27 Nisan 2017 Perşembe

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






KKTC halkı kendisinin ve Türk Dünyası'nın geleceğini tayin ediyor... Milletimize Hayır'lı olsun...
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 24 Nisan 2004 Cumartesi 

Efendiler! Kıbrıs düşman elinde bulunduğu sürece bu bölgenin (Akdeniz Bölgesi’nin) ikmal yolları tıkanmıştır. Kıbrıs’a dikkat ediniz. Bu ada bizim için çok önemlidir.
(Gazi Mustafa Kemal Atatürk)

Her Hayır’da bir hayır vardır...

Bugün 24 NİSAN 2004 Kıbrıs Türk Toplumu kendisi ile birlikte Türk dünyasının geleceğini de tayin edecek oylarını vermek üzere Referandum sandıklarına gidiyor. Dünyada hiç bir millete yapılmayan zulüm bugün emperyalizm marifetiyle Kıbrıs Türk Toplumuna yapılıyor. Hiç kimsenin içeriğini bilmediği ve kendilerini nelerin beklediğinin şimdiden tayin edilemediği 9000 sayfalık bir antlaşmaya EVET-HAYIR demesi isteniyor.

Beyni karmakarış. Dünya başlarına toplanmış. Uçurumun kenarına topladıkları yığınlara öleceklerini göstere göstere atlamalarını istiyorlar. Şimdiye kadar görülen manzara toplumun büyük kesiminin topluca intihar demek olan EVET oyundan yana tercihini gösteriyor. Ben ise Türk Milleti'nin bu referandumu köklü tarihi ve sarsılmaz kültür değerlerini gösterme fırsatı olarak göreceğine, bütün baskılara rağmen tercihini bağımsızlıktan yana kullanacağına ve HAYIR diyeceğine inanıyorum. Çünkü halkımı iyi tanıyorum.

Bugün seçimler öncesi gittiğim Kıbrıstan yazdığım hislerime tercüman olan ve bugünü çağrıştıran 19 EKİM 2003 tarihli yazımı tekrarlayarak sandık başındaki kararsız halkımı uyarmak istiyorum. Kıbrıs Türk Toplumunun büyük çoğunluğunun da benimle ayni duyguları paylaştığını biliyorum.

"Lefkoşe Meydanından kalkan son model Mercedes taksi dolmuşlarla otobandan Beşparmak dağlarını geçip Girne üzerinden Akdenizi gördüğünüzde manzaranın güzelliğini tanımlamak sıradan insanın harcı değil. Bunun için sanatkâr olmak lazım. Allahın bu ülkeye bahşettiği bu doğal güzellikleri kıskanmamak mümkün değil. Gönderlerde dalgalanan Ayyıldızlı Türkiye ve KKTC bayraklarını görünce gururlanıyorsunuz.

Seviniyorsunuz ve çok şükür bu topraklar bizim, yani Türklerin diyorsunuz. Cemaati az da olsa minarelerden yükselen ezan sesleri bu güzelliğe ulvi bir anlam veriyor.Yüceltiyor. Bu toprakların tarihi incelendiğinde Müslüman ve Türk Kültür izlerinin çokluğu göze çarpıyor.

Görmesini bilen bir göz bu toprakların haçlı zihniyetinin bütün fetih çabalarına rağmen Hristiyanlaşmadığını görüyor. Güneydeki Rumların ve AB desteğini alarak Megal-i Idea'larının 8nci ayağı olarak elde etmek istedikleri Kıbrıs Adasının fiilen Türk olduğunu Yunanistan'ın görmesi lazım.

Rumların ve bütün dünyanın KKTC'nin Türk İşgali altında olduğunu haykırmalarına rağmen tarih ilmi böyle demiyor. Kıbrıs'ta bugün tek işgal vardır. O da Güney Kıbrıs'taki Haçlı işgâlidir. Bu gerçeğe ve son 29 yıllık mutlak Türk egemenliğine rağmen bu küçük ülkenin neden hâlâ İngiliz kanunları ile idare edildiğini anlamak mümkün değil. Yönetimi Türklerden gasbederek adayı 1914 yılında fiilen işgal ettiğini açıklayan İngiltere buradaki 46 yıllık hakimiyetinde bütün sistemlerini yerleştirmiş. 29 yıl sonra araçların direksiyonunun neden sağda olduğunu ve neden trafiğin tersten işlediğini anlamak mümkün değil. Hadi İngiltere bu ülke insanlarının beynini yıkadı diyelim. Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak neden 29 yılda Türk Kültür ve geleneklerini, Türk usul ve sistemlerini buraya yerleştiremedik. Bunun cevabını verebilecek bir makam olması lazım.

Annan Plânında yer alan haritalarda Rum kesimine bırakılan yerleri gezdim. Kıbrıs Adasının en güzel, sulak ve en mümbit yeri olan Güzelyurt ovasında kilometrelerce uzayan narenciye bahçeleri içinden geçerken bir an buraların Rumlara terk edileceğini gözlerimin önüne getirdim ve çılgına döndüm. Bu güzel yerler harita oyunu ile elimizden alınıyor.

Bunu kabul ettik diyelim. Bu haritanın dışında vermemiz istenen yerleri nasıl vereceğiz ?.İşin asıl korkunç yanı bu. Bir kaç gündür kaldığım Girne'deki binaların yüzde doksanının Rum malı olduğunu ve Annan Planına göre bu malların eski sahiplerine geri verileceğini bilmek ise ayrı bir hıyanet olacaktır . Buradaki muhalefet liderlerinden Mehmet Ali Talat'ın evi dahil bir kaç bina dışında Türk Silahlı Kuvvetlerinin konuşlandığı tesisler dahil hepsi boşaltılacak ve Rumlara verilecekmiş. Pes doğrusu deyip çatlamamak için insanın sabır taşı olması gerekiyor.

Güç de olsa hayâl etmeğe çalışıyorum. 29 yıldır Kıbrıs semalarında dalgalanan Ayyıldızlı Bayrağın indirilerek yerine 12 havariyi temsil eden yıldızlarıyla AB ve yeni Kıbrıs bayraklarının çekildiği merasimini düşünüyorum. Kendimi bu merasimi yapan Komutanın yerine koyuyorum. Kendimden utanıyorum.

Meydanları süsleyen Atatürk heykellerinin nasıl yıkılacağını gözlerimin önüne getiriyorum. ABD askerleri ile birlikte Saddam heykellerini yıkan Irak'lıların görüntülerinin yerine Rum Askerleri ile kendilerini "kayıtsız şartsız çözüm diyerek Rumların kucağına atmaya hazır" Talat ve adamlarını koyuyorum. Sokaklarda tekmelenecek Atatürk başları gözümün önüne geliyor. Korkuyorum.

Adanın dört bir yanını süsleyen istiklâl mücadelesi anıtlarının ve şehitliklerin dozerlerle ortadan kaldırılış anını hayal etmeye çalışıyorum. Çıldırmamak elde değil. Türklüğünden utanan aidiyetinden bıkmış , kendini AB ve ABD emperyalizminin kucağına atmak için çırpınan bir avuç kendini bilmezin, bütün milli kimliğini terketmiş bir takım insanları devletine, bayrağına, toprağına özgürlüğüne saldırabilecek bir hale getirmek için ne gibi yanlışlıklar yapılabileceğini tahayyül etmeye çalışıyorum.

Asıl kızgınlığım ise bu manzaraya değil. 200.000 kişilik bir ülkede bu tablonun oluşmasına adeta çanak tutan en büyük suçlunun Türkiye Cumhuriyeti olduğunu görüyor ve daha çok üzülüyorum. İstanbul'da muhtarların yönettiği bir semtine yaşayanlar kadar nüfusu olan olan bir beldenin Cumhurbaşkanı, Hükümeti, Meclisi ve 30.000'i aşan devlet memuru ile bu hale nasıl getirildiğini merak ediyorum."


Dr. Tahir Tamer Kumkale
24 Nisan 2004 Cumartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale