254 TEMMUZ 2017 Salı

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






24 Nisan 2004 Kıbrıs Referandum'u Birleşmiş Milletler'in sona erdiğinin tescilidir
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 29 Nisan 2004 Perşembe 

Geleceğin yüksek ufuklarından doğmaya başlayan güneş, asırlardan beri ıstırap çeken milletlerin talihidir. Bu talihin artık bir daha siyah bulutlara bürünmemesi, milletlerin ve onların önderlerinin dikkat ve fedakarlığına bağlıdır.
(Gazi Mustafa Kemal Atatürk - 1928)

1997 yılından beri Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği görevini sürdüren Gana’lı diplomat Kofi Annan bugünlerde hayatının en zor günlerini geçiriyor. Çünkü temsil ettiği bu dünyanın en büyük organizasyonu çatırdıyor ve sallanıyor. Bu teşkilat 24 Nisan 2004 Kıbrıs Referandumunda tamamen işlevini yitirdiğini ve boş bir isimden ibaret kaldığını bütün dünyaya ispat etti.

Birleşmiş Milletlerin temsil ettiği uluslararası hukuk sisteminin ABD'nin Irak'ı işgali ile tarihe karışmasını müteakip son bir atak yapıp görevini bir başarı ile tamamlamak isteyen Ganalı Siyahinin sonu pek hazin oldu. Kıbrıs Referandumunda her iki tarafın nüfuslarına göre yapılan değerlendirmede toplam seçmenin % 65’i Annan Planına HAYIR Oyu vererek bu teşkilata güvenmediklerini ortaya koydu. Sanırım bundan sonra Birleşmiş Milletler hiç bir uluslararası olaya burnunu sokma cesareti gösteremez.

Ganalı Annan ile Perulu De soto Efendiler nezaretinde hazırlanan 9000 sayfalık bir kuruluş antlaşmasını kabul etmek üzere Türk ve Rum halkları Referanduma götürüldüler. Tarih bu hilkat garibesi olayı çok kötü kaydedecektir.

Bu ne biçim akıl ve mantık yürütmedir ki her iki tarafta da neyi oylayacağını bilen tek kişi dahi yoktur. Türkler ve Rumlar Afrikanın balta girmemiş ormanlarında yaşayan yamyam kabilesi değildir. Karşınızda çok köklü tarihi kazanımları ve zengin kültürleri olan iki millet var. Ve siz bu insanlara içinde ne olduğu bilinmeyen ve ne gibi sonuçlarla karşılaşacağı hakkında hiç bir fikre sahip olunmadan oylama yaptırarak kendi kaderlerini tayin ettirme çabasına giriyorsunuz. Sadece on gün önce ortaya çıkmış İngilizce 9000 sayfa olduğu bildirilen ve tamamen hukuki terimlerle dolu bir metini kabul ettirmek istiyorsunuz...

Bu anlaşma taslağını milletini oy vermeye zorlayan Türk ve Rum yöneticilerden de okuyan yoktur. Aslında bu affedilemeyecek bir diplomasi hatasıdır. Bu üzerinde ciddi şekilde durulması gereken uluslar arası bir skandaldır. BM için utanç verici bir uygulamadır. Bu derece baskıya ve dayatmaya insanlık tarihinde şimdiye kadar rastlanmamıştır.

Kanaatimce bunun çok açık bir anlamı vardır. BM her iki topluma da; "Siz aptalsınız. Siz cahilsiniz. İşte önünüze ne koyduğumu bilmeden bunu oyluyorsunuz. Siz her şeye müstahaksınız”diyor. Bu doğrudan doğruya insan aklı ve düşüncesi ile alay etmektir. İnsanları önüne atılan yemi yemekten başka bir çaresi bulunmayan koyunlar yerine koymaktır. Buna kimsenin hakkı yoktur . Olmamalıdır.

Nitekim milliyetçi duygularını halâ kaybetmemiş olan Güney Kıbrıs RUM kesimi büyük ölçüde HAYIR oyu vererek aptal yerine konulmadıklarını göstermiştir. %65 EVET diyen Türk tarafı için bir şey diyemiyorum. Çünkü nasıl bir baskı dayatma ile karşı karşıya kalındığına yakından tanık oldum. Annan sürecinin başından beri yazıyorum. KKTC Türk Toplumu teker teker markaja alınarak, çeşitli baskı ve dayatmalarla beyni yıkandı. Neleri kaybedecekleri değil, neyi kazanacakları daima ön plana çıkartıldı. Adeta, “öldükten sonra cenazen çok iyi olacak” dendi. Zaten bu kadar çok baskı ve aldatmaya karşı insanoğlunun direnç göstermesi de çok zordu. Yıllarca süren beyin yıkama faaliyeti sonunda EVET olarak sonuçlandı.

Şimdi Türkiye ve Yunanistan yöneticilerinin bu 9000 sayfalık metni alıp satır satır incelemesi, eğer kabul edilse idi, nelerle karşılaşacaklarının tesbit edilmesi gerekmektedir. Daha sonra da bu konuda hazırlayacakları sonuç bildirileri ile başta Kofi Annan olmak üzere Birleşmiş Milletleri şiddetle kınamalı ve dünya uluslarını uyarmalıdırlar. Bunun hesabı bu kendilerini büyük sanan küçük insanlardan mutlaka sorulmalıdır. Bu bir insanlık görevidir.

Bu davranış Birleşmiş Milletlerin fiilen sona erdiğinin ilanıdır. Milletlerin birbiri ile olan uzlaşmazlıklarına barışçı yollardan çözüm bulmak ve aralarındaki sıcak savaşları önlemek, ülkeleri ve kültürleri birbirleri ile kaynaştırarak dev bir aile şeklinde dünyayı yönetme gibi insani bir görevi olan Birleşmiş Milletler ne yazık ki bu işlevini bugün tamamen bitirmiştir.

Aslında bu günkü duruma gelinmesinde dünyanın ABD eksenli tek kutuplu bir güç tarafından yönetilmesi kadar, mevcut BM Yönetiminin zayıflığı ve olayları önceden görerek olumlu çözüm önerilerinin getirilememesi gibi faktörler de rol oynamıştır.

Bir yılı aşkın bir süredir Kıbrıs sorununun çözümü için ileri sürülen Kofi Annan Planları sanki 50 yıldır devam eden toplumlararası anlaşmazlığın çözümü için getirilmiş değil de, halen mevcut huzur ve güven ortamının bozulmasına yönelik bir çalışma görüntüsü vermiştir. İşte bundan dolayı bütün dayatmalara rağmen ANNAN PLANI kabul edilmemiştir. Ve bu olay BM'in bitişinin son noktası olmuştur.

Oysa BM, insanlığın karşılaştığı bütün sorunları çözmek için oluşturulmuş küresel çabaların merkezidir. Bu amaçla teşkilat yapısı içinde faaliyet gösteren 30 değişik kurum vardır. Bu kurumların mensupları dünyanın dört bir yanında görev yapan uluslararası bir sistemi oluşturmuşlardır.

Birleşmiş Milletler kesinlikle devletler-üstü bir teşkilat değildir. Devletler arası bir örgüt olarak uluslararası dostluk ilişkilerini genişletmek; ekonomik, toplumsal, kültürel alanlarda uluslararası işbirliği sağlamak ve üyelerin dış siyasetlerini yumuşatan bir odak noktası oluşturmak amaçlarıyla kurulmuştur.

İnsanlık için lazım olan, fakat bugün bütün işlevlerini yitiren ve güvenirliğini kaybeden bu dev organizasyonunun tamamen ortadan kaldırılması gerekmez. Mevcut teşkilatın tam olarak çalıştırılamayan bölümleri ve aksayan hususları yeni bir yapılanma içine sokularak aynen devamını sağlamakta yarar vardır. Buna dünya barışı için acilen ihtiyaç vardır.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
29 Nisan 2004 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale