28 Mayıs 2017 Pazar

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum....

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Filistin lideri Yasser Arafat
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 9 Kasım 2004 Salı 

Usul ve kaide şudur ki, genel vaziyeti idare ve sevk mesuliyetini alanlar en mühim hedefe ve en yakın tehlikeye, mümkün olduğu kadar yakın bulunur. Yeter ki bu yaklaşma genel vaziyeti görüşten uzak bırakacak derecede olmasın.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1919)

Bugün yaş ellinin üzerinde olan bizim nesillerimiz Yasser Arafat ismini adeta sonu olmayan dipsiz bir kuyu durumundaki Filistin Davası ile birlikte anımsarlar. Bu ömrünü Filistin halkının mutlu yaşamı için harcayan kısa boylu, haki üniformalı ve beli tabancalı yaşlı lider bugün çok zor durumda.

Son iki yıldır İsrail tanklarının kuşatması altına alınarak evinde hapis hayatı yaşatılan Yasser Arafat İsrail'li efendilerinin izin vermesi üzerine sağlık sorunlarına çare bulabilmek üzere Fransız Askerlerinin himayesinde Parise götürüldü. Filistin halkı ve dünya kamuoyu onu bitkin bir halde bomboş gözlerle helikoptere binerken kameralara gönderdiği öpücüklerle hatırlayacaklardır.

Arafat'ın ülkesine dönmesi ve yeniden başlattığı kurtuluş mücadelenin liderliğini sürdürebilmesi zor gibi görülüyor. Çünkü sağlık yetkililerince beyin ölümünün gerçekleştiği ve yoğun bakımdan çıkmasının mümkün olmadığına dair teyide muhtaç haberler alınıyor.

Öyle veya böyle Filistin Davası için artık Arafat devrinin bittiği söylenebilir. Arafat'ın Filistin Davasına ne kadar hakim olduğunu ve geçen uzun yıllar boyunca kendisinden sonra davalarını kucaklayacak bir lider adayı yetiştirip yetiştirmediğini birlikte göreceğiz.

Milli kurtuluş mücadelelerinde liderlerin rolü çok önemlidir. Bu tip mücadelelerde mutlaka halkının direncini ve savaşma azmini kuvvetlendirecek ve güven verecek karizmatik kişiliklere ihtiyaç vardır. İşte şimdi Filistin halkının bundan sonra yapacağı ilk ve önemli iş Arafat benzeri bir lideri bulup çıkartmak olmalıdır. Bunu yapamadıkları takdirde yıllarca sürdürdükleri mücadele sabun köpüğü gibi kısa sürede sönecek ve Filistin topraklarında İsrail egemenliği bir daha çıkmayacak şekilde yerleşecektir.

Şurası bir gerçek ki Arafat'ın yokluğu öncelikle İsrail'in işine yarayacak ve Filistin halkı üzerindeki baskıları yoğunlaşacaktır. Çünkü Arafat'ın liderliğindeki Filistin Kurtuluş Örgütü son yıllarda çok dağınık ve her alanda zayıf bir konuma inmişti. Yani Arafat, arkasında sistemli, planlı ve programlı hareket edebilecek, yeterli maddi desteği olan kurumsal bir yapı bırakmamaktır. Aksine her alanda darmadağın olmuş ve kendi içinde kliklere ayrılmış bir yapı oluşmuştur. İşte bu dağınık yapıyı ancak Arafat ismi bir arada tutmağı başarabiliyordu. Fakat bundan sonrası için bunu söylemek çok zor. Yapolacak liderlik mücadelesinin ise çok kanlı geçeceğini ve örgüte her alanda zarar verece_ini söyleyebiliriz.

Filistin davasının bugün en büyük sorunu FKÖ'nün parasal konularının çözümünde yatan çözümsüzlüktür. FKÖ'nün hiç bir şey üretmeyen fakir FKÖ için zengin Arap ülkelerinin bağışları ile oluşan 7 Milyar Dolar tutarında olduğu tahmin edilen bütçesinin ne olacağı meçhuldür. Bu paranın doğrudan Arafat'ın özel banka hesaplarına aktarıldığı iddia edilmektedir.

Arafat ölürse serveti ne olacak? sorusu gündemin temel maddesidir. Arafat'ın vasiyetnamesinde, 6.5 milyar dolar ( 9.7 katrilyon) arasında olduğu sanılan muazzam servetinin kontrolünü ailesine bıraktığı öne sürülmektedir. Oysa FKÖ'nün üst düzey yöneticileri bu paranın tamamının hazineye ait olduğu iddiasındadır.

Eski Filistin Başbakanı Mahmud Abbas'ın da bulunduğu bir grup, Arafat ölürse servetin yönetime devredilmesini istemektedir. İsviçreli yatırım danışmanı Jean - Claude Robard; Arafat'ın ilk gizli banka hesabını, Kuveyt Emiri'nden aldığı 50 bin dolarlık bir çekle 1965'te açtığını, İsviçre-Avusturya-Lüksemburg ve Cayman Adaları'ndaki bankalarda sayısız hesapları olduğunu, İspanya-İtalya-Fransa-İsviçre ve Avusturya'da çok sayıda otel ve tatil beldesi ile Tunus ve Cezayir'deki 2 telefon şirketinde külliyetli miktarda hissesi bulunduğunu açıklamıştır...

Şurası bir gerçek ki FKÖ yetkilileri, Arafat vasiyetinde belirtse dahi bu paranın aileye verilmemesi için uğraşacaktır. İşte bu kaçınılmaz durum örgüt içinde yeni çatışma ve parçalanmaların temelini teşkil edecektir.

FKÖ içindeki bir diğer beklenti, daha Arafat'ın zamanında bile iktidar mücadelesi veren HAMAS Örgütü'nün bundan sonraki hareket tarzının nasıl ceryan edeceğidir. Bana göre kaçınılmaz bir FKÖ-Hamas mücadelesi yakındır ve bu da en çok İsrail'in içine yarayacaktır.

Bölgenin gerçek hakimi durumundaki İsrail Devleti de yapılacak liderlik mücadelesinde ağırlığını koyacak ve İsrail yanlısı mutedil bir ismin başa getirilmesi için çaba harcayacaktır. Bu girişim ise iç mücadeleyi ve dağınıklığı çoğaltıcı bir etken olarak görülmektedir.

Sonuç olarak; Arafat'ın ölümünden sonra bölgede silahlar susmayacak, sular asla durulmayacaktır. FKÖ Örgütü içindeki çatışmalar bölgedeki İsrail yerleşim ünitelerindeki halka da zarar vereceğinden bu çatışmaların bastırılması daha da kanlı olacaktır. Ve kargaşa giderek artacaktır.

Bölgedeki kaos ve kargaşa ortamondan en fazla etkilenecek ülkelerin başında Türkiye gelmektedir. Türkiye hâlâ FKÖ üzerinde ağırlık olan tek ülke konumundadır. Cumhuriyet yönetimi bu gücünü bilerek Filistin konusuna aktif yaklaşmalı ve gelişmeler yakondan takip edilmelidir.

Sorunların kan dökülmeden barışçı yollarla çözümünde arabuluculuk görevi üstlenebileceğimiz gerçeğinden hareketle alternatif hareket planları şimdiden oluşturulmalıdır.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
9 Kasım 2004 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale