29 HAZİRAN 2017 Perşembe

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanların Ramazan Bayramını kutluyorum.

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Atatürkçü Düşünce Sistemi - 3
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 30 Aralık 2004 Perşembe 

Türkiye'de fikir adamları diyorlardı ki; Biz adam değiliz ve olamayız. Kendi kendimize adam olmamıza ihtimal yoktur. Bizim canımızı, tarihimizi, varlığımızı bize düşman olan, düşman olduğundan hiç şüphe edilmeyen Avrupalılara, kayıtsız şartsız bırakmak istiyorlardı. 'Onlar bizi idare etsin' diyorlardı. Bilelim ki, milli benliğini bilmeyen milletler, başka milletlere yem olurlar.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1922)

TÜRK MİLLETİNİ İÇİNE DÜŞTÜĞÜ GÜVEN BUNALIMINDAN ÇIKARACAK TEK ÇARE ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİNE SAHİP ÇIKMAKTIR (3)

"Atatürkçü Düşünce Sistemi" ile ilgili bilgilendirme çalışmalarına devam ediyorum; İnsanları insanlar yönetmez. İnsanları fikirler ve bu fikirleri sahiplenen kişiler yönetir. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk 1914 yılında genç bir subayken söylediği şu sözler ile fikir ve düşüncenin insan hayatında oynadığı rolü apaçık ortaya koymuştur.
"İNSANLARI İSTEDİĞİ GİBİ KULLANAN KUVVET, FİKİRLER VE BU FİKİRLERİ TANIYAN VE GENELLEŞTİREN KİMSELERDİR. FİKRİN ÖZELLİĞİ DE HİÇ BİR İTİRAZIN BOZAMAYACAĞI BİR KESİNLİKLE KENDİ KENDİSİNİ KABUL ETTİRMESİDİR.

BU İSE FİKRİN YAVAŞ YAVAŞ DUYGULAR HALİNE GELEREK İNANCA DÖNÜŞMESİ İLE MÜMKÜNDÜR. VE BÖYLE OLDUKTAN SONRADIR Kİ, ONU SARSMAK İÇİN BÜTÜN BAŞKA MANTIKLARIN VE BAŞKA YARGILAMALARIN HÜKMÜ KALMAZ.(1)"

Atatürk'ün yukarıdaki sözünden de anlaşılacağı gibi insanları fikirler ve bu fikirleri tanıyan ve genelleştiren kişiler yönetmekte ve yönlendirmektedir. İşte bu noktadan hareketle ölümünün üzerinden tam 66 yıl geçmesine rağmen bugün bizi neden Gazi Mustafa Kemâl Atatürk'ün yönlendirdiğini ve milletimizin neden bu büyük insanın ardından gittiğini anlamak mümkündür. ,

"ATATÜRKÇÜLÜK" ve "ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE" kavramlarını bilerek veya bilmeyerek günlük hayatımızda çok sık kullanırız. "Atatürkçü Düşünce" kavramı sadece 2709 Sayılı Kanunla kabul edilen 7 Kasım 1982 tarihli T.C. Anayasasında yer almakla kalmamış, bazı önemli kanunlarımızda belirleyici, yönlendirici ve yol gösterici nitelikleriyle de yer alarak adeta kurallaşmıştır.

Atatürkçü Düşünce kavramı ile; Gazi Mustafa Kemâl Atatürk'ün kaynağını ve gücünü Türk Milletinden, Türk Milletinin binlerce yıllık tarihi geçmişinden ve kültüründen aldığı; günün şartlarına, akla, mantığa, Türk insanının ihtiyaçları ile arzu ve isteklerine; Türk insanının kabiliyet ve becerilerine, çağdaş bilim ve teknolojinin gereklerine uygun şekilde geliştirdiği; Türk insanının ve Türk Topluluklarının davranış ve faaliyetlerini milli hedefler doğrultusunda yönlendirmek için ortaya koyduğu düşünce ve görüşlerin tümü akla gelmektedir.

Yukarıda verdiğim çok uzun ve karmaşık gibi görünen Atatürkçü Düşünce kavramı kafamızı karıştırmamalıdır. Bunu kavramı biraz açalım.

- Atatürkçü Düşünce'nin kaynağı; Türk milleti, Türk tarihi ve Türk kültürüdür. Yani dışarıdan alınmış değildir. Herşeyi ile bize aittir.

- Atatürkçü Düşünce; Günün şartlarına, akla, mantığa, çağdaş bilim ve teknolojinin gereklerine uygundur. Yani kendini geliştirir ve güçlendirir. Çağa uyum sağlar.

- Atatürkçü Düşünce; Türk insanının ihtiyaçlarına, arzu ve isteklerine çare bulur. Yani tamamen milli karakterde bir düşüncedir.

- Atatürkçü Düşünce; Türk insanın kabiliyet ve becerilerine göre geliştirşilmiştir. Yani tamamen uygulama kabiliyetine sahiptir.

- Atatürkçü Düşünce; Türk insanının ve Türk Topluluklarının davranış ve faaliyetlerini seçilen milli hedefler doğrultusunda yönlendirmeyi hedef alır.

- Atatürkçü Düşünce; Dağınık fikirlerden meydana gelen bir söz dizini değil, bir sistem bütünlüğü içindeki uygulanabilir kurallar manzumesinin adıdır.

Görüldüğü gibi "Atatürkçü Düşünce" tamamen kendine özgü, yepyeni ve bize ait olan milli bir düşünce sisteminin adıdır. En büyük özelliği; zamanımıza kadar kitleleri yönlendirmiş ve doktrin haline gelmiş düşünce sistemlerinin dışında tamamen Türklüğe has milli bir karakter taşımasıdır.

Burada bütün görüş ve düşünceler bir sistem bütünlüğü içerisinde biraraya getirilmiş, toplumun siyasi, sosyal, ekonomik, psikolojik, kültürel, tarihi, bilimsel,teknolojik ve askeri hayatı hakkında belirleyici ve yönlendirici esaslar ortaya konulmuştur.

Atatürkçü Düşünce; öncelikle Türk inanını ve Türk Toplumunu güçlendirmeyi hedef almıştır. Ancak EVREN- DÜNYA-İNSAN ve TOPLUM hakkında ortaya koyduğu özgün fikirler ve özellikle" Millet Egemenliği", " Milli Hakimiyet" ve "Tam Bağımsızlık" gibi düşünceleri de ihtiva ediyor olmasından dolayı bu düşünce sistemi milli olmaktan çıkmış ve evrensel boyutlara ulaşarak tüm insanlığın ortak malı olmuştur.

Atatürkçü Düşünce; sadece Türkiye Türklerinin değil tüm Türklük camiasının müşterek arzu ve eğilimlerinin bir simgesidir. Akıl, bilim ve teknolojinin rehber olarak alındığı bu sistemin esasını Gazi Mustafa Kemâl Atatürk şu sözleri ile açıklamaktadır.

"BENİM MANEVİ MİRASIM İLİM VE AKILDIR. BENİM TÜRK MİLLETİ İÇİN YAPMAK İSTEDİKLERİM VE BAŞARMAYA ÇALIŞTIKLARIM ORTADADIR. BENDEN SONRA BENİ BENİMSEMEK İSTEYENLER BU TEMEL MİHVER ÜZERİNDE AKIL VE İLİMİN ÖNDERLİĞİNİ KABUL EDERLERSE MANEVİ MİRASÇILARIM OLURLAR.(2)"

Atatürkçü Düşünce Sistemi; aklın, mantığın ve bilimsel değerlerin ışığında bugünün olduğu kadar geleceğin ihtiyaçlarında da cevap verir. Kendisini daima yenileyen çağdaş bir görüntü ortaya koyar. Her yeni kuşağın kaçınılmaz hayat felsefesi ve vazgeçilmez yaşam tarzı olarak değerini daima muhafaza eder. Türk milleti için önemi ve değeri bu düşünceye zamanın gereklerine uyma ve çağdaş olabilme imkanını bahşetmesi ile ortaya çıkmaktadır.(3)
----------------------------
(1) Belgelerle Türk Tarihi Dergisi( İst. 1987,Sayı 28,Sayfa 2)
(2) İsmet GİRİTLİ, Kemalist Devrim ve İdeolojisi (İst,1980, Sayfa 13)
(3) Veli YILMAZ-Fikri TEMİZKAN,Atatürk İlkeleri ve Inkilâpları(İst, Harp. Akd. Yay. 1994, Sayfa 2)


Dr. Tahir Tamer Kumkale
30 Aralık 2004 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale