20 EYLÜL 2017 ÇARŞAMBA

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






ABD başkan adayı John Kerry
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 1 Haziran 2004 Salı 

Milletler gam ve keder bilmemelidir. Şeflerin vazifesi, hayatı neş’e ve şevk ile karşılamak hususunda milletine yol göstermektir.
Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1930)

Uzun süren seçim karmaşasından sonra kardeşinin vali olduğu Florida Eyaletinden gelen mükerrer oylarla ABD başkanı seçilen İkinci Bush, 11 Eylül sonrası saldırgan bir politika izleyerek ABD’yi dünyanın başına bela etti. Bununla da kalmadı. İslam alemi başta olmak üzere bütün mazlum ve kendine muhtaç ülkeleri de karşısına almakta gecikmedi.

“Uluslararası Terörizm ile mücadele“ adı altında başlattığı Afganistan ve Irak işgalini "Büyük Ortadoğu Projesi" adı altında Fas’tan Çin Denizine kadar olan ve İslam dünyasını içine alan bir kuşak üzerinde yaygınlaştırmak istemesi üzerine, demokrasinin örnek alındığı ülke konumundaki Amerika Birleşik Devletleri artık TERÖRİST ÜLKE olarak anılmaya başlandı.

11 Eylül sonrası yaptığı milliyetçi söylemlerle dağınık ABD toplumunu tarihindeki en büyük birliktelik ve dayanışma içine sokup, ABD kamuoyunda güvenirliğini pekiştiren ve arkasındaki halk desteğini arttıran Bush’un oyları Irak’ta patlayan işkence olaylarından sonra hızla düşmeye başladı. Kasım seçimlerine kadar daha da düşeceği açıkça görülüyor.

Peki Kasımda kim gelecek ABD’nin başına? Yeni gelen Başkan dünyada düşen ABD İmajını yükseltebilecek mi? Giderek yükselen ABD aleyhtarlığını yeni gelen başkan durdurabilecek mi? Dünya kamuoyu şimdi bunu konuşuyor.

ABD seçimleri ve Başkan adayları daima dünyanın ilgisini çekmiştir. Çünkü mevcut potansiyeli ile ABD halâ dünyanın her tarafını etkileyecek güçtedir. Etkilenen ülkelerin içinde dünyanın merkezindeki Türkiye’nin bulunması da çok doğaldır.

Başkan Bush’un arkasındaki destek her geçen gün düşerken yarışmayı sürdüren Başkan adaylarından Jonh Kerry’in kredisi yükselmektedir. Ve daha şimdiden kendisine müstakbel başkan muamelesi yapılmaya başlanmıştır.

Peki kimdir bu John Kerry? Başkan Bush’dan çok farklı mıdır? Kerry Başkan olunca dünyanın ve dolayısıyla Türkiye’nin durumunda ne gibi değişiklikler olacaktır? Basına yansıyan bilgilerden derlediğimiz bilgilerle Başkan Kerry’i analiz etmek istiyorum. İlk plandaki izlenimlerimi; "Tencere dibin kara, seninki benden kara" şeklindeki ata sözümüz ile özetleyebilirim.

Peşinen söyleyeyim. ABD gibi bir ülkenin Türkiye politikalarını kişilere bağlamak çok yanlıştır. Türkiye, Cumhuriyet döneminden itibaren ABD ile yaptığı ikili ve ittifak antlaşmalarıyla sıkı ilişki içinde olmuştur. Pek çok alanda karşılıklı işbirliğini öngören ikili antlaşmaların tamamı yürürlüktedir. Bu yüzden bu iki önemli ülkenin dış politikalarında kısa dönemde derin aykırılıklar beklenilmemelidir. Fakat seçim sonrası oluşacak tabloyu ve bunun Türkiye’ ye etkilerini önceden iyi hesaplamamız milli çıkarlarımız için vazgeçilmez bir zorunluluktur.

Gelenin gideni aratacağından emin olarak, kasım ayında iktidara gelmesine kesin gözüyle bakılan Demokrat parti adayı John Kerry hakkında bildiklerimizi sıralayalım. John Kerry NewYork ve Boston finans dünyasında oldukça önemli bir yer işgal eden Yahudi kökenli KOHNS ailesine mensuptur. Bu kökeni dolayısıyla İsrail politikaları ile yani Ortadoğu ile doğrudan ilgili bir kişiliğe sahiptir. Kohns ailesinin servetinin kaynağında; büyük çapta gerçekleştirdikleri finansal spekülasyonlar ve kara para aklama işlemlerinin olduğu söylentileri çok yaygındır.

John Kerry Yale üniversitesinde finans eğitimi almıştır. Bu üniversitede sonradan ABD’nin yönetiminde yer alacağı düşünülen çok yetenekli onbeş öğrenci ile birlikte Skull&Bones örgütüne üye yapılmıştır. Burada masonik sistemlere uygun olarak özel eğitim almıştır. 1966’da Yale üniversitesinden mezun olan Kerry, Amerikanın geleceğine yön verecek kişilerden olduğu dikkate alınarak "Özel istihbarat ve strateji" eğitiminden geçirilmesi için CIA bünyesine alınmıştır. Bu safhada Amerikan derin devleti tarafından doktrine edilip beyni yıkanmıştır.

John Kerry’in Yale ile başlayan hayatı ve kariyerinin ABD Başkanı olmaya namzet bir kişi olarak planlanmış ve yönlendirilmiş olduğu CV’sinden kolaylıkla anlaşılmaktadır. Hatta muhalifleri tarafından, yaptığı birkaç evliliğin dahi bu yolda gerekli teşkilatlara girip kendini gösterebilmesi içn yapılmış protokol evlilikleri olduğu da dile getirilmektedir.

Bu arada milli kahraman yapılması için şart olan başarılı bir askerlik hizmeti yapması gerektiği düşünülmüş, ve Vietnam Savaşına geri planda katılması sağlanmıştır. Güçlü KOHN ailesinin başarılı kulis çalışmaları sonucunda önemli bir aktivitesi olmamasına rağmen kendisine ABD Ordusu Gümüş Yıldız Madalyası dahi verilmiştir.

Taşıdığı yahudi kökenli KOHN soyadı, İrlanda kökenli Wasp’lara ait KERRY ile değiştirilerek dikkatleri çekmemesi sağlanmıştır. Ayrıca seçim bölgesi olan Massachusetts eyaletindeki katolik oyların çokluğunu dikkate alarak John Kerry Yahudiliği tamamen terk ederek Katolik kilisesine katılmaktan da geri kalmamıştır.

John Kerry'nin müstakbel first lady olacak eşi Teresa Kerry; önceden dikkatlice seçilen güçlü bir Yahudi ailesinin kızıdır. Teresa Kerry’nin sahibi olduğu Heinz Holding, mevcut 67 fabrikasından 55'ini Amerika dışında konuşlandırmıştır. Yani dünyanın yeni moda ekonomik sistemi olan GLOBALLEŞME’ye şimdiden ayak uydurmuştur. Kerry tam 20 yıldır katıldığı her seçimi kazanarak Amerikan Parlâmentosunda Senatör olarak hizmet vermektedir. Kerry, yahudi kökenlilerin kontrolundaki ABD medyası tarafından devamlı kameralar önünde tutularak Amerikan toplumuna yakından tanıtılmıştır.

Kerry, adını son olarak Vietnam’daki esir Amerikan askerleri olayını araştıran komisyonda etkin rol alarak yeniden gündeme taşır. Komisyon bir şey yapamaz, ama basın kendisini ekranda tutar. Ayrıca Amerikanın İran’a gizlice silah sattığının ortaya çıkarıldığı İran-Kontra olayında Kerry tekrar görülür. İrandan alınan paraların İsrail ve Amerika’daki büyük Yahudi sermayesi tarafından uyuşturucuya yatırılıp paranın bir kısmı ile Kontra teröristlerine silah alındıktan sonra geri kalanının cebe atılmasın olayını örtmeye çalışan Kerry’inin bu işte de başarılı olduğu söylenmektedir.

Sonuç olarak denilebilir ki; yıllardır ABD Başkanlığı için hazırlanan Kerry’in kendisi değil, ama partisinin adı Demokrattır. Eğer Kasım seçimlerini kazanırsa, dünya kamuoyu ile birlikte Türkiye bugünkü terör ve kargaşa ortamını yaratan Başkan Bush’u bile çok arayacaktır. Görünen manzara Kasım 2004’ten sonra dünyamızın ve bilhassa Ortadoğunun çok daha sıcak çatışmalara sahne olacağıdır.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
1 Haziran 2004 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale