26 Mart 2017 Pazar

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Ordumuz, milletimizin güvencesi ve devletin bek'asının teminatıdır
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 19 Ocak 2009 Pazartesi 

Türk vatanının ve Türk’lük camiasının şan ve şerefini, dahili ve harici her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni her an ifaya hazır ve amâde olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız vardır.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1938)

Türk Ordusu: 1000 yıldır Anadolu topraklarını vatanlaştıran Türk milletinin yegane güvencesi ve bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vazgeçilemez teminatıdır.
Küresel güçlerin dünyanın jeopolitik merkezinde yer alanTürkiye üzerindeki emperyalist emellerini millletimiz bilmektedir.

İnsanlarımız, bu konuda küresel mihraklar ile bunların içimizdeki yardakçılarınca yürütülen sinsi ve açık saldırıların da farkındadır.

Milletimiz, bu zor coğrafyada ayakta kalabilmenin tek şartının güçlü bir silahlı kuvvetler ile mümkün olabileceğin de farkındadır. Bu yüzden binlerce yıl öncesinden günümüze taşıdığı Ordu-Millet karakterinden asla taviz vermemektedir.

Evimize gelebilecek soğuk, kar, tipi, hırsız v.s. gibi dış etkileri önlemek için kapı, kilit, pencere, demir parmaklık gibi fiziki sistemlere ihtiyacımız varsa, iç ve dış saldırılara karşı devletimizi korumak için de milletin bağrından çıkardığı evlatlarının oluşturduğu orduya ihtiyacımız vardır. Türk Ordusu, milletinden aldığı vatanı koruma görevini tarihin her devrinde liyakatla yerine getirmiştir.

Türk vatanını bölüp parçalamayı hedef alan dış mihraklar Türk milletini ve Türk ordusunu yakından tanımaktadırlar. Bu güçler, Ordu-Millet birlikteliği sürdüğü ve Türk ordusu dimdik ayakta kaldığı sürece bu emellerinin hayalden ibaret kalacağının da bilinci içerisindedir. Bu yüzden kendilerine rakip olarak gördükleri Türk ordusuna acımasızca saldırmayı temel strateji olarak belirlemişlerdir. Son günlerde bu strateji istikametinde Türk askerine saldırılarını arttırmışlardır.

Bugün milletimiz bağrından çıkardığı ordusuna ve bilhassa üst düzey komutanlarına karşı yapılan saldırılar karşısında şaşkına dönmüştür. Milletimiz, büyük bir çoğunluğu dışarıdan yönlendirildiği ve beslendiği artık açıkça ortaya çıkmış olan medya araçlarında her gün emekli ve muvazzaf asker kişilerin terör örgütü mensubu gibi karşısında yer almasına akıl erdirememektedir.

Türk milletinin Ordu-Millet kavramında yaşattığı milli değerleri altüst edilmeye çalışılmaktadır. İnsanlarımızın kafasında asla çözemeyeceği pek çok soru işareti oluşmuştur. Oysa bu milletin erkekleri baba ocağından davul zurnalarla uğurlandığı asker ocağında yepyeni bir karakter kazanıp olgunlaşr ve çok güzel duygularla baba ocağına dönerdi. Bu kutsal ocakta kazandığı yeni hasletler onun hayatının geri kalan kısımlarını şekillendirirdi. Şimdi bu değerler hızla yok edilmeye çalışılmaktadır.. İşte asıl tehlike de buradadır. Bu husus çözüm bulunması gereken toplumsal bir sorun olarak karşımıza çıkmaya hazırlanmaktadır.
Oysa binlerce yıldır Türk milletini bağımsız olarak günümüze taşıyan tek güç olan Türk Ordusu yapılan bütün saldırılara rağmen gücünü aynen muhafaza etmektedir.

Atatürkçü Düşünce sisteminin sarsılmaz savunucusu olan Türk ordusu bütün unsurları ile dimdik ayaktadır. Her türlü iç ve dış saldırıyı defedecek gücünde herhangi bir zafiyet meydana gelmemiştir.
Türk ordusu üzerinde psikolojik savaş metotlarını uygulayarak bu büyük gücü güçsüz kılmaya çalışan küresel mihrakların yetişmiş uzmanları her operasyondan sonra ordunun gücünün arttığını görerek şaşkına dönmüşlerdir. Adeta ezberleri bozulmuştur.

Sonunda tüm planlı dış saldırılar Türk ordusunu, Genelkurmay Başkanından sınırın en uç noktasında görev yapan rütbesiz askerine kadar biribirine daha çok kenetlemiştir. Bugün, saldırıların farkında olan komuta kademesi etrafında çok belirgin hale gelen kenetlenme, dayanışma ve bütünleşme faaliyeti gözlenmektedir.
Bir başka ifade ile Türk ordusunu hedef alan küresel güçler bir kere daha yanlış yapmışlardır. Adeta zayıflatıp güçsüzleştirmeye çalıştıkları ordumuzun moral gücünü tetikleyerek onu yıkılmaz bir kale haline getirmişlerdir.

Türk ordusuna yapılan saldırılar daima başarısız olmaya mahkumdur...
* Çünkü; Tarihte yer almış bütün Türk devletlerinde ordunun ve askerlik mesleğinin ayrı bir önemi ve değeri bulunmaktadır. Tarih sahnesine çıktığı ilk günden itibaren başlamak üzere Türk ordusu, Türk milletinin yaşantısında daima ön planda olmuş ve ağır mesuliyetler yüklenerek devlet hayatının vazgeçilmez temel unsurunu teşkil etmiştir.
* Çünkü; Türklerin binlerce yıldan beri taşıdıkları Ordu-Millet olma vasfı onun askeri kültürünün zenginliğinin ve gücünün en veciz ifadesidir.
* Çünkü; Türk Silahlı Kuvvetleri ismi de özel olarak kullanılan bir tanımlamadır. Neden Türkiye ordusu değil Türk ordusu?, Neden Türkiye askeri değil de Türk askeri ? denilmektedir. İşte bu söylemler çok özeldir ve Türk ordusunun T.C. devletinin değil bütün Türk milletinin silahlı kuvvetleri olduğunu göstermektedir.
* Çünkü; Türk askeri için rütbesi ne olursa olsun gelenek ve göreneklerinden, milli hislerinden, Türk-İslam töresinden gelen inanç ve değerler binlerce yıldır özde değişikliğe uğranmamış olunması köklü bir mirastır. Tarih boyunca devlet ve milletin varlığını, dirlik ve düzenini, birlik ve beraberliğini, güçlü ve disiplinli bir ordunun ayakta durması ile kaim gören kutsal inanış her zaman toplumda geçerli olmuştur.
* Çünkü; Çok küçük yaşlardan itibaren bütün Türk erkeklerine "Ölünce askerin en büyük rütbesi olan şehitlik mertebesine erişeceği, eğer sağ kalırsa toplumdaki diğer en değerli mevkii olan Gazilik mertebesine ulaşılacağı, bunun için askere gönderildiği " hususu aileleri tarafından aşılanmakta, adeta beyinleri yıkanmaktadır. Alınan İslam kültürü ve terbiyesi ile de bu mevhum zihinlerde iyice yer etmektedir. İşte bundan dolayıdır ki; o basit, sakin, gösterişsiz ve son derece mütevazı görünüşlü saf ve temiz Türk askeri, muharebede bir yıldırım, şimşek, kasırga misali coşmakta, gözünü kırpmadan üzerine atıldığı düşmanlarının korkulu rüyası olmaktadır. Bu değişmez karakter, bu üstün nitelik, Türk askerine atalarından kalan mirastır. Kuşaklar boyu, nesilden nesile aktarılarak bugünlere gelmiştir ve bugünkü nesillerimiz tarafından gelecek kuşaklara aynen aktarılacağından da şüphe yoktur.

Sonuç olarak; Ordu-Millet olma karakterini binlerce yıldan günümüzde değişmeden taşıyabilmiş olması Türk milletinin belirgin vasfı olmaya devam etmektedir.

Ordusu ile böylesine iç içe girmiş, milletin her ferdinin kendisini ordunun bir mensubu olarak hissettiği başka bir millet yoktur. Ve bu husus milletimizin gerçek gücüdür.

Nitekim küresel güçlerin dört koldan Türk Silahlı Kuvvetlerinin halk üzerindeki itibarını zedelemek için yaptığı bütün saldırılara rağmen halkın gözündeki en güvenilir kuruluşumuz yine silahlı kuvvetlerimizdir.

Bu gücü sahiplenmek ve korumak her Türk’ün vazgeçilemez sorumluluğudur. Türk ordusu oldukça Türk milleti ebediyen payidar olacaktır.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
19 Ocak 2009 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale