25 Mart 2017 Cumartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






İpi kim göğüsleyecek? Bush mu yoksa Kerry mi?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 4 Ekim 2004 Pazartesi 

Milletler gam ve keder bilmemelidir. Şeflerin vazifesi, hayatı neş'e ve şevk ile karşılamak hususunda milletine yol göstermektir.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1930)

Bütün dünya nefesini tutmuş ABD'de 2 Kasımda yapılacak Başkanlık seçimlerinin sonuçlarını bekliyor. Her devlet bu seçimlerden kendi milli menfaatleri doğrultusunda bir şeyler umuyor. Dünya kamuoyunu yönlendiren global medya kuruluşları kıyasıya devam eden seçim mücadelesini bire bir dünyaya yayıyorlar. Aslında b bilgileri verenler kim seçilirse seçilsin gerek ABD'nin iç ve dış politikalarında değişen pek bir şey olmayacağını çok iyi biliyorlar. Seçim çalışmaları anında mahalli basın kuruluşları tarafından abartılı bir şekilde ülke insanına ulaştırılıyor.

ABD'de başkanlık seçiminin sonuçlarını tahminde ışık tutan her iki başkan adayının katılacağı üç adet canlı televizyon programının ilki Florida'daki Miami Üniversitesi'nde yapıldı.

Başkan Bush; ''Ben kazanacağıma inanıyorum. Çünkü Amerikan halkı, benim nasıl liderlik edeceğimi biliyor. Amerikan halkına bunu gösterdim. Bu ülkede herkesin benim verdiğim kararlara katılmamasını anlıyorum. Bazı zor kararlar verdim. Ancak insanlar nerede durduğumu biliyor. Irak konusunda ilerleme vardır. Terörizme karşı savaşta Irak merkezi rol oynamaktadır. Olabilecek en büyük felaket, Irak'ta başarı kazanamamamızdır. Başarıya ulaşacağız, çünkü Iraklılar özgür olmak istiyor'' diye konuştu.

Kerry ise; ''Irak'ta ben daha iyi bir iş yapabilirim'' derken, "kuvvetli, kararlı olmanın önemine inandığını ve kendisinin teröristleri, her nerede olurlarsa olsun bulup öldüreceğini" söyledi. Kerry, ''Ancak akıllı olmak zorundayız. Akıllı olmak demek, dikkatinizi Afganistan'da Usame Bin Ladin'e karşı gerçek terör savaşından alıp 11 Eylül olaylarıyla Saddam Hüseyin arasında bağlantı olmayan Irak'a çevirmemektir. 11 Eylül'e tepki olarak Irak'ı işgal etmek, Pearl Harbour başladığında tepki olarak Meksika'yı işgal etmekten farksız'' diye konuştu.

Görüldüğü gibi her iki adayda seçim politikalarını Irak İşgali ve terörizmi önleme üzerine inşa etmişlerdir. Oysa bütün dünya "terörizmi önleyeceğiz" diye yola çıkan ABD'nin bizzat terörü yaygınlaştırdığını çok iyi biliyor. TV programını izleyenlerin yorumlarına göre Bush yeni başkanlık yarışında Kerry'nin çok gerisinde kaldı. Buna göre yeni başkan büyük bir ihtimalle Kerry olacak gibi görülüyor.

Başkan Bush'un "Uluslararası Terörizm ile mücadele" adı altında başlattığı Afganistan ve Irak işgalini "Büyük Ortadoğu Projesi" adı altında Fas'tan Çin Denizine kadar olan ve İslam dünyasını içine alan bir kuşak üzerinde yaygınlaştırmak istemesi üzerine, demokrasinin örnek alındığı ülke konumundaki Amerika Birleşik Devletleri artık TERÖRİST ÜLKE olarak anılıyor.

Iraktaki direnişleri önleyemeyen ABD askerlerinin bayraklı tabutları ABD'ye dönmeye başlayınca Bush'un arkasındaki halk desteği hızla düşmeye başladı. Kasım seçimlerine kadar daha da düşeceği açıkça görülüyor. Şimdi Jonh Kerry'in kredisi yükselmektedir. Şimdiden müstakbel başkan muamelesi yapılmaktadır. Türkiye'deki ABD yalakaları ise köşelerinde Kerry için methiyeler düzmeye başlamışlardır.

Peki kimdir bu John Kerry? Başkan Bush'dan çok farklı mıdır? Kerry Başkan olunca dünyanın ve dolayısıyla Türkiye'nin durumunda ne gibi değişiklikler olacaktır?

Basına yansıyan bilgilerden derleyerek Kerry'i tanımaya çalışalım... İlk plandaki izlenimlerimi; "gelenin gideni aratacağı" şeklindeki sözümüz ile özetleyebilirim. Aslında ABD gibi bir ülkenin Türkiye politikalarını kişilere bağlamak yanlıştır. Türkiye, Cumhuriyet döneminden itibaren ABD ile yaptığı ikili ve ittifak antlaşmalarıyla sıkı ilişki içinde olmuştur. Pek çok alanda karşılıklı işbirliğini öngören antlaşmaların tamamı yürürlüktedir. Bu yüzden bu iki önemli ülkenin dış politikalarında kısa dönemde derin aykırılıklar beklenilmemelidir. Fakat seçim sonrası oluşacak tabloyu ve bunun Türkiye' ye etkilerini önceden iyi hesaplamamız milli çıkarlarımız için vazgeçilmez bir zorunluluktur.

John Kerry; NewYork ve Boston finans dünyasında oldukça önemli bir yer işgal eden Yahudi kökenli KOHNS ailesine mensuptur. Bu kökeni dolayısıyla İsrail politikaları ile yani Ortadoğu ile doğrudan ilgili bir kişiliğe sahiptir. Kohns ailesinin servetinin kaynağında; büyük çapta gerçekleştirdikleri finansal spekülasyonlar ve kara para aklama işlemlerinin olduğu söylentileri çok yaygındır.

John Kerry Yale üniversitesinde finans eğitimi almıştır. Bu dönemde sonradan ABD'nin yönetiminde yer alacağı düşünülen çok yetenekli onbeş öğrenci ile birlikte Skull&Bones örgütüne üye yapılarak kendisine masonik sistemlere uygun olarak özel eğitim verilmiştir. 1966'da Yale üniversitesinden mezun olan Kerry, Amerikanın geleceğine yön verecek kişilerden olduğu dikkate alınarak "Özel istihbarat ve strateji" eğitiminden geçirilmesi için CIA bünyesine alınmıştır. Bu safhada Amerikan derin devleti tarafından doktrine edilip beyni yıkanmıştır.

Bu arada milli kahraman yapılması için Vietnam Savaşına geri planda katılması sağlanmıştır. Güçlü KOHN ailesinin başarılı kulis çalışmaları sonucunda önemli bir aktivitesi olmamasına rağmen kendisine ABD Ordusu Gümüş Yıldız Madalyası dahi verilmiştir.

Taşıdığı yahudi kökenli KOHN soyadı, İrlanda kökenli Wasp'lara ait KERRY ile değiştirilerek dikkatleri çekmemesi sağlanmıştır. Ayrıca seçim bölgesi olan Massachusetts eyaletindeki katolik oyların çokluğunu dikkate alarak John Kerry Yahudiliği tamamen terk ederek Katolik kilisesine katılmaktan da geri kalmamıştır.

John Kerry'nin müstakbel first lady olacak eşi Teresa Kerry; önceden dikkatlice seçilen güçlü bir Yahudi ailesinin kızıdır. Teresa Kerry'nin sahibi olduğu Heinz Holding, mevcut 67 fabrikasından 55'ini Amerika dışında konuşlandırmıştır. Yani dünyanın yeni moda ekonomik sistemi olan GLOBALLEŞME'ye şimdiden ayak uydurmuştur.

Kerry, tam 20 yıldır katıldığı her seçimi kazanarak Amerikan Parlâmentosunda Senatör olarak hizmet vermektedir. Kerry, Yahudi kökenlilerin kontrolündeki ABD medyası tarafından devamlı kameralar önünde tutularak Amerikan toplumuna yakından tanıtılmıştır.

Sonuç olarak denilebilir ki; yıllardır ABD Başkanlığı için hazırlanan Kerry'in kendisi değil, ama partisinin adı Demokrattır. Eğer Kasım seçimlerini kazanırsa, dünya kamuoyu ile birlikte Türkiye bugün dünyada terör ve kargaşa ortamını yaratan Başkan Bush'u bile çok arayacaktır.

Görünen manzara Kasım 2004'ten sonra dünyamızın ve bilhassa Ortadoğu'nun çok daha sıcak çatışmalara sahne olacağıdır...


Dr. Tahir Tamer Kumkale
4 Ekim 2004 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale