26 Mayıs 2017 Cuma

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum....

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Atatürkçü Düşünce Sistemi - 8
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 5 Ocak 2005 Çarşamba 

Bir toplulukta kıymet ve kuvvet, onu kuran fertlerin kendilerini kıymet ve kuvvet saymalarındadır. Ancak bu gibi fertlerden kurulmuş olan toplumlardır ki, yekpare kıymet ve kuvvet manzarası gösterebilirler.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1937)

TÜRK MİLLETİNİ İÇİNE DÜŞTÜĞÜ GÜVEN BUNALIMINDAN ÇIKARACAK TEK ÇARE ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİNE SAHİP ÇIKMAKTIR (8)

Atatürkçü Düşünce Sistemi" ile ilgili bilgilendirme çalışmalarına devam ediyorum; ATATÜRKÇÜLÜĞÜN ÖZELLİKLERİ;

Atatürkçü Düşünce Sistemi'nin üç değişmez temel özelliği şu şekilde sıralanabilir... Atatürkçülük hareketinin en önemli ve belirgin özelliği, KAYNAĞA BAĞLILIK'tır. Yani Atatürkçü Düşünce'den kaynaklanmayan hiçbir tutum ve davranış "Atatürkçülük" olarak kabul edilemez. Ayrıca, Atatürkçü Düşünce doğrultusunu esas kabul etmeyen ve bu düşünceyi gözden uzak tutmaya çalışan davranış ve eylemlerde bulunanlar da "Atatürkçü" olarak değerlendirilemezler.

Atatürkçülüğün ikinci özelliği ise, HEDEFE BAĞLILIK'tır. Atatürkçü Düşünce Sistemi'nin açık veya kapalı olarak gösterdiği ulaşılması gereken temel hedefler Atatürkçülüğün asla gözden uzak tutamayacağı hedeflerdir. Bu bakımdan bir davranış veya hareketin "Atatürkçü" bir davranış olarak nitelendirilebilmesi için yöneldiği hedefin açık-seçik belirlenmesi ve mutlaka "Atatürkçü Düşünce" içinde gösterilmesi gereklidir. Belirlenmiş bir hedefi olmayan hareketler ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar boşuna gayretlerdir. Hefefi olmayan birbirinden değişik istikametlere yönelen faaliyetler sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Ve bunların sonunda milletin ihtiyacı olan huzur, güven ve refahın elde edilmesi kesinlikle mümkün değildir.

Atatürkçülüğün bir diğer özelliği ise, DAVRANIŞ ve EYLEMLERİN BÜTÜNLÜĞÜ'dür. Atatürkçü Düşünce'den kaynaklanan, bu düşünce sisteminin gösterdiği hedeflere yönelen her türlü davranış ve hareketler birbiri ile koordineli bir bütünlük içinde ortaya çıkmadıkça "Atatürkçülük" söz konusu olamaz.

Siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik ihtiyaçlar; Atatürkçülük olarak nitelendirdiğimiz davranış ve hareketleri sağa, sola, ortaya, ileriye, geriye gibi kısaca zikzaklarla ve sözde toplumsal dengelere göre yönlendirdiği takdirde orada Atatürkçülükten söz edilemez. Ayrıca bu gibi değişken tutum ve davranışlar, yabancı kültürlere ve bu kültürlerle bütünleşmiş toplumlara özenti ve benzeme arzularıyla Atatürkçü Düşünce Sistemi'nin gösterdiği vatan ve millet bütünlüğünden, Türk Milletini birarada tutan milliyetçilik duygularından, milli, manevi ve dini bizi açıdan ayıramaz. Ayırırsa da bunun adına Atatürkçülük denilemez.

NEDEN ATATÜRKÇÜ OLMALIYIZ? Bu soru Türk toplumunun her kesiminde sorulmakta ve birbirinden çok farklı cevaplar alınmaktadır. Hatta bir kısım bunun gereksiz olduğunu vurgularken, bir kısımda önce Gazi Mustafa Kemâl Atatürk'ün bizzat kendine ve O'nun ölümünden 66 yıl geçmesine rağmen yaşatılan Düşünce Sistemine doğrudan düşmandır. Bu kuru kalabalıklar, Atatürkçü olanlara karşı büyük bir kin ve düşmanlık beslemekte ve bunu eylemleriyle her fırsatta dile getirmektedir.

Aslında sorunun cevabı bir değil, pek çoktur. Türk toplumunun Atatürkçü olmasını gerektiren mantıklı o kadar çok sebep vardır ki bunların sadece konu başlıklarını yazmak dahi bu çalışmanın hudutlarını aşar. Bu yüzden sadece birkaç ana esası açıklayarak Neden Atatürkçü Olmamız gerektiğini vurgulamak istiyorum. Bilahare bu esaslar üzerine Nasıl Atatürkçü Olabiliriz? Sorusunun cevaplarını oturtmaya çalışacağım.

Atatürk örnek bir toplum lideridir. Devlet adamıdır. 20 nci Yüzyılın insanlık tarihinin yazılmasında adından en çok adı geçen fikir ve düşünce insanıdır.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk; bütün Türk Milleti ve dünya milletleri tarafından tanınmaktadır. Türkiye'nin adını duymayan ve yerini bilmeyen pek çok insan Atatürk adını bilmektedir. Yani O'nun adı, kurduğu Türkiye Cumhuriyetinden daha fazla meşhurdur. Gazi herkes tarafından tanınmasına rağmen herkesin O'nu anlayış ve anlatış biçimi birbirinden çok farklı olmaktadır. Çünkü O herkes üzerinde az veya çok, müsbet veya menfi mutlaka bir etki bırakmıştır. Bu büyük dünya liderinden esinlenmeyen insan yok gibidir.

Herhangi birine mikrofonu tutsanız. Ve şu soruyu sorsanız... Atatürk'ü tanıyor musunuz. Tanıyorsanız O'nu nasıl tanımlayabilirsiniz ?

Bu soruya herkesin bir cevabı mutlaka vardır. Fakat sual sorduğununuz kişi sizin beklediğiniz cevabı değil, kendi kültürü, eğitim düzeyi ve tecrübesine uygun olarak bir cevap verecektir. Alınacak cevapların yüzde doksanı olumludur. Ve soruya muhatap olanlar( karşı karşıya kalanlar) hemen "O'nu nasıl yüceltebiliriz" endişesine kapılırlar. Ve daima abartılı sözlerle onun ne kadar büyük bir insan olduğunu anlatmaya çalışırlar.

Doğal olarak bütün cevap kendi ilgi sahalarına ve bakış açısına göre olacaktır. İşte bunlardan birkaçı;

- TÜRK MİLETİNİN ÖLÜMSÜZ ÖNDERİ, BÜYÜK İNSAN,
- 20 NCİ ASRA DAMGASINI VURAN BÜYÜK TÜRK,
- BÜYÜK ASKER , BÜYÜK KOMUTAN
- KARİZMATİK LİDER, ÖLÜMSÜZ İNSAN
- TÜRK MİLLETİNİN BAŞÖĞRETMENİ
- YOL GÖSTERİCİMİZ ve AYDINLATICIMIZ
- BAŞTACIMIZ BÜYÜK ÖNDERİMİZ
- UFKUMUZU AYDINLATAN GÜNEŞİMİZ...

İşte bütün bunlar ve benzerleri herhangi bir Türk'ün hemen aklına gelebilen cümlelerden sadece birkaçı. Atatürk'ten sonra Cumhurbaşkanlığı emanetini devralan İsmet İNÖNÜ bu büyük dava arkadaşını şöyle tanımlamaktadır.

"DEVLETİMİZİN BANİSİ (kurucusu) VE MİLLETİMİZİN FEDÂKAR, SADIK HADİMİ (hizmetkârı), İNSANLIK İDEALİNİN AŞIK VE MÜMTAZ SİMASI(kişisi), EŞSİZ KAHRAMAN ATATÜRK. VATAN SANA MİNNETTARDIR..."


Dr. Tahir Tamer Kumkale
5 Ocak 2005 Çarşamba

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale