18 AĞUSTOS 2017 Cuma

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






2004 Bilderberg toplantıları Milano'da başlıyor
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 5 Haziran 2004 Cumartesi 

Hayat demek mücadele, çarpışma demektir. Hayatta muvaffakiyet mutlaka mücadelede muvaffakiyetle mümkündür. Bu da, manevi ve maddi bakımdan kuvvete ve kudrete dayanır.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1920)

Globalleşme ve Küreselleşme ile birlikte güncel yaşantımızda sıkça kullanmaya başladığımız kavramlar arasında küresel örgütlenmelerle ilgili olan Bilderberg, Mason, Lions, Rotarien sözcükleri önemli yer tutmaya başladı. Yer küreye hükmeden küresel güçler bu ve benzeri organizasyonları kullanarak ülkeleri yakından takip edip kendi istekleri doğrultusunda yönlendirebiliyorlar.

Küreselleşme ile ilgili olarak kullanılan terimlerin içinde ŞEFFAFLIK ve AÇIKLIK gibi kavramlar kullanılmaktadır. Fakat bu şeffaflık milli örgütlenmelerde oldukça geniş tutulup bu örgütlerin bütün faaliyetleri yakından izlenip, takip edilirken, küresel örgütlenmeler son derece ketum, kapalı ve sır dolu olarak faaliyetlerine devam ediyorlar…

Bir örgüt ne kadar iyi işler yaparsa yapsın, yaptığı insani faaliyetlerle ülkesine ve insanlarına yararlı ne kadar faydalı hizmet üretirse üretsin, eğer yönetim kademesi yurtdışında bir merkeze bağlı ise, ve örgüt üyeleri arasındaki ilişkiler bazı değişmez kurallara göre gizlilik içinde yürütülüyorsa, verilen bütün güzel hizmetler millet nezdinde yeterince inandırıcı olamıyor. Güvenirliği bakımından kafalarda daima soru işareti kalıyor. Ve "acaba bu hizmetin sonunda ne gibi kazıklar yiyeceğiz"duygusu ne yazık ki silinemiyor.

Son günlerin küresel güncel konularından biri de 3-6 Haziran tarihlerinde İtalyanın Milano kentinde yapılacak BILDERBERG Toplantısıdır...

BILDERBERG ismi çok sık kullanılmasına rağmen açık kaynaklarda organizasyonu hakkında yeteri kadar bilgi yok. Çalışma şekli ve yönetim kadrosu ile ilgili bilgilerde bu gizli çalışma yöntemi dolayısıyla berrak değil. Ayrıca bu toplantılara davet edilen kişilerin toplantı hakkında konuşmalarına yasak konulduğundan dışarıya taşan bilgi kırıntılarından sağlıklı bir değerlendirme yapmakta mümkün olmuyor. Bilinen tek önemli şey; dünyayı yönetenler kararlarını bu toplantılarda alıyorlar, bu muhtemel şekilendirmeye göre çağırılan kişiler de konu ile ilgili olarak küresel yapıda kendi ülkelerine düşen görevleri üsleniyorlar. Ülkelerin yönetiminde etkili olan, veya olabileceği değerlendirilen mevki ve makamları farklı kişiler buraya davet edilerek bir beyin yıkama operasyonuna tabi tutuluyorlar.

Bilderberg toplantılarının iki tanesi Türkiye’de yapıldı. Birincisi 1959’da İstanbul-Yeşilköy Çınar Otel’de, ikincisi de 1975’de İzmir -Çeşme, Altın Yunus Tatil Köyü’nde gerçekleştirildi. 1975 Çeşme toplantısına Türkiye’nin geleceğinde ümit vadeden Kıbrıs Fatihi Sayın Bülent Ecevit de davet edilmişti. Ve Ecevitler 3 Kasım 2002 seçimlerine kadar ülke yönetiminde daima ön planda görev aldılar. Toplantıların gizliliğine kayıtsız şartsız uyan Ecevit’in ağzından şimdiye kadar tek bir kelime bile dışarıya bilgi olarak sızmadı.

2002 yılı Bilderberg Toplantısına Türkiye’den Koç Holding yöneticisi Bülent Özaydınlı, E. Büyükelçi Özdem Sanberk ve Dünya Bankasından kurtarıcı olarak Türkiye’ye getirilen Kemal Derviş davet edildi. Bu toplantıda konuşulanlar da gizli idi . Ama ne konuşulduğu, ne gibi talimatların alınıp verildiği Sayın Kemal Derviş’in ayak izleri takip edilerek açıkça görülebildi. Bilderbergciler, Türkiye’deki 57. Hükümet’in mîâdını doldurduğu kararına varmış olmalılar ki, Kemal Derviş, Bilderberg’ten döner dönmez, erken seçimi gündeme getirdi. Düğmeye basılmış gibi Türkiye önce seçim havasına girdi, Merkez sağ ve merkez sol dağıldı. Bütün tarihi siyasi şahsiyetler meclis dışına taşınırken, hakkında kapatılma davası bulunan, başkanı miletvekili olma yasaklı AK Parti tek başına iktidara geldi.

Bilderberg toplantılarına ancak çağrılanlar katılabiliyor. 2003’te Türkiyeden çağrılan şanslı kişiler arasında; kabinenin en genç ve ama en etkili yerde görevlendirilen Bakanı Ali Babacan ile, ABD’de diplomatlık görevini bırakarak büyük ümitlerle DTP’ne Genel Başkan olarak getirilen ve sonradan partisini bırakıp DYP’ye katılan M.Ali Bayar vardı.

2004 Milano toplantılarına bu yıl yine Kemal Derviş ile Devlet Bakanı Ali Babacan çağrıldı. Demek ki geleceğimiz bunların elinde olacak. Ayrıca ülkemiz geleceğinde istikbal vadeden iş adamlarımızdan Koç Holding Başkanı Mustafa Koç ile Milliyet Gazetesi yazarı Hasan Cemal’de davet edildiler. Bizi ilgilendiren meşhur diğer davetliler arasında Henry Kissinger, Paul Bremer, Yunanistan Pasok Başkanı George Papandreu, JP Morgan’dan David Rockefeller, Alman İçişleri Bakanı Otto Schily, AB yönetiminden Javier Solana dahil olmak üzere 130 seçkin kişi var.

Toplantıda neler görüşüldüğü hakkında bu defada dışarıya bilgi sızmayacağı kesin. Fakat, küreselleşen dünyadaki küreselleşme araçlarını ve kullanılma yöntemlerinin saptandığı bu yılki toplantıların başlıca konusunun "Büyük Ortadoğu Projesi" olacağı da kesin.

Bilderberg Toplantılarının dışında Masonlar, Lionslar ve Rotarien’ler gibi yine kökü ve merkezleri dışarıda olan organizasyonlar var. Bunlardan Mason teşkilatı büyük bir gizlilik içinde ve kendi tesbit ettikleri kurallara sıkı sıkıya bağlı kapalı bir sisteme sahip olmasına rağmen Rotary ve Lion Kulüpleri, mason derneklerinden farklı olarak gizliliği olmayan "açık" teşkilâtlar olarak faaliyet gösteriyorlar. Açık faaliyetler uygulamalarına rağmen enternasyonal olmaları, mensuplarının menfaatlerine öncelik vermeleri ve az da olsa katı kurallara sıkı sıkıya bağlı olmaları milli düşünce sistemimize ters gelmekte ve mensupları enternasyonel bir çatı altında olmalarından dolayı eleştirilmektedir.

Bilindiği gibi insanlar tek başına yaşayamazlar. Bilgi, beceri ve kişisel ihtiyaçları doğrultusunda kendisi gibi düşünen ve kendisine yakın bir yaşam tarzı olan kişilerle bir arada bulunmak istemeleri ve bu maksatla örgütlenmeleri doğaldır. Zaten bu demokrasinin olmazsa olmaz ve vazgeçilmez en önemli şartıdır. İnsanlar güçlerini birleştirebildikleri takdirde her alanda refaha, mutluluğa ve güvenli bir yaşama erişebileceklerinin bilinci ile böyle bir topluluğa üye olmaktadır.

Ülkemiz çok kritik bir coğrafyada çok yönlü ve çok maksatlı dış tehditler ile karşı karşıyadır. Bu yüzden dışarıya karşı daima uyanık ve yeterli bilgi sahibi olmak zorundayız.

Yeniden yapılanan ve küreselleşen dünyada, bir merkezden yönlendirilen uluslararası kuruluşların önemlerinin giderek artacağı ve faaliyetlerine ülkemizde de devam edecekleri kaçınılmazdır bir gerçektir.

Bu gerçeği görüp, küresel örgüt faaliyetlerini milli çıkarlarımız doğrultusunda yönlendirebilecek, kültürümüzden taviz vermeden, milli değerlerimizden uzaklaşmadan bizi küreselleşen dünyaya taşıyacak aydınlarımızın bu kuruluşlarda görev almalarını kınamak değil, bilakis onları teşvik etmemizin yararlı olacağına inanıyorum.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
5 Haziran 2004 Cumartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale