir şey soracağım.. En sevdiğiniz televizyon karakteri kim?”

“Kurtlar Vadisi’nde rol alan katil Memati var abi” diyor bir tanesi.. Fatihin toplarının birinin üzerinde oturduğu yerden ansızın kalkıp yanıma gelerek soruyor..

“Neden sordun abi?” diyor meraklı gözlerle..

“Boşver” diyorum..

O sırada eski mayınların ve savaş gemilerinin sergilendiği bahçenin parmaklıklarına tutunarak yanıma gelen başka bir çocuk,

“Abi en büyük kahraman Ogün Samast’tır” diyor..

Susuyorum..

“Bu meydanda ne zamandır birlikte oynuyorsunuz?” diyorum

“Yazları hep çıkarız abi.. Ben arka mahallenin çocuğuyum zaten.. Bu arkadaşlar da öyle”..

“Peki bu heykeldeki adamlar kim?” diyorum..

“Önemli değil abi.. Türk onlar.. Türkler büyüktür..”

“Evet” diyorum.. “Gerçekten çok büyükler..” diyorum dev heykeli göstererek.

“Evet abi. Polat ve Memati de çok büyük adamlar..” diyorlar..

“Peki büyük Türkler Mematiler mi? Polat mı? Ogün Samast mı? Aşık Veysel’in, Mevlana’nın, Yunus Emre’nin heykellerinin altında hangi arkadaşlarınız oynuyor?” diyorum..

“Bırak abi ya” diyorlar gülerek.. “Öyle heykel mi var? Onlar savaşçı değil ki heykelini diksinler”

Sonra Almanlar aklıma geliyor.. Berlin’de gördüğüm dev Aspirin heykelini ve önündeki yazıyı düşününce acıyla gülümsüyorum..

“Hayat kurtaran Aspirin ilacı insanlık için bulunmuş en büyük buluşlardan olup Almanya’nın övünç kaynağıdır..”

Bizim ise hayat kurtaranlarımızın heykelleri yok sokaklarımızda.. Gözlerinden ateş çıkan, korkutucu Barbaroslarımız var.. Ve öldürmenin, kafa kopartmanın gayet normal bir aktivite olduğunu farz eden yepyeni kaykaycı çocuklarımız..

-------------------------------------

İstanbul’da bir futbol stadyumunun olduğu yerin yakınlarında insanlar çılgınca kutlamalar yapıyorlar.. Büyük ihtimalle tuttukları takım rakip takımın kalesine 1 adet gol atmış..

Müthiş sesler, ellerde yanıcı maddeler, çocuklar, gençler, kadınlar.. Herkes bir renk cümbüşü içerisinde hoplayıp zıplıyor.. Polisler ellerinde döner bıçağına benzer kesici otuza yakın aletle polis otosunun önünde hararetli hararetli konuşuyorlar.. Herhalde yakınlarda yasa dışı et satan bir dönerci tespit edip malzemelerine el koymuşlar diyorum.. Başka neden olabilir ki bu döner bıçakları !..

Üzerinde “Die For you” (Senin için Ölürüm) yazan bir tişört ile kutlamalara babası ile katılan bir çocuğa soruyorum..

“Neden ölmek istiyorsun?”

“Ölüm mü? Neden ölmek isteyeyim ki?” diyor şaşkın gözlerle...

Üzerindeki tişörtü gösteriyorum..

“TARAFtar tişörtü mü bu?” diyorum..

“Evet..” diyor.. “Babam aldı”..

“Hangi TARAFIN tişörtü?” diyorum..

“Efendim abi? Tarafın mı? Tuttuğum takımın tabi ki.” diyor

“Peki, seni taraflandıran babansa, sen neden ölmek istiyorsun? Baban ölmeli sen değil.. Tişörtü o aldı sana..” diyorum..

“Taraflandırmak? Kim taraflıymış ki? Ne ölmesi abi.. Sen kafayı yemişsin” diyor..

“Hayır kafayı yemedim.. Sadece tişörtünün üzerindeki yazıyı okudum..”

“Ne yazıyor ki?”

“Ne mi yazıyor? Kendine ait bir giysinin üzerinde ne yazdığını MERAK EDİP de incelemedin mi?” diyorum..

“Hayır. Normal yazı işte” diyor

Normal yazı.. Kanıksanmış, anormal olmayan, bizden, içimizden, sakince söylenmiş, umarsız, tutarsız, silik ama mühim bir yazı..

Senin için “ÖL”ürüm..

-----------------------------------------------

İstanbul’da Bizans’tan kalma Yerebatan Sarnıcı’nın 10 metre önündeki taksi durağında kaldırıma yerleştirdikleri taburelerde oturup tavla oynayan şoförlere yaklaşıyorum..

“Hangisi sırada?” diyorum park etmiş 3 taksiyi elimle göstererek..

“345’e bin abi” diyor içlerinden birisi ayağa kalkıp 34 T 345 plakalı taksiye hareket ederek..

345’in içindeyiz..

“Nereye abi?”

“Sarıyer tarafına” diyorum.. “Trafik durumu nedir?”

“Açık. Sorun olmaz..” diyor..

“Sarnıç nasıl? Turist geliyor mu?”

“Of hem de nasıl abi.. Japonlar, Ruslar, İngilizler, Almanlar.. Tüm dünya burada..”

“Kaç senedir taksicisin?”

“10 sene oldu takciliğe başlayalı.. 9 senedir de Yerebatan Sarnıç durağındayım”.. diye yanıt veriyor.. “Sen nerelisin” diye soruyor..

“Sarıyer’liyim” diye yüksek sesle yanıt veriyorum.. “İstanbul’luyum yani.. Hem de doğma büyüme” diyorum..

İstanbul’un yollarına aşina olduğumu anlayınca bana hissettirmeden girmek üzere olduğu sapa istikametten ayrılıp olağan ve bilindik istikamete kırarak sürüyor taksisini..

“Sarnıç nasıl? Beğeniyor musun?” diye soruyorum..

“Sarnıç mı? Güzeldir.. Fena değil.. Dışarıdan hiç fena değil”..

“Hayır ben içini sormuştum.. Etkileyici değil mi?” diyorum..

“Hiç girmedim abi..” diyor.. “İşim olmaz”..

“Merak etmedin mi hiç? Binlerce senelik tarihi bir yapının yanında 9 senedir çalışıyorsun ve içinde ne var hiç merak etmiyorsun..”

“Etmedim abi.. Anlamam ben tarihten, coğrafyadan..” diyor ve ekliyor çok bilmiş tavırları ile .. “Adamlar üşenmeden binlerce kilometre yol kat edip Japonya’dan buralara geliyorlar.. Vallaha bravo”

“Asıl sana bravo taksici kardeş” diyorum.. “Sırf senin kültürünü merak ettiği için ülkesinden kalkıp buralara gelen yabancılara otomobilinde kültürel şov yapıp ülkemizi en iyi biçimde tanıtacağın için asıl sen bir madalyayı hak ettin..”

“Sağol kardeşim” diyor..

“Taksici kardeş.. Boşver sarnıcı, Bizansı, japonu, kültürü de, söyle bakayım şu Fenerbahçe’nin sol forvetine bu sene kimi alacaklar?” diyorum

“Abi son yapılan görüşmelere göre bu sene sonbahara doğru Papua Yeni Gine'li ünlü futbolcuyu renklerimize dahil edecekmişiz..” diye hararetli hararetli başlıyor anlatmaya..

(Orkun Kumkale 27 Temmuz 2008, KKTC, AFRİKA GAZETESİ)


Dr. Tahir Tamer Kumkale
18 Kasım 2009 Çarşamba

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale