23 EYLÜL 2017 CUMARTESİ

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Yök kanunu için hükümet uzlaşı yolunu seçti
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 7 Haziran 2004 Pazartesi 

Dünyada herşey için, maddiyat için, meneviyat için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki yol gösterici ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında kıulavuz aramak gaflettir, bilgisizliktir, doğru yoldan sapmaktır.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1924)

HÜKÜMET YÖK KANUNU'NU ERTELEYEREK UZLAŞI YOLUNU SEÇTİ...

Haftalardır Türkiye’nin gündemine oturan ve ne yazık ki toplumda büyük gerginlik yaratan YÖK Kanunu Cumhurbaşkanının vetosundan sonra yeniden gündeme alınmayarak gergin ortam birkaç aylığına da olsa yatıştırıldı. Demokrasi güç ve geç işleyen, ama kendi içinde çözüm üreten ve sürekliliği temin eden en gelişmiş rejimdir. Demokrasi uzlaşı rejimidir. Ülkenin yönetiminde söz sahibi olan siyasiler bu yönetimde kuralları koyarlar, atanmış bürokratlar ise bu kuralları yürütürler. Kuralları koyanlarla, kuralları yürütecek olanların kurallar konulmadan orta noktada buluşmaları ve uzlaşmaları demokrasilerin vazgeçilemez özelliklerindendir.

Burada olduğu gibi, YÖK Kanunu’un oluşturulmasında tarafların ipleri iyice germesi iyi bir durum değildir. Sonunda Hükümet kendisinden beklenen sağduyulu tavrı göstermiş, eski kanun metnini aynen kabul ettirmek gibi anlamsız bir çabaya girmemiş, yeniden incelenmek üzere konuyu belli bir zaman süreci sonuna atmıştır. Yani, aklı-selimin hakim olacağı ve karşılıklı uzlaşının yaratılacağı yeni bir ortam hazırlamıştır. Bu davranış demokrasimiz için iyi bir gelişme ve kazanımdır

Bugün gelinen yerde eski YÖK Kanunu geçerlidir. Sorunlar çözülmemiş, sadece ertelenmiştir. Konuyu sadece İmam Hatip Okulları gibi bir uç nokta etrafında düşünmek ve değerlendirmeyi buna göre yapmak yanlıştır. YÖK Kanununun ülkemiz koşullarında sorunların çözümüne tam olarak cevaz vermediği görülmüştür. Üniversiteye girişlerde Meslek Liselerinin durumu gerçekten vahimdir. Mutlaka çözüm getirilmesi ve ülke gençlerinin fırsat eşitliği önüne konulan engellerin kaldırılması gerekmektedir. Eşitsizliklerin asgari seviyeye indirilmesi için kavgaya değil, uzlaşıya ihtiyaç vardır. Devlet organların arasındaki uzlaşıyı sağlamak ise Sayın Cumhurbaşkanının Anayasal görevidir.

Geçtiğimiz günlerde ülkemiz sokakları cüppelerini giymiş üniversite rektörleri ile öğretim üyelerinin sessiz yürüyüşlerine sahne oldu. Yeni YÖK Kanunu protesto edildi ve Ak Parti yönetimi Anıtkabirde Atatürk’ke şikayet edildi.

Görüntü çok demokratik, ama demokratik bir ülke için çirkindi. Üniversiteler sadece bizim değil, bütün insanlığın geleceğini temsil ediyorlar. Onlar gözbebeğimiz. Onlar yaşam güvencemiz. Onlar, bu dünyada bize rahat ve güvenli ortam sağlayan bilgiyi üreten ve bilinçli insan gücünü yetiştiren vazgeçilemez insan fabrikalarıdır. Bu kurumlar bir şeyi protesto ediyorlarsa, burada durup onların sesine kulak verilecek çok önemli bir olay var demektir.

Hükümetin YÖK ile inatlaşarak, bu arada Silahlı Kuvvetlerin de uyarı yapmasına neden olacak şekilde “ben iktidarım, istediğimi yaparım” tarzındaki dayatması zaten ekonomik paketler altında ezilen halkımızı iyice germesine de hiç gerek yoktu.

Söz konusu Kanun 76 üniversitemizin yönetimini, bu üniversitelere girmeye çalışan milyonlarca gencimizi ve ailelerini yakından ilgilendirmektedir. Kısaca toplumun her kesimi ile ilgilidir. Böyle konular karşılıklı zırtlaşmalarla değil, bilgi ve tecrübelerin paylaşımı ile çözülür. Devlet bir bütündür. Devletin hiçbir makamının birbiri üzerinde dayatma yapmaya hakkı yoktur. Devlet organlarının uyum içinde çalışması gerekmektedir.

Aslında işler bu safhaya gelmeden Sayın Cumhurbaşkanının araya girerek kurumlar arası uzlaşmayı sağlaması gerekirdi. Oysa bu olmadı. Siyasi irade; toplumun her kesiminden yükselen menfi seslere aldırmadı. TBMM’deki çoğunluğuna dayanarak kanunu istediği gibi çıkarttı. Sonunda yanlış yaptığını kendi de kabul etti...

Burada önemli olan toplumun büyük kesimlerinin yararını gözeten, uygulanabilir ve devamlılığı olan kanun çıkartmaktır.Taraflara şimdi sormak lazım. Neden uygulama imkanı olmayan bu kanunda israr ettiniz.? Gerek var mıydı ?

Türkiye Cumhuriyetinin Darülfünun'dan üniversiteleşmesi kolay olmamıştır. Uzun yıllar Cumhuriyetimiz bir üniversite ile ülke sorunlarını kucaklayacak aydın nesilleri yetiştirmeye çalışmıştır. 12 EYLÜL Yönetimince hazırlanan YÖK Kanunu ile üniversitelerin sayısı 19’a çıkarılarak bütün yurt sathına yayılması sağlandı.

Üniversitelerin o günlerde de önemli sorunları vardı. Üniversitelerimiz özerkti, yani karışanı ve denetleyeni yoktu. Bilimsel özerklik adına sağlanan geniş hürriyetler ortamı üniversiteleri değil bilim yapmak; anarşi ve terörün kucağına iterek adeta eğitim ve öğretimin katledildiği, anarşi ve terörün örgütlendiği merkezler haline dönüştürmüştü. Üç büyük şehire yayılan üniversitelerimiz bünyesinde çöreklenmiş pek çok sayın profesör, ele geçirdikleri bu mevzileri terketmemekte direniyor, arkadan gelenlerin önünü kapıyorlardı.

Ülke ihtiyaçlarına göre ihtiyaç duyulan yerde ve miktarda öğrenci yetiştirmek, genç bilim adamlarımızın yükselmelerinin önünü açmak, ve yüksek öğretimde koordinasyonu sağlamak maksadıyla oluşturulan Anayasal kurumumuz YÖK ile üniversitelerimiz 76' ya, öğrenci ve öğretim üyesi mevcutları da birkaç kat fazlasına ulaşmıştır. YÖK yönetimi altındaki Üniversitelerimiz kuruldukları şehirlerin kültürel ve ekonomik hayatına çok önemli katkılarda bulunmuşlar ve adeta şehirlere bir canlılık getirmişlerdir. Anadolunun kültür değişimlerini hızlandırmışlardır. YÖK ile birlikte DEVLET-ÜNİVERSİTE İŞBİRLİĞİ en üst düzeye çıkmıştır. Bunlar ülkemiz için olumlu gelişmelerdir.

Sonuç olarak; Üniversitelerimiz devletin bek’ası için hayâti önemi olan müesseselerdir. Bunların yönetimindeki aksaklıklar; sağduyu ile, bilim ve tecrübelerin, çağdaş normların uzlaşı içinde ortaya konulması ile sona erdirilmelidir. Haketmediğimiz çatışma görüntülerinin sona ermesi sevindiricidir.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
7 Haziran 2004 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale