21 HAZİRAN 2017 Çarşamba

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum....

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Topraklarımıza ayak basmaya layık değilsiniz. Bir an önce terkedin!
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 29 Kasım 2008 Cumartesi 

Yeni Türkiye'nin takip edeceği siyaset, belirsiz ve keyfi olamaz. Bizim siyasetimiz, mutlaka milletin kabiliyet ve ihtiyacı ile mütenasip olacaktır. Artık yeni Türkiye'nin devlet siyaseti, milli sınırları dahilinde egemenliğine dayanarak bağımsız yaşamaktır.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1923)

AVRUPALI PARLAMENTERLERE LAYIK OLDUKLARI DERSİ VEREN BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ SENATOSUNU KUTLUYORUM.

BU DAVRANIŞIN TÜM KAMU VE ÖZEL KURULUŞLARINA ÖRNEK OLMASINI DİLİYORUM.. Son yıllarda basiretsiz ve kendine güvenini kaybetmiş yönetimlerin zafiyeti yüzünden adeta bir sömürge devleti görünümü alan Türkiye’nin başkentinden milletimin özlediği ve umutla beklediği gür ses Başkent Üniversitesi senatosundan geldi.

Boyalı ve yönlendirilmiş basının haber değeri görmediği için yeterince ilgi göstermediği aşağıdaki haber ancak internet medyası kanalı ile kamuoyuna iletilebildi.

Keşke bu haber yüksek tirajlı gazetelerimizde manşetten verilebilseydi. İşte haber metni;
-----------------------------------------------------------------------
Başkent Üniversitesi Senatosu Avrupalı Parlamenterleri Kınadı: Başkent Üniversitesi Senatosu Rektör Prof. Dr. Mehmet Haberal başkanlığında bugün yaptığı olağanüstü toplantıda son günlerde Ankara'ya gelerek telkinlerde bulunan Avrupalı parlamenterleri kınadı. Başkent Üniversitesi Senatosu bu konuda bir bildiri de hazırlayarak kamuoyuna açıkladı.28 Kasım 2008

“Amaçları; ülkemizin bütünlüğünü zedelemek, anarşiyi destekleyerek birçok vatandaşımızın şehit edilmesi pahasına yapay etnik bölünmelere zemin hazırlamak, Türk yargısına müdahaleye kalkışarak devam eden davaları yönlendirmek olan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında parlamenterlerimizi sorgularcasına Türk Silahlı Kuvvetlerine adeta hesap sorma cesaretini kendilerinde gören ve aralarına şanlı Türk Bayrağımıza doğrudan saldırıda bulunmuş bir kişiyi de alan sözde medeni, çıkarlarından başka bir şey düşünmeyen ve çok standartlı Avrupa Birliği temsilcilerinin bu davranışlarını şiddetle kınıyor, protesto ediyor ve onlara 'TOPRAKLARIMIZA BASMAYA LAYIK DEĞİLSİNİZ, BİR AN ÖNCE TERK EDİN!' diyor ve onlara böylesine onur kırıcı davranışlarda bulunma cesareti ve olanağı verenleri de kamuoyunun takdirine bırakıyoruz.
Aziz Milletimize saygıyla duyuruyoruz.
Başkent Üniversitesi Senatosu
----------------------------------------------------------------------------
Bu vesile ile Başkent Üniversitesi senatosundaki değerli bilim adamlarımızı AB’ni uyaran haklı karşı koyuşları dolayısıyla kutlarken konunun önemine değinmek istiyorum..

Türkiye mevcut potansiyeli ile başlı başına bir güç merkezidir. Ayakta durması için hiç bir desteğe ihtiyacı yoktur. Oysa başkalarının başta tek tek Avrupa Birliği ülkelerinin ve bunların bir araya gelerek oluşturmaya çalıştığı AB’nin Türkiye’ye ihtiyacı vardır.

Türkiye bugüne kadar onlar olmadan da bu güç coğrafyada ayakta kalmasını bildi. Fakat onların Türkiye olmadan dünya güç merkezi olmaları ve birlikteliklerini muhafaza etmeleri zordur. Bunu onlar biliyorlar, ama ne yazık ki bizim yöneticilerimiz bilmiyorlar. Biraz dik durup, milli değerlerimize biraz daha sahip çıkarsak, onlar gelerek bize yalvaracaklardır. Bu sözlerim kafaları AB ve ABD uşaklığına şartlanmış, cepleri onlar tarafından nemalanmış bir kısım aydınlarımız ve basın kalemşörlerine ters gelebilir. Ama onların bir türlü inanmak istemedikleri ve asla söyleyemeyecekleri gerçek budur.

Türk Milli kültürü ile yoğrulmuş, milli benliğini Türklük şuuru ile doldurmuş ve Türk Tarih bilincine erişmiş düşünen beyinlerimiz ile aziz milletimizin büyük çoğunluğu böyle düşünüyor. Ama bir kere başını öne eğen yöneticilerimizin başlarını kaldırıp bu gerçeği görmeleri çok zor oluyor. Evet tekrar ediyorum. Avrupa biz bir şey veremez. Bizim gücümüze güç katamaz. Biz eğer istersek onlara çok şey kazandırabiliriz. Onlar bekaları ve dünya gücü olabilmeleri için her zaman bize muhtaçlar. Biz onlara değil.

AB ülkelerinin mevcut sanayilerini ayakta tutabilmeleri için muhtaç oldukları petrolün musluğu İslam ülkelerinin elinde ve Ortadoğu’dadır. AB’ne katılacak Türkiye, hem İslami vasfı ve hem de petrol bölgelerini kontrol eden konumu ile Avrupa’yı petrole yaklaştıracaktır. Yoksa petrol, ABD’nin kontrolünde kalmaya ve AB ülkeleri de ABD’ye bağımlı olmaya devam edeceklerdir.

Hâlbuki bugün Avrupalıların ortak kanısı olarak Türkiye, istenmeyen ülke konumundadır. Bunun sebebi de ülkemizin önce asimile edilemeyecek kadar büyük ve nihayet Müslüman olmasıdır. Avrupa ülkeleri eski sömürgelerinden gelenlerle birlikte işçi olarak ülkelerine gelip bugün üçüncü nesli yaşayan Müslüman nüfustan hoşnut değildir. Halbuki laik ve Müslüman Türkiye bu huzursuz Müslüman kitleler ile AB kültürlerinin kaynaşmasında bir köprü vazifesi görecektir. Bu husus asla önemsiz görülmemelidir.

Avrupa birliği yaşlı kıtada, yaşlı bir nüfusu barındıran ordusu olmayan, yani dünya güç merkezi olacak potansiyeli ve yaptırım gücü bulunmayan bir kalabalıktır. Dünyanın diğer güç unsurları olan Çin ve Rusya’ya kontrol edemeyecekleri kadar uzaktadır. Ayrıca, dünya enerji merkezlerini ve ticaret yollarını üzerinde taşıyan Asya Türk Cumhuriyetlerine de uzaktır. Türkiye’nin AB üyeliği onları, hem dünya güç merkezlerine taşıyacak ve hem de gerek nüfusu ve gerekse dinamik ordusu vasıtasıyla Avrupa’yı sırtında taşıyacaktır.

Türkiyesiz bir AB sadece bölgesel bir güç olarak kalır. Türkiye ile küresel bir oyuncu haline dönüşür ve dünyanın yönetimine ortak olur. Avrupa, Ankara olmadan da hayatta kalabilir; ancak Türkiye’nin de dahil olduğu bir Avrupa kendini aşma şansını yakalar. Bize ihtiyacı kesin olan Avrupa ülkeleri önünde eğilip bükülüp yalvarmaya gerek yoktur. Eğer böyle bir ortaklıkta birilerinin eğilip bükülmesi ve taviz vermesi gerekiyorsa bu Avrupa kanadı olmalıdır.

Çünkü gelişen ve güçlenen Uzakdoğu Devletleri, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ve İslam Ülkeleri ile her alanda işbirliği içine girebilme gibi alternatiflere sahip, dünyanın coğrafi merkezinde yer alan Türkiye’nin gücü sanıldığından daha büyüktür. Ama son 40 yılda bu gücün farkına varan yöneticilerimiz iktidar yapmaya gücümüz yetmemiştir. Bunun için dik durmasını beceremedik. Eğik olan başımıza şamar atılmasını da önleyemedik.

Bugün ömrünün 30 yılını Avrupa’da çalışarak geçiren vatandaşımıza öz oğlunun tatilini yanında geçirmesi için yaptığı en basit müracaatta dahi, konsolosluk kapılarında köle muamelesi yaparak bin bir müşkülat çıkartan zihniyet; hiçbir tahdide tabi tutulmadan elini kolunu sallayarak sınırımızdan giriyor. Üst düzey izzet-itibar görüyor. Kendi ülkemizde bize rağmen, bizi adeta denetliyor. Akıl veriyor. Kafa tutuyor. Ülkenin temeline dinamit koyanlara gözümüzün içine baka baka arka çıkıyor, onlara destek veriyor. Ve bunu hep yapıyor. Bizde elbirliği ile bütün bunlara seyirci kalıyoruz.

Oysa biz zaten Avrupalıyız. Biz devlet ve millet olarak 1500 yıldır Avrupalıyız. Bu gerçeği değiştirmek mümkün değildir. Tarih ve coğrafyanın inkârı olur. Avrupa’nın her alanında biz varız. Topluluk içinde olmasak bile topluluk üyesi ülkelerle her türlü ortak ilişkilerimizi her alanda zaten sürdürüyoruz. Bu topluluğa tam üye olduğumuzda da bugünkünden çok fazla bir değişiklik beklememek gerekir. AB üyeliği bize lütfedilen bir hak değil, gelişen siyasi ilişkilerin tabii sonucudur. Bizim gibi devletlerin kimseye verilecek tavizi olmamalıdır. Bizim coğrafyamızda bulunan, yeterli potansiyele sahip, imparatorluk tecrübesi olan bir milletin hiç bir desteğe de ihtiyacı yoktur. Buna rağmen iyi yönetilemediğimiz dönemlerde bizimle dost ve bir arada olmak isteyen ülke ve kuruluşlar hep bizden taviz istemiş ve hep bizden hesap sormuşlardır.

AB yolunda Türkiye rolünü iyi oynamalı ve elindeki kozları iyi kullanmalıdır. Bizi biz yapan milli değerlerimizden ve binlerce yıllık Türk kültür değerlerimizden asla taviz verilmemelidir. Avrupalının ekonomik ve teknolojik seviyesine ulaşmaya EVET. Fakat Avrupa’nın Hıristiyan kültürü ile yaşama heves ve gayretlerine ise şiddetle HAYIR dememiz gerekmektedir.

Türk Kimliği, Avrupalı Kimliğinden büyüktür ve daima bir adım öndedir. Bu kimliğimizi her türlü olumsuz şartlara rağmen sonuna kadar korumak ve kollamak her Türkün kaçınılmaz görevidir.

Türkiye büyük ülkedir. Güçlü ülkedir. Bölgesinde ve çevresinde lider ülkedir. Türk Milleti ise binlerce yıllık Türk Kültürü ile mücehhez büyük bir millettir. Biz milletçe ve devletçe ülkemizde yaşanan bizi sömürge gibi gösteren çirkin manzaraları hak etmiyoruz. Tarihimiz diğer milletler ve kültürlerle çok iyi diyaloglar ve işbirliği içinde binlerce yıl bir arada yaşayabildiğimizi göstermektedir. Bize Avrupa’da olmak değil, Avrupalı kafasına sahip olmak yakışır. Aslında milletçe 1500 yıldır bu kafaya sahibiz. İyi yönetimler elinde milletimizin çok güzel şeyleri yapabileceğimize tarih şahittir.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
29 Kasım 2008 Cumartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale