26 TEMMUZ 2017 Çarşamba

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Milletimiz Uzan'ların serüvenlerini dinlemekten bıktı
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 23 Kasım 2004 Salı 

Milleti aldatmayacağız! Millete, daima ve daima hakikati söyleyeceğiz. Belki hata ederiz, yanlış şeyleri hakikat zannederiz, fakat bunu millet düzeltsin. Kendimizi kimsenin üstünde görmeğe de hakkımız yoktur.
(Gazi Mustafa Kemal Atatürk - 1923)

UZAN’LARIN SERÜVENLERİNİ DİNLEMEKTEN BU MİLLET BIKTI… BİZ ARTIK DİĞER UZAN’LARIN HİKAYELERİNİ DE ÖĞRENMEK İSTİYORUZ…

İki yıla yakın bir süredir UZAN ailesi ile ilgili soruşturmalar, el koymalar ve mahkemeler devam ediyor. Basınımız artık tefrika halinde UZAN’ların bütün yaptıklarını didik didik ederek kamuoyunun gündemine sunuyor.

Öncelikle “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” sözünü hatırlatarak ve konunun adli makamlara intikal etttiğini de bilerek uygulanan muamele hakkında fikir yürütecek değilim. Fakat ülke gündemini takip eden bir kişi olarak ülkemde Uzan ailesi benzeri pek çok ailenin bulunduğunu ve bunların da benzer suçlamalarla karşı karşıya bulunmalarına rağmen özellikle medyada Uzanların çok kapsamlı yer almasını hoş karşılamadığımı belirtmek isterim.

Ve bende pek çok kişi gibi bu medyatik oluşun sebebini, Ak Partinin kendisine rakip olarak gördüğü Genç Parti’yi çökertmek için böyle davranıp medyaya malzeme verdiğini ve özellikle konuyu gündemde tutmak istediğine bağlıyorum…
Mahkeme sürecinin devam ettiği bir safhada Uzan’lar hakkında fikir yürütülmesini de doğru bulmuyorum. Ama sokaktaki halkın filkir ve düşüncelerini de aktarmanın görevim olduğunu biliyorum.

Cem Uzan 3 Kasım 2002 Milletvekili seçimlerinde çok kısa bir sürede büyük bir çıkış yaparak önemli bir halk kesiminin desteğini aldı. Bu destek zaman içinde daha büyük kitlelerin sempatisi haline dönüşür müydü ? İşte bunun muhasebesini yapmak çok zor. Ama bilinen bir gerçek var ki, seçim sonrası bu partiye olan ilgi artmış ve pek çok ünlü politikacının bu parti saflarında yer aldığı ve giderek partinin alternatif güç haline geldiği de görülmüştür.

Seçimlerin hemen sonrasında başlatılan UZAN operasyonları başlangıçta Genç Parti lideri Cem Uzan’ı kapsam dışında tutmasına rağmen soruşturma ilerledikçe Cem Uzan’ında olaylarda adının sıkça duyulması sonucunda bundan en çok zararı Genç Parti görmüştür... Nitekim 28 Mart 2004 mahalli seçimlerinde bu partinin aldığı sonuç bu soruşturmaların halk üzerindeki etkisini açıkça göstermektedir.

Son günlerde gündeme gelen Çiftlik Baskını ile ilgili gelişmelerin içeriğini ise anlamak çok zor. Taraflar birbirini suçluyor ve karşılıklı mahkemeye verilmeler gündeme geliyor. Burada taraflardan biri devlettir. Şurası muhakkak ki devlet büyüktür. Devlet vatandaşları karşısında daima güçlü olmalı ve tutum ve davranışlarıyla suçsuz duruma düşmemelidir. Bir bakıma hepimizi temsil eden devletin şahıslar karşısında hata yapma şansı olmamalıdır. İyi düşünmeli, iyi araştırmalı ve sonunda hukukun karşısında kuvvetli durmalıdır.

Oysa bugün ortada Uzan operasyonları ile ilgili pek çok soru işareti mevcuttur. Bu soru işaretleri ise düşünen beyinler üzerinde tartışma alanı oluşturmaktadır. Bu tartışmalar ise devletin var olması gereken ciddiyetini rencide etmektedir.

Şimdi Genç Parti Genel başkanı Cem Uzan soruyor: “Bana yapılanlar neden bankasına el konulan diğer gruplara yapılmıyor?” ve arkasından ekliyor;

- Başta Anayasamız olmak üzere evrensel tüm hukuk kurallarına aykırı biçimde tüm şirketlerime ve mal varlığıma el koyan TMSF hayal mahsülü olmanın da ötesinde şahsımı ve ailemi karalayan, küçük düşüren, ağır hakaretler içeren açıklamalar yapmaktadırlar.
- Bu açıklamalarla ilgili hukuki girişimlerde bulunulmakta ve suç duyuruları hazırlanmaktadır. Ancak kamuoyunu yanıltmak ve şahsımla aileme karşı olumsuz fikirlerin oluşmasını amaçlayan bu hayal mahsulü iddialarla ilgili açıklama yapmam da zaruri olmuştur.
Cem Uzan olarak Kamuoyunun şu konuyu özellikle düşünmesini rica ediyorum:

1- Çiftlik evinde yıkılmış ve sonradan örülmüş bir duvar bulunduysa, doğrusu önce örülmüş halinin zapta geçirilmesi sonra bu duvarın bir zabıtla yıkılması gerekmiyor muydu?

2- Yıkılan duvarın arkasındaki boşluk ne kadardır?

3- TMSF aylar süren incelemeler sonucunda, sismik cihazlar da kullanarak çiftliğin hemen her köşesini aramış bununla da yetinmemiş çiftlik arazisinin çeşitli yerlerini iş makineleriyle kazmıştır. Bütün bunlara rağmen hala “çiftlikte her yeri aramamız mümkün değildi” şeklinde açıklamalar yapmak ne kadar tutarlıdır?

4- TMSF Başkanı ve bazı yetkilileri sözde yıkılan duvarın ardında “aranan bazı belgelerin olabileceğini” ileri sürmektedirler. Halen aranan hangi belge ya da bilgiler vardır? Ayrıca Imar Bankası ile hiçbir ilgimin olmadığı, babamın oğlu sıfatıyla 5020 kanuna tabii tutulduğum bilinmektedir. Bu durumda zaten benden istenecek herhangi bir belge ve bilgi olmayacağı da açıktır.

5- Kimi medya organlarında çiftlikte sözde açılan duvarın ardından “para” veya “altın” çıktığı ileri sürülmekte, hatta altının miktarı 25 ton olarak bile telafuz edilmektedir. Medya kuruluşları bu hayali bilgileri kendileri mi uydurmaktadır yoksa bazı TMSF yetkililerinden mi almaktadır? 25 ton altının gizli bir yerden kaç saatte taşınacağı ve hangi araçlara yükelenebileceği en azından hayal edilmiş midir?

6- Çiftlikteki günlük kullanım eşyalarının bir gece içinde toplanmasının ve Istanbul’a nakledilmesinin mantığı nedir?

7- Bugüne kadar şahsıma ve aileme ait olan tüm şirket ve mal varlıklarına el konurken ve benim İmar Bankası ile babamın oğlu olmaktan başka sıfatım yokken bizzat banka sahibi olan örneğin Toprak Grubu ya da Çukurova Grubu’na 5020 sayılı yasanın uygulanmaması ne anlama gelmektedir?

Sonuç olarak; Cem UZAN bir iş adamı olmanın ötesinde bu ülkenin yönetimine talip olmuş bir siyasi partinin genel başkanıdır. Parti lideri olarak öncelilke şeffaf olmak ve kendini bütün açıklığıyla halka tanıtmak zorundadır. Bu konuda yeteri kadar başarılı olduğunu söylemek zordur. Çünkü halkın kafasındaki soru işaretlerinin liderliğini yaptığı Genç Partiyi 28 Mart 2004 seçimlerinde getirdiği yer bellidir.

Cem Uzan’ın yukarıda sorduğu soruların cevabının bir devlet kurumu olan TMSF yetkililerince tam bir açıklıkla kamuoyu karşısında verilmesi gerekmektedir. Bu soruların cevabı kamuoyunu tatmin etmediği takdirde Cem UZAN’ın halk nezdindeki güvenirliği artacaktır ve bu da partisine doğrudan yansıyacaktır. Eğer cevaplar TMSF’yi haklı çıkartır ise bu defa Cem Uzan’ın siyaset hayatına noktayı koyması gerekecektir.

UZANLAR serüvenin sonunu merak ederken diğer serüvenlerin de ortaya çıkarılmasını dört gözle bekliyoruz...


Dr. Tahir Tamer Kumkale
23 Kasım 2004 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale