20 EYLÜL 2017 ÇARŞAMBA

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






İşte zilletin son perdesi
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 17 Aralık 2004 Cuma 

Dünyanın bize hürmet göstermesini istiyorsak evvela bizim kendi benliğimize ve milliyetimize bu hürmeti hissen, fikren, fiilen, bütün iş ve hareketlerimizle gösterelim; bilelim ki milli benliğini bulmayan milletler başka milletlerin avıdır.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1923)

Televizyonlarda önemli haber olarak verilen Oliver Stone'nin Türkiye'ye gelişi midemi bulandırdı. Gazi'nin yukarıdaki sözünü hatırladım. Demek ki küresel mimarlar milli benliğimizi ortadan kaldırmada ve bizi ruhsuzlaştırmada oldukça mesafe aldılar. Haberin detayını dinleyip, gazetelerde okuyunca üzüntüm daha da derinleşti.

Demek ki, tam yirmi altı yıl aslı astarı olmayan gerçekdışı bir senaryo ile binlerce yıllık Türk tarih süzgecinden geçmiş asil bir milleti ve bu milletin istiklâl mücadelesi vererek kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletini aşağılayan bir filmi yapan gerçek bir Türk düşmanını da bağrımıza basacak kadar zillet içine düştük. Bunu anlayamıyorum. Beynim bu derece aşağılanmış olmayı asla kabul etmiyor.

Türkiye'de gösterimi uzun süre yasaklanan GECEYARISI EKSPRESİ isimli filmi bundan tam 24 yıl önce Brüksel'de seyretme imkanı buldum. Brüksel'in alışveriş merkezinde bir sinemanın önündeki alışılmadık bir kuyruk dikkatimi çekmişti. Sinemanın dışındaki afişte Fransızca "Filmin Altıncı Zafer Haftası" yazıyordu.

Belçika'da sosyal yaşamda sıkça görülen yaşlı nesilin aksine film için bilet kuyruğuna girenlerin çoğu gençti. Filmi milletim adına utanarak, üzülerek ve hınçlanarak seyrettim. Fransızca bilmememe rağmen neyi vurduladığını pekâla anlamıştım. Salonunda tek bir boş yer bulunmayan sinemadan çıkanların bilinçli bir Türk düşmanı olarak ayrıldıklarına yemin edebilirdim. Yapacak bir şeyim yoktu. İçimden "biz böyle değiliz"diye haykırmak geçiyordu. Ama kemâle eren yaşım bir taşkınlık yapmamı engelliyordu...

Film tamamen Türkleri aşağılamak üzerine kurgulanmıştı. Zaten girişteki afişlerde " İşte barbar Türklerin gerçek yüzünü görün" cinsinden tanıtım ilanları asılarak film seyredilmeden önce beyinler Türk düşmanlığı için şartlandırılıyordu...

O zaman neden bu filmin Türkiye'de yasaklandığını merak ettim. Yasaklamak bir şeyi değiştirmiyordu. Tam yirmi altı yıl sadece Türk düşmanlığı yaptığı gerekçesiyle bilinçli olarak vizyonda tutulan, hiç bir sanatsal yönü olmamasına rağmen neredeyse sinema klasikleri arasına giren ve her gösterildiği ülkede haftalarca gösterimine devam edilen bu film biz Türklere de mutlaka gösterilmeli ve bizi nasıl yalan-yanlış gösterdikleri millete anlatılmalıydı.

Biz görmüyorduk ama Avrupa ve ABD halkı bizi aynen, filmdeki gibi vahşi ve barbar görüyordu. Buna karşı kızmak ve filmi oynatan sinemaları yakıp yıkmakla değil, ancak gerçekleri yansıtan ve bizi biz olarak gösteren pek çok filmi piyasaya sürmek suretiyle, yani silaha karşı ayni silahla karşı koyabilirdik.

Maalesef bunu yapamadık. Yıllarca bu filmi Türk halkına yasaklayarak halkımızın bilinçlenmesini ve dost ve düşmanını tanımak için eline geçen bu müthiş fırsatı kullanmasını engelledik.

Şimdi ise hiç yapmamamız gereken bir şeyi yapıyoruz. Bizi dünyaya yanlış gösteren ve yaptığı bir filmle bütün dünyada Türk imajının vahşi ve barbar olarak tanımlanmasına yol açan bir şarlatanı, tescilli bir Türk düşmanını bağrımıza basıyoruz.

Vah bize diyorum... Bu kişiliksiz kişiyi Türkiye Cumhuriyeti'nin Kültür Bakanlığı yetkililerinin karşıladığı haberini okuyunca üzülmemek elde olmuyor. Ayni şekilde bu terbiyesiz insanın T.C.Kültür Bakanı Sayın Erkan MUMCU'nun huzurunda ayaklarını bakanın ağzına sokar şekilde fütursuzca oturduğu resimleri görmek sanırım benim gibi milli değerlerine saygılı halkımızı da çileden çıkarmaya yetmiştir.

Bu garip sanatçı bozuntusu azılı Türk düşmanı mahlukâtı bağrına basan yetkili ve etkili devlet adamlarımızı Türk Milletinin basit bir ferdi olarak kınıyorum ve ayıplıyorum.

Oliver Stone Efendinin Türkiye ziyaretini protesto etmeyi akıllarına dahi getirmeyen, onu önce havaalanında kırallar gibi karşılayarak ve sonra da demeçlerini kamuoyuna taşıyarak bu zillete ortak olan beyni şartlanmış basın mensuplarını da şiddetle kınıyorum...

Basınımızda yer alan Oliver Stone Efendi ile ilgili haberlerden birkaç örnek vererek bu zillet anını halkımıza hatırlatmak istiyorum...
- Pinema Film'den yapılan "Oliver Stone Basın Deklarasyonu" başlıklı açıklamasında, "Türkiye'ye gelmekten çok mutlu olduğunu" belirten Stone, son filmi "Büyük İskender"in dağıtıcısı Pamir Demirtaş'ın daveti ve Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu ile görüşmek amacıyla geldiğini söyledi.
- Stone, 'Midnight Express' filminin yaratmış olduğu ırkçı yansımanın farkına varmış bulunmaktayım. Diğer taraftan senaryom, Bill Hayes ile yaptığım röportajlara ve onun biyografisine dayanmaktaydı. Kendisi Türkiye'den uyuşturucu kaçırırken yakalanmış ve 30 yıl hapse mahkum olmuş, ancak 5 yıl mahkumiyetten sonra hapisten kaçmıştı.
O zamanlar genç olduğum ve senaryoyu biraz fazla dramatize ettiğim doğrudur, ama o zamanlarda Türk hapishane sistemindeki yetersizlik, 1984 yapımı 'Yol' adlı filminde Yılmaz Güney tarafından ve çeşitli insan hakları kuruluşlarında değinilmiştir. Bu durum birçok ülke için geçerlidir ve söz konusu durum adalet sisteminin yetersizliklerinden kaynaklanmaktaydı. Kendi ülkem başta olmak üzere zalim ve haksız politikaları hayatım boyunca protesto ettim.
- Son yıllarda Türkiye'nin adalet sistemindeki iyileştirmeler ve sosyal reformlarda bir hayli yol kat ettiğini biliyorum ve Avrupa Birliği'ne katılım yolunda bu olumlu gelişmelerin devamını ve AB'ye entegrasyonunuzu dilerim.
- Film, 1978 yılında film, yönetmen, yardımcı erkek oyuncu, kurgu, müzik ve senaryo dallarında Oscar'a aday gösterildi. Stone'un yazdığı senaryo ile Giorgio Moroder'ın yaptığı özgün müzik ödüle değer görüldü.
- Oliver Stone'un Türkiye'ye yaptığı ziyaret dış basında da yankı uyandırdı. Stone'un ziyareti, "Stone, 26 yıl sonra senaryosunu yazdığı filmle gücendirdiği Türkler'in gönlünü almak için Türkiye'ye gitti" ifadesiyle haber oldu. Pinema Film'in sahibi Pamir Demirtaş'ın, "Oliver Stone Türkiye'ye barış yapmak için geldi. Stone, filmi unutmak ve unutturmak istiyor" şeklindeki sözlerine de yer verildi.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
17 Aralık 2004 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale