29 Nisan 2017 Cumartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Irak'ta yetki devri aldatmacası ile ABD Irak'a tamamen yerleşti
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 30 Haziran 2004 Çarşamba 

Felâket başa gelmeden evvel, onu önleyecek ve ona karşı savunulacak gerekleri düşünmek lâzımdır. Geldikten sonra dövünmenin faydası yoktur.
(Gazi Mustafa Kemal Atatürk - 1920)

İstanbul’da toplanan NATO Zirvesi süresince Irak ile ilgili önemli gelişmeler meydana geldi. ABD'nin Irak'taki sivil yöneticisi Paul Bremer 28 Haziran günü egemenliği resmen Irak Başbakanı Iyad Allavi'ye devrederek Irak'tan ayrıldı.

Irak'ın geçici Devlet Başkanı Gazi El Yaver'in de katıldığı törende, Allavi, ''Bugün tarihi bir gün. Güvenlik durumunu kontrol edebileceğimizi düşünüyoruz'' dedi. Bremer de ''Egemenliğin devrine hazır olduğunuzu söylediniz, biz de bunu kabul ettik. Irak'ın geleceğinden emin bir şekilde bu ülkeden ayrılacağım'' diye konuştu. Irak'ta 30 Haziran'da yapılması öngörülen egemenlik devrinin Iraklı direnişçiler tarafından sabote edilmesini engellemek için erkene alınmasını bizzat Allavi'nin istediği bildirildi.

İstanbul NATO zirvesinde, 26 üye ülkenin devlet ve hükümet başkanlarının oluşturduğu Kuzey Atlantik Konseyinin yayınladığı 'Irak Bildirisi'nde; "Irak'ta BM mevcudiyetinin korunması dahil, güvenliğin tesisine yardımcı olunmasının tamamen desteklendiği" belirtildi. Bildiride; ''1546 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararı uyarınca, güvenlik kuvvetlerinin eğitimi konusunda Irak hükümetine NATO yardımını önermeyi kararlaştırdık'' ifadesi yer aldı.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül; Irak'ta yönetim devrinin ''iyi ve anlamlı'' olduğunu belirterek, "Bundan sonra yapılması gereken, Irak hükümetine gerekli desteğin verilmesidir. Koalisyon güçlerinin de yapması gereken, kurulan yeni hükümeti desteklemektir'' dedi.

İstanbul'da bu kararlar alınırken Irak'ta ABD tarafından atanarak tüm yetkileri devralan yeni hükümetin Başbakanı İyad Allavi; "Bölücü terör örgütü PKK'yı terörist örgütler listesine aldıklarını (!)"bildirdi.
Yetki devrinden sonra Irak hükümet sözcüsü tarafından; ülkede güvenliği Irak güvenlik güçlerine bağlı çok uluslu bir askeri gücün (yani ABD liderliğindeki Koalisyon Güçlerinin) sağlayacağını belirtilirken, Saddam Hüseyin dahil hapishanelerde tutulan yaklaşık 5 bin Iraklı tutuklunun Irak Güvenlik güçlerine teslim edileceği vurgulandı. Sorularımızı soralım…

Şimdi ne olacak? ABD ile birlikte Irak'ta görev yapan Koalisyon Güçleri'nin görevleri bitti mi? Bu güçler geri mi dönecekler? Irak'lılar bundan sonra gerçekten Irak’lılar mı yönetecek? Hayır bu güçler geri dönmeyecekler. Aynen ve belki de sayılarını arttırarak bölgede kalmaya ve ABD ve İsrail menfaatleri doğrultusunda kullanılmaya devam edecekler. Peki o halde "Yönetimin Irak'lı Yetkililere Devri" ne demek oluyor?

Öncelikle Başbakan İyad Allavi ve ekibini Irak halkı seçmemiştir. Bu grubu Paul Bremer, yani ABD resmen atamıştır. Atananlar ise Irak'ın değil, ABD'nin menfaatlerini temin edecek kişilerden özellikle seçilmiştir. Seçilen bu ekip ilk iş olarak ülkede güvenliğin tesis edilmesi için başta ABD Hükümeti olmak üzere ülkede görev yapan Koalisyona Gücü'ne asker veren ülkelerden resmen "ülkeye asker göndererek kendilerine güvenlikleri için yardımcı olmalarını" talep edecektir.

Böylece 20 Mart 2003'te başlayan "Irak'ın ABD ve İngiltere tarafından hukuk dışı işgali" safhası son bulacaktır. Bundan sonra Irak'ta işgâl güçleri değil, Irak meşru hükümetinin BM. Anayasasının 52 nci Maddesi uyarınca resmen ülkelerine davet ettiği ülkelerin askerleri bulunacaktır. Yani işgâl olayı BM yasal çerçevesi içine taşınmış olacaktır.

Hatırlanacağı gibi Sovyetler Birliğinin; Macaristan, Çekoslovakya ve en son Afganistan işgâlleri bu maddeye göre yapılmıştı. Sovyetler; "Hükümetler yardım için asker talep etti. Bizde BM Anayasası uyarınca bu talebi karşıladık" ifadeleriyle uluslararası kamuoyu gözünde işgal hareketini meşru kılmışlardı. Şimdi de aynisi olmuştur.

"Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi" ile sadece Irak'ı değil 22 İslam ülkesini ele geçirmeye kararlı olan ABD'nin buradan gitmek gibi bir niyeti yoktur. Bilakis bu tutumu ile bölgede kalışını perçinlemiş ve yasallaştırmıştır.

Bu durumda, 20 Mart 2003'te Bağdat'ın havadan bombalanması ile başlayan ABD'nin Irak'ı işgâl harekâtı sonucunda devam ettirilen hukuk dışı saldırı olayı 28 Haziran 2004 itibari ile yasal dayanaklarına kavuşmuştur. Bundan sonra yakın gelecekte hiç biar kuvvetin ABD ordularını Irak'tan çıkartmaya gücü yetmeyecektir.

Şimdi NATO Zirvesinde kararlaştırılan, "Bu ülkeye verilecek askeri eğitim desteği" adı altında ülkedeki işgal güçlerinin sayısı resmen 26 'ya çıkartılarak Irak'lı direnişçilere bir bakıma göz dağı verilmiş olmaktadır. Düne kadar karşılarında sadece Amerikalıları hedef olarak gören Irak'lı direnişçilerin karşısında 26 ülke vardır.

Bu durumda ABD bir taşla iki kuş vurmuş olmaktadır. Hem yaptığı insanlık dışı işgal harekâtını meşrulaştırmış olmaktadır. Hem de direnişlerin karşısına 26 ülkeyi çıkartarak tek hedef olma durumundan adeta hedef küçülterek hareket sahasını çoğaltmaktadır.

Peki bu yeni duruma Irak Halkı ne diyecektir. Direniş duracak mı, yoksa artarak devam mı edecektir? Değerlendirmem direnişin artacağı yönündedir. Çünkü bu yönetimi Irak halkı seçmemiştir. Ve bu yönetimin ABD'ni temsil ettiğini sokaktaki vatandaş iyi bilmektedir. ABD'nin burada önemli bir hata yaparak Irak toplumunu küçümsediği görülmektedir. Oysa Irak halkı Afrika kabileleri gibi görülmemelidir. Çünkü Mezopotamya, dünyanın medeniyet merkezidir. Burada köklü tarihi ve kültürel değerlere sahip insanlar yaşamaktadır.

Bana göre, Irak'taki direniş yabancı güçlere ve onların içerideki yardakçılarına karşı artacak, etnik ve dini gruplar arasındaki çatışmalar büyüyecektir. Ve Irak yakın gelecekte bizi çok yakından ilgilendiren bir istikrarsızlık merkezi haline gelecektir.

Sonuç olarak; Türkiye Ortadoğu Devletidir. Bu bölgedeki bütün olaylardan etkilenir. İstese gelişmelerin dışında kalamaz. Kalmamalıdır. Türkiye, kendi milli çıkarlarını doğru düşünüp tartmalı ve buna uygun milli politikalarını üretmelidir. Bugün Irak içinde ki kaos ortamı bizi yıldırmamalıdır. Dost ve kardeş Irak halkına huzur ve güven sağlamak için yapılacak bütün çabalarda elde edeceğimiz başarılar ülkemiz içinde yeni kazanımlar sağlayacaktır.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
30 Haziran 2004 Çarşamba

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale