24 TEMMUZ 2017 Pazartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






ASELSAN üzerindeki ABD ambargosu neyin göstergesi?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 26 Ekim 2004 Salı 

Türk Milleti, ne vakit yükselmek için adım atmak istemişse bu adımların önünde daima baş olarak, daima yüksek milli ideali gerçekleştiren hareketlerin önderi olarak kendi kahraman çocuklarından kurulu ordusunu görmüştür.
(Gazi Mustafa Kemal Atatürk - 1931)

1983 yılında Silahlı Kuvvetlerin tanıtımı amacıyla yapım ve yönetimini üstlendiğim VATAN BORCU filminde ASELSAN'ı gösteren on dakikalık bir bölüme yer vermiştim. O güne kadar bu örnek kuruluşumuz bu denli kamuoyuna tanıtılmamıştı.

Çekimler esnasında bize ASELSAN tesislerini tanıtan Genel Müdür Hacim Kamoy Beyefendinin gözlerinde gördüğüm yaptıkları işten aldıkları büyük hazzı gösteren tebessümü unutmam mümkün değil. Kara Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfının katkılarıyla tamamen Türk
Mühendis ve işçilerinin çabası ile Ankara-Karşıyakada oluşturulan bu dev tesis o günlerde dünya teknolojileriyle bababaş olmanın dışında son derece gelişmiş bir teknolojiye de sahipti.

O güne kadar gördüğüm en modern teknolojiyi kullanan ASELSAN tesislerini ve bu tesislerde arı gibi çalışan disiplinli Türk Mühendis ve Memurlarını görünce hayretimi gizleyememiş ve Hacim Bey'e "Siz böyle tesisleri milletimizin gözünden neden saklıyorsunuz ve neden onların eserleriyle övünmelerini engelliyorsunuz. Milletim sizlerle ve bu muhteşem eserle gurur duymalılar" dediğimi hatırlıyorum...

ASELSAN (Askeri Elektronik Sanayii) başta ODTÜ olmak üzere üniversitelerimizin en başarılı Mastır ve Doktora öğrencilerine bünyesinde yer vererek kurduğu araştırma merkezi ile temayüz etmiştir. Tamamen Türkiye'nin arazi ve iklim şartlarına uygun ve Türk Askerinin kabiliyetlerine göre dizayn ettiği yüzde yüz yerli elektronik sistemlerle dünyadaki emsalleri arasında çok kısa bir sürede en üst düzeye çıkmıştır. Bu kuruluş Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücüne güç katmış ve onu dünya orduları arasındaki mümtaz yerine oturtmuştur.

İşte bu durum dünyaya silah ve teknoloji pazarlayan küresel güçlerin hiç bir zaman işine gelmedi. Ve hele bilgisayar çağına girildikten sonra ASELSAN'nın gerek iletişim ve gerekse diğer alanlarda kullanılan teknik cihazlarda tamamen terli malzeme kullanması küresel silah tüccarları tarafından hoş karşılanmadı. Bu tesisleri ve bu tesislerde çalışanların bilgi birikimlerini atıl hale getirmek ve bu tesisleri çalıştırmamak için her çareyi denediler. Hatta bir ara Türk Silahlı Kuvvetlerinin buradan malzeme almasını çeşitli yollardan engelleyerek maddi açıdan zor duruma düşürülen bu kuruluşun kendi kendini feshetmesini bile beklediler. Üzerindeki büyük baskılara rağmen mevcut bilgi birikimi ve piyasa tecrübesi ile ASELSAN, Askeri Elektronik Sanayii alanında ayakta kalmayı başardı.

ASELSAN üzerinde oynanan oyunları Emekli Tuğgeneral Aytekin ZİYLAN geçen hafta yayınlanan AKSİYON Dergisi'nde detaylı olarak dile getirdi. Aytekin Paşa Muhaberecidir. Ve bütün meslek hayatını muhabere sınıfında geçirmiştir. ASELSAN'ın kuruluşunun bütün safhalarını bire bir yaşamıştır. Emekliliğini müteakip başarılarında büyük katkısı olduğu bu şirkette 1990-2000 yılları arasında askeri danışman olarak en üst düzeyde görev yapan Aytekin Paşa halen Uluslararası Muhabere Elektronik Derneği'nin Türkiye Başkanlığını yürütüyor. Özetle iletişim çağında Türkiye üzerinde elektronik alanda oynanan bütün oyunlara vakıf kişilerden biri...

Türkiye'nin gurur kaynağı birkaç milli müessesesinden biri olan ASELSAN ve diğer Askeri Sanayii kuruluşlarımız hakkında Aytekin Paşanın verdiği bilgiler, devletimiz açısından utanç verici bir vurdum duymazlığı ve milli değerlerimiz konusundaki ilgisizliğimizi ve bu yüzden kaybettiklerimizi vurguluyor. Aytekin Paşam ana başlıkları ile şunları söylemiş;

- Ülkemizdeki yabancı yatırımcılar teknoloji geliştirmiyor. Hatta son zamanlarda üretim alanlarından hizmet alanlarına doğru kaydılar.. Savunma sektöründe bugün ASELSAN dışında araştırma geliştirmeye dayalı ürünü olan başka önemli bir şirket yok.

- Hâlâ ordumuzun ihtiyaçlarının yüzde 80'ni dışarıdan karşılıyoruz. Türkiye'nin yapması gereken savunma harcamaları ulusal bir savunma sanayiinin kurulmasını zorunlu kılıyor. Türk savunma sanayii ordumuzun ihtiyaçlarının yarısını karşılayabilecek konuma gelse -ki bu yaklaşık 2,5-3 milyar dolarlık bir ciro demek- o zaman uluslararası düzeyde de rekabet gücüne kavuşur.

- Yabancı ortaklı Platform üreten şilketler yeterli değil. Bizim Türkiye'ye ait özgün ürün ve teknoloji geliştirmemiz şart.

- Gelişmiş ülkeler gayri safi milli hasılalarının yüzde 2-3'ünü Ar-Ge'ye ayırıyor. Türkiye'de bu binde 6. Bunu yüzde 1'e çıkarmak hedefleniyor. Ancak o da şüpheli.

- Savunma sanayiinin gücü, ulusal teknoloji yeteneğinin düzeyine bağımlıdır.

- ASELSAN'dan 2000'de ayrıldım. 115 ürün yapılmış, 95'i Türk mühendisinin tasarımı. Bunların hepsi ileri teknoloji ürünleri. Bir yabancı firma ufak ve hafif elektronik harp kestirme cihazı aramak için Kore'ye gitmiş. Koreliler o firmaya "Bunlar için ASELSAN'a git bak" demiş.

- Türkiye'yi toplumsal refahı yüksek bir ülke haline getirmek istiyorsak, bilim ve teknolojiye yatırım yapmak lazım. Araştırma geliştirmeye önem vermek gerekir. Devlet milli şirketlerden alım yaparak da destekler ulusal sanayiini. Ulusal sanayi, ulusal teknoloji ile gelişir ancak. Bütün
sanayileşmiş ülkeler kendi ulusal şirketlerini desteklemişlerdir. Gümrüklerle onları korumuşlardır. Ancak sanayileştikten sonra "gelişme için serbest rekabet şarttır" demişlerdir.

- Savunma Sanayii Politikası ve Stratejisi Belgesi'nde yerli firmalar konusunda bir ayrıcalık tanınması için bazı somut tedbirler getişrildi. Ama uygulanmıyor. O dokümanda savunma sistemleri üçe ayrılıyor. Birincisi gizli olması gereken sistemler, bu sistemleri mutlaka kendin yapacaksın. İkincisi kritik teknoloji ve sistemler. Bunları şimdilik ortak üretebilirsin. Ancak orta ve uzun vadede sen yapacaksın. Üçüncüsü diğer sistemler. Bu yapıldı doğru; ama "Gizli ve kritik teknolojiler"hangileridir, Milli Savunma Bakanlığı her yıl yayınlamalıdır. Şunlar gizli bunlar kritiktir denilmeli ki belge çalışsın. Bu denmediği için belge uygulanmıyor.

- Belgenin uygulanmaması için yabancı şirketler bastırıyor. Siz bunu yaparsanız, biz malımızı kime satacağız. MSB'yi korkutmuşlar.

- Amerikan Kongresi'nde yapılan konuşmalar var. Diyorlar ki; Biz kredilerle başka ülkelere sattığımız silahların yazılımları içine birer tane virüs koyalım. İleride onlar bu silahları bizim amacımızın dışında kullanamasınlar. Ben ABD'nin istemediği bir ülkeye karşı uçağımı kullanmak istersem, ABD buna karşı geleceği için bir kod göndererek o silahı çalıştırmayabilir. Mesela ATAK Projesi'nde görev bilgisayarını TÜBİTAK'taki bir ekip yapacaktı. Ben onları tanıyorum. Fakat ABD; Hayır vermiyoruz, hazır alacaksınız, diye dayattı.

Sonuç olarak; 1794 ABD Ambargosu sonucunda çökertilen Askeri Elektronik haberleşme sistemimizi ayağa kaldırmak amacıyla tamamen milli sermaye ve Türk Mühendis ve işçileri tarafından oluşturularak ordumuzu çağdaş elektronik sistemlerle tanıştıran ASELSAN gibi dev kuruluşumuz bugün ABD başta olmak üzerine ambargolar yoluyla ortadan kaldırılmak istenmektedir. Bu çirkin küresel oyunları ilgililer görmeli ve acilen tedbir alınarak bu örnek tesisimiz mutlaka yaşatılmalıdır.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
26 Ekim 2004 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale