25 Kasım 2017 Cumartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İ,LE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Pamukova'daki tren kazasının sebebi nazarmış (!)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 9 Ağustos 2004 Pazartesi 

Türk milliyetçiliği, ilerleme ve gelişme yolunda milletlerarası temas ve münasebetlerde, bütün çağdaş milletlere paralel ve onlarla bir ahenkte yürümekle beraber, Türk içtimai heyetinin hususi seciyelerini ve başlı başına müstakil hüviyetini mahfuz tutmaktır.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1930)

PAMUKOVA’daki 38 insanımızın hayatlarının kaybı ile sonuçlanan Hızlandırılmış Tren Kazası’nı hükümet ve bu hükümete destek veren çevreler örtmeye çalışsalar dahi, bu olayın kamuoyu vicdanında Ak Parti için kara bir leke olarak yaşayacağını değerlendiriyorum. Ak Partinin bu hadise karşısındaki bilinçsiz ve suçları örtmeye matuf tutumu, partinin bundan sonraki icraatları için kamuoyunun bakış açısını menfi olarak etkileyecektir.

Bu kazayı AK Partinin müteakip icraatlarının yönünü belirleyecek bir dönüm noktası olarak görebiliriz. Bugün 369 milletvekili ile TBMM’de temsil edilen bu büyük siyasi gücün giderek halk üzerindeki güvenirliğini yitireceğini birlikte göreceğiz.

Kazalar her zaman olur ve olacaktır. Kazaları önlemek ve kaza riskini sıfıra indirmek mümkün değildir. Birde olayın içinde insan unsuru var ise kaza mutlaka olacaktır. Pamukova’ daki kaza da bunlardan sadece biridir. Esef verici ve üzücü bir olaydır. Ama olmuştur. Olmaması için ne yapılması gerektiğini bulmak ve bir daha benzeri olayların olmaması için yeni tedbirler almak yönetimin asli görevidir. Doğal olarak olayda kasıt veya suç unsuru olup olmadığını araştırmak ise adli makamların işidir.

Burada olayın Ak Parti yönetimi tarafından mecrasından saptırılıp insani boyutundan sıyrılarak tamamen siyasi bir ortama sürüklendiğini görüyoruz. İşte yanlış olan budur.

Ulaştırma Bakanı ve Devlet Demiryolları Genel Müdürü başbakanın İstanbul Belediyesindeki maiyetleri ve birbirinin de yakın arkadaşları imiş. Bunda yadırganacak bir durum yok. Her siyasi yönetici kendi çevresine yakından tanıdığı ve güvendiği kişileri toplamak ve aldığı sorumluluğu bunlarla paylaşmak zorundadır. Yoksa görev yapamaz. Nitekim siyasi hayatımız bunun sayısız örnekleri ile doludur. Burada yanlış olan; yakın arkadaşlarımıza sahip çıkacağız diyerek onların suçlarını örtmeye çalışmak, sonunda yürütülecek tahkikatın tarafsızlığına gölge düşürmektir.

Evet üzerine basarak söylüyorum. Pamukova’da 38 vatandaşımız can vermiştir. Yüzden fazla yaralı vardır. Devlet malı ile yol kapandığı için ekonomimiz zarar görmüştür. Bunların sorumluları bulunup mutlaka cezalandırılmalıdır. Çünkü bu yapılmadığı daha büyük kazalar kaçınılmaz olur ve halkın yöneticilerine güveni kalmaz..

Efendim, “Biz makinistleri suçlu gördük ve onları da yargıya teslim ettik” diyerek işin içinden çıkamazsınız. Ayrıca “biz yurtdışından da tarafsız uzmanlar getirerek bu olayı soruşturuyoruz” diyerek sorumluluktan kaçamazsınız. Çünkü bu olayın soruşturması yapılırken olayın vuku bulduğu müessesenin başındakiler hâlâ görevlerinde kaldığı sürece araştırmanın tarafsızlığından bahsedemezsiniz. Yani ayni Ulaştırma Bakanı ve DDY Genel Müdürü görevlerine devam ettiği sürece bu şaibeli durumdan aklanmanız asla mümkün değildir. Zaten bundan sonra uzmanlar müspet sonuç çıkarsalar dahi Ulaştırma Bakanının ve DDY Genel Müdürünün kamuoyu vicdanında aklanması uzak bir ihtimaldir.

Siyaset uzun soluklu bir iştir. Bakan YILDIRIM tutum ve davranışları ile doğru, dürüst ve güvenilir bir kişi olabilir ve çok başarılı hizmetler üretebilir, ayrıca bu olayda hiçbir hatası da olmayabilir…

Bu çok doğaldır. Fakat siyasi teamüller gereği olay günü hemen istifa edip bu müessif kaza üzerindeki incelemelerin tarafsızlığı sağlamalı idi. Eğer bunu yapabilse ve Sayın Başbakan’da bu davranışı alkışlayarak kabul etse idi. O zaman hem bakan ve hem de Ak parti yönetimi bugünkü güvensiz duruma düşmeyecekler ve bundan sonraki icraatlarında daha sağlam olarak yere basacaklardı. “İleriyi görmek ve durumdan vazife çıkarmak” liderlerin temel görevidir. Burada bu yapılmamıştır.

Siyaset günlük gelişmelerle güçlenir. Veya çok basit hatalar yüzünden güç kaybeder. Başbakan olay gecesi kaza mahallinde Ulaştırma Bakanına; “ Sayın Yıldırım, olayın tahkikinin selameti açısından sizi geçici olarak görevden alıyorum. Tahkikat sonrasında inşallah sizi ayni makama yeniden atayacağım” dese idi. Halk gözünde gerçek bir kahraman olacaktı.

Peki ne oldu. Atılan yanlış adımlar olayın büyümesine ve siyasi rantiye malzemesi olmasına neden oldu. CHP isteği ile tatilden çağrılarak toplanan mecliste yapılan gensoru önergesi görüşmeleri ise tam bir siyasi şova dönüştü.

Kamuoyunda büyük infiâle yol açan ‘Hızlandırılmış' tren faciası için Ak Partinin 'Her şey Allah'tan' diyen kaderci yaklaşımı Meclis'teki gensoru görüşmelerine de aynen yansıdı. Ak Parti sözcüsü Nusret Bayraktar, yaptığı savunmada 'iktidarın nazara geldiğini' belirtti. Ve suçlunun “kendilerini çekemeyen kem gözler olduğunu” vurguladı. İstanbul Milletvekili Nusret Bayraktar sözlerini şöyle tamamladı; 'Ülkemiz güzel, icraatımız güzel, iktidarımız güzel. Güzelliklere Allah sizi kem gözlerden saklasın derler. Bu kaza kem gözlerin bir nazarıdır, ilahi takdir böyle tecelli etmiştir'... Ve sonunda Ak Partinin 320 oyu ile gensoru reddedildi. Bakan ve ekibi kazada suçsuz bulunarak aklandı.

“Nazara gelen bir iktidar ve bu nazar sebebi ile meydana gelen kazada ölen 39 masum Türk vatandaşı.” Sonuç bu.

Şimdi Sayın Yıldırım ve ekibi milletimizin temsilcileri tarafından suçsuz bulunduklarına göre olayın asıl failleri olarak makinistleri cezalandırmaktan ve İstanbul-Ankara hattında 'hızlandırılmış tren’ bileti alan yolcu yakınlarını suçlamaktan(!) başka şansımız kalmıyor.

Sonuç olarak; Ak parti bu tren kazası ile yaptığı yanlışlarla halk indindeki güvenirliğine büyük darbe vurmuştur. Tren kazasıyla ilgili verilen gensoru, “insan yaşamına verilen değer” açısından TBMM’nin ve özellikle de Ak Partinin önemli sınavıydı. Bu sınavdan başarısızlıkla çıkılmıştır.

Başbakan Erdoğan, mantığını değil duygularını kullanarak Bakan Yıldırım'a arka çıkmak uğruna hükümetin kamu vicdanında yara almasına göz yummuştur. Yani lehlerine gelişebilecek bir olayı yanlış davranışlarla aleyhlerine döndürmüştür.

Bundan sonra işlerinin daha da zor olacağını değerlendiriyorum.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
9 Ağustos 2004 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale