254 TEMMUZ 2017 Salı

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Türk ordusunu bitirmek istiyorlar
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 25 Mayıs 2004 Salı 

AVRUPALI EFENDİLERİMİZ  ASKERLİK HİZMETİNİ İSTEĞE BAĞLI KILARAK  BİNLERCE YILLIK ORDU-MİLLET KAVRAMINA  SON VERMEMİZ İÇİN DAYATIYOR. YANİ BİZE  "KAPILARINI AÇ SENİ TESLİM ALMAYA GELİYORUM" DİYOR.

Türk Milleti, ne vakit yükselmek için adım atmak istemişse bu adımların önünde daima baş olarak, daima yüksek milli ideali gerçekleştiren hareketlerin önderi olarak kendi kahraman çocuklarından kurulu ordusunu görmüştür. Millet ve kahraman çocuklarından meydana gelen ordu, o derece birbirleriyle birleşmiştir ki, dünyada ve tarihte bunun örneği pek seyrektir. Bu milli görüş ile daima övünebiliriz.
(Gazi Mustafa Kemal Atatürk - 1931)

Dünyanın merkezi konumunda yer alan bu coğrafyada bugüne kadar istiklâl ve bağımsızlığımızı korumamızı dünyanın en disiplinli ordusuna sahip olmamıza borçluyuz.Ülkemizi kuşatan Balkanlar- Kafkaslar-Ortadoğu üçgenini kan ve ateş çemberine çevirenler bize bir şey yapamıyorlarsa bunu güçlü ve eğitimli ordumuza borçluyuz. Milletlerin ve milli devletlerin ömürleri ordularının ömürleri kadardır. Eğer güçlü ordulara sahip değilseniz, sizin devletiniz yani egemenliğiniz olamaz.

Dünyanın coğrafi merkezinde, enerji bölgelerini ve dünya enerji nakil yollarını kontrol eden binlerce yıllık tarihi bir geçmişe sahip 70 milyonluk Türk Milletinin oluşturduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti ordularının muhteşem zaferi ile kurulmuş ve 81 şanlı yılı geride bırakmıştır.

Bölgede menfaati olan küresel güçlerin Ordu-Millet kavramı eftrafında birleşerek vatanları için ölümü göze alıp her biri bir Mehmetçik olan Türk Milletine yapılan saldırıların odağında daima Türk ordusu olmuştur. Türk Ordusu güçlü bulunduğu sürece onlar, milli çıkarlarını elde edemeyeceklerini çok iyi biliyorlar ve bu muhteşem orduyu zayıflatmak için bin bir çeşit oyun sahneye koyuyorlar.

AK Partinin iktidara gelişini müteakip hedef olarak seçilen AB'ye giriş için Aralık 2004 'te tarih alabilme çabaları içinde ordumuzu zayıflatma yönünde bilerek veya bilmeyerek verilen tavizler nihayet son noktasına ulaşmıştır. İki seneye yakın bir süredir AB’ye Uyum Yasaları adı altında çıkartılan yedi uyum paketi, Anayasa değişiklikleri ve nihayet İkiz Yasalar ile bölgede halâ hatırı sayılır güç olarak kalmamızı sağlayan Türk askerinin kolu kanadı kırılmış ve görev yapamaz hale getirilmiştir. Son iki yıllık gazete arşivlerini karıştıran gözler “başına çuval geçirme dahil”bu konuda neler yapıldığını kolaylıkla tesbit edebilirler.

Şimdi son anayasa değişikliğini takiben gelinen durumda mutlu sona ulaşmak üzere düğmeye basılmıştır. Avrupa Birliği; son çıkan 10 maddelik Anayasa değişikliğine dayanarak"Uluslararası antlaşmalar ve sözleşmelerinAnayasa ve Kanunların üzerinde olduğunu” kabul etmemizden sonra en son darbeyi indirmek üzere isteğini açıkça bildirmiştir.

AB'li Efendilerimiz şimdi bize; “Türkiye’de zorunlu askerliğin kaldırılmasını ve askerliğin isteğe bağlı olmasını” dayatmışlardır. Bu şu demektir. Askerlik yapmak istemeyen askere alınamayacaktır. Yani binlerce yıllık Türk Silahlı Kuvvetlerinin bugünlere kadar gururla taşıdığı “Her Türk erkeğinin mutlaka asker ocağından geçmesi” uygulamasına artık son verilecektir. İstemeyen askerlik yapmayacaktır.

22 Mayıs 1930 tarihli, 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunumuzun 45 inci Maddesi "Ben askerlik yapmak istemiyorum. Askerlik benim yapıma, kültürüme, dini, inançlarıma aykırıdır. Ben silah kullanamam, ben nöbet tutamam, ben savaş sanatını öğrenmek istemiyorum" diyen Yehova Şahitleri tarikatı ve benzerlerinin davranışlarını önleyecek gerekli maddeleri içeriyordu.

Şimdi AB'li efendilerimiz öncelikle Askeri Ceza Kanunundan bu maddenin çıkartılmasını talep ediyorlar. Eğer bu maddeyi kaldırmaz isek “bunun Anayasada yapılan son değişikliğe göre yanlış olacağını" vurguluyorlar. Anayasada yapılan son değişiklik ile; " Kanunun bu maddesi AB hukukuna aykırıdır. AB hukuki mevzuatı,Askeri Ceza Kanununun üstündedir. Biz bunu size zorla yaptırırız.Zaten yapmazsanız bizden gün alamazsınız.” demeye getiriyorlar.

AB'nin değişmesini istediği 45 inci Maddenin yer aldığı Altıncı Fasıl aynen şöyledir;
"ALTINCI FASIL
Cezaya ehliyet veren ve bunu kaldıran ve hafifleten sebepler

Madde 44 - Cezaya ehliyet veren ve bunu kaldıran veya hafifleten sebeplere dair Türk Ceza Kanununun birinci kitabının dördüncü babında yazılı hükümler, bu kanunda hilafı yazılı olmadıkça askeri cezalar hakkında da mer`idir.

Din ve vicdana göre lazım sayılan hareketler cezaya ehliyeti ve tesiri:
Madde 45 - Bir şahsın hareketini vicdanına veya dinine göre lazım saymış olması, yapmak veya yapmamakla vukua gelen bir cezayı mucip olmasına mani teşkil etmez." Benim bundan sonra olacaklar hakkındaki düşüncelerim şöyledir.

Artık 20 yaşına gelen Türk erkekleri askere çağrılmayacaktır. Yoklama kaçağı ve bakaya olmayacaklardır. Mecburi muvazzaflık ve ihtiyatlık hizmeti olmayacaklar. Ya ne olacaktır. Herhalde isteğe bağlı paralı askerler istihdam edilecektir.

Vah benim Ordu-Milletime. Vah benim şehit kanı ile sulanan vatan topraklarını bekleyen Şehid-i Şühedâma. Paralı askerlerin ne olduğunu dünya Irak'ta gördü. Yedi düvelin gözü olan Atayurdu kutsal vatan topraklarımızı biz paralı askerlerle mi koruyacağız?

Kaanatimce bugüne kadar Türkiye üzerinde oyanan en tehlikeli oyun bu. Bu istek kabul edildiği takdirde Türk Silahlı Kuvvetleri merasim askeri seviyesinde göstermelik bir güç olacak ve sayın efendilerimiz bu bölgede Büyük Ortadoğu Projesi gibi küresel planlarını hiç bir tahdide tabi olmadan kolaylıkla elde edecekler.

İnşallah, bu konuda yanlış düşünüyorumdur. İnşallah, milli duygularıma teslim olup konuyu abartıyorumdur. Bunun böyle olmasını çok isterdim. Ama aldığım kültür, tecrübelerim ve mantığım düşündüklerimin doğru olduğunu bana dikte ettiriyor. Benim sade bir vatandaş olarak gördüğüm bu büyük tehlikeyi sanırım binlerce yıllık şanlı bir geçmişe ve bilgi birikimine sahip Türk Silahlı Kuvvetlerinin komuta kademesi de görüyor ve ilgili makamları gerektiği şekilde uyarıyorlardır.
Cumhuriyet yönetimini ve TBMM üyelerini vatan topraklarımızda oynanan bu haince planı durdurmaya davet ediyorum. Eğer ülkemizin en güçlü ve güvenilir unsuru olan Silahlı Kuvvetlerimizin aynen Serv istekleri benzeri “tamamen lağv ve tensiki” demek olan bu menfur isteğe “DUR” diyemez isek, Türk Milletini bekleyen esaret günlerine şimdiden hazır olmalıyız. Unutmayalım ve unutturmayalım.

DEVLETLERİN ÖMRÜ, ORDULARININ ÖMÜRLERİ KADARDIR.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
25 Mayıs 2004 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale