29 Nisan 2017 Cumartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Mustafa Sarıgül ne yapmak istiyor?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 13 Ekim 2004 Çarşamba 

İnsanlar daima yüksek, temiz ve mukaddes hedeflere yürümelidirler. Bu hareket şeklidir ki insan olanın vicdanını, dimağını ve bütün insani duygularını tatmin eder. Bu şekilde yürüyenler, ne kadar büyük fedakârlık yaparlarsa o kadar yükselirler.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1926)

20 NCİ YÜZYILDA MUSTAFA KEMAL 21 NCİ YÜZYILDA MUSTAFA SARIGÜL İLE BERABERİZ...!

Başlık Mustafa Sarıgül'ün Çorlu mitinginde taşınan pankartlardan birinde yazılı. "Şeyh uçmaz mürit uçurur" diye çok güzel bir veciz sözümüz vardır. Sanırım bu söz Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül gibi biri için söylenmiş olsa gerek.

Çorluda Sivil Toplum Örgütlerinin daveti üzerine bir miting tertipleyen SARIGÜL Milli Mücadeleye önderlik ederek parçalanmış topraklar üzerinden Türkiye Cumhuriyetini var eden yüce insan ile bir tutulacak seviyede uçurulmuş.

Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, CHP'yi 54 yıl aradan sonra iktidara taşımak için, "Bismillah" diyerek yola çıktıklarını söylüyor. Sarıgül'ü dinlemek için Atatürk Meydanı'nı dolduranyaklaşık 10 bin kişi, "20. yüzyılda Mustafa Kemal, 21. yüzyılda Mustafa Sarıgül'le beraberiz", "Sarıgül'le el ele, Baykal'a güle güle" yazılı pankartlar taşıyarak SARIGÜL'ü sevindiriyor..

1960 sonrasında CHP'nin efsane lideri İsmet paşa'ya başkaldırarak parti içinde ilk bölünme ve parçalanmayı başlatan Ecevit'in öncülük ettiği parçalanma hareketi bu partide hiç bitmedi. Bizim nesillerimiz birleşip tekrar parçalanmaktan bir iş yapamayan CHP'nin haline bakarak Türk Siyasetinde Atatürk'ün mirasını taşıyan bu partinin haline devamlı acıma hissi duydu.

Bugünlerde yeni bir birleşme yolunda eski CHP'li yeni YTP'li İsmail Cem'in bildik ve tanıdık hareketlerine tanıklık ederken, bir yandan da Mustafa SARIGÜL'ün bölme ve parçalama çalışmalarını izliyoruz.

Baştan söyleyeyim. Kendini Atatürk ile bir seviyede görenlerin Türkiye'ye verebilecekleri bir şey yoktur. Bunun için Mustafa SARIGÜL'ün çabalarını sabun köpüğü gibi sönmeye aday olarak gördüğümü belirtmek istiyorum.

CHP son aylarda büyük bir kargaşa yaşıyor. Sular bir türlü durulmuyor. Çok tecrübeli ve yetenekli bir kadro ile TBMM'e ana muhalefet olarak giren CHP ne yazık ki iç çatışmalardan fırsat bulup demokrasiler için çok önemli bir işlev olan muhalefet görevini yapamıyor. İşte sırf bu yüzden sayıları çok ama pek çoğu siyasetten genç ve tecrübesiz yeni yüzlerden oluşan Ak Parti devlet hizmetinde birbirinden büyük gaflar yapıyor.

CHP Türk siyasi hayatındaki en eski Parti. Askeri yönetimlerle gelen kesiklikler hariç hep varolmuş. Atatürk'ün kurduğu ve altı ok ile Atatürk İlkelerini kendine hedef olarak kabul etmiş CHP, 1950 yılına kadar kesintisiz tek parti olarak iktidarda kalarak devleti yönetmiş. Yani
Cumhuriyet yönetimini iyi bilen bir parti. Parti içinde çok tecrübeli ve yetenekli isimler var. Bir ömür vermişler siyasete. Bu geniş kadrosuna ve devlet tecrübesine rağmen CHP ve temsil ettiği siyasi görüş 54 yıldır tek başına iktidar olamamış.

Tarihi geçmişinde olduğu gibi adını halktan almasına rağmen yönetim kadrosunu halktan kopuk aydınlardan oluşturduğundan CHP halka inememiş, yani adının hakkını verememiş bir parti konumunu muhafaza etmektedir.

Bugün CHP kadroları devlete ve millete hizmete değil de birbirleri ile liderlik yarışına çıkan kişilerin oluşturduğu bir hizip partisi görünümü taşıyor. Bunu yakın geçmişte yaptığı sayısız, ama sonuçsuz kongrelerden görüyoruz. Bir bakıma birbirleri ile hizipleşmekten hizmet üretmeye imkan bulamayan bir parti . Yani içinden çıktığı ve hizmet etmekle yükümlü bulunduğu Türk halkının istek ve ihtiyaçlarını kavrayamamış, dolayısıyla bu hali ile millet tabanında yer tutamamış bir parti.

Buna rağmen CHP, Atatürk'ün mirasına doğrudan sahip olan ve onun kurduğu müesseselerde hissesi ile yönetimlerinde gücü olan bir parti. Bir bakıma Atatürk isminin kanuni mirasçısı gibi bir görüntüye sahip. CHP, eğer iyi yönetilirse ve halka inebilirse iktidarın uzun yıllar değişmez sahibi olabilecek potansiyeli var. Kendini bugün mecliste sahip olduğu 367 milletvekiline bakarak erişilmez görüp, hata üzerine hata yapan Ak Partinin birkaç yıl içinde siyasi hayattan çekilmesi gündeme geldiğinde alternatif olarak görünen tek parti yine CHP'nin olacağına kesin gözüyle bakılabilir.

Şimdi CHP'de son günlerde başlayan hareketlenmenin sebeplerine bakalım. CHP'deki iktidar alternatifi olma potansiyelini gören küresel güçlerin ülkemizdeki uzantıları CHP'nin dağıtılması veya en azından kontrol ve denetimi altına alabilecekleri kişilerin yönetimine geçmesi için düğmeye bastılar. CHP içinde zaten var olan hizipleşmeyi arttırdılar. Küresel güçlerin hedeflerinin, CHP yönetimine kontrol edebilecekleri halktan ve Türkiye'nin şartlarından kopuk, ABD şartlarında yetiştirilmiş ve küresel terbiye ile eğitilmiş Kemâl Derviş gibi veya benzeri özelliklere sahip bir kişiyi geçirmek olduğu bugün açıkça görülmektedir.

Peki bunu başarabilirler mi? Bana göre başarabilirler. Bunun için yeterli para, basın desteği ve dış odakların destekleri lazım. Bunlar verildiği takdirde kolaylıkla sonuç alabilirler. AK Partinin 365 milletvekili ile iktidara gelmeden önce Sayın Erdoğan'ın gerçekleştirdiği ABD turları kamuoyunun hafızasında
tazeliğini koruyor.

Küresel güçlerin buradaki ilk işleri Kemal Derviş'in elini güçlendirmek idi. Bunun için düğmeye basıldı. 3 Kasım seçimleri öncesi aldığı talimatları harfiyen uygulayarak Türk siyasi yaşamını darmadağın ederek AK Partinin gelişini hızlandıran Derviş bu defa CHP'nin içini karıştırmaya başlamıştır. CHP'de Derviş'in estirdiği rüzgarlar daha çok çamlar devirecektir. Bu şekilde kendi iç sorunları ile darmadağın bir hale gelen CHP doğal olarak yapması gereken muhalefet görevini aksatacaktır.

Peki, Mustafa Sarıgül'ün rolü nedir? Peşine taktığı medya ordusu ile CHP liderliğini değil, Türkiye'nin başbakanlığını hedef olarak aldığını belirten Mustafa SARIGÜL ne yapmak istemektedir ve neler yapabilir?

Kanaatimce Mustafa SARIGÜL Şişli'de aldığı oyları miyar kabul ederek kendisini bir halk lideri olarak görmüş ve şahsi bir çıkışla kendine iki yıl sonrasının başbakanı olmak gibi bir hedef seçmiştir. Oysa sonradan lider olunmaz. Lider doğulur. Lideri kendisi değil, içinde bulunduğu toplum çıkarır. Halk seçtiği lideri bulunduğu yerden alır, istese de istemese de başına oturtur. Sonuna kadarda yanında kalır. Burada Sayın SARIGÜL toplumdan aldığı destekle değil, kendisinde varolduğunu zannettiği liderlik vasıflarından yola çıkarak Anadolu'dan destek aramaya başlamıştır. Tek başına yapabileceği fazla bir şey olmadığını, birkaç ay içinde yorulup yarıştan çekileceğini ve asli görevi olan Şişli Belediye Başkanlığı ile kendini sınırlayacağını değerlendiriyorum.

Mustafa Sarıgül'ün hareketi CHP'yi dağıtmaya karar veren küresel güçlerin işine gelmektedir... Sarıgül ,önce pohpohlanacak ve desteklenecektir. Dikkatler Sarıgül üzerine toplanıp Dervişin CHP içindeki faaliyetleri gizlenecektir. Derviş'in yeteri kadar güçlendiğine kanaat getirildiğinde ise Mustafa Sarıgül'ün işlevi bitmiş olacağından arakasındaki medya desteği alınarak Sarıgül Efsanesi bitirilecektir.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
13 Ekim 2004 Çarşamba

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale