29 HAZİRAN 2017 Perşembe

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanların Ramazan Bayramını kutluyorum.

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Bu kaçıncı doktora?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 9 Ekim 2004 Cumartesi 

Her işin esas hedefine kısa ve kestirme yoldan varmak şayanı arzu olmakla beraber, yolun mâkul, mantıkî ve bilhassa ilmî olması şarttır.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1931)

6 Ekim 2004 tarihli Milliyet Gazetesinin resimli olarak verilen orta sayfa haberine göre; Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan, Marmara Üniversitesince Fahri Doktora unvanına lâyık görülmüş. Üniversite açılış törenine katılan Aydın Doğan'a Rektör Prof. Dr. Tunç EREM, ülkeye yararlı hizmetlerinden dolayı Fahri Doktora vereceklerini açıklamış. Karar Aydın Doğan tarafından sürpriz olarak karşılanmış.

Ben bu gibi unvan dağıtımlarının anlamsız ve gereksiz olduğunu değerlendiriyorum ve bilim adamlığının kıymetini düşürdüğüne inanıyorum.

Bilim adamları dünya insanlığının emniyet supabıdır. Onlar devamlı araştıran, mevcut ile yetinmeyip bilgisini geliştiren, bilgisini bilim ve teknoloji alanındaki yeniliklerle sonuçlandırıp, bunları önce ülkesinin ve sonra bütün insanlığın hizmetine sunan çok özel kişilerdir. Geçmişten ve halden gelecek için yenilikler ve güzellikler üretirler. Fikir ve düşünceleri ile çevrelerine huzur ve güven verirler. Bilinmeyenleri ve anlaşılamayanları açıklayarak insanların gelecek ile ilgili korkularını yok ederler.

Onlar bizim her şeyimizdir. Onlar çölde birer vaha, onlar her yerde yetişmeyen nadide çiçeklerdir. Onlar eli öpülesi yüce insanlardır. Bugün ülkelerin gücü ve kuvveti yetiştirdikleri bilim adamlarının sayısı, kalitesi ve insanlığa kazandırdıkları ile ölçülüyor. Biz Türkler tarihimizde bilim adamlarımıza toplumdaki en yüce mevkileri vermiş olmaktan haklı ve büyük bir kıvanç duyarız. Cihan İmparatorluklarına hükmeden Türk Hakanlarının en yakınındaki kişilerin bilim adamları olduğunu dünya tarihçileri gururla kaydetmektedir.

Bütün bu tarihi olguya rağmen Türk bilim adamlarının son yıllarda Türk kamuoyu indinde yeterli rağbeti gördüğü ve itibarını halâ koruduğunu söylemek çok zordur. Hele 17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi sonrasındaki çok sayıdaki bilim adamımızın halkımızın beklentilerine zıt, tamamen medyatik tutum ve davranışları halkımız üzerinde puan kaybetmelerine ve güven yitirmelerine sebep olmuştur. Bu bilinen bir gerçektir. Ayrıca bilim adamlarımızın maddi bakımdan çok zor durumda bırakılmaları sonucunca pek çoğu yeni geçim kaynakları aramaya zorlanmış ve bilim dışı alanlara kaymışlardır.

Ben bilim camiasına 35 yaşından sonra katıldım. Son derece zor ve özveri isteyen çalışmalardan sonra "ATATÜRK'ÜN EKONOMIK GÖRÜŞLERI" konulu tezimi vererek "DOKTOR" unvanını aldım. 4 yıl boyunca bütün tatillerim ve izinlerim bu ulvi sonucu almak için harcandı. Aileme ve çocuklarıma vereceğim bütün zamanımı bu iki harfli kelimeye sahip olabilmek için araştırma ve çalışma ile geçirdim. Ayrıca aile bütçeme de çok büyük bir ek yük getirdim. Ama sonunda başardım ve kazandım. Bilimde alınabilecek en büyük rütbeye yani Dr. unvanına eriştim. Bu benim ve ailem için son derece gurur verİciydi. "DOKTOR" unvanı bir insanın hayatı boyunca kazanabileceği en önemli rütbedir. Önce üniversiteyi bitireceksiniz. Sonra MASTER imtihanını kazanıp, bu alanda TEZ vereceksiniz. Tez' iniz o güne kadar hiç kimsenin yapmadığı bir alanda insanlık alemine yeni fikirler, düşünceler ve buluşlar getirecek. İlgili Bilim adamları bunu değerlendirecek ve sizin Tez'inizi kabul edecekler. Bu aşamadan sonra bir imtihan daha kazanacaksınız ve Doktora için yeni bir eğitim ve öğretim alacaksınız. Yeterlilik imtihanlarını kazanacaksınız ve bunu müteakip yine bir TEZ hazırlayacaksınız. Bu da yine kendi alanında ilk defa olan bir konuyu içerecek ki bilim adamları sizi de BILIM ADAMI saflarına katsın. Son derece zor, yorucu, fakat elde edildiğinde ise çok huzur verici bir netice.

Bunları niye yazdım? Doktora'nın nasıl verildiğini birilerine öğretmek için mi? Hayır? Yazının başında verdiğim haberin bir benzerini 14.6.2000 tarihli Milliyet Gazetesinde daha önce görmüştüm. O tarihte de EGE Üniversitesi Senatosu, İletişim sektörüne verdiği destekler nedeniyle Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan'a Fahri Doktora unvanı verilmesini kararlaştırmıştı.

Ne diyelim. Sayın Hocalarım. Sayın Aydın Doğan'a verdiğiniz doktora payesi devletimize, milletimize ve kendisine hayırlı olsun... Gazetelerimizde bilim adamlarımıza gereken önemin verilmediği ve pek çoğunun maddi sıkıntı içinde olduklarına dair haberlerin adeta süreklilik kazandığı bir ortamda böyle uluorta bilim adamlığı payesi dağıtmanın anlamını ve sebebini kestirebilmek çok zor. Bu rütbeyi bakkallar kurulu değil, koca bir üniversitenin en yetkili profesörlerinden oluşan en büyük kurulu dağıtıyor.

Bu ne güzel bir ikram. Kimin malını kime dağıtıyorsunuz. Sizi böyle mi bilim adamı yaptılar sayın hocalarım? Halen elinizin altındaki yüzlerce vatan evladı bin bir zorlukla ve adeta yokluklar içinde büyük masraflar yaparak, inanılmaz özveriler göstererek sizlerden bilim adamı payesi almaya çalışmaktadır. Onlara ne diyeceksiniz. Sizde zengin olun gazete ve televizyon kurun. Size de verelim diyebilir misiniz?

Kusura bakmayın sayın hocalarım. Sizin artık ağlayıp sızlanmaya hakkınız yok. Siz kendi kendinizi kabullenmedikten, kendi değerinizi bizzat kendiniz değerlendiremedikten sonra, başkalarına bir şey söylemeye hiç hakkınız yoktur. Başkalarını kendi bulunduğunuz bilimin bu en son noktasına çekeceğinize, siz başkalarının yanına iniyorsunuz. Size bu makam ve mevkileri veren yetkilileri ve kamuoyunu tatmin edici makul bir sebebiniz mutlaka vardır. Fakat ben aranızdan biri olarak bu davranışınızın meslek kuralları açısından son derece sakıncalı ve bilimsel seviyemizi küçültmesi yönünden çok yanlış bir davranış olduğunu değerlendiriyorum .

Bu konunun bir diğer yanı da var. Sayın Aydın Doğan bu ülke insanının ufkunu açan ve nlara gerçek bir girişimcinin ne derece başarılı olabileceğini ispat etmiş örnek alınacak bir iş adamıdır. On binlerce vatandaşımıza iş ve ekmek vermiştir. Sözlerim kendisinin dışındadır. Çünkü Aydın Doğan'ın isminin hatırlatılması ve değerinin ortaya çıkarılması için bilim adamı payesi almasına hiç ihtiyacı yoktur.

Aydın Doğan'ın ülkemizin en zengin iş adamlarından biridir. Üniversite camiasına önemli maddi katkıları olduğu değerlendirilmektedir. Bunun mükafatı ise O'nu "Dr" ilan ederek değil, Üniversitenin sokaklarına, kütüphane veya spor salonları gibi görülecek yerlere isminin konulması ile daha iyi verilecektir.

Kendilerinden sonra gelen nesillere kötü örnek olduklarını değerlendirdiğim sayın hocalarımın bu tarz girişimlerinin artık son bulmasını diliyorum. Yoksa bir nesil sonra bilim adamları olarak saygınlığımızın hiç kalmayacağını vurgulamak istiyorum...


Dr. Tahir Tamer Kumkale
9 Ekim 2004 Cumartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale