30 Mart 2017 Perşembe

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






İslam Konferansı Örgütü KKTC'yi tanıyor mu? Kıbrıs Türk Devleti başarı mı?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 18 Haziran 2004 Cuma 

Olaylar Türk milletine , iki ehemmiyetli kuralı yeniden hatırlatıyor; Yurdumuzu ve haklarımızı müdafaa edecek kuvvette olmak... Barışı koruyacak arsıulusal (uluslararası) çalışma birliğine önem vermek...
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1924)

Türkiye bizim için önem arzeden bir uluslararası toplantıya daha ev sahipliği yaptı. Üç gün süreli 57 İslâm ülkesinin katıldığı İslâm Konferansı Örgütü 31 nci Toplantısı 14-16 Haziran'da İstanbul'da yapıldı. Üye ülkelerin Dışişleri bakanları ve delegeleri, gözlemci ülke temsilcileri, bazı uluslararası kuruluşların temsilcileri ile basın mensuplarıyla birlikte katılımcı sayısı çok yüksek olan Konferans; gerek Ortadoğu ve Irak olayları ve gerekse Kıbrıstaki son durumla ilgili olarak önemli görüşmelerin yapılacağı önemli bir platform görünümünde idi. Ayrıca G8'ler toplantısında şekillendirilen "Genişletilmiş Büyük Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesisi"ni doğrudan ilgilendiren ülkelerin de örgüte üye olması dolayısıyla bu defa diğer toplantılardan daha fazla dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in açılış konuşmasıyla resmen başlayan İKÖ toplantısında Dönem Başkanı İran Dışişleri Bakanı Kemal Harrazi, dönem Başkanlığını Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'e devretti.

Türkiye'nin evsahipliğini üstlendiği İKÖ toplantısında, biri genel sekreter seçimi diğeri de KKTC'nin tanınması olmak üzere iki konuda girişimi ve beklentisi vardı. Türkiye bu beklentilerinin ikisini de elde etti.

Türkiye örgütün Genel Sekreterliği için Prof.Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu'nu aday gösterdi. Örgüt tarihinde ilk defa bir seçim yapıldı ve bu demokratik çalışma sonunda Türkiyenin adayı Malezya ve Bangladeş adaylarından fazla oy alarak ilk turda Genel Sekreter seçildi. Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin görevlerine benzer yetki ve sorumlulukları olan yeni Genel Sekreter Ekmeleddin İhsanoğlu önümüzdeki dört yıl süre ile örgütü yönetecek. Prof. İhsanoğlu yıllardır örgütün çeşitli kademelerinde görev yapmış deneyimli ve tanınmış bir kişi.

Genel Sekreterlik görevini Türkiye için çok özemli bir kazanım olarak görüyorum. Çünkü toplam 57 ülke ile ilişkilerimizde bir Türk'ün yönetimi altındaki bu teşkilat önemli katkılarda bulunabilir. Ayrıca pek çoğu demokrasi ile yönetilmeyen İslâm ülkelerine Türkiye'nin yönetim anlayışı ve davranış biçimleri örnek teşkil edebililir. Doğal olarak burada Sayın Ekmeleddin İhsanoğluna ve dönem başkanlığını devralan Sayın Gül'e büyük sorumluluk düşmektedir.

Türkiye'in ikinci beklentisi Kıbrıs konusunda idi. Görünüşte Türkiye burada da başarılı oldu. Şimdiye kadar toplantılara "Kıbrıs Müslüman Türk Cemaati" olarak ve gözlemci sıfatıyla davet edilen KKTC, bundan sonra yine gözlemci sıfatıyla, fakat ismi "Kıbrıs Türk Devleti" olarak değiştirilerek kabul edilmesi kararlaştırıldı.

İKÖ Dışişleri Bakanları'nın 3 gün süren toplantıları sonunda açıklanan Sonuç Bildirgesinde; KKTC'nin İslam Konferansı Örgütü'nde "Kıbrıs Türk Devleti" ismiyle temsil edilmesi kararının yanında Kıbrıs'la ilgili olarak "Üye ülkeler, Kıbrıs Müslüman halkının İKÖ organlarının tüm çalışmalarına, faaliyetlerine ve toplantılarına BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planında öngörüldüğü adıyla katılmalarına karar verir" ifadesi yer aldı. Böylece KKTC'nin İKÖ üyesi ülkelerle daha yakın ilişki kurma imkânına kavuşmasına imkan tanınmış olduğu bildirildi. KKTC Dışişleri Bakanı Seradar DENKTAŞ ilk defa "Kıbrıs Türk Devleti" yazılı tabelanın arkasında oturdu.

Bu isimlendirme gerçekten bir diplomasi başarısı mı ? Veya bu isimlendirme KKTC'nin tanınması sürecinde bir ilerleme ifade ediyor mu? İşte benim bu konularındaki düşüncelerim pek olumlu değil.

Görünüşte cemaat statüsünden devlet statüsüne yükselme var gibi görülüyor. Fakat bu statünün KKTC'nin tanınması yönünde hiçbir değeri ve yaptırım gücü yok. Bilakis bulunduğu statüde ilelebet kalmasını vurguluyor. Çünkü bu isim, KKTC'ni ifade etmiyor. Bu isim KKTC'nin bağımsız bir devlet olduğunu göstermiyor. Ben bu isimlendirmenin, KKTC'nin 57 İslam ülkesi tarafından bağımsız bir devlet olarak tanınmasının önünde en büyük engel olarak duracağını değerlendiriyorum.

Çünkü "Kıbrıs Türk Devleti" sanal bir devlet. Olmayan bir devlet. Olmayacak bir devlet. Bu statü 24 Nisan referandumunda tamamen ortadan kalkan Annan Planında kurulması planlanan birleşik Kıbrıs Devletinin iki kurucusundan biri olması öngörülen devlete verilen bir isim. Bu devlet, Kıbrıs'ta yaşayan Türklerin bağımsızlığını kabul etmeyen, KKTC'ni Güney Kıbrısa bağlı bir vilayet gibi gören bir zihniyetin sahip çıktığı sanal bir devlet. Yani, Rumlarla bir arada bulunmadığı ve onlara yamanmadığı takdirde hiçbir işe yaramayan kağıt üzerinde kalmaya namzet bir devlet.

Bana göre; bu isimlendirme Kıbrıs Türkü'nün varolma ve bağımsız bir devlet olarak ayakta kalmasını istemeyen zihniyetlerin dayatması ile gerçekleştirilmiş bir geriye dönüştür. KKTC'nin ve Kıbrıs Türk Toplumunun artık Rumlarla bir arada olamayacağı bizzat Rum kesimi tarafından % 75 oy ile reddedilmiştir. Ve sonunda Kıbrıs Rum kesimi yolunu çizmiş, tek taraflı olarak Avrupa Birliğine kabul edilerek kendini Türk Toplumundan soyutlamıştır. Bir daha geri dönmeleri mümkün değilken, ortadan kalkmış ve geçerliliği bulunmayan bir planda yer alan bir terimi KKTC için kullanmak çok aşağılayıcıdır ve milli Kıbrıs davamızın bitiş düdüğünü çalmaktır.

Türkiye; İslam Konferansı Örgütü Dönem Başkanlığı ve Genel Sekreterliği gibi iki stratejik makamı elinde bulundururken KKTC için geriye dönüş demek olan "Kıbrıs Türk Devleti" ibaresini kullandırmamalıdır.

Türkiye'nin görevi; bütün gücünü seferber ederek, her bakımdan bize muhtaç durumda olan birkaç İslâm ülkesi üzerindeki itibarını kullanarak KKTC'i bağımsız devlet olarak tanıtmak olmalıdır. Şimdi bu gelinen noktadan sonra bunun yapılması daha da zorlaşmıştır. Son derece itibarlı bir mevkimiz olan İslam ülkeleri arasında dahi bu davranışımızla yanlış yaptığımızı değerlendiriyorum.

Yanıldığımı görmeyi çok isterdim. İnşallah yöneticilerimiz bu gelinen noktanın iyi olduğunu ispat ederler. İnşallah KKTC hür ve bağımsız bir devlet olarak tanınır ve kendi gücü ile ayakta durarak Türklüğü dünyada başarı ile temsil eder.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
18 Haziran 2004 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale