23 HAZİRAN 2017 CUMA

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum....

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






PKK terör merkezi Kuzey Irak dağları ne zaman temizlenecek?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 14 Ağustos 2004 Cumartesi 

Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar, elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1924)

Güneydoğu komşumuz Irak’ta kaos ve kargaşa bütün hızıyla devam ediyor. İşgâlin üzerinden iki yıla yakın bir zaman geçmiş olmasına ve ABD’nin yönetimi sözde “Iraklı sivillere devrettim” demesine rağmen sıcak savaş ilk günkü hızı ile devam ediyor. Her gün yüze yakın masum insan hayatını kaybediyor. Alevler bütün Ortadoğu’yu ısıtmaya yetiyor.

Irak’taki istikrarlı düzen Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor. Bu ülke ile 1990’larda beş milyar dolar civarında olan ticaretimiz, bugün 1.5 milyar dolara düşmüştür. Ayrıca bugün bu ticaret büyük özverilerle ve can pazarında yürütülüyor. Binlerce yüklü kamyon Habur sınır kapısının Türkiye tarafında haftalardır bekliyor. Türk iş adamlarının ve Irak’a mal götürüp petrol getiren kamyoncularımızın can ve mal güvenlikleri bulunmuyor.

Dostumuz ve stratejik müttefikimiz dediğimiz ABD’nin ülkemize attığı kazıkların bu sadece görünen kısmı. Yani buzdağının suyun üstünde kalan bölümü . Ya birde bunlarla düşman olsaydık ne olacaktı? söylemeğe dilim varmıyor.

ABD’nin dost bildiği kardeş olarak gördüğü Irak halkını Saddam canavarından kurtarmak için geldiği Irak’ta yaptığı canavarlıkları bütün dünya ibretle seyrediyor.

Peki biz bunlardan ders alıyor muyuz.? Bunun cevabı ne yazık ki HAYIR olacaktır. Konunun Türkiye’yi yakından ilgilendiren bir diğer önemli tarafı da Kuzey Irak’ta işgal sonrası aldığı maddi ve manevi destekle yeniden filizlenerek harekete geçen PKK terörüdür.

Bilindiği gibi son otuz yılını terörle mücadele ile geçirerek her sahada büyük kayıplar veren Türk halkı bugün yine PKK’nın yarattığı sıcak terör olayları ile karşı karşıya bulunuyor.

Ortadoğu’da huzurlu, sakin, ekonomik yönden güçlü ve istikrarlı bir Türkiye’yi milli çıkarları için tehdit olarak gören küresel odaklar her fırsatı değerlendirerek ülkemizi kana bulayan terörü desteklemeye devam ediyorlar. İstanbul başta olmak üzere bombalama olayları bütün yurtta sürüyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgemizde PKK militanlarınca güvenlik birimlerimize saldırılar artarak devam ediyor. PKK başı İmralı malikanesinden verdiği talimatlarla örgütü yönetiyor ve devlet yıkıcılığı görevini başarıyla sürdürüyor. AB komiserleri ile onların ülkemizdeki yalakaları terör odaklarına sempatilerini dağıtmaya ve devlet güçlerini karalamaya devam ediyor. Vatandaşlarımız “yeniden eski kaos dolu günlere geri mi dönüyoruz?” endişesini duyuyor.

Peki, büyük ölçüde dağıtılıp tesirsiz hale getirilen bu PKK terörü yeniden niye hortladı? Bu katiller çetesine destek veren şer odakları neyin peşindeler?

Bu ülke insanını boğazına kadar borca sokarak, ekonomisini batırtarak nüfusunun yarısından çoğunu açlık sınırında yaşamaya mahkum eden güçler neden hala doymuyorlar ve peşimizi bırakmıyorlar?

Bunların cevapları üzerinde hiç düşünülmüyor. Konuşulmuyor. Tartışılmıyor. Hep birlikte kafalarımızı kaldırmış telde gezen cambaza bakıyoruz. Yanımızda ve çevremizde bize rağmen yapılan insanlık suçlarını görmüyoruz. Veya görmek istemiyoruz.

Türkiye Irak işgali öncesinde PKK terörünü önlemiş ve bu eşkıyanın son kalıntılarının çekildiği Kuzey Irak dağlarını karadan ve havadan kontrol altına alarak bir bakıma onları tecrit edip hareket edemez hale getirmişti.

Terörle mücadelede sıcak takiple Irak içlerine girerek teröristlere aman verdirmeyen askeri operasyonlarımız Irak’ın ABD tarafından işgâli ile birlikte tamamen durdu. ABD bölgede hakim güç oldu. Bizi bölgeye sokmadı. “Ben burada varken, sen operasyon yapamazsın” dedi. Hatta daha da ileri gitti. Bölgede görev yapan Özel Kuvvetlerimize mensup askerlerimizi esir edip, başlarına çuval dahi geçirerek bizim tepkimizi ve de gücümüzü kontrol etti. İki taraf arasında yapılan görüşmelerde, “PKK ile kendisinin mücadele edeceğini, bu bakımdan artık bize gerek kalmadığını” bildirdi.

ABD, PKK konusunda Ak Parti yönetimine baskı yaparak, hiçbir işe yaramayan ve sadece hapisteki teröristlerin salıverilmelerini sağlayan “Eve Dönüş Yasası’nı” çıkartmamızı sağladı. Bunun yanında “Dağdaki teröristleri ikna edip teslim edeceğini” dahi garanti etti. Sonunda beklenen oldu. Doğal olarak dağdan kimse inmedi. Aksine, Türk askeri operasyon yapamadığından son bir yıl zarfında Kuzey Irak PKK için yeniden toparlanıp, eğitilip, güçlendirilip, bilinçlendirildiği bir bölge oldu.

PKK’nın güçlenmesinde ABD işgal kuvvetleri yardımcı oldular. Bu desteği, ABD askerlerinin PKK kamplarına yaptıkları ziyaretler ile ilgili verilen basın haberleriyle kamuoyu yakından takip etti.

ABD yönetimi; AB’den gün almak için sessiz kalıp her türlü isteği karşılamaya hazır taviz veren tutumumuzdan da cesaret alarak Kuzey Irak’taki Kürt Devleti yapılanmasını güçlendirdi. Kürtlere yeni Irak yönetiminde gereğinden fazla yer vererek desteklerini fiilen gösterdi. Ayrıca ABD askerlerini güvenli olarak gördükleri Kuzey Irak’ta konuşlandırmak için planlama içinde olduklarını açıklamaktan da çekinmedi.

PKK için ABD’nin operasyonunu bekleyen hükümetimiz; Büyükelçi Eric Edelman’ın; “Irak'tan Türkiye'ye sızmaları önlemek için Türk yetkililerle birlikte çalıştıklarını, ABD askerleri Irak'ta güvenlik konusunda büyük zorluklarla karşı karşıya bulunduğu, PKK' ye karşı doğrudan bir askeri operasyon beklemememiz gerektiği” açıklaması ile şaşkına döndü.

Şimdi Türkiye’nin PKK ile mücadelesine kaldığı yerden başlaması gerekmektedir. Fakat bu mücadele eskisi kadar kolay olmayacaktır.

Çünkü Türkiye’nin PKK ile mücadelesinde ABD gibi kaldırılması gereken önemli bir engeli bulunmaktadır.

Çünkü Türkiye bilinçli olarak PKK’nın güçlenmesine karşı operasyon yapmaması için ABD ve AB tarafından Kuzey Irak’tan uzakta tutulmuştur. Ve sonunda palazlanıp güçlenen teröristler güçlü Türkiye’yi güçsüz kılmak amacıyla dost ve müttefiklerimiz tarafından üzerimize salınmıştır.

Derhal derlenip toparlanarak, tamamen kendi gücümüze dayanarak kendi inisiyatifimizi kullanarak bu belayı başımızdan savma zamanı gelmiştir. Beklemeye tahammülümüz yoktur...


Dr. Tahir Tamer Kumkale
14 Ağustos 2004 Cumartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale