21 TEMMUZ 2017 Cuma

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Türkiye Kuzey Irak'a girmeli ve PKK örgütünün kökünü kazımalıdır
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 25 Haziran 2004 Cuma 

Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar, elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1924)

Son otuz yılını terörle mücadele ile geçirerek maddi ve manevi büyük kayıplar veren Türk halkı bugün yine bölücü terör örgütü PKK’nın yarattığı sıcak terör olayları ile karşı karşıya bulunuyor. Ortadoğu’da huzurlu, sakin, ekonomik yönden güçlü ve istikrarlı bir Türkiye’yi milli çıkarları için tehdit olarak gören küresel odaklar her fırsatı değerlendirerek ülkemizi kana bulayan terörü desteklemeye devam ediyorlar.

Terörle mücadelede sık sık sıcak takiple Irak içlerine girerek teröristlere aman verdirmeyen Türk Silahlı Kuvvetlerinin operasyonları Irak’ın ABD tarafından işgâli ile birlikte tamamen durdu. ABD bölgede hakim güç oldu. Bizi bölgeye sokmadı. “Ben burada varken, sen operasyon yapamazsın” dedi. Hatta daha da ileri giderek bölgede görev yapan Özel Kuvvetlerimize mensup askerlerimizi esir edip, başlarına çuval dahi geçirdi. İki taraf arasında yapılan görüşmelerde, “PKK ile kendisinin mücadele edeceğini, bu bakımdan artık bize gerek kalmadığını” bildirdi.

Hatta bize baskı yaparak, “Dağdaki teröristleri ikna edip teslim edeceğini” garanti dahi etti. Hiçbir işe yaramayan ve sadece hapisteki teröristlerin salıverilmelerini sağlayan “Eve Dönüş Yasası’nı” çıkartmamızı dayattı. Doğal olarak dağdan kimse inmedi. Aksine, Türk askeri operasyon yapamadığından son bir yıl zarfında Kuzey Irak PKK için yeniden toparlanıp, eğitilip, güçlendirilip, bilinçlendirildiği bir bölge oldu. Bu konuda ABD işgal güçleri kendilerine yardımcı oldular. Bunları basın organlarında ABD askerlerinin PKK kamplarına yaptıkları ziyaretler ile ilgili verilen haberlerden kamuoyu yakından takip etti.

Avrupa Birliğinden gün almak pahasına başı öne eğik bir şekilde taviz üzerine taviz veren Ak Parti Yönetimi ise olaylar karşısında şaşkına dönmüş durumda seyirci kaldılar.

İşte durum ve vaziyet böyle iken Ankara’da ikamet eden Sömürge Valisi edasındaki ABD Büyükelçisi Eric Edelman devreye girerek; “Irak'tan Türkiye'ye sızmaları önlemek için Türk yetkililerle birlikte çalıştıklarını, ABD askerleri Irak'ta güvenlik konusunda büyük zorluklarla karşı karşıya bulunduğunu, PKK' ye karşı doğrudan bir askeri operasyon beklemememiz gerektiğini” açıkladı.

Şimdi; Türkiye’nin PKK ile mücadelesinde ABD gibi kaldırılması gereken önemli bir engeli bulunmaktadır. Çünkü Türkiye bilinçli olarak ABD ve AB tarafından Kuzey Irak’tan uzakta tutulmuştur. Birkaç gündür ABD’de yapılan gizli bir toplantıda görüşülen konuların gazete manşetlerine yansıması çok iyi olmuş, sessizce ve nefretle üzerimizde oynanan oyunları anlamaya çalışan kamuoyumuz ABD yönetiminin bizim hakkımızda ne düşündüğü ve bize ne gibi roller biçildiği konusunda bilgilenmiştir.

Başlangıçtan itibaren Kuzey Irak’taki Kürt varlığına dayanarak Irak harekatını sürdüren ve Kürt unsurlarının yanında tavır koyarak bunu yönetimde verdiği değer ile ispat eden ABD yönetiminin bugünlerde, her ne sebeple olursa olsun Kuzey Irak’ta bir Kürt Devletinin oluşmasını uygun görmesi mümkün değildir. Çünkü Türkiye’nin varlığı ve potansiyeli bağımsız bir Kürdistan’dan( her ne kadar İsrail tarafından destek görse de) çok daha fazla ABD’nin işine yarayacaktır.

ABD’nin destek ve himayesinde Kuzey Irak’ta toparlanarak yeniden kendini güçlü hisseden PKK örgütü; 1 Haziran’dan itibaren Abdullah Öcalan’ın talimatları doğrultusunda terör saldırılarına başlamıştır. Saldırıların hedefi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Türkiye bu tehdit karşısında kendisini savunmak zorundadır. Buna gücü ve kabiliyeti vardır.

Nitekim Türkiye, PKK’nın konuşlandığı Kuzey Irak’ta egemen güç olan ABD’den hemen yardım ve destek istemiş, fakat ABD’den açıkça HAYIR cevabı almıştır. Şimdi kendi inisiyatifi ile PKK’nın kökünü kurutmak üzere bütün güçleri ile Kuzey Irak’a girmeli ve PKK yerleşim merkezlerini ortadan kaldırmalıdır. Bunun için artık kimseden izin almaya gerek yoktur. Çünkü bu bizim meşru müdafaa hakkımızdır. Türk Silahlı Kuvvetlerinin bu maksatla bir ön hazırlık zamanına da ihtiyacı yoktur. Sivil irade EVET dediği anda, birkaç saat içinde geniş çaplı bir müşterek harekata başlanabilir.

Bu operasyonlar ile; PKK’ya karşı açıkça duyarsız kalan ve Irak’ta içinde bulunduğu güç durum yüzünden Kuzey Irak’ta olanlara seyirci kalan ABD’nin üzerindeki yük de kaldırılmış olacaktır.
Bu operasyonlar ile; ABD himayesi ile kendilerini dev aynasında gören Barzani ve Talabani aşiretlerine Türkiye’nin gücü bir kere daha gösterilerek sesleri kısılacaktır. Bağımsız Kürdistan kurma isteklerinin bir hayâl olduğu vurgulanmış olacaktır.

Bu operasyonlar ile; kendi güvenlikleri için Okyanus ötesinden gelerek Irak’ı işgâl eden ABD ve İngiltere’ye “ bu bölgeyi bizim güvenliğimiz için kontrol etmemizin zorunlu olduğu ve bunun gereğini yaptığımız” anlatılmış olacaktır.

Bu operasyonlar ile; güvenliğimiz açısından bölgede konuşlandıracağımız birlikler ile bölgede bizimde var olduğumuzu, kırmızı hatlarımızın aynen devam ettiğini anlatacağız.

Bu operasyonlar ile; bin yıllık Türk Yurdu olan Musul ve Kerkük’ten atılmaya çalışılan Irak Türkleri için büyük moral gücü teşkil edilecektir.

İşte bunun için Türkiye; yurt çapında başlatacağı PKK operasyonlarını süratle ve büyük kuvvetlerle Kuzey Irak sınırına kaydırmalı ve yapılacak sıcak takip ile bölgeye girilip terör merkezleri ortadan kaldırılmalıdır.

Bu Türkiye önündeki en büyük fırsattır. Bu şekilde bilinçli olarak uzakta tutulduğu Irak’taki yeniden yapılanma çalışmalarına doğrudan katılmış olacaktır. Bu asla bir işgâl değildir. Durumdan vazife çıkarmaktır. Bölgede yok sayılmaya çalışılan Türk varlığının böyle bir operasyona şiddetle ihtiyacı vardır.

Vakit geçirilmeden ve NATO Zirvesi başlamadan yapılacak bir harekât ile bölgeye gönderilmesi planlanan NATO birlikleri arasında kendi inisiyatifimiz ile ön almış olacağız ve sonunda planlama masasına kuvvetli argümanlarla oturmuş olacağız.

Başka hâl tarzımız yoktur. Türkiye’nin her türlü tavizi vermeye hazır teslimiyetçi tutumundan kurtulmasına vesile olacak, ve tamamen bizim dışımızda kendi kendine gelişen bu durumu değerlendirmesinden başka çaresi yoktur.

Ak Parti Hükümeti bunu yapabildiği takdirde, PKK saldırıları ve DEP’lilerin tahliyesi ile gururları incinen Şehit ve Gazi aileleri ile birlikte tüm milletin desteğini alacaktır...


Dr. Tahir Tamer Kumkale
25 Haziran 2004 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale