23 HAZİRAN 2017 CUMA

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum....

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






24 Kasım öğretmenler gününüz kutlu olsun öğretmenim
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 22 Kasım 2008 Cumartesi 

Öğretmenler, yeni nesli sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1923)

24 Kasım Öğretmenler günü anısına eski bir öğretmen diyor ki; Öğretmenler haftasını kutladığımız bu günlerde değerli öğretmenlerimizden Türk milleti olarak beklentilerimizi ve geleceğimiz ile ilgili kaygılarımızı, birer gönül eri olarak kabul ettiğimiz değerli öğretmenlerimiz ile paylaşmak istiyorum.

En zor ve en meşakkatli mesleğin fedakar mensupları öğretmenlerimiz..
Mesleğiniz bir gönül mesleğidir. Yaptığınız işin maddi ve manevi olarak karşılığının ödenebilmesinin çok güç olduğunu Yüce Türk Milleti biliyor ve onun içindir ki sizler bu asil milletin gözünde en saygıdeğer ve taktire layık kişilersiniz.. Başkaları sizleri bu gözle görmek istemese ve size gereken değeri vermese de sizler milletimizin gözbebeklerisiniz. Bunu böyle biliniz.. Sizin yeriniz her zaman başımızın üstündedir.

‘’Oku’’ emri ile başlayan Yüce Kitabımız Kuran-ı Kerimde, “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” diyen Hz.Ali’nin sözlerinde bu gerçek yatmıyor mu?
“Milletleri kurtaracak yalnız ve ancak öğretmenlerdir” diyen Atatürk mesleğinizin önemini ve hassasiyetini bir defa daha gözler önüne sermektedir...

Bu güne kadar olan beklentilerinizin maalesef duyarsız ve tutarsız politikacılar tarafından hep hüsrana uğratıldığınızı biliyoruz.. Size verdikleri maaş ve kira yardımıyla evinize ekmek bile götüremediğinizi biliyoruz..Ve bu ayıbın onların ayıbı olduğunu yüzlerine haykırıyor ve sizin onların düzeyine inmeyecek kadar yüce bir mesleğiniz olduğunu sizlere hatırlatıyor ve sizden beklentilerimizin çok olduğunu söylemek istiyorum.

Değerli öğretmen kardeşim; dilimiz ile, tarihimiz ile, kültürümüz ile, örf- adet ve geleneklerimizle adeta alay edildiği günümüz de görevin çok ağır ve zor. Milletimiz senden iyi eğitilmiş diğer bir ifade ile iyi terbiye edilmiş, vatanına milletine düşman olan unsurları iyi bilen, bu ülkeyi çağdaş medeniyet seviyesine taşıyacak sorumlulukları olan gençler yetiştirmeni istemektedir.. İçi vatan sevgisi ile yanan, milletinin huzur ve mutluluğunu sağlamayı amaç edinen, bayrak inmez-ezan susmaz diyen gençler yetiştirmeni istemektedir..

Dertlerinin çok olduğunu ve öğretmenler haftasında hüzün yüklü olduğunu biliyorum.. Mesleğin ile ilgili kararlar alınırken sana söz hakkı tanınmadığını da biliyorum.. Öğrencileri sınıf geçirmen için arka arkaya çıkarılan afları, senin bu isteklere karşı içinden lanet okuduğunu da biliyorum.

Öğretmenim... Bunlar siyasi kararlardır.. Sen siyaset üstü bir görev üstlenmişsin.. Bunlara gülüp geç.. Ve görevin neyi gerektiriyorsa onu yap.. Ama biliyor musun Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’ten tut da Müsteşarına, Talim Terbiye Kurulu üyelerine kadar bir çoğu Üniversite öğretim üyesi olan bu zatlara da sorulduğunda eğitimci olduklarını büyük bir gurur ve şerefle söylemektedirler.

İlköğretim müfredatı değişir, ortaöğretim müfredatı değişir, kampanyalar açılır, hayırseverlere okullar yaptırılır. Bunlar hep yapılırken öğretmen kimsenin aklına gelmez.. Ve yerel ve görsel medyanın önünde, öğretmenler şu kadar maaş alıyorlar ama 15 saat derse giriyorlar diyerek, senin maaşının bile fazla olduğunu senin gözünün içine baka baka söylerler.

Milli Eğitim Bakanlığı Avrupa Birliğine girmeye hazırdır diye verilen beyanatlar da sadece gülünçtür. Milli Eğitim Bakanlığı her türlü sorununu çözdü de Avrupa Birliği ülkelerinde ki eğitim düzeyini mi yakaladı? Bizim öğretmenlerimiz ne maaş alıyorlar, Avrupa Birliği ülkelerindeki öğretmenler ne maaş alıyorlar. Hiç karşılaştırıldı mı sayın bakanlık yetkilileri? Okulların temiz tutulmasını sağlayacak kadrolu elemanın eksik, memurun eksik, öğretmenin eksik... Bir tarafta “Sistem eğitmiyor” diyen bir Milli Eğitim Bakanı... Diğer taraftan “Avrupa Birliğine girmeye hazırız diyen” Milli Eğitim Bakanlığı! Kim kimi kandırıyor bir bilebilsek...

Öğretmenlik mesleği zor ve meşakkatli bir meslektir.. Özveri ister, fedakârlık ister. Ama her şeyden önce moral mesleğidir..Ve günümüzde öğretmenlerimizin moralinin bozulması için her şey yapılmaktadır.. Bu durum son zamanlarda o kadar artış göstermiştir ki bu durum bizleri bu işin içinde bir iş var dedirtircesine bir arayış içine itmiştir..

Görülen odur ki eğitim sistemimiz son yıllarda alınan isabetsiz kararlarla adeta felç olmuş, yürüyemez hale gelmiştir.. Ve bu duruma daha nasıl dayanabileceğimiz meçhuldür..

Ve biz çözümü siyasiler de değil, vatanına milletine aşık Atatürkçü, Milliyetçi olan fedakar Türk öğretmeninden bekliyoruz.. Öğretmenimiz maddi yönden büyük sıkıntı çekmektedir.. Türk öğretmeni adeta yaşamı süresince çile çekmeye yönlendirilmiştir. AB’ne girmek uğruna her türlü kanunu meclisten yıldırım hızıyla geçiren siyasiler AB’ye uyma yolundaki bu çalışmalarında AB ülkelerindeki öğretmenlerinin yaşam standartları ile bizim öğretmenlerimizin yaşam standartlarını karşılaştırdıklarında acaba hiç yüzleri kızarmıyor mu?

Ama yapılan çalışmalar bizim insanımıza, bizim öğretmenlerimize yönelik değildir ki.. AB kendilerince yapılması gerekenleri istemektedirler. İstenilenlerde yapılmaktadır. Ortaya çıkan sonuç da ise, bu çalışmaların toplumumuzun beklentilerinden ne kadar uzak olduğunun bir göstergesidir.

Toplumun ve ülkenin her sorununda karşılaşılan olumsuzlukların sebebi araştırıldığında fatura hep eğitim ve eğitimciye kesilmektedir.. Peki eğitimde görülen olumsuzluklar karşısında alınan tedbirler nelerdir.. Kocaman bir hiçtir.. Bence bu kasıtlı olarak yapılmakta ve gençlerimiz; dilinden, milli kültür değerlerinden uzaklaştırılmakta, adeta Türk genci gibi değil magazin gençliği gibi yetiştirilmek istenmekte ve Atatürk milliyetçisi şerefli Türk öğretmeni de bu olumsuzluklar karşısında adeta kahrolmaktadır..

Ancak bu moral bozukluğu öğretmenlerimizi karamsarlığa itmemeli ve öğrencilerle birebir eğitim veren örnek kişinin kendisinin olduğu bilinci ile moralini yüksek tutmalıdır. Bazı ticari amaçlar uğruna harcanmaya çalışan gençlerimiz, fedakâr Türk öğretmenlerinin elinde yoğrularak Türk milletinin istediği gençliğin yetiştirileceği günler yakındır diye düşünüyorum. Siyasi iktidarların önemini hala idrak edemediği Milli eğitimimizin temel taşı olan öğretmenimizi bakın bir öğrencisi nasıl anlatıyor.

“İnsanın yaşamında unutamadıkları vardır. Ben de sizleri unutmayacağım öğretmenim. Sizleri nasıl unutabilirim ki? Bana harfleri tanıtan, kalemi tutmayı öğreten, okumayı söktüren, okulu sevdiren ilk öğretmenim olarak kalbimde yaşayacaksınız.
Öğretmenim, kim bilir kaç çocuğun daha kalbinde yaşayacaksınız ve yaşıyorsunuz?
Benim kalbimde de o kadar çok öğretmen yaşıyor ki; en başta annem. Çünkü o da bir öğretmen. Bu nedenle arkadaşlarımın arasında okul ve öğretmenle ilk tanışan ben oldum. Ben ve annem elinde çantası, kitaplarıyla evden çıkardık. Ben bakıcıya o ise her zamanki gibi okula koşardı. Akşamları döndüğünde o aceleci ve telaşlı kadın gitmiş, yerine yorgun ve solgun bir şekilde benim isteklerimi yapmaya çalışan bir kadın getirdi. Annem sayesinde öğretmenlik mesleğinin ne kadar zor ve yorucu; ama bir o kadar da zevkli olduğunu öğrendim.

Daha sonra ilkokula başladım. Şanssızlığımdan mıdır ne, iki yılda bir öğretmen değiştirdim. Ama onları da her zaman çok sevdim ve kalbimde onlara da yer verdim. Çünkü hepsinin ayrı bir güzelliği ve özelliği vardı. Daha doğrusu hepsi bizlere bir şey öğretebilmek için çabalıyordu. Şimdi ortaokuldayım. Burada da birçok öğretmenim var. Hepsini ayrı ayrı seviyorum. Onları kalbimdeki yere koydum. Bütün öğretmenler örnek alınmayı hak ediyor. Bizler için o kadar çok şey yaptılar ki saymakla bitmez.
Bazen çok merak ediyorum. Yaşımız gereği bir sürü sorunlarımız oldu. Ama ya sizin? Siz hiç üzülmediniz mi öğretmenim? Üzülseniz bile hiç belli ettirmediniz. Her zamanki gibi güldünüz. Ama gülüşünüz o kadar çok şeyi anlatıyordu ki...

Gülüşünüz... Ah o gülüşünüz... Zaman zaman sinirinizi saklıyordu güneş gibi sıcak yüzünüzde; zaman zamansa sevincinizi gösteriyordu. Hele o sabrınız yok mu?..
Küçükken evcilik oynardık. Ben öğretmen olurdum, arkadaşlarım da öğrenci. En ufak bir şeyde onlara bağırır, kızar ve küçük düşürürdüm. Ama öğretmenim siz o oyundaki öğretmene hiç benzemediniz. Her zaman bir melek gibi sınıf ta süzülür biz fark etmeden bir şeyler öğretirdiniz. Kısa süre sonra da öğrettiklerinizin karşılığını almaya başladım.

Kiminizden dilbilgisini, kiminizden matematiği, fiziği, kimyayı ve daha bir sürü şeyi öğrendim. Sizlere olan borcumu sizlerin gurur duyacağı bir genç olarak ödemeye söz veriyorum.

Öğretmenim, öğretmenlerim ellerinizden hasretle öpüyorum. Öğrenciniz.”

Sonuç olarak; Ülkemizin bu zor günlerinden en kısa sürede çıkacağımıza yürekten inanıyorum. Bunu gerçekleştirecek kişiler Atatürk milliyetçisi öğretmenlerimiz ve onların yetiştireceği vatanına, milletine bağlı Türk kültürü ile yoğrulmuş Türk gençliğidir..

Bunun dışında çözüm aramak Atatürk’ün dediği gibi gaflettir ve delâlettir.

24 Nisan 2004 tarihinde ebediyete intikal eden kardeşim Sarıyer Mehmet Şam Ticaret Meslek Lisesi Müdürü merhum Caner Kumkale’nin anısına...


Dr. Tahir Tamer Kumkale
22 Kasım 2008 Cumartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale