24 ŞUBAT 2017 CUMA

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanlarımızı saygıyla selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Trafik terörü bitti mi?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 23 Şubat 2009 Pazartesi 

Felaket başa gelmeden evvel, onu önleyecek ve ona karşı savunulacak gerekleri düşünmek lazımdır. Geldikten sonra dövünmenin faydası yoktur.
(Gazi Mustafa Kemal Atatürk - 1920)

Dünyayı sarsan ekonomik kriz ülkemizi de tamamen kapsamı içine almıştır. Türk ekonomisinin dinamik sektörlerinden biri olan otomotiv sanayii krizden en fazla etkilenen sektörlerden biridir. Sadece yurdumuzda değil, dünyanın büyük otomotiv devleri teker teker fabrikalarını kapatmaya başlamışlardır. Yeni üretim yapılmadığı gibi eldeki stokların eritilmesi için yapılan görülmemiş kampanyalara rağmen sektörde yaprak kımıldamadığı rutin gazete haberleri arasına girmiştir.

Bilindiği gibi otomotiv sektörü çok geniş bir yan sanayii ağına sahiptir. Ayrıca bu sektörün çok yaygın pazarlama ağı ile birlikte oldukça yoğun çalışan kitlesi mevcuttur. Şimdi bu çalışan kitle toplu halde işsizlik tehdidi ile karşı karşıya bulunmaktadır. Dünya otomotiv devlerini ayakta tutmak için devletlerin yaptığı büyük finansal yardımların da bir işe yaramadığı görülmüştür. Sorun giderek kemikleşmektedir. Yeni otomobiller üretilemediği gibi, depolarına akaryakıt koyacak parası olmayan sürücülerin trafiğe daha az çıkmasıyla karayollarındaki otomobil sayısı asgariye inmiştir.

Bu olumsuz durumun bir tek faydalı yanı vardır. O da otomobillerin kullanıldığı yollarda meydana gelen trafik kazalarının azalmasıdır. Bir bakıma trafik terörüne trafiğe çıkan araçların azalması ile dur denilmiştir.
Şaka gibi ama bu bir gerçektir. İstatistikler son altı ayda trafik kazaları ile bu kazaların can ve mala verdiği maddi zararların giderek azaldığını göstermektedir. Cumhuriyet hükümetlerinin bütün çabalarına rağmen bir türlü önleyemediği trafik terörü sanki önlenmiştir. Garip ama rakamlar bu olguyu desteklemektedir.

Trafik kazaları görsel ve yazılı medyanın vazgeçilemez haber başlıkları arasında yer almaktadır. Karayollarında meydana gelen kaza, ölüm ve yaralı haberlerini veren medya içimizi karartmaktadır. Eğitim seviyemiz yükselmesine rağmen kazalar azalacağına giderek çoğalmaktadır. 20 nci yüzyılın ikinci yarısından itibaren trafik kazaları insan ölüm sebepleri arasındaki çıtasını yükseltmiştir. Kansere ve en ölümcül hastalıklara, doğal afetlere karşı tedbir düşünebilen insan beyni medeniyetin getirdiği trafik ölümleri karşısında çaresizdir.
Reklam dünyası gelişen teknoloji ürünü yeni araçların meziyetlerini ve kullanılan bilgisayar sistemleri ile ne kadar güçlü olduklarını anlatıyor ama bu teknoloji harikası araçların birer ölüm makinası haline gelmesi önlenemiyor. Demek ki araç mükemmelliği fazla işe yaramıyor. İnsan unsuru yine ön plana çıkıyor. Sadece makinaların değil, insanın da gelişmesi gerekiyor.

Peki bu bilinmesine rağmen insanlarımız neden göz göre göre kendilerini ölüme atacak kazalara neden olabiliyorlar. Bunun ortaya konulması bilimin işidir. İnsan biyo-psiko-sosyal bir varlıktır. İşte belki de bundan dolayı olsa gerek, insan davranışlarını önceden tahmin edebilmek ve buna göre önlemler almak kolay olmamaktadır.
Kalabalıklaştıkça karmaşıklaşan toplumsal yaşam, teknolojideki baş döndürücü gelişmeler ve insanların her gün bir önceki günden daha fazla tüketici olma arzuları, daha çok harcamaya yönelten reklamların baskısı, insanların daha iyi ve rahat bir yaşam sürdürme isteklerini adeta sahip olacakları otomobilleri ile kendilerini özdeşleştirmeleri insanlığı bu korkunç ve vahşi “Trafik Terörü” ile karşı karşıya getirmektedir.

Trafiğe sokulan her yeni otomobil, hem kendisi ve hemde halen trafikte bulunan araçlar için potansiyel bir tehlike oluşturmaktadır. Çünkü aracın çok iyi ve sağlam üretilerek trafiğe çıkarılması yeterli değildir. Önemli olan devletin yetkili organlarınca her bir yeni aracın trafiğe getireceği yeni yüklerin iyi değerlendirilerek önceden tedbir alınmasıdır. Çünkü yeni araçların; yeni yollara, yeni otopark alanlarına, servis istasyonlarına, akaryakıt ihtiyacına, acil ilk yardım ünitelerine ve en önemlisi bu aracı kullanabilecek yeterlilikte ve eğitimde sürücülerin hazırlanmasına ihtiyacı vardır. Bütün bunlar çok yönlü, çok taraflı ve uzun vadeli planlı çalışmalara ihtiyaç gösterir.

Aslında trafik kazaları sadece Türkiye'nin değil, gelişmiş ülkelerin de önde gelen ölüm nedenleri arasındadır. Örneğin ABD istatistiklerinde trafik kazaları; kalp ve damar hastalıkları ve değişik kanserlerden sonra gelen başlıca ölüm nedeni olarak verilmektedir.

Bugün kriz sebebiyle çözülmüş görünen trafik sorunu ülkemizin hâlâ çözüm bekleyen temel sorunlarından birisidir. Trafik kazalarının birden fazla sebebi vardır. İNSAN, ARAÇ, YOLve ÇEVRE ile DENETİM bunlardan birkaçıdır. Bilindiği gibi belli bir sorunun ortaya çıkması, birden fazla değişkenle ilgili ise bu sorunun ortadan kaldırılması diğer durum ve problemlere daha da zor olmaktadır.

İstatistikler kazaların % 50'sinin insandan kaynaklandığını ve daha çok 18-24 yaşları arsındaki genç sürücüler tarafından yapıldığını ve bu yaş gruplarındaki gençlerin kaza yapma oranlarının diğer yaş gruplarına göre 3 kat fazla olduğunu ortaya koymaktadır. Demek ki bu yaş grubunun eğitimi üzerinde önemle durulması gerekmektedir. Yaşla ilgili olan bir başka risk grubu da 65 yaş üstündeki sürücülerdir. Bu yaş grubu için kazaya yol açan faktörler genç sürücülerden farklıdır. Çünkü bu guruptakilerin araç kulanma yeteneklerinin bozulması, yavaşlaması ve duyu organlarının işlevlerinin azalması gibi nedenler kazaya sebebiyet vermektedir. Bu da kanun koyucular tarafından dikkate alınıp belirli kısıtlamalar getirilmesini vurgulamaktadır.

Kazaları oluşturan ikinci unsur araçlardır. Özellikle son yıllarda üretilen araçların eskilere göre güvenlik sistemlerinin çok iyi ve üretimden kaynaklanan hataların az olması nedeniyle kazalardaki rollerinin azalacağı düşünülürken, yeni teknoloji araçlarının çok hızlı oluşları güvenliklerinden de çok emin olunması gibi nedenlerle kazalardaki oranlarının daha yüksek olduğu görülmektedir.

Bir diğer kaza faktörü de yol ve çevre sorunlarıdır. Karayollarımız artan araç sayısını kaldıracak yeterlilikte değildir. Yeni yolların inşası araç üretim hızına ayak uyduramamıştır. Mevcut eski yollarında trafiğe hazır ve bakımlı halde bulundurulması hizmeti yeterince yerine getirilememektedir. Yani yollarımız yetersiz ve denetimlerimiz azdır.

Sonuç olarak; eğitimsiz insanlarımız, iklim ve coğrafi özellikler dikkate alınmadan yapılan karayollarımız, zayıf devlet denetimimiz, verimsiz müteahhit hizmetlerimiz olduğu sürece gelişen araçların sebep olduğu kazalar artmaya devam edecektir.

Kriz nedeniyle ortaya çıkan olumlu göstergelere aldanmamak gerekir.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
23 Şubat 2009 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale