26 Şubat 2017 Pazar

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






10 Kasım 2009'da Atatürk ve Atatürkçü Düşünce
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 9 Kasım 2009 Pazartesi 

Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız bu kafidir.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1929)

12.000 yıllık Türk tarihi içindeki Türk kahramanlarının ve devlet adamlarının en büyüklerinden birisi olan Mustafa Kemal Atatürk, Türklüğün son çağdaki en önemli simgesidir. Bu simge tarihten silinmek istenen Türk ismini yeniden dünya tarihine kazımıştır. Bugün bağrından çıktığı Türk milleti ile birlikte insanlık alemi O’nun fikir ve düşünceleri ile yaşantılarına yön vermektedir. İnanıyorum ki bu olgu sonsuza kadar devam edecektir.

Günümüzde dünya hakimiyeti yolunda Türkiye’yi kendileri için engel gören küresel güçlerin bilinçli bir şekilde saldırdıkları Gazi Mustafa Kemal Atatürk; Türk ve dünya tarihi içinde yeri hiçbir zaman doldurulamayacak müstesna bir kişiliktir. Tarihi işlevini bitirmiş bir cihan imparatorluğunun öz cevherinden Türk milli şuurunu uyandırarak yepyeni bir devlet oluşturmuştur. Öldü denilen Türk milletini yeniden tarih sahnesinin çok saygın bir toplumu haline getirmiştir.

Atatürk, çok genç denilecek bir çağda 57 yaşında aramızdan ayrıldı. Ölümünün üzerinden 71 yıl geçmesine rağmen Atatürkçü Düşünce Sistemi bütün unsurları ile Türk toplumunun yaşantısına yön vermektedir.

Bütün engellemelere rağmen Türk milleti Ata’sının ilke ve inkilâpları doğrultusunda onun gösterdiği hedeflere ilerleme gayreti içindedir. Günümüzün gelişmiş kitle iletişim araçlarının sağladığı imkanlardan geniş ölçüde yararlanan Atatürkçü Düşünce Sistemi; milli sınırlarımız dışına taşarak evrenselleşmiş ve dünya milletlerine her alanda ışık tutmaya başlamıştır.

Atatürk ile birlikte 20 nci asra damgasını vuran Hitler, Musolini, Stalin, Lenin, Mao Che Tung, Tito gibi liderler fikirleri, eserleri ve heykelleri ile birlikte tarihin derinliklerinde yerini almışlardır. Bugün yaşayan ve tarihe damgasını vuran tek lider Mustafa Kemâl Atatürk’tür. O’nu bugün yaşatan ve yarınlarda da yaşatacak olan husus; TUTARLI, DENGELİ ve ayni zamanda UYGULANABİLİR bir düşünce sistemine sahip bulunmasıdır.

“Atatürkçülük” ve “Atatürkçü Düşünce Sistemi “kavramlarını günlük yaşantımızda çok sık kullanıyoruz. Bu kavramlar Anayasamızın fikri özünü teşkil etmesinin yanında, toplum hayatımızı yönlendiren bir çok önemli yasada belirleyici, yönlendirici ve yol gösterici nitelikleriyle kullanılarak kurumsallaşmıştır.

“Atatürkçü Düşünce “kavramı ile; Mustafa Kemal Atatürk’ün kaynağını ve gücünü Türk milleti’nden, O’nun binlerce yıllık tarihi geçmişinden ve kültüründen aldığı; günümüz şartlarına, akla, mantığa, Türk milleti’nin ihtiyaçlarına, arzu ve isteklerine, kabiliyet ve becerilerine, çağdaş bilim ve teknolojinin gereklerine uygun şekilde geliştirdiği; Türk insanının ve Türk toplumu’nun davranış ve faaliyetlerinin Türk milli hedefleri doğrultusunda yönlendirmek ve yönetmek için ortaya koyduğu düşünce ve görüşlerin tümü akla gelmektedir.

Atatürkçü Düşünce’yi bir bütün olarak kendisine hayat tarzı seçmiş ve uygulamakta olan kişiye “Atatürkçü”,Atatürkçü’lerin topluca ve bir bütünlük içinde davranış ve eylemlerini ise “Atatürkçülük” olarak tanımlamaktayız.

Atatürkçü Düşünce’nin en büyük özelliği zamanımıza kadar kitleleri yönlendiren düşünce sistemlerinin dışında tamamen Türklüğe has milli bir karakter taşımasıdır.Türk toplumunu her alanda güçlendirmeyi hedef almasına rağmen Evren-Dünya-İnsan ve Toplum hakkında ortaya koyduğu fikirleri ve özellikle “Millet Egemenliği”,”Milli Hakimiyet” ve “Tam Bağımsızlık” gibi temel düşünceleri ile artık bizim malımız olmaktan çıkmıştır. Evrensel boyutlara ulaşarak dünya milletlerinin ortak malı olmuştur.

Türk milletinin tamamı Ata’sını tanımakta, benimsemekte ve O’nu sevmektedir. Ama sadece bu sevgi Atatürkçülük için kafi değildir. Bu gerçek ortada iken; devletçe ve milletçe 71 yıl gibi uzun bir sürede;
- Atatürkçü Düşünce ve Atatürkçülük açısından yapılması gerekenleri yapabildik mi?
- O’nu her yönü ile anlayıp, anlatabildik mi?
- Neler yapılabilirdi ve daha neleri yapmamız gerekiyor?
- Atatürkçü Düşünce’nin Türk milleti’nin yaşantısında sonsuza kadar yönlendirici olması için nasıl bir yol izlememiz gerekiyor?
- Atatürkçü Düşünceye düşman olan unsurları biliyormuyuz ve bu unsurlarla nasıl mücadele edebileceğimiz hakkında yeterli bilgi ve tecrübeye sahipmiyiz? Gibi sorulara verilebilecek mantıklı cevaplar Atatürkçü Düşünce Sisteminin ülkemizdeki yerini, evrensel boyutlardaki durumunu ve gelecekteki geçerliliğini belirlememize yardımcı olacaktır.

Bu soruların cevaplarını aramak ve bu düşünceyi sonsuza kadar yaşatacak sistemleri bilimsel yollardan araştırmak, bulmak ve bulduklarını Türk toplumunun tüm yaşantısında uygulanabilir bir hale dönüştürmek işi son derece zor, kapsamlı ve uzun bir süreç isteyen bir faaaliyettir. Fakat Cumhuriyet yönetimleri bu zor ve fakat mutlaka gerçekleştirilmesi gereken faaliyetleri yürütecek olan kurum ve kuruluşları Anayasa ve yasalarla kurarak Atatürkçülüğü teminat altına almıştır.

Anayasamızın 134 ncü maddesinde kurulması öngörülen ve 11.8.1983 gün ve 2876 Sayılı Kanun ile faaliyete geçen Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu bünyesindeki Atatürk Araştırma Merkezi’nin yasal görevleri incelendiğinde, Atatürkçülük faaliyetinin yurt çapında bütün kurum ve kuruluşlarımızın birbiriyle koordineli olarak nasıl yürütülebileceği hususunun detaylı olarak belirtildiği görülecektir.

10 Kasım 2009’da ülkemiz küresel güçlerin çok amaçlı ve çok yönlü baskı ve saldırıları ile karşı karşıya bulunmaktadır. SSCB’nin 1991’de dağılması ile tek kutuplu hale gelen dünyamız yeniden yapılandırılmaktadır. İçinde bulunduğumuz hassas coğrafyada ayakta kalabilmemiz milletçe büyük özveri ve gayret içinde bulunmamızı gerektirmektedir. Genç Türkiye cumhuriyetini sonsuza dek korumak, kollamak ve yaşatmakla yükümlü olan Türk milletinin yükü ağırdır.

İşte bu yüzden; ülkesini ve milletini seven her Türk mutlaka Atatürkçü olmalıdır. Her Türk, Atatürk’ü ve Atatürkçü Düşünce’yi anlamak, yaşamak ve yaşatmak için çaba harcamalıdır. Milletimiz, Atatürk’ü tanıdıkça kendini tanıyacaktır. Geleceğine ait güveni artacaktır. Yarınlara daha iyimser gözle bakacaktır.

Ölümünün 71’nci yılında Türk milleti’ne kutsal Anadolu toprakları üzerinde ölümsüz eseri Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni armağan eden Gazi Mustafa Kemâl Atatürk’ün aziz hatırasını saygı ile anıyorum.

Bugünkü zayıf ve istikrarsız görüntümüzün geçici olduğuna inanıyorum. Eserlerini sonsuza kadar yaşatacak bilinçli Atatürkçü nesillerimizin sayılarının ve bilinç düzeylerinin her geçen gün arttığını görüyor ve bununla gurur duyuyorum.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
9 Kasım 2009 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale