25 Kasım 2017 Cumartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İ,LE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Putin'in yeni atom bombası nükleer savaş habercisi mi?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 20 Kasım 2004 Cumartesi 

Yeni Türkiye'nin takip edeceği siyaset, belirsiz ve keyfi olamaz. Bizim siyasetimiz, mutlaka milletin kabiliyet ve ihtiyacıyla mütenasip olacaktır.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1923)

Dünya gündemi Putin'in yeni Atom Bombası yaptıkları haberi ile çalkalanıyor.
Tek kutuplu dünyada ABD'nin karşısında yer alabilecek potansiyel güç merkezlerinin başında gelen Rusya acaba neden böyle bir açıklamaya ihtiyaç duydu?

Putin'in dedikleri gerçekten doğru mu ?, yoksa ABD'ye gözdağı vermek amacına yönelik balon bir haber olarak mı değerlendirilmeli? Rusya'nın böyle bir bomba imaline ihtiyacı var mı ?

Çin, İran, Pakistan, İsrail ve Kuzey Kore'nin hızla devam eden Nükleer Silah üretim çabalarına baktığımızda dünya yakın bir gelecekte Nükleer bir savaşa mı sürükleniyor? Nükleer silahların yoğun olarak kullanılacağı Üçüncü Dünya Harbi sonunda dünya insanlığının bekasından söz edilebilir mi ? Dünya insanlığı topyekün imhamı olacak?

Bu soruların cevapları bugün dünyanın Stratejik Analiz Merkezlerinin en fazla üzerinde durduğu ve cevabını araştırdığı konular olsa gerek. Türkiye olarak bu silahların doğrudan kullanılacağı hedef olmasak dahi, her türlü yıkıcı etkisinden en fazla zarar görecek bir coğrafyanın tam ortasında bulunmamıza rağmen konuların o kadar dışında bulunuyoruz ki bu vurdumduymazlığı ve tepkisizliği anlamamız mümkün değil.

Şimdi basında yer alan PUTİN'in yeni Atom Bombası ile ilgili bilgilere göz atalım ve yorumumuzu bunun üzerine inşa edelim. "Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 'başka ülkelerin sahip olmadığı ve olamayacağı yeni tür atom bombası geliştirdiklerini' açıkladı...Rus İnterfaks ve İTAR-Tass ajanslarının bildirdiğine göre, Putin, genelkurmay yetkilileriyle yaptığı toplantıdaki açıklamasında, yeni nükleer füzenin geliştirilmesinin sürdüğünü belirterek, 'Yakın zamanda ortaya çıkacak' dedi.

Putin, 'Bu yeni atom bombasının diğer nükleer güç devletlerinin (bilhassa BM Güvenlik Konseyi'nde Rusya'nın yanında yer alan diğer 4 daimi üye ABD, İngiltere, Fransa, Çin) elinde bulunmadığını' hatırlattı ve 'Bu silah gelecekte de kimsede olmayacak' dedi ve ekledi. 'Uluslararası terör, Rusya'ya en büyük tehditlerden. Savunmamızda nükleer silah zırhı gibi temel unsurları ihmal edersek başka tehditler gelebilir. Rusya, silahlı kuvvetlerini ve nükleer kuvvet unsurunu geliştirmeyi sürdürecektir.'

Savunma Bakanı Sergey İvanov'da yaptığı açıklamada; ülkesinin, Nükleer başlık taşıma yetisine sahi) seyyar ''Topol-M'' balistik füzesini bu yıl içinde deneyeceğini ve yeni silahın 2005'te göreve hazır olabileceğini belirtmişti.

Rusya'nın 1,32 ton nükleer bomba taşıyabilen Topol-M füzesine ilaveten toplam 4 ton 400 kg ağırlığında 10 ayrı atom bombasını tek başlıkta taşıyabilen yeni kuşak füze sistemini devreye sokmaya hazırlandığı biliniyor ve Topol-M, 1998'den beri 10 bin km menzilli ateşleme yapılabilen silo rampalarında saklanıyor."

Dünya basını ile birlikte Türk Basını da bu bilgileri Flash Haber olarak tekrarlayarak duyurdu. Yorumcuların pek çoğu fikir ve düşüncelerini açıklarken dünyanın hızla nükleer bir savaşa doğru sürüklendiğini duyurdular. Acaba işin doğrusu ne ? Bu konunun irdelenmesi birkaç sayfalık gazete köşelerine sığdırılamayacak kadar karmaşık bilimsel çalışmaları gerektiriyor. Fakat savaş eğitimi almış ve ömrünün kırk yılını Silahlı Kuvvetler bünyesinde geçirmiş bir kişi olarak genel bir değerlendirme yapabileceğimi düşünüyorum...

Bilindiği gibi İkinci Cihan Harbinin galip durumdaki Japonyası o güne kadar görmediği ve tanımadığı yeni bir silahın (yani 20 kilotonluk çok küçük bir Atom Bombasının) Nagasaki ve Hiroşima şehirlerini yerle bir etmesi üzerine kayıtsız şartsız teslim olmuştu. Bu müthiş silah daha sonra çok geliştirilmiş, 1945'de kullanılanın binlerce defa güçlüleri imal edilerek hizmete konulmuştur. Bu yetmemiş, Atom bombasından da daha güçlü Nötron ve Hidrojen Bombaları üretilmiştir.

Nükleer Silah Sistemlerinin seri üretimlerine geçilmiş, dünyayı belki de birkaç kere berhava edecek güçteki bu silah sistemleri Rusyanın kontrolundaki Doğu Bloku ülkelerinde ve ABD'nin başını çektiği Batı Bloku ülkelerinde konuşlandırlarak bir düğmeye basıldığında harekete geçecek şekilde önceden belirlenmiş hedeflere kilitlenmiştir. Yani dünya 50 yıllık soğuk savaş devrinde tam bir Nükleer Silah dengesi ile karşı karşıya getirlmiştir. Bu müthiş güç dengesi bir bakıma bu silahların kullanılmaması için taraflara güvence veriyordu.

Denilebilir ki, bir düğmeye basmakla dünyanın sonunu getirebilecek bir savaşın başlatılması riskini iki tarafında alamaması sonucunda dünya sathında Soğuk Savaş adı altında nisbi bir dünya barışı sağlamıştır. SSCB'nin yıkılıp dağılması ve Varşova Paktının parçalanması ile Doğu Bloku elindeki Nükleer Silah sistemlerinin bir bölümü kontrolsuz kaldı. Her nekadar büyük bölümü ile Rusyanın elinde ve kullanım kodları da Rusya Devlet Başkanının kontrolunda ise de küçük çaplı taktik nükleer silahların bir kısım terörist grupların eline geçtiğine dair teyide muhtaç haberler 1990'larda sıkça duyuluyordu.

Gelelim bugünkü duruma. Rusya, tek kutuplu bir dünyada kendilerinin de var olduğunu ispat etmek hedefine doğru bir adım atmıştır. "Eski nükleer silahlarım bir yana yeni silahlarda üreterek Nükleer gücümü geliştirmeye başladım" diyerek hem ABD'ye gözdağı vermiş ve hem de kendi halkına hâlâ güçlü olduklarını bildirerek morallerini ve öz güvenini tazelemiştir.

Sonuç olarak; Bazı şom ağızlı uzmanların belirttikleri gibi dünya bir nükleer savaşa gitmemektedir. Aksine yeni silah sistemlerinin yaratacağı kontrollu güç dengesi ile muhtemel bir Nükleer Savaş tehlikesinden uzaklaşılmaktadır. Aslında Putin'in bu mesajı dünya barışını sağlama yolunda atılmış olumlu bir adım olarak değerlendirilmelidir.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
20 Kasım 2004 Cumartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale