24 ŞUBAT 2017 CUMA

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanlarımızı saygıyla selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Ruhban Okulu'nun açılışı yine gündemde... Dikkatli olalım...
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 24 Haziran 2004 Perşembe 

Patrikhane bir fesat ve hıyanet ocağıdır! Bir fesat ve hıyanet ocağı olan ve memleketimize nifak tohumları eken, uyuşmazlıklar yaratan, Hıristiyan hemşehrilerimizin huzur ve refahı için de uğursuzluğa ve felakete sebep olan İstanbul Rum Patrikhanesi’ni artık topraklarımız üzerinde bırakamayız.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1923)

AB yolunda her türlü tavizi vermeye hazır görünen Ak Parti hükümetinin teslimiyetçi tutumu Ortodoks Patrikliğinin şer faaliyetlerine pervasızca devamına yardımcı olmaktadır. Bıkmadan yazıyoruz. Bu kuruluşun bağlı olduğu hukuk kurallarını hiçe sayarak adeta devlet içinde devlet gibi davranmasına göz yumulmasının sakıncalarını anlatmaya çalışıyoruz. Fakat bunlara dur diyen olmuyor.

Arkasına AB desteğini alarak Kıbrıs Rum kesimini de AB’ye sokma başarısını gösteren Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı cüretkar tavırları Patrik Beyi heveslendiriyor ve o da arkasına dünya devlerinin desteğini alarak bildiğini okumaya devam ediyor.

Avusturya Hükümeti'nin resmi konuğu olarak Viyana'da bulunan Fener Rum Patriği 1. Bartholomeos’un bir hafta süren temasları hakkında Avusturya Der Standard Gazetesi'nde bir söyleşi yer aldı. İşte Patriğin bazı sorulara verdiği cevaplar;

- Avrupa tarihi ile ilgilenen hiç bir kimse, Avrupa'nın Hıristiyan kökleri olduğu gerçeğini yadsıyamaz. Müslümanların, Hıristiyanlarla daha yakın temas halinde olması Müslümanları zenginleştirecektir.

- İslam'ın terörizm ile özdeşleştirilmesi yanlıştır. Teröristlerin sadece İslam'da değil, başka kültür ve dinlerde de vardır.

- Kültürleri ve insanları birbirine yakınlaştırmak için dinler arası diyalog önemlidir. Fener Patrikhanesi olarak biz 20 yıl önce, İslâm ve Yahudilik ile bir diyalog başlattık. Bugüne kadar Müslüman liderlerle 10, Yahudilerin ruhani liderleri ile 5, ayrıca 2 kez de tek tanrılı diğer dinlerle uluslararası toplantılar yaptık.
- Gazetenin, "İslam ile teolojik bir diyalog mümkün mü?" sorusuna, Bartholomeos; "Biz Hıristiyanlar, kendi aramızda teolojik bir diyalogdan bahsederken, Yahudilik ve İslam ile diyalog söz konusu olunca akademik bir diyalogdan bahsetmiş oluruz. Bu diyalog çerçevesinde salt teolojik konular değil de, toplumsal siyasi ve sosyal konular ele alınıyor, çünkü teolojik bağlamda bir uzlaşmaya varmak çok güç olurdu ve biz çözemediğimiz teolojik sorunlarla uğraşırken, diğer fiili sorunlar giderek büyüyüp çoğalırdı'' şeklinde cevap verdi.

- Fener Rum Patriği Bartholomeos Ruhban Okulu ile ilgili soruya ise, "Heybeliada Ruhban Okulu açılacak. Yeni ders yılına yetişmesini umuyorum" şeklinde net cevap verdi.

Bu arada Ruhban Okulu’nun açılmasını Türkiye’nin Avrupa Birliğinden gün almasının önünde ciddi bir engel olarak gören bazı basın organlarımız, olayın arkasında yatan menfur emelleri görmezlikten gelerek, okulun 33 yıldır kapalı kalmasının nedenlerine aldırmayarak, Türkiye’nin hukuki yapısının buna izin verip vermediğine değinmeyerek, AB ülkelerinin gerekse ABD yetkililerinin yoğun baskılarını görmezlikten gelerek, ve adeta Rumların masum isteklerini yerine getirmemekte direnen Türk hükümetlerini suçlayacak şekilde Heybeliada Ruhban Okulunu gündemde tutmak için birbiri ile yarışmaktadır. En acar muhabirler adaya gönderilerek Ruhban Okulu tanıtılmaya çalışılmakta ve dolayısıyla konu gündemde sıcak tutulmaktadır.

Heybeliada Ruhban Okulu sorumlusu ve ayni mekanda yer alan Ayatriada Manastırı Başrahibi Apostolos Daniilidis şunları söylüyor;

- Heybeliada Ruhban Okulu, Ortodoks alemi için prestiji yüksek bir kurumdu. İsteyen her öğrenci bu okulda okuyamazdı. Eğitim ağır ve zordu. Okula girmek için yazılı ve sözlü mülakatları geçmek gerekiyordu.

- Heybeliada Ruhban Okulu'nun kapatılmasına Türkiye ve Yunanistan arasında yaşanan gerginlikler neden olmuştur. Ruhban Okulu'na yurtdışından öğretmenler ve okumak için öğrenciler gelirdi. Ancak bu 1964'te yasaklandı. Bu karardan önce 130 olan öğrenci sayısı 70'lere düştü. 1971'de okul kapandıktan sonra eğitime Özel Rum Lisesi olarak devam edildi. Ancak İstanbul'da 1950'lerde 150 bin olan Rum nüfusu ikibinlere düştü. Okul öğrenci bulmakta zorlandı. 1985'te 5 öğrencisini de mezun ettikten sonra eğitime tamamen son verildi.

- Gerekli izinler çıkarsa bu yıl eğitime başlarız. Ufak tefek tadilatlar gerekiyor. İlk yıl 20-25 öğrenciyle eğitime başlamayı düşünüyoruz. Ancak yurtdışından hoca ve öğrenci almamız şart. Çünkü Türkiye'dekiler yeterli olmaz. Buradaki rahiplerin ders verilebilecek kapasitede olduklarını tahmin etmiyorum. Şu anda okulda 15 personel ile dört de rahip bulunuyor.

- Burası yatılı bir okuldu, manastır statüsü uygulanıyordu. Kadınlar eğitim alamıyordu. Fener Rum Patrikhanesi'ne bağlı olarak hem Türkiye'deki kiliselere hem de dünyanın dört bir yanındaki Ortodoks alemine din adamı yetiştiriyordu. 127 yılda bu okuldan Türkiye'ye ne zarar geldi? Makarios burada okudu deniyor. Yalan! İşte arşivler. Kasıtlı olarak bu haberler yayıldı. Bugüne kadar bini aşkın mezun veren bir eğitim yeri burası. Buradan mezun olup avukat, doktor, mimar olanlarımız var. Bu insanlar Türkiye'nin aleyhine çalışıyorsa hangisinin Türkiye'ye girişi yasak? Atatürk 'Hayatta en hakiki mürşit ilimdir' diyor ancak bir ilim yuvası 33 yıldır kapalı tutuluyor.

Şimdi gelinen yer ve görülen manzara YÖK’ün itirazlarına rağmen hükümetin Ruhban Okulunun açılması için çalışmalarını hızla sürdürdüğü yönündedir. AB ve ABD’nin baskısı ve israrlı tutumu burada da etkili olmuştur. Sonucu ne olursa olsun Ak Parti Hükümeti AB tarafından öne sürülen bütün istekleri koşulsuz yeriene getirmeye kararlıdır. Bu yüzden Patrikliğin kanunlara aykırı olarak San Sinod Meclisine altı yabancı üye atamasına karşı bir önlem alınmamıştır. T.C. Devletini ve yasalarını tanımadığını ilan Patrik kendini Ekümenik olarak tanıtıp bu şekilde dış davetlerde temsil etmeye devam etmektedir.

Görüldüğü gibi kurallar uygulanmayınca beyler meydanı başıboş bulup Vatikan misali İstanbul merkezli din devletlerini kurmak için adım adım ilerliyorlar. “İstanbul’un Müslüman Türklere bırakılmayacak kadar önemli” olduğunu vurgulayan Hıristiyan dünyasının çalışmaları içinde değerlendireceğimiz Ruhban Okulu meselesini adım adım gerçekleştiriyorlar.

Konu son derece hassastır. Her şeyi ile bir Türk Kurumu olan Patrikliğin yüzyılın başından beri Yunanistan’ın Megal-i İdeası doğrultusundaki hedefleri destekler şekilde hareket etmesini Türk kamuoyu yakından bilmekte ve tasvip etmemektedir.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
24 Haziran 2004 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale