25 EYLÜL 2017 PAZARTESİ

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Molla Barzani'ye ayıp etmişler
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 14 Ekim 2004 Perşembe 

Yeni Türkiye'nin takip edeceği siyaset, belirsiz ve keyfi olamaz. Bizim siyasetimiz, mutlaka milletin kabiliyet ve ihtiyacıyla mütenasip olacaktır.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1923)

Türkçe'de "Besle kargayı. Oysun gözünü" gibi çok kullandığım bir söz vardır. Manasını sevmememe rağmen ülke gündeminde o kadar çok örnek buluyoruz ki kullanmak zorunda kalıyoruz. Kuzey Irak'ta egemen olan Celâl Talabâni ver Mesud Barzani gibi iki Kürt aşiret liderinin yaptıkları işte bu söze tıpatıp uyuyor.

Saddam'ın zulmünden koruyup kolladığımız bu iki aşiret lideri ne yazık ki Türkiye'nin gösterdiği büyük devlet olmanın getirdiği esnek siyaseti içlerine sindirememişlerdir. Kendilerini ABD'nin mutlak himaye ve desteğinde görerek boyunu ve haddini aşan sözler söylemeye ve uygulamalar yapmayı inatla sürdürmektedir.

Kanaatimce bu iki lider son aylarda görmeye alıştığımız "Türkiye'yi yok sayma ve her fırsatta tehditvari konuşma yapma" cesaretini arkalarındaki ABD ve AB desteğinden almıyorlar. Bunlar bu cesareti bizim inatla sürdürdüğümüz AB'den tarih almak sevdası ile yaptığımız tavizkar ve teslimiyetçi tutumumuzdan alıyorlar.

Burası çok açık. Çünkü Türkiye her defasında Türkiye'ye saldırmayı adet haline getiren bu kişileri adam yerine koyuyor ve muhatap alıyor. Devletin en tepesinde kırmızı halılarla karşılanan kırmızı pasaportumuzla şereflendirdiğimiz bu gafiller kendilerinde bir güç olduğuna vehmedip ağızlarına geleni söylüyorlar. Bizde AB'den beklediğimiz tarih(!) gerekçesi ile sesimizi kısıp oturtuyoruz ve bu gafillerin hak ettikleri şamarı atamıyoruz... Veya atmak istemiyoruz...

Daha dün bin yıllık Türk Şehri için "Kerkük Kürdistan'ın kalbidir. Onu kimseye vermeyiz ve Kerkük için savaşırız" beyanlarını her plâtformda tekrarlayan Mesut Barzani Efendi'yi yine Ankara'da konuk ettik. Bu aşiret lideri efendiye hizmette ve ikramda kusur etmedik. En üst düzey devlet adamlarımızla görüştürerek kendisinin gücüne güç kattık. Gene de bize hakaret etmelerini önleyemedik...

Bütün izzet ikramımıza rağmen bu aşiret lideri Efendiyi memnun edememişiz. Bu davetimizden memnun kalmadığını dönüş yolunda verdiği beyanlarından anlıyoruz.

Ankara'nın davet ettiği Irak Kürdistan Demokrat Partisi (IKDP) lideri Mesud Barzani Efendi; "Olumsuz bir hava yaratılmaya çalışılıyor. Fırça atılmak için Ankara'ya çağrıldığım yönünde bir hava sezinledim. Fırça yemek için gelmedim. Kerkük için gerekirse savaşırız eğerlendirmem yanlış anlaşılmış" diyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül tarafından kabul edilen Barzani, Dışişleri Bakanlığı Irak Özel Koordinatörü Osman Korutürk'le bir araya geliyor. Ağırlıklı olarak Kerkük'ün statüsünün ele alındığı görüşmelerde Barzani'ye, Kerkük'ün Kürtleştirilmesi çabalarıyla ilgili hassasiyet anlatılarak, "Kerkük, bölgenin fitili ve zorlanması durumunda patlayabilir" deniliyor.

Barzani söylenenlere kulak asmıyor ve yine bildiğinden şaşmıyor. Yakın çevresine de, Ankara ziyaretinin Dışişleri Bakanlığı'nın daveti üzerine gerçekleştiğini, ancak Türkiye'de kendisiyle ilgili olumsuz bir hava yaratılmaya çalışıldığını aktarıyor.; "Fırça yemek için gelmedim. Sorunları karşılıklı diyalogla çözmek gerekir. Böyle olursa sorunlar çözülmez. Kerkük'le ilgili düşüncelerim net. Daha önce ne söylediysem, o düşünceyi koruyorum. 'Kerkük için savaşırız' açıklaması yanlış anlaşıldı. Kerkük, Kürt şehridir. Kerkük için Saddam Hüseyin yönetimine karşı yıllarca savaştık. Savaşırız derken, bunu mücadele ederiz anlamında söyledim. Türkiye'yle savaşırız demedim."

Adamın özrü kabahatinden büyük. "Türkiye ile savaşırız" dememiş. Savaşsaydın bari. Bu şekilde gücünü de sımamış olurdun. Barzani, gazetecilere yaptığı açıklamada da; "PKK'nın Irak'ta barındırılmayacağı" yönünde söz verdiğini, "Türk kamyon şoförlerinin güvenli ulaşımına yardımcı olmaya da hazır oldukları" mesajını ilettiğini, Erdoğan ve Gül'e "Kerkük Kürdistan'ın kalbidir" görüşünü tekrarladığını anlatıyor ve Türk yetkililere "İçişlerimize karışmayın"mesajı verdiğini söylemekten çekinmemiştir.

İnsana "pes yahu" dedirten bu cümleleri, Ak partinin dış politikada "KAZAN... KAZAN" olarak seslendirdiği uygulamaların şimdi geldiği düzeyi seviyeyi göstermesi açısından çok önemli olarak değerlendiriyorum.

Bu arada Barzani'nin Partisinin (IKDP )Dış İlişkiler Sorumlusu Safeen Dizai'nin, Türkiye ile Kürt yönetimi arasında yaşanan sorunları kendi bakış açısından aşağıda özetle verdiğim açıklamaları, AB'den gün almaya endekslenen Türk dış politikasının içinde bulunduğu teslimiyeti apaçık ortaya koyuyor.

Türkmen bölgesinde açılmasını düşündüğümüz OVACIK Sınır Kapısı ile ilgili olarak; "Mevcut Habur sınır kapımız son derece moderndir ve ihtiyaca cevap veriyor. İkinci bir kapı açılmasına ihtiyaç yoktur."sözleriyle "Çünkü biz burada sizden aldığımız haraçla Kürdistanı kurduk ve ihya ettik. Bu musluğun kapanmasını istemiyoruz demeye getiriyor.

Kürdistan Havayolları ile ilgili olarak; "Biz (Yani Kürdistan Devleti) Türkiye'yle hava köprüsü kurmak istiyoruz. Girişimlerde bulunduk, yanıt verilmedi. Avrupa bize hava koridorunu açtı. Erbil'den Avrupa'ya uçak seferleri yapılacak. Eğer Türkiye koridorunu açmazsa Ürdün üzerinden gerçekleştirilecek. Zaten Türkiye'den bir şirket de bizimle diyaloga geçti, bu yolu açmakta kararlıyız." Yani, " Bizim size ihtiyacımız kalmadı. İstesen de istemesen de bu yolu açacağız
Onun için sen karışma" diyor.

Kerkük ile ilgili olarak; "Kerkük'te Irak yasaları ne derse o uygulanacak. Kerkük'ün asli unsurları olan Kürtler geri dönecek. Referandum yapılacak. Halkın çoğunluğu ne istiyorsa o yapılacak". Yani. "Biz referandum sonrasında buranın gerçek Kürt toprağı olduğunu ispat edeceğiz. Siz Türkmenleri filan bırakın buranın asıl sahipleri olan bize bakın" diyor. Adamlar açıkça ve korkmadan bize kafa tutmaya devam ediyorlar.

Kırmızı çizgilerinden vazgeçen ve kısa bir süre önce Kuzey Irakta bulunan askeri birliklerini de sessiz sedasız geri çeken Türkiye ise bu bölgedeki milli menfaatlerini terk etmiş görüntüsü ile AB İlerleme Raporu peşinde sürüklenmeye devam ediyor.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
14 Ekim 2004 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale