26 Mart 2017 Pazar

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Atatürkçü Düşünce Sistemi - 1
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 28 Aralık 2004 Salı 

Türkiye'de fikir adamları diyorlardı ki; Biz adam değiliz ve olamayız. Kendi kendimize adam olmamıza ihtimal yoktur. Bizim canımızı, tarihimizi, varlığımızı bize düşman olan, düşman olduğundan hiç şüphe edilmeyen Avrupalılara, kayıtsız şartsız bırakmak istiyorlardı. 'Onlar bizi idare etsin' diyorlardı. Bilelim ki, milli benliğini bilmeyen milletler, başka milletlere yem olurlar.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1922)

TÜRK MİLLETİNİ İÇİNE DÜŞTÜĞÜ GÜVEN BUNALIMINDAN ÇIKARACAK TEK ÇARE ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİNE SAHİP ÇIKMAKTIR (1)

Ak Parti yönetimindeki Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Avrupa Birliğinden aldığı 3 Ekim 2005 "Ortaklık Müzakerelerine Başlama" tarihini bir milat ilan etti. Şimdi bütün gücünü buna göre planlıyor. Devletimizi sonu belli olmayan bir maceraya doğru hızla götürecek tarzda kendini proğramlıyor. Bu gerçek apaçık görülüyor.

Benim düşünceme göre durum çok farklı. Ben bu Avrupa'ya tam teslimiyet durumunu; 17 Aralık 2004 Brüksel kararları ile Kurtuluş Mücadelesi vererek egemenliğini kazanmış Türk Milletinin Gazi Mustafa Kemâl önderliğinde Milli Mücadeleyi başladığı karanlık günlere dönüşü olarak değerlendiriyorum...

Birinci Dünya harbini kaybeden Osmanlı İmparatorluğunun başkenti İstanbulda düşman zırhlılarının top namluları ve isgal askerlerinin büyük baskısı vardı. Bu müthiş baskı ile imzalanan Sevr Antlaşmasının benzeri hükümlerini bugün ülkemizde tek bir düşman çizmesi görmeden ve ordularımızın tamamı emrimiz altında göreve hazır bir halde iken, kendi elimizle sömürgeci Avrupalıya göz göre göre ülkemizi teslim etmenin kararını imzaladık. Ve bunu zafer çığlıkları atarak halka kabul ettirmeye çalıştık...

Yönetim bu teslimiyet kararlarına evet derken, beyni uyuşturulmuş Türk Milleti televizyonlarında bir başka Ata Türk ile meşguldü. Kaynanalar kaynanası Semra Hanım'ın oğlu Ata Türk'ün evliliğinin ne olacağı özgürlük ve bağımsızlığımızdan daha önemli olarak görülüyordu. Ne yazık ki halkımızın % 25'i Başbakanın AB' ile ilgili son açıklamasını dinlerken, geri kalan %75lik kesim ise Semra hanım ve oğlu Ata'nın evlilik macerasına kilitlenmişti. Bu durum tam bir teslimiyetti ve bir milletin düşürülebileceği en alt seviyenin canlı olarak teyidi idi.

Bütün bunlar birden bire olmadı. Yııllarca bilinçi ve planlı olarak sürdürülen çok yönlü ve çok maksatlı bir Psikolojik Harekat Oprerasyonun sonunda bu duruma ulaşıldı. Tek kurşun dahi atmadan kutsal ülke toprakları değil ama, bu toprakları canı ve kanı pahasına savunacak insanlarının beyinleri teslim alındı.

Bu zilletten kurtulmanın yolu kolay değildir. Çok uzun bir eğitim ve öğretim çalışmasına, inançlı ve imanlı bir çabaya ve özellikle kurtulma azim ve iradesine ihtiyaç vardır. Yıllardır kendi milli değerlerinden ve milli kültüründen uzaklaştırılan, dilinden, örfünden, geleneklerinden utanır hale getirilen, ve şanlı tarihinden hicap duyması sağlanan bir milletin geleceği yer işte bu tek kurşun atmadan gerçekleştirilen teslimiyet olacaktı.

Şimdi gerçekleşen işte budur. Ve bu asla bir zafer değildir... Yedi düvele baş eğdiren bir milletin başı, sayıları sadece 600.000 olan eli kanlı Kıbrıs Rumunun önünde eğik hale düşürülmüştür. Türk Milletinin kayıtsız şartsız egemenliğinin, sömürgeci Avrupanın egemenliğine devrinin yolu açılmıştır...

Peki bu durumdan çıkışın yolu yok mudur? Çıkış yolu her zaman vardır. Bunun için önce teslim olduğumuzu görmek, yani geldiğimiz yeri iyi bilmek ve buradan çıkmak için sadece kendine güvenip bir hareket planı yapıp bu plana göre yılmadan azimle çalışmak gerekmektedir. Milletimiz en zor günlerinde dahi kendisini güvenliğe ve refaha çıkaratacak ERGENEKON'lar bulmasını bilmiştir.

Gazi Mustafa Kemal 15 Mayıs 1919'da Samsuna doğru yola çıktığı zaman galip devletlerin himayesi veya sömürgesi olmadan yaşayabileceğimize inanan insanların sayısı birkaç kişiyi geçmiyordu. Padişah başta olmak üzere en uçtaki insanına kadar tam bir teslimiyet duygusu beyinlerde yer etmişti. Ama bir inanmış insanın Samsun'da yaktığı kurtuluş ateşi dalga dalga yurdu sararak 9 Eylül 1922'de işgalcileri denize dökmeyi, ve Osmanlı' nın külleri üzerinde genç Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurmayı başardı.

Gün aynidir. Şartlar yine aynidir. Yani yeni bir Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e şiddetle ihtiyacımız vardır. Birkaç asırda bir gelerek insanlığa ışık saçan liderlerden biri olan bir başka Mustafa Kemâlin olmayacağı bir gerçektir. Fakat bugün dünkünden daha şanslı olduğumuz bir yönümüz vardır. O gün milletinin önüne düşüp, emperyalizme kesin darbe vurarak milletin egemenliğinin kayıtsız şartsız millete ait olduğu tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Mustafa Kemal bugün yoktur. Ama onun fikir ve düşünceleri ilk günkü gibi canlıdır. Bu ülke insanına sanki o sağmış gibi bu düşünceler yol gösterebilir ve yeni ERGENEKON'ların tetikleyicisi olabilir.

Bu fikir ve düşüncelere bütün içtenliğimizle inanır ve sahip çıkarsak yeni Atatürk'ler aramamıza gerek kalmaz. Çünkü O'nun "Dengeli, Tutarlı ve Uygulanabilir" nitelikteki "Düşünce Sistemi" bugün bize dikte ettirilemeye çalışılan sömürgeci zihniyetleri durduracak ve bu necip milleti yeniden şahlandıracak güçtedir.

İşte bu maksatla ben; Atatürkçü Düşünce Sistemi üzerine doktora seviyesinde eğitim almış ve bildiklerimi tam 18 yıldır üniversitelerimizde büyük bir şevk ile Türk Gençlerine aktarmayı zevkle sürdüren bir kişi olarak BİLDİRİ-YORUM sütünlarını en önemli eksiğimiz olan "Atatürkçü Düşünce Sisteminin" öğretisi için kullanmaya karar verdirm.

Bilimsel derinliğine girmeden bu düşünce sisteminin ne olduğunu, nasıl öğrenilip, nasıl tatbik edilebileceğini en cahil insanımızın öğrenebileceği bir dil ile açıklayarak bana düşen aydınlatma görevini başlatmayı düşünüyorum.

Atatürk'ü ve Atatürkçü Düşünce Sistemini kendi siyasi ve ekonomik gelecekleri için rant malzemesi yaparak, bu düşüncenin arkasına sığınıp halkımızı aldatmayan gerçek Türk Aydınlarını da benimle birlikte Atatürkçülük öğretisine başlamaya davet ediyorum. Her platformda milletimize bu düşünceleri anlatalım. Kazandığımız her kişinin Türklük düşmanları için birer Atom Bombası değerinde olduğunu bilelim ve bıkmadan bu öğretiyi yayalım. İşte o zaman miletimize ve devletimize en büyük iyiliği yapmış olacağız.

BİLDİRİ-YORUM köşesinin müdavimleri her yazımın başında mutlaka Gazi Mustafa Kemâl Atatürk'ün konu ile ilişkili bir sözünün bulunduğunu ve bu sözün ışığında, bir bakıma Gazi'nin gözü ile konulara nasıl bakılması gerektiği konusunda yeni bir yaklaşım getirdiğimi biliyorlar. Bundan sonra daha fazla Atatürkçü Düşünce Sistemini anlatarak bugüne kadar milletimizin özellikle boş bırakılan beyinlerine girmeğe çalışacağım.

Ben gayret edersek başaracağımıza inanıyorum...


Dr. Tahir Tamer Kumkale
28 Aralık 2004 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale