25 Kasım 2017 Cumartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İ,LE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Süreyya Ayhan'ı neden hedef tahtası yaptılar?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 10 Ağustos 2004 Salı 

Dünyada spor hayatı, spor alemi çok mühimdir. Bu kadar mühim olan spor hayatı, bizim için daha mühimdir. Çünkü spor ırk meselesidir. Irkın düzelmesi ve gelişmesi meselesidir.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1926)

Atina Olimpiyat oyunlarına bir hafta kala milli atletimiz Süreyya AYHAN’ın basın tarafından yargısız infaz ile katledildiğine ve spor geleceğinin karartıldığına şahit oluyoruz.

Türk’ün adını Atletizm pistlerine dünyaya duyuran ilk sporcu evlâdımız Süreyya Ayhan’ı, bu tertemiz yüzlü saf Anadolu gencinin başarılarının geçici olmadığına ve daha nice yıllar ismini altın harflerle spor dünyasına kazıyacağına inanıyordum. Fakat şer güçler burada da galip geldiler. Seksen yıl sonra kazandığımız bu müstesna sporcumuzu iki kalem darbesi ile katlettiler. Süreyya Ayhan’ın da makine değil bizler gibi etten kemikten bir insan olduğunu unuttular. Milli sporcumuz hakkında ortaya attıkları kanıtlanmamış bir takım garip iddialarla bu genç ve istikbal vadeden sporcumuzun hayatını kararttılar.

Peki bundan Türk sporu ne kazandı? Süreyya Ayhan’ı karalamakla bu ülkeye ne kazandırdılar ? Bunu anlamak güç.

Süreyya Ayhan’ın eşi ve antrenörü Yücel KOP’un basına yansıyan ilk açıklamaları çok düşündürücü. Ben bunlardan Türk sporunun bu mümtaz evladının planlı bir linç hareketi ile karşı karşıya kaldığı izlenimini aldım. İşte Yücel Kop’un basın bildirisinden çarpıcı birkaç söz;
“ - Süreyya hakkında bir çok iddia var... Sakatlığını ciddiye almayanlar var, hamile olduğunu söyleyenler var. Süreyya'nın hasta olduğu bellidir. Kayseri'deki belgelerimiz ortada, Edirne'deki raporlarımız ortada... Buralarda tedavileri yapan doktorların adları ve yerleri bellidir... Biz savunmamızı yapacağız... Peki suçsuzsak bunları iddia edenler ne yapacak?
- Başkasının idrarını verdi diyorlar... Olur mu böyle şey... Eğer böyle bir şey olduysa doping görevlileri neden örneği alıp gittiler...
- 8 aydır hazırlık yapıyorduk. Kayseri'de, Amerika'da, Edirne'de hazırlık yaptık. Bütün zamanımızı buna harcadık. Hakkımızda haber yapmaya çalışana bazı medya kuruluşları tamamen çıldırdı. Tabi gereğini yapacağız, haksız çıkarlarsa dava açacağız.
- Şimdiye kadar 20-30 kez idrar örneği verdik. Son seferinde erkek görevli girmek istedi olmaz dedik. Sporcu bayansa bayan girecek. 2 kez idrar örneği verdik, 3 kez istediklerinde olmaz dedik... Neden 3'üncü kez istediler. bu yüzden tartıştık... Bu hareketin kasıtlı olduğunu düşünüyorum.
- 8 ayımızı bu işe verdik... Şimdi çocuk yapmaya çalıştığımızı iddia ediyorlar böyle saçmalık olur mu?"

Naim Süleymanoğlu ile başlayarak dünya çapında başarılı sonuçlara ulaşan Türk Halterciliği gibi Süreyya Ayhan ismi de Türk Atletizmi için bir başlangıç olmuştur. Türk halkı bu altın kızımız ile atletizme ilgi duymaya başlamıştır. Sonunda Süreyya’nın rüzgarı pek çok gencimizi atletizm pistlerine sürüklemiştir.

Süreyya alanında ilk ve tek olmanın büyük psikolojik baskısını yaşamıştır. Paris’te yapılan ve kendisinden altın madalya beklenen dünya şampiyonasında Süreyya ikinci oluşunu açıklarken üzerindeki büyük baskıyı şöyle tanımlamıştır.

“Hiçbir yarışta bu kadar zorlanmamıştım. Altın Madalya için çıkmıştım. Ama ikincilik de müthiş bir olay. Bundan sonraki hedefim olimpiyatlar. Türk halkı emin olsun ki olimpiyatlarda en iyi dereceyi elde edeceğim. Son derece mutluyum. Çünkü elimden geleni yaptım. Burada ilk üçe girmek büyük olay. Bu yarış beni 4-5 sene yaşlandırdı. Öyle bir hava yaratıldı ki sanki altın madalya dışında hiçbir madalyanın önemi yok”

Haklıydı atletimiz. Sadece 70 Milyon Anadolu Türkü değil, 250 milyonluk Türk dünyası uzun yıllar hasret kaldıkları Altın Madalyayı bekliyorlardı. Bu bir sporcunun omuzlarındaki en ağır yüktü. Fakat o artık bir yıldız sporcu idi ve bu ağır yükü taşımak zorundaydı.

Süreyya Ayhan sadece sporcu değildir. O bu milletin gençliği için; bir simge ve tek başına bir okuldur. O, Türk çocuklarının bütün imkansızlıklara rağmen neler yapabileceğinin tipik bir örneğidir. Türkün gücünü dünyaya ispat eden bir kahramandır. Çünkü O, Türk gençleri için her saniyesi örnek alınacak ve başarıya ulaştıracak bir yaşam süreci geçirmiştir.

Süreyya Ayhan’a hastalık nedeniyle katılamadığı Olimpiyatlar için bunalıma girmiştir. Kendisine sırf bunun için destek olunacak yerde, mesnetsiz ve tutarsız iddialarla saldırılması medyamızın medyanın ulaştığı seviyesizliğin tipik bir örneğidir.

Yazık etmişlerdir bu altın kızımıza. Süreyya bu muameleyi hak etmemiştir. Bana göre Süreyya Ayhan; bugüne kadar daima Türk olmayanları inceleyen ve incelediği kişilerden yola çıkarak Türk çocuklarına yön vermeye çalışan psikolog, sosyolog ve pedagoglarımız için incelenmesi gereken çok önemli bir kişiliktir. Süreyya’nın bu günlere gelmesini sağlayan yaşam öyküsü Doktora ve Mastır tezi yapacaklar için de emsâlsiz bir malzemedir. Ve yine son saldırılardan sonra bu altın kızımızın “içine düşürüldüğü psikolojik yıkıntının boyutları sporcumuzun geleceği üzerindeki menfi etkileri” de yine bir başka tez konusu olmalıdır.

Kanaatime göre Süreyya Ayhan tarihi misyonunu, yani kendisine yine kendisinin verdiği görevi başarı ile tamamlamıştır. Türk çocuğunun bütün imkansızlıklara rağmen başarılı olabileceğini dosta-düşmana da kabul ettirmiştir. Sporumuza musallat olan kıskançlık ve adam kayırmalara aldırmadan, basınımızın özel hayatı ile ilgili yaptığı yargısız infazlara rağmen, disiplinli ve kararlı bir kişiliğin alabileceği sonuçların azamisini elde etmiştir.

Süreyya; Türk insanına ve Türk sporuna bir milât yaşatmıştır. Kendisini 70 milyona kabul ettirmiştir. 250 Milyon Türk’ün hayır-duasını alarak başarıya ulaşmıştır. Daha fazla üzerine gidilmemeli ve tek başına bir insanın kaldıramayacağı yeni yükler altına sokulmamalıdır. O, zaten hedefini çizmiştir. İstesek de istemesek de beyninin şartlandığı yeni şampiyonluklara ve madalyalara ulaşacaktır. Bunu önlemek mümkün değildir. Burada milletçe yapılması gereken husus Süreyya Ayhan örneklerini çoğaltılarak pistlerde onları yalnız bırakmamaktır.

Sonuç olarak; Süreyya Ayhan’ı karalamak ve yok saymak yanlıştır. Ülkemizin bir değil binlerce Süreyya’ya ihtiyacı vardır. Çünkü dünya devletleri birbirleri ile güç mücadelesini artık spor sahalarında yapmaktadır. Fakir Afrika ülkelerinin kara-kuru çelimsiz ve gösterişsiz, yalınayak koşarak besili ve canlı-kanlı beyaz rakiplerini arkasından koşturan atletlerinin İstiklal marşları çalınırken Beyaz Adama olan hınçlarını gösteren gözü yaşlı atletlerini gözümüzün önüne getirelim. Ve Süreyya’nın başarılarını bu gözle değerlendirelim.

Burada Süreyya AYHAN’ a yapılan saldırılar ile sadece onun değil, O’nu örnek alan genç nesil sporcularımızın geleceğini de kararttığımı görmemiz gerektiğini vurguluyor ve spor camiasını çok zor yetişen yıldız sporcularımız hakkında duyarlı olmaya davet ediyorum.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
10 Ağustos 2004 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale