24 ŞUBAT 2017 CUMA

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanlarımızı saygıyla selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Abdüllatif Şener'in Türkiye Partisi'nin şansı var mı?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 26 Mayıs 2009 Salı 

Bir kurumun yaşaması, gelişmesi, muvaffak olması o kurumun başına geçenlerin iyi huylu, dürüst, imanlı kişiler olmasına bağlıdır.
(Gazi Mustafa Kemal Atatürk - 1933)

25 Mayıs 2009 tarihinde Prof. Dr. Abdüllatif Şener başkanlığında kurulan “Türkiye Partisi” ile siyaset sahnesi hareketlendi.
Oldu-olacak. Kuruldu-kurulacak derken, sonunda parti sayımız 61’e yükseldi.
Peki, gerek var mıydı bu yeni partiye?

Siyasi arenada temsil edilemeyen ne gibi bir fikir vardı ki, bu yeni fikrin temsilcisi olarak bu partiye ihtiyaç duyuldu? Veya mevcut altmış siyasi partinin kendilerini temsil etmediklerini açıkça belirten kitlelermi bulunuyordu da bunların temsilcisi olarak bu yeni parti kuruldu? Kanaatimce böyle bir partiye şimdi Türkiye’nin ve Türk seçmeninin ihtiyacı yoktur. Siyasi geçmişimiz parti mezarlığı ile doludur. Sanırım bu partinin yeri de kısa sürede burası olacaktır.

Uzun yıllar birlikte yönetim sorumluluğu aldığı yakın çalışma arkadaşlarına muhalif olarak çıktığını belirten Sayın Abdüllatif Şener’in seçmenler karşısında bugüne kadar neler söylediği ve bundan sonra neler söyleyeceği şimdiden bellidir. Dün bütün söylemleri ve yaptıklarıyla beğenmediğini belirttiği bugünlerin hazırlanmasına doğrudan katkısı bulunan bir siyasetçinin, bugün bu yapılanların yanlış olduğunu söyleyerek düzeltmek için parti kurduğunu söylemesi inandırıcı değildir.
Türk seçmeni, her dönemde yeni söylemler ve yeni yüzler aramıştır.

Türk seçmeni, kendilerini vazgeçilemeyen olarak gören siyasileri sandıkta sıfırlamanın usul ve yöntemlerini çok iyi bilmektedir.
Bugün Ak Parti ve Saadet Partisinin türevi olan partilere değil, Adalet, Anavatan, Doğruyol, Demokrat Parti gibi merkez sağ da yer alıp tamamen sandığa gömülmüş partilere ihtiyacı vardır. Bu partilerin uzun yıllar bu ülkeyi yönetmiş tecrübeli kadroları görev almaya hazır bir vaziyette Hüsamettin Cindoruk başkanlığındaki Demokrat Partinin yapacağı atılımları beklemektedir. Evet, bugün merkez sağa oy veren eski seçmenler yeniden merkez sağın güçlenmesinin bekleyişine girmişlerdir. Merkez sağda büyük bir arayış ve toparlanma mevcuttur. Burada beklenen merkez sağın adresi Sayın Şener’in partisi değildir. Şener’in geldiği siyasi kanalda bugün Ak Parti ikinci dönem iktidardadır. Saadet Partisi ise yeni başkanı Numan Kurtulmuş’la yeni atılımlar içerisindedir. Yani siyasetin bu alanı boş değildir.

Eğer artık düşüş sürecine girdiği belli olan Ak Partideki küskünlere hitap etmeyi ve bu partiden bazı milletvekillerini kopartarak yeni bir yapılanma içine girmeyi hedef alıyorsa, bu şekilde kurulan bir partinin geleceği olmadığı geçen siyasi tecrübelerden bilinmektedir. Ana gövdeden ayrılan küskünler yepyeni bir fikri yapılanma içine giremedikleri ve halkın yeni arayışlarına cevap verecek yapılanmaları göstermedikleri için kısa sürede kaybolmuşlardır... Yani tabela partisi haline dönüşmüşlerdir. Sayın Şener, bilim adamı kökenlidir. Kişilik olarak sakin yaradılışlı, itidalli ve muhafazakar biridir. Bunlar güzel özelliklerdir ama kitleleri peşinden sürükleyecek doğal liderlik özellikleri değildir.

İlave olarak Sayın Şener’in, son derece ciddi, sözüne güvenilir, çalışkan, ekip çalışmasına inanmış bir kişiliğe sahip olması da kendisini günümüz siyasi arenasında parlatmaya yetmeyecektir.

Bu söylemlerimle yeni kurulmuş partinin üyelerinin umudunu kırmak istemiyorum. Sadece geçmiş siyasi tecrübelerin ışığında görüneni ve bilinen sonu değerlendiriyorum. Keşke üniversitede kalıp tecrübelerini genç nesillere aktaracak bilimsel çalışmalarına devam etseydi..

Peki bu partinin hiç başarı şansı yokmu? Evet, bu partinin başarı şansı hiç yoktur.. Çünkü, ulaşabileceği hazır bir hedef kitlesi yoktur. Çünkü, hedef kütlelere verebileceği bir umut yoktur.. Başarılı olduğu takdirde halka kısa vadede vaat edebileceği bir söylemi de yoktur.. En önemlisi Sayın Şener’de bugün halkımızın özlemini çektiği ve beklediği gerçek liderlik kabiliyeti de yoktur.

O halde bu parti yarın seçimlerde kimden ve neden oy alacaktır ve hangi seçmen kitlesi Şener ve arkadaşlarını iktidara taşıyacaktır? Bu soruların cevaplarını Abdüllatif Şener yaptığı basın açıklamalarında verememiştir. Söylediklerinin tamamı Ak Parti proğramlarında vurgulanan ama bir türlü gerçekleştirilemeyen hususlardır.

Ben bu partinin bugünlerde ivme kazanan Sayın Hüsamettin Cindoruk’un DP siyasi hareketi ile birlikte hareket ettikleri takdirde başarı şansının daha fazla olacağını değerlendiriyorum.

Bugün eksikliği açıkça belli olan merkez sağ hareketinin içinde milli görüş temsilcileri olarak yer aldıkları takdirde iki büyük gücün birleşmesinden büyük sinerji doğabilecektir. Her şeye rağmen siyaset sahnesi hareketlenmiştir. Ak Parti'nin 29 Mart 2009 seçimlerinde başlayan gerileyişi sürdükçe bu hareketlenmenin artarak devam edeceği değerlendirilmektedir.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
26 Mayıs 2009 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale