16 Aralık 2017 Cumartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İ,LE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Genelkurmay başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ne demek istedi?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 16 Nisan 2004 Cuma 

Milleti aldatmayacağız! Millete daima ve daima hakikati söyleyeceğiz. Belki hata ederiz, yanlış şeyleri hakikat zannederiz, fakat millet onu düzeltsin. Kendimizi kimsenin üstünde görmeğe de hakkımız yoktur Efendiler.
Gazi Mustafa Kemâl Atatürk – 1923)

Kıbrıs'ta 24 Nisanda yapılacak referandum konusunda KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan arasındaki fikir ayrılığı HAYIR- EVET gibi uç noktalarda devam ediyor. Bu arada basın aracılığı ile karşılıklı suçlamalar birbirini kovalıyor. Doğal olarak bu durum seçim sandığına gidecek halkın kafasını karmakarış ediyor.

Sayın Denktaş'ın tam kırk yıldır verdiği bağımsızlık ve egemenlik mücadelesinin sonunu getirecek EVET oyları için ABD, AB ile birlikte Ak Parti iktidarı bütün imkanlarını kullanıyorlar. Referandumda kendi sonunu belirleyecek bir dayatma ile karşı karşıya kalan Kıbrıs Türk Toplumu bir yanda gözünü açtığından beri başlarında lider olarak bulunan Rauf Denktaş Beyi, diğer tarafta velinimetleri ve tek dayanak noktaları Anavatan Türkiye'nin yöneticilerini görüyorlar.

Akıllar darma dağın. İşte bu arada acaba askerler ne düşünüyor beklentisi içine girerek Milli Güvenlik Kurulunun sonucunu beklediler. Bürokrasinin en üst makamı olan MGK'dan çıkan; sorunların devam ettiği, ama bütün sorunların çözümünde sorumluluk hükümettedir, şeklindeki açıklama halkı hiç tatmin etmedi. MGK demokratik kurallar içinde uyarı görevini ancak bu şekilde yerine getirmişti.

Boyalı medya MGK sonuçlarını EVET olarak takdim etmeyi başardı. Ama halkı buna tam olarak inandıramadı. Daha sonra Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök 13 Nisanda basın toplantısı yapacağını duyurdu. Halk yine nefesini tuttu ve bu toplantıda çıkacak neticeyi beklemeye başladı. Sonunda Sayın Hilmi Özkök çok iyi seçilmiş cümlelerle Kıbrıs sorunu başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerini doğrudan ilgilendiren konularda doyurucu açıklamalar yaptı.

Konuşma canlı olarak televizyon ve radyolardan yayınlandığı gibi Genelkurmay Başkanlığının Web sitesinde de tam metin olarak verildi.

Değerlendirmeler muhtelif. Ama Annalist basınımız askerlerin EVET demek istediğini hemen ilan ettiler. Oysa olay hiç de bu beylerin yansıttığı gibi değildi. Çünkü yazılanlar böyle söylemiyordu. İşte Genelkurmay Web sitesinden alınan Genelkurmay Başkanının 13 Nisan konuşmasından Kıbrıs ile ilgili bir kaç altı çizilecek cümle...
 
"Kıbrıs’ın Türkiye’nin güvenliği açısından stratejik önemi hakkındaki düşüncelerimi birçok defa basın yoluyla dile getirmiş bulunuyorum… TSK bakış açısından Kıbrıs’ın önemi iki temel esasa dayanmaktadır.

Bunlardan birincisi; Türkiye Cumhuriyeti’ne ve TSK’ne Garanti Antlaşması ile yüklenen Kıbrıs’lı soydaşlarımıza sağlamak zorunda olduğumuz güvenlik sorumluluğudur.

İkincisi ise, İttifak Antlaşmasında açıkça ifade edildiği üzere, Kıbrıs’ın, Türkiye’nin güvenliği açısından taşıdığı stratejik rolün önemidir. Bu iki temel esas süreklilik arz etmektedir. Çünkü Kıbrıs’ta ve Doğu Akdeniz’deki istikrar ve denge ancak bu sayede sağlanmaktadır. Garanti Antlaşmasının birinci maddesinde Kıbrıs’ın, tamamen veya kısmen, Türkiye ve Yunanistan’ın birlikte üyesi olmadığı hiçbir siyasi ve ekonomik birliğe katılımına bu gerekçeyle müsaade edilmemiştir. Bazı kesimlerce bu esasların artık önem taşımadığı iddia edilmektedir. Öte yandan bazı ülkeler de bu Antlaşmaların değiştirilmesini istemektedirler. Ancak biz bu Antlaşmaların gerekliliğine ve bizlere yüklediği görev ve sorumlulukların ihtiyaç olarak devam ettiğine yürekten inanıyoruz. Kıbrıs’ın stratejik önemi olmadığını iddia edenlere ise, İngiltere’nin Ada’daki egemen üslerini korumaya neden bu denli özen gösterdiğini hatırlatmak isterim.

Kıbrıs Rum Kesiminin Garanti Antlaşmasını ihlal ederek Avrupa Birliği üyesi olması kararı da bugün için engellenemedi. Aslında bu kararla Doğu Akdeniz’deki siyasi durumun ve güvenlik dengelerinin bozulacağı da kimseye yeterli seviyede anlatılamadı.

TSK Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin görüş ve önerilerini, yasal ve anayasal platformlarda her vesile ile açık, akılcı ve objektif bir şekilde ortaya koymuştur. Bu çerçevede, 23 Ocak ve 05 Nisan günlerinde yapılan MGK toplantılarında görüş ve önerilerimiz aktarılırken, konuya ilişkin yazılı görüş ve önerilerimiz de 15 Şubat, 09 Mart ve 28 Mart 2004 tarihlerinde Başbakanlığa iletilmiştir. Bugüne kadar olan müzakere sürecindeki gelişmeler hakkında da Genelkurmay Başkanlığına bilgi aktarılmış ve görüşlerimiz alınmıştır. Bizler de, ilave görüş ve önerilerimizi muhataplarımıza aktarmış bulunmaktayız. Ancak; bu işbirliğinden her konu ve her sorun üzerinde aynı noktaya geldiğimiz anlamı çıkarılmamalıdır. New York müzakere sürecinin 23 Ocak Milli Güvenlik Kurulu toplantısında çizilen genel çerçevenin dışına çıkması da bunlara dahildir.

Plana bir bütün olarak bakıldığında, olumlu yönlerinin yanında bazı isteklerimizin karşılanamadığı ve Planın uygulanmasında ciddi sorunların çıkabilme olasılığının da bulunduğunu söyleyebiliriz..

Ada’ya getirilecek yeni düzenin belirleyicisi olan federal yasaların ve uluslar arası düzenlemelerin gözden geçirilerek, kalıcı ve adil bir düzen için gerekli olan değişiklik ve düzeltmelerin yapılmasının önemli olduğuna inanmaktayız.

Plana göre, Rumlara bırakılacak topraklar nedeniyle 57.000 Türk göçmen durumuna düşecektir. Ayrıca, kuzeye gelecek Rumlardan dolayı bu rakam üç yıl sonunda 82.000’e ulaşacaktır. Bu soydaşlarımızın konut ve istihdamı için kaynak sağlanamazsa Kıbrıs’ta ciddi toplumsal olayların çıkabileceğini değerlendiriyoruz.

Plana ilişkin en önemli husus, Türk Kurucu Devleti’ni korumayı amaçlayan derogasyonların Avrupa Birliği hukukunun birincil kaynakları arasına dahil edilmesidir. Bunun mutlaka sağlanması gerektiğini, aksi takdirde, Ada’daki Türk varlığının ve iki kesimliliğin devamı bakımından büyük güçlüklerin doğabileceğini, sonuçta bölgede büyük istikrar ve güvenlik sorunlarının baş gösterebileceğini değerlendirmekteyiz.
 
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök demokratik düzen içerisinde Anayasa ve yasaların verdiği yetkiler dahilinde söylenebileceklerin hepsini açıkça söylemiştir. Bundan fazlası ancak askeri dikta rejimlerinde söylenebilir. Kıbrıs Türk Toplumu bu sözler içindeki mesajları iyi anlamalı ve kendilerini kayıtsız şartsız Rum’un kucağına atanları uyarmalıdır…

Evet Kıbrıs’ın kaderi bugün 214.000 Kıbrıs Türkünün oyları ile belli olacak bir mecraya sürüklenmiştir. Fakat olaylar bu kadar basit değildir. Burada değişecek dengelerle sadece bölgenin değil, dünyanın dengeleri sarsılacaktır.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
16 Nisan 2004 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale