17 Aralık 2017 Pazar

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İ,LE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Tatil yörelerimiz tam bir vergi kaçağı cenneti. Maliye memurları buralara neden uğramıyorlar?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 11 Eylül 2004 Cumartesi 

Devlet; memleketin asayiş ve müdafaası için yollara, demiryolları ile limanlara, deniz vasıtaları ile, telgrafla, telefonla, memleketin her türlü nakliye vasıtalarıyla, milletin umumi serveti ile yakından alâkadardır. Memleket idaresinde ve müdafaasında bu saydıklarım toptan, tüfekten ve hernevi silahtan daha mühimdir. Bilhassa para her türlü vasıtanın üstünde bir mevcudiyet silahıdır.
(Gazi Mustafa Kemal Atatürk - 1930)

Devletin vatandaşlarına sunacağı çok önemli işlevleri vardır. Gazi, yukarıdaki veciz ifadesinde bunu vurgulamaktadır. Devlet yapmakta olduğu zorunlu işlevlerini ancak yeterli geliri olduğu zaman yapabilir. Devlet gelirlerinin büyük kısmını ise, toplumun bütün kesimlerine koyacağı dolaylı ve dolaysız vergilerden sağlar.

Vergi, bir nevi alacağı çeşitli hizmetler karşılığında vatandaşların devletine ödediği harçtır. Vatandaş bu harcı isteyerek ve severek vermez. Çünkü verdiği ile yaşamındaki lüks ihtiyaçların karşılanması kısıtlanmış olur. Dolayısıyla vergi hiç sevilmez.Yani zorlayıcı tedbirler ve yasal cezalar konulup uygulanmadığı sürece vergi vermek istemeyen insanoğlu binbin çeşit bahane yaratır. Bu onun insan doğasının gereğidir.

Yetkili ve etkili devlet büyüklerimizin ağzından eksik olmayan "Efendim Biz halkımızı eğitelim. Verginin faziletlerini ona anlalım. O da gitsin zamanında tıkır tıkır vergisini ödesin. Gelişmiş batı ülkelerinde ve eşiğinde durduğumuz AB içinde bu işler böyle yürüyor." sözleri tam bir aldatmacadır. Çünkü, siz almazsanız, hiç kimsenin kendi ayağı ile giderek vergi ödediğine dünyanın hiçbir ülkesinde şahit olunmamıştır.

Eğer siz devletseniz, ve devlet yönetmeye soyunmuş yetkililer iseniz; kimlerden nasıl ve ne zaman vergi toplayacağınızı tesbit edip bunları adil bir şekilde ülkenizin tüm insanlarına eşit olarak yaymamışsanız, vergi geliri elde etmeniz hayâldir. Dolayısı ile hizmet üretmeniz de hayâl olarak kalmaya mahkûmdur.

Tekrar vurgulayalım... Siz vatandaşlarınızın tamamından eşit oranda (kazancının belirli bir bölümü) vergi alacak tedbirleri geliştirmediyseniz... Ve bunu sistemli bir şekilde toplumun bütün kesimlerine yaymadıysanız vergi toplamanız asla mümkün değildir.

Bir de, vergiyi hep ayni kesimden alarak toplumun büyük kesimini vergi dışında tutarsanız (kayıt dışı olarak) o zaman sosyal dengeyi temelinden sarsarsınız. Bu şekilde sadece vergi veren kesimi devletine isyan ettirmekle kalmazsınız. Devlet olma vasfınızı da elinizden kaçırırsınız.

Bunları bir haftadır bulunduğum Ege'nin cennet köşesi Edremit Körfezindeki gördüğüm kötü manzaralardan etkilenerek kaleme alıyorum ve tespitlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Edremit Körfezi, güneyde ARTUR Tatil Köyünden başlamak üzere körfez boyunca tespih tanesi gibi dizilmiş Ören, Burhaniye, Edremit, Zeytinli, Akçay, Güre, Altınoluk ve Küçükkuyu'dan ASSOS'a kadar uzanan, deniz ve oksijenden yararlanmak isteyenlerin doldurduğu emsalsiz bir Turizm Cenneti.

Bölgenin yaz nüfusunun 4 milyonun üzerine çıktığı yetkililerce ifade ediliyor. Dört milyon yazlıkçı insanımız Mayıs'tan Ekim'e kadar bölgeyi doldurup eğlenmeye, yani para harcamaya geliyor. Bölge insanı akıllı, ellerine gelen bu imkandan azami yararlanmak için bir uçtan bir uca yığılmış bu insan seline bir şeyler satabilmek amacıyla sokakları doldurmuşlar.. Bilhassa geceleri iğne atsan yere düşmüyor insanların birbirine çarpmadan ve değmeden yürümesi imkansız gibi... Ve bu insanlar çılgınca alışveriş yapıyorlar. Giyim-Kuşam, yiyecek ve süs eşyaları başta olmak üzere akla gelen her şey çok ucuz fiyatlarla satılıyor. Ve bu çılgın alışveriş gecenin ikisine kadar durmaksızın devam ediyor.

Önce hoşuma gitti. Bu hareketliliği "ülke ekonomisindeki rakamsal iyileşmenin bir göstergesi" olarak değerlendirdim. Bilahare devletimizin bu büyük alışverişten alacağı vergi gelirlerini düşündüm. Bölge belediyelerinin de artan müthiş gelirleri ile vatandaşlarına çok daha fazla ve yararlı hizmetler üretebileceğini düşünerek sevindim.

Bilahare değişik kesimlerden satıcılarla ve alıcılarla görüştüm. Ve sonunda olayın arka planının hiç de benim değerlendirdiğim gibi olmadığını görerek irkildim.

Önce hiç bir alıcının fatura almadığını gördüm. Bunu bir kaç satıcıdan fatura isteyerek teyit ettim. Yazar kasaları olmayan satıcıların bu davranışımdan son derece rahatsız olduklarını da hissettim. Kendi dükkanlarının önünde sergi açan birkaç yerel esnaf dışında satıcıların tamamının hiçbir yerde kayıtlarının olmadığını, satılan malların tamamının kayıt dışı ve vergi dışı olduğunu öğrendim.

Fakat devletin vergi memurlarının benim gördüğümü görüpte, neden tedbir almadıklarının cevabını bulamadım. Olayın belediyelerle ilgili bölümü ise bir başka alem. Dükkanlara asılan her tabeladan harf hesabına göre vergi alan, paraca bir sepet yumurtasını satmaya gelen köylüden makbuz karşılığı İŞGALİYE alan belediyelerin bu sokakların tamamını işgal eden seyyar sergicilerden istenilen ölçüde yararlanamadığını görerek üzüldüm. Görüştüğüm on esnaftan sadece ikisinin "İŞGALİYE" ödediğini öğrendim. Bu durumu gören, yani ödeyen esnafın da yapılan hasızlık karşısında isyan ettiklerini görerek hicap duydum.

Şimdi sormak lâzım sayın Maliye Bakanı Unakıtan'a. Tatil yörelerimizde mevcut bu garip soygun olayından haberiniz var mı? Neden adamlarınız bir avuç bordrolu memur ve işçinin tepesine binip adeta onları kaz gibi yolarken, alenen yürütülen bu soyguna karşı neden tedbir alınmıyor? Ben bunun bu kadar zor olduğunu sanmıyorum. Çok basit bir kontrol sistemi kurularak buralarda yaşanan kayıtdışı ekonomi kontrol altına alınabilir ve vergi gelirlerimizi ciddi ölçülerde arttırmak mümkün olabilir.

Bu benim sade vatandaş olarak gördüklerim. Peki bu bölgenin valisi, kaymakamı, ve diğer yetkili memurları neden görevlerini yapmıyor? Ve neden görevlerini yapmayan bu memurlarımıza devlete kaybettirdiklerinin hesabı sorulmuyor? Veya sorulamıyor?

Sonuç olarak; Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruluşunun 81'inci yılında vergi toplamıyor veya diğer bir bakışla toplamak isteniyor. Herhalde birkaç bordroludan peşin olarak vergi almak yeterli görülüyor.

Ben bu soygun karşısında tedbir almayan ve adeta bu soygunu teşvik eden davranış içinde bulunan devlet büyüklerini uyarıyorum. Devletime olan güven duygusunun gördüğüm manzara karşısında önemli ölçüde sarsıldığını haykırıyorum...


Dr. Tahir Tamer Kumkale
11 Eylül 2004 Cumartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale