20 AĞUSTOS 2017 PAZAR

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Beslan Katliamı'nın düşündürdükleri
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 15 Eylül 2004 Çarşamba 

Barış, milletleri refah ve mutluluğa eriştiren en iyi yoldur. Fakat bu kavram bir defa ele geçirilince daimi bir dikkat ve itina ve her milletin ayrı ayrı hazırlığını ister.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1938)

Kuzey Osetya'da meydana gelen kanlı terör katliamını dünya medya vasıtasıyla birebir yaşadı. Terörün vahşi yüzünü insanlık bir kere daha iğrenerek seyretti. Dünyanın giderek daha fazla maruz kaldığı terör felâketinin bu en sonuncusu ile şiddetin boyutlarının daha da tırmanacağı açıkça belli olmuştur.

Rusya Devlet Başkanı Viladimir Putin; dörtyüze yakın masum insanın öldüğü ve yediyüz kişinin yaralandığı bu korkunç saldırı sonunda aynen ABD Başkanı Bush'un düştüğü hataya benzer bir hata yapmıştır.

Putin'de terörü önlemek için uluslararası bir koordinasyon içinde bütün dünya devletlerini biraraya getirecek bir organizasyon için girişimde bulunacağına, ateşin üzerine benzin dökmüştür. Çünkü o da aynen 1 Eylül saldırıları sonunda Başkan BUSH'un dediği gibi, "Terörü önlemek için teröristleri dünyanın neresinde olursa olsun bularak bizzat cezalandıracağını" açıklamıştır.

Bu demektir ki, terör daha da yaygınlaşacaktır. Daha açıkçası, ölen masum insanların sayısı giderek artacaktır. Bildiğimiz gibi ABD, ayni söylemlerle yola çıkarak önce Afganistan'ı sonra da Irak'ı işgal etmiştir. Şimdi de "Büyük Ortadoğu Projesi" adı altında yeni işgallere hazırlanmaktadır. Demek ki biz bundan sonra ABD'nin yanında benzer faaliyetler içinde Rusya'yı da göreceğiz.

Hangi adla ve hangi sebeple olursa olsun, Terör ve Terörizm bir insanlık suçudur. Masum ve korumasız insanların acımasızca ve hiç günahları olmadığı halde, tamamen o satte orada bulunmaktan başka konu ile ilgisi bulunmadığı bilinerek hunharca katledilmesinin mazur görülecek ve onaylanacak bir tarafı bulunmamaktadır.

Terör silahını kullanarak hiçbir sonuca ulaşmak asla mümkün değildir. Çünkü terörizmin galip geldiği bugüne kadar görülmemiştir. Her terör olayı sadece yeni teröristlerin doğmasına imkân hazırlar. Bu da; daha çok masum insan kanının akmasına ve sonunda halkın teröre karşı topyekün karşı koymasına yol açar.

İkinci Cihan Harbini takiben başlayan ve 50 yıl aralıksız devam eden Soğuk Savaş döneminde dünyadaki terörist faaliyetlerin perde arkasındaki planlayıcısı ve en önemli destekçisi olan, bir bakıma terörizm belâsını dünyaya yayan S.S.C.B., bugün kendi topraklarında terörizme karşı amansız bir savaş vermek zorunda kalmaktadır. Bu konuda kendi içinde hiçbir önlem almadığı için ve doğal olarak bu sahada mücadele tekniklerinde ne kadar zayıf olduğu en son başarısız BESLAN Operasyonu ile bir kere daha ortaya çıkmıştır.

Gerek Beslan'daki okul baskını ve gerekse daha öne Moskova'nın merkezinde 50 silahlı Militanın gerçekleştirdiği organize Tiyato Başkanı, Rus güvenlik kuvvetlerinin büyük istihbarat noksanlığını, eğitimsizliğini ve nihayet disiplinsizliğini ortaya çıkartmaktadır. Yine bu husus Rus Halkının can güvenliğinin ne kadar büyük tehlike içinde olduğunu göstermektedir.

Masum insanların ölümüne yol açan başarısız operasyonların sonuçlarına, bu işlerde yıllarca mücadele etmiş Türkiye gibi ülkelerden bakıldığında "Rus halkının daha çok panik içine girmesine yol açıldığı ve daha nice terörist faaliyete müsait bir ortamın oluşmasına katkıda bulunulduğu" şeklinde bir imaj yaratıldığı iyice görülmektedir.

Kanaatimce bu bol ölümle sonuçlanan Beslan Baskını Rusya içindeki terörizmi tırmandıracaktır. Tırmanan terör olayları yine kanlı bir şekilde bastırılacaktır, dökülen kanlar intikâm duygularını kamçılayarak kısır ve sonu olmayan bir sürece girilecektir.

11 Eylül'de Amerika'da İkiz Kulelere ve Pentagona yapılan terörist saldırıları sonucunda; Birleşmiş Milletler başta olmak üzere etkin uluslararası kuruluşların kontrol ve organizatörlüğünde "TERÖR" bir insanlık suçu olarak görülüp "TERÖRLE MÜCADELE" için bütün ülkelerin dahil edildiği bir organizasyon (yapılanma) ile plânlı, programlı ve uzun vadeli kalıcı tedbirlerin uygulanacağı bir sistem yaratılabilirdi.

Ne yazık ki o zaman bu imkân kaçırıldı. Bilâkis; şimdi Rus yöneticilerinin söylediği gibi "Kana karşı kan" tedbiri daha uygun bulunmuş, terörizmin tırmanması ve yaygınlaşması için uygun bir zemin hazırlanmıştır.

Burada söylemeye dilim varmıyor. Ama teröristler açıkça teşvik edilmiştir. Gelinen bu noktada terörle mücadelede iyi şeyler söylemek istememe rağmen gelecek günler ne yazık ki anarşi ve terörün tırmanması ve pek çok masum kanın akacağı şeklinde sinyaller vermektedir.

ABD ve Rusya gibi dünyanın dev güçleri dahi olsalar, terörle hiç bir ülke yalnız başına mücadele edemez. Çünkü terörizm bugün hâlâ, pek çok ülke tarafından milli çıkarlarının elde edilmesinde başlıca araç olarak kullanılmaktadır. Yani terör açıkça desteklenmektedir.

1960 yılından beri anarşi ve terörün her çeşidine maruz kaldık. Binlerce masum evladımızı teröre şehit verdik. Her alanda büyük kayıplara uğradık. Ama geçen bunca yılın sonunda terörle mücadelede yetişmiş uzman kadrolar yarattık.

Ve biz ne kadar acıdır ki, Türkiye'ye karşı yürütülen terörün arkasında daima yakın komşularımız ve Avrupalı dostlarımızı (!) bulduk.

Biz terörün vahşetini bıkmadan anlattık. Onlar anlamadılar. Ve anlamamakta direndiler. Onlar teröre desteklerini saklayarak ve gizleyerek de yapmalıdır. Oyunlarını daima açık oynadılar. Ve hâlâ destek vermeye devam ediyorlar. En son yapılan Verhaugen Efendinin Anadolu teftişi esnasında bu gerçeği bir kere daha yaşayarak gördük.

Ne yazık ki bu ülkeler bu vahşi silâhın bir gün kendilerini vurabileceğini akllarına dahi getirmediler. Rusya işte şimdi bu süreci yaşamaktadır.

Terörle mücadelenin her safhasında bu tehdide maruz kalan ülkelere destek vermeye hazır olduğumuzu yetkili ağızlarımızdan bildirmemize rağmen bu konudaki ciddi uyarılarımızın pek dikkate alınmadığı bir gerçektir.

Oysa her ülke kendisi için ayrı bir tecrübeden geçmek ve masum insanların kanlarının dökülmesine seyirci kalmak zorunda değildir. Bakalım küresel dünya bize çektirdiklerinin ne kadar korkunç olduğunu anlayıp ne zaman çare üretmeye başlayacak.

Bekleyip birlikte göreceğiz.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
15 Eylül 2004 Çarşamba

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale