27 Mayıs 2017 Cumartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum....

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Bayramlarda trafik terörü doruğa ulaşıyor... Bu vahşi teröre karşı neden tedbir alınamıyor?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 18 Kasım 2004 Perşembe 

Felaket başa gelmeden evvel, onu önleyecek ve ona karşı savunulacak gerekleri düşünmek lazımdır. Geldikten sonra dövünmenin faydası yoktur.
(Gazi Mustafa Kemal Atatürk - 1920)

Dini bayramlarımız en mutlu günlerimizdir. Bu günlerde insanlarımız arasında mevcut dayanışma, kardeşlik ve dostluk duyguları zirveye ulaşır. Gelenek ve göreneklerimiz bire bir yaşanır. Büyükler elleri öpülerek ve hatırlanarak sevindirilir, küçükler hediye verilerek neşelendirilir. Bu güzel günler daha nice böyle güzel günlere ulaşmak için kucaklaşılarak ve manevi yönden tam bir tatmin olunmuşlukla sona erdirilir.

Asırlardır Türk Milletinin en güzel günleri olan bayramlarımız son yıllarda medeniyetin getirdiği nimetlerle beraber gelen külfetler yüzünden azap günleri olmaya başlamıştır.

Başlıktan da anlaşılacağı gibi bayram günleri Trafik Terörünün azdığı ve en çok can aldığı, nice ocakların söndüğü kara günler olmaya başlamıştır. Bayram öncesi başlayan yoğun araç trafiği bayram sonuna gelindiğinde arkasında adeta bir katliamı andıran bilanço bırakmaktadır.

Kaza, Ölüm, yaralı haberlerini veren medya içimizi karartıyor. Kazalar her bayramda azalacağına giderek çoğalıyor. Bu artış hiç de iyiye alamet değil. 20 nci yüzyılın ikinci yarısından itibaren Trafik Kazaları insan ölüm sebepleri arasındaki çıtasını yükseltiyor. Kansere ve en ölümcül hastalıklara, doğal afetlere karşı tedbir düşünebilen insan beyni medeniyetin getirdiği Trafik ölümleri karşısında çaresiz kalıyor.

Reklam dünyası gelişen teknolojilerin ürünü olan motorlu araçların meziyetlerini ve kullanılan bilgisayar sistemleri ile ne kadar güçlü olduklarını anlata anlata bitiremiyor. Fakat bu teknoloji harikası araçların birer ölüm makinası haline gelmesi bir türlü önlenemiyor.

Demek ki araçların mükemmelliği fazla işe yaramıyor. İnsan unsuru yine ön plana çıkıyor. Makinaların değil, insanın da gelişmesi gerekiyor. Peki bu bilinmesine rağmen insanlarımız neden göz göre göre kendilerini ölüme atacak kazalara neden olabiliyorlar. Bunun ortaya konulması bilimin işidir. İnsan biyo-psiko-sosyal bir varlıktır. İşte belki de bundan dolayı olsa gerek, insan davranışlarını önceden tahmin edebilmek ve buna göre önlemler almak kolay olmamaktadır. Kalabalıklaştıkça karmaşıklaşan toplumsal yaşam, teknolojideki baş döndürücü gelişmeler ve insanların her gün bir önceki günden daha fazla tüketici olma arzuları, daha çok harcamaya yönelten reklamların baskısı, insanların daha iyi ve rahat bir yaşam sürdürme isteklerini adeta sahip olacakları otomobilleri ile kendilerini özdeşleştirmeleri insanlığı bu korkunç ve vahşi Trafik Terörü ile karşı karşıya getirmektedir.

İş adamlarımızın meziyetlerini ballandıra ballandıra anlatarak trafiğe soktukları her modern otomobil, hem kendisi ve hemde halen trafikte bulunan diğer araçlar için potansiyel bir tehlike oluşturmaktadır. Çünkü aracın çok iyi ve sağlam üretilerek trafiğe çıkarılması yeterli değildir. Önemli olan devletin yetkili organlarınca her bir yeni aracın trafiğe getireceği yeni yüklerin iyi değerlendirilerek önceden tedbir alınmasıdır. Çünkü yeni araçların; yeni yollara, yeni otopark alanlarına, servis istasyonlarına, akaryakıt ihtiyacına, acil ilk yardım ünitelerine ve en önemlisi bu aracı kullanabilecek yeterlilikte ve eğitimde sürücülerin hazırlanmasına ihtiyacı vardır.

Bütün bunlar çok yönlü, çok taraflı ve uzun vadeli planlı çalışmalara ihtiyaç gösterir. Bayram günü İstanbul'da akraba ve dost ziyareti yapmak için yola çıkan insanlarımız yola çıktığına bin pişman olmakta ve tamamen durmuş bir trafik sistemi içinde kaybolan zamanına, boşalan sinirlerine ve yaktığı milli servet benzine kahrolmaktadır. Hele birde ziyaret edilecek yer karşı kıyıda ise o zaman köprü kuyruğunda çıldırmaktadır.

Araç kullanmayı gerektiren yer değiştirme faaliyetinin arttığı bayramlar "trafik canavarının" en çok sevdiği günlerdir. Aslında Trafik Kazaları sadece Türkiye'nin değil, pek çok gelişmiş ülkenin de önde gelen ölüm nedenleri arasındadır. Örneğin ABD'de yapılan istatistiklerde Trafik kazaları; kalp ve damar hastalıkları ve değişik kanserlerden sonra gelen başlıca ölüm nedeni olarak gösterilmektedir.

Trafik, Türkiye'nin de çözümü çok zor olan temel sorunlarından birisidir. Trafik kazalarının birden fazla sebebi vardır. İNSAN, ARAÇ, YOLve ÇEVRE ile DENETİM bunlardan birkaçıdır. Bilindiği gibi belli bir sorunun ortaya çıkması, birden fazla değişkenle ilgili ise bu sorunun ortadan kaldırılması diğer durum ve problemlere daha da zor olmaktadır.

İstatistikler kazaların % 50'sinin insandan kaynaklandığını ve daha çok 18-24 yaşları arsındaki genç sürücüler tarafından yapıldığını ve bu yaş gruplarındaki gençlerin kaza yapma oranlarının diğer yaş gruplarına göre 3 kat fazla olduğunu ortaya koymaktadır. Demek ki bu yaş grubunun eğitimi üzerinde önemle durulması gerekmektedir.

Yaşla ilgili olan bir başka risk grubu da 65 yaş üstündeki sürücülerdir. Bu yaş grubu için kazaya yol açan faktörler genç sürücülerden farklıdır. Çünkü bu guruptakilerin araç kulanma yeteneklerinin bozulması, yavaşlaması ve duyu organlarının işlevlerinin azalması gibi nedenler kazaya sebebiyet vermektedir. Bu da kanun koyucular tarafından dikkate alınıp belirli kısıtlamalar getirilmesini vurgulamaktadır.

Kazaları oluşturan ikinci unsur araçlardır. Özellikle son yıllarda üretilen araçların eskilere göre güvenlik sistemlerinin çok iyi ve üretimden kaynaklanan hataların az olması nedeniyle kazalardaki rollerinin azalacağı düşünülürken, yeni teknoloji araçlarının çok hızlı oluşları güvenliklerinden de çok emin olunması gibi nedenlerle kazalardaki oranlarının daha yüksek olduğu görülmektedir.

Bir diğer kaza faktörü de yol ve çevre sorunlarıdır. Bugün Karayollarımız giderek artan araç sayısını kaldıracak yeterlilikte değilidir. Yeni yolların inşası araç üretim hızına ayak uyduramamıştır. Mevcut eski yollarında trafiğe hazır ve bakımlı halde bulundurulması hizmeti yeterince yerine getirilememektedir. Yani yollarımız yetersiz ve denetimlerimiz azdır.

Sonuç olarak; eğitimsiz insanlarımız, iklim ve coğrafi özellikler dikkate alınmadan yapılan karayollarımız, zayıf devlet denetimimiz, verimsiz müteahhit hizmetlerimiz olduğu sürece gelişen araçların sebep olduğu kazalar artmaya devam edecektir. Ve medyamız da Trafik kazaları sevinçli bayram günlerinin hüzünlü haberi olma vasfını sürdürecektir.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
18 Kasım 2004 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale