30 Mart 2017 Perşembe

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Atatürkçü Düşünce Sistemi - 4
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 31 Aralık 2004 Cuma 

Türkiye'de fikir adamları diyorlardı ki; Biz adam değiliz ve olamayız. Kendi kendimize adam olmamıza ihtimal yoktur. Bizim canımızı, tarihimizi, varlığımızı bize düşman olan, düşman olduğundan hiç şüphe edilmeyen Avrupalılara, kayıtsız şartsız bırakmak istiyorlardı. 'Onlar bizi idare etsin' diyorlardı. Bilelim ki, milli benliğini bilmeyen milletler, başka milletlere yem olurlar.

(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1922)

TÜRK MİLLETİNİ İÇİNE DÜŞTÜĞÜ GÜVEN BUNALIMINDAN ÇIKARACAK TEK ÇARE ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİNE SAHİP ÇIKMAKTIR (4)


"Atatürkçü Düşünce Sistemi" ile ilgili bilgilendirme çalışmalarına devam ediyorum; Atatürkçü Düşünce Sistemi; aklın, mantığın ve bilimsel değerlerin ışığında bugünün olduğu kadar geleceğin ihtiyaçlarında da cevap verir. Kendisini daima yenileyen çağdaş bir görüntü ortaya koyar. Her yeni kuşağın kaçınılmaz hayat felsefesi ve vazgeçilmez yaşam tarzı olarak değerini daima muhafaza eder. Şimdi bu temel düşüncenin ışığında günümüzde Türk milletinin önünde dağ gibi yığılan meselelerine nasıl daha etkin ve fonksiyonel olarak çözüm bulunabileceğine değinmek istiyorum.


Atatürk Türkiyesi’nin yöneticilerin başarılı olmaları için ellerinde bulunan insan kaynaklarının iyi yönetilmesi gerekmektedir. Başarının sırrı insanda ve insanın iyi yönetilmesindedir. Günümüzde Bilim ve Teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerlemektedir. Bir yandan “Globalleşme” ve bir yandanda “Bilgi Toplumuna Geçiş gayretleri” ülkemiz yöneticilerini ellerindeki imkanları çok iyi kullanmaya zorlamaktadır.


Ülkemizin boyutları fiziki olarak sınırlı kalmasına rağmen bu boyutlarda yaşayan insanlarımızın ihtiyaçları sınırsızdır ve sonsuzdur. İki taraf arasındaki dengenin iyi kurulması ve muhafazası gerekmektedir. Zira yaşanılan çevrenin boyutları sabit kalırken nüfusumuzun sayısı ile çoğalan nüfusun güncel ihtiyaçları gelişen teknolojiye ayak uydurarak artmaya devam etmektedir. Bu durumda izlenecek tek geçerli yol, doğal, varlıklarımızı ve milli kaynaklarımızı daha etkin kullanmak ve bu maksatla en küçük birimlerden elde edilen üretimi arttırmaktır.


İşte bu yol izlenirken yararlanılabilecek çeşitli üretim araçlarının başında “SEVK VE İDARE” gelmektedir. Sevk ve İdare; günümüzde üretimde kullanılan her çeşit kaynağı birbirleri ile uyum haline getirerek bunları toplu halde istenilen amaçlar doğrultusunda hedeflere yönelten son derece karmaşık sistemleri içermektedir.


Yine günümüzde “Sevk ve İdare”sadece Allah vergisi doğal niteliklere sahip karizmatik liderlerin toplulukları belirlenen hedefler doğrultusunda motive etmesi ile gerçekleştirilecek kadar kolay bir işlev olmaktan çıkmıştır. Artık tamamen Atatürkçü Düşünce Sisteminin öngördüğü Bilim ve Teknolojinin hakim olduğu bu alanda açılan okullar ve üniversiteler ile birlikte bilimsel usul ve metotlar devreye girmiştir.


İşte bu yüzden bütün yöneticilerimiz; Önce PLANLAMA yapmak, sonra bu plânları gerçekleştirecek ÖRGÜTLENME’yi oluşturmak, kurdukları teşkilâtı bizzat YÖNETMEK, bilahare bütün bu sayılan faaliyetleri DENETLEMEK zorundadırlar.


Değişen ve gelişen bilimsel teknikler ile teknolojinin hayatımıza soktuğu yenilikler, kültür ve yaşam düzeyimizdeki gelişmişlik seviyesi yöneticilerin YÖNETİM İŞLEVLERİ’ ni oldukça değişik boyutlarda etkilemiştir. Günümüz yöneticileri “İNSAN MÜHENDİSLİĞİ” kavramını çok iyi bilmek ve maiyetindekileri bir mühendisin teknik çalışma sistemine benzer bir şekilde yönlendirmek zorundadırlar. Ancak bu şekilde globalleşen dünyanın gelişmiş kitle iletişim araçlarının etkisiyle dünya kültürlerinin bombardımanına maruz bırakılan Türk insanından etkin bir şekilde yararlanma imkanı bulabilirler.


Bilindiği gibi insan; düşünen, fikir sahibi olan ve bu fikrini çevresine yayarak etkileme gücü olan tek canlı varlıktır. Yönetimin malzemesi insandır. Her insan başlı başına bir bilinmeyendir. İnsanların imkân ve kabiliyetlerinin bilinmesi, istek ve ihtiyaçlarının öğrenilmesi ,eğitilmesi, belirlenen hedefler doğrultusunda yönlendirilmesi birbirinden tamamen farklı usul ve metotları gerektirir.


Atatürk Türkiyesinin genç nesilleri INTERNET ile tanışarak dünyaya açıldılar. Bir bakıma dünya vatandaşı oldular. Onları tanımak ve yönetmek için onların yetiştiği dünyayı tanımak yani yetiştikleri INTERNET ortamını bilmek ve bu ortamdaki teknolojiyi bizzat kullanmak gerekmektedir.


Yani yeni yöneticilerin başarıları; günümüz teknolojisini çok iyi bilmekten, bu alandaki yenilikleri takip etmekten ve nihayet bu sistemleri bizzat kullanmaktan geçmektedir. Bu yapılamaz ise başarılı bir yönetimden ve İnsan Mühendisliğinden bahsetmek mümkün değildir. Başarısızlık kaçınılmazdır. “Efendim ben kullanamıyorum. Ama çocuklarım kullanıyor. Bana yardımcı oluyorlar” dediğiniz anda Sevk ve İdare artık sizde değildir. Yönetim aletleri kullanan çocukların eline geçmiştir.


Teknolojinin bütün hızına ve her alanı kaplamasına rağmen, en ileri otomasyon, elektronik beyinler, bilgisayar sistemleri ile bunların geliştirilmesine yönelik sistematik düşünceler ve metotlar yönetim ilminde insanın değerini hiçbir zaman azaltmayacaktır.


İnsan için en kıymetli olan şey, yine İNSAN’dır. Atatürkçü Düşünce Sistematiğine göre her Türk insanının mesleği ve karakteri ne olursa olsun tatmin edilmesini istediği arzuları, kırılabilecek gururu, bozulabilecek sinirleri ve mutlaka gerçekleşmesini istediği ümitleri vardır. İnsanlarımız asla kendi yarattığı makinelerin ve cihazların bir parçası değildir. İnsanlarımız bir arada yaşamak zorunda olduğu Türk toplumunun ayrılmaz bir parçasıdır.


Yöneticilerin elindeki işçinin, memurun, hizmetlinin bir ekip halinde ve takım ruhu ile çalışabilmesi ve istenen amaca (hedefe) yönlendirilmeleri ancak; insanlara anlayış göstermekle, onlara tahammül etmekle, onları sabırla dinlemekle, ve insani problemlerine bilimsel metotlarla yaklaşmakla başarılı olur. Ve herşeyden önce onları tanımakla olur.


21. Asırda her biri birer İnsan Mühendisi olması gereken Atatürkçü yöneticilerimizin birlikte çalışacağı personelin her şeyden önce bir düşünen bir varlık, yani insan olduğunu bilmezlikten gelmesi mümkün değildir. Başarı; Türk insanını yakından tanımakla, onu kabiliyetine uygun yer ve zamanda istihdam etmekle, ve onları çağdaş İnsan Mühendisliği metotlarına uygun olarak yönetmekle doğru orantılı olarak artacaktır.



Dr. Tahir Tamer Kumkale
31 Aralık 2004 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale