20 ŞUBAT 2017 PAZARTESİ

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net



Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Her Hayır'da bir hayır vardır
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 15 Nisan 2004 Perşembe 

Milleti aldatmayacağız! Millete daima ve daima hakikati söyleyeceğiz. Belki hata ederiz, yanlış şeyleri hakikat zannederiz, fakat millet onu düzeltsin. Kendimizi kimsenin üstünde görmeğe de hakkımız yoktur Efendiler.
Gazi Mustafa Kemâl Atatürk – 1923)

HER HAYIR'DA BİR HAYIR VARDIR... 24 NİSAN'A KADAR GURURLA HEP KIBRIS'I YAZACAĞIM...

24 Nisan 2004 Türk tarihinde bir dönüm noktası. Yakın tarihimizde Yunanistan ile olan ilişkilerimizi takip edenler Yunan Megali-i Idea'sında yer alan 10 hedeften ilk yedisinin hep masa başında ve adının önünde BARIŞ olan antlaşmalarla Yunanistan lehine geliştiğini bilirler. Şimdi sekizinci hedefleri olan Kıbrıs Adası da yine kendi elimizle, Birleşmiş Milletlerin gözetim ve denetiminde yine bir başka barış masasında kendilerine hediye edilmektedir.

Biz Önce VATAN yazı ekibi olarak, milli davalardaki hassas tutumumuzu ve milli duruşumuzu Kıbrıs Davamızda'da sonuna kadar savunmaya kararlı ve azimliyiz. Annan Planının ortaya çıktığı günlerden başlayarak, gerek Kıbrıs'a gidip yerinden olayları takip ederek ve gerekse Kıbrıs'taki muhabir ve yazarlarımız eliyle milli menfaatlerimizi daima ön planda tutan bir bakış açısı ile Kıbrıs konusunda günbegün halkımızı bilgilendirdik. Türk milletinin bu milli davada doğruları görmesini sağlamak amacıyla kendi geleceği ile ilgili oyunan oyunları bir bir ortaya koyduk.

Son altı ayda köşe yazarlarımızın yazılarının alt alta toplanması ile neredeyse bir Kıbrıs belgeseli oluşturduk. Kıt imkanlarımızla ve büyük zorluklarla dört bir yandan saldırarak Kıbrıs'ı Helenizm teslim etmekten başka bir işlevi bulunmayan Annan yanlısı Mütareke basını kafalıların yalan ve yanlışlarını yüzlerine vurduk. Doğru bildiğimiz yoldan hiç sapmadık. Şehit kanı ile vatanlaşmış ve hukuken tamamen bize ait olan kutsal topraklarımızın AB'den tarih alma pahasına Avrupa Birliğine teslim edilmemesi için mücadele ettik. Şimdi bu büyük mücadelenin sonuna geliyoruz. Sondan bir önceki noktayı 24 NİSAN'daki iki taraflı Referandumda koyacağız.

Küresel güçler borç batağına sokarak elini-kolunu bağladığı Ak Parti yönetiminin kayıtsız şartsız boyun eğişine güvenerek bu küçücük toprak parçasında var güçleri ile çalışıyorlar. Halkımızı kandırmaya, işlerinden, evlerinden ve topraklarından atmaya, kimliklerini ve egemenliklerini kaybetmeye, Rum'ların altında ikinci sınıf ve güvensiz bir vatandaş olmaya zorluyorlar. Baskı, dayatma, tehdit, şantaj ve para, hepsi alabildiğine kullanılıyor. 9000 sayfa olduğu söylenen ve daha kapağını kaldırıp tek kelimesini görmediği belirsiz bir plandan zaten kafası karmakarış olan KKTC halkı; İstiklâl mücadelesi vererek, can verip kan dökerek bu toprakları vatan yapıp, göndere ayyıldızlı bayraklarını çeken kahramanlar şimdi rüzgarın önündeki kuru yaprak parçası gibi ordan oraya savruluyor.

Kime inanacak? Neye inanacak? Ve neden inanacak? Bol keseden dağıtılan AB rüyalarına mı, yoksa geçmişte yaşadığı karanlık günlere mi?

"Bekara karı boşamak kolaydır" şeklinde bir atasözümüz vardır. Yani olay öyle dışarıdan görüldüğü gibi basit değil. Ekonomik sıkıntıları her zaman aşma imkanınız vardır. Ama egemenlik ve millet hakimiyeti bir kere giderse, yani bağımsızlık biterse onun için yeniden can verip, kan dökmek gerekir. İşte şimdi kendilerine vaadedilen, egemenlikleri bedelinde gelip gelmeyeceği şüpheli olan AB yardımları ve imkanlarıdır. Aslında bu imkanların ne olduğu Batı Trakya ve Yugoslavya olaylarından yakından bilinmektedir.

İşte bu zor günlerinde biz Anavatan Türkleri olarak Kıbrıs'lı kardeşlerimizin daima yanında ve desteğinde olmamız gerektiği bilinci ile hareket etmeliyiz. Aklımızın erdiği ve dilimizin döndüğü kadar ulaşabildiğimiz kitlelere Kıbrıs Davamızı anlatmalıyız. Biz Önce VATAN ailesi olarak kendimizi Kıbrıs Davasını savunmakla mükellef olarak görüyoruz. Büyük bir şevk ve gurur ile yılmadan bu görevimizi yerine getirmeye çalışıyoruz.

Bu görevi yaparken bir yandan da bu günleri inceleyecek tarihçilere kullanabilecekleri muhteşem bir milli mücadele belgeseli bıraktığımızın bilincindeyiz. Biz tarihçilerin sayfaları az, belki fazla renkli değil, ama inançla yürüttüğü mücadelesi dev boyutlardaki gazetemizin hakkını vereceğini biliyoruz. Oynanan oyunları halkımıza anlatacağız. Bundan korkmayacağız ve bıkmayacağız. Bu kritik günlerde Önce VATAN okuyucuları ağırlıklı olarak Kıbrıs konusunu ele aldığımızı görüyor ve bizleri tebrik ediyorlar. Telefon faks ve mektupları ile bizleri teşvik ediyorlar. Buda bize yetiyor.

Kıbrıs konusundaki yayınlarımız 24 NİSAN'a kadar giderek yoğunlaşacak ve hatta 20-24 NİSAN tarihlerinde Önce VATAN tamamen KIBRIS ÖZEL sayısı olarak çıkacak. Okuyucularımıza evlerine, işyerlerine veya araçlarına asabilmeleri için hergün TÜRK ve KKTC Bayrakları vereceğiz.

Biz egemenliğimizin bitmemesinden, bayrağımızın gönderlerden inmemesinden ve üzerinde yan yana dalgalanan Türk ve KKTC bayraklarının gölgesindeki minarelerden yükselen ezan sesinin hiç susmamasından yanayız. Biz Kıbrıs'lı kardeşlerimizin Anavatan Türkiye'nin ve 250 milyonluk Türk dünyasının bağımsız uç beyliği olarak yaşayacağına inanıyoruz. Kıbrıs Türk Toplumunun kendisine yakışanın bu olduğunu biliyoruz. Ve 24 Nisanda seçimini Helenizme HAYIR olarak yapacağına da inanıyoruz...

Bugünkü yazımı KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ın adeta bir emir eri edası ile büyüklerine bilgi verişini anlatan ibret alınacak aşağıdaki gazete haberi ile bitiriyorum.

"Başbakan Mehmet Ali Talat'la telefon görüşmesi yapan ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'in, ABD'nin Kıbrıs sorununun çözümü yönünde ilerlemenin olabilmesi ve referandumların olumlu sonuçlanabilmesi için çabalarını sürdürdüğünü söylediği belirtildi. Başbakan Talat ise, Powell'e bugün Güney Kıbrıs'taki temasları ve iki siyasi partiyle yaptığı görüşmeler hakkında bilgiler verdi. Rumlar'ın endişelerinin anlaşmanın uygulanmasıyla ilgili olduğunu kaydeden Talat, Türk tarafının da anlaşmanın uygulanmasının yükümlülükleri olduğunu ve bundan kaçmayı kesinlikle düşünmediklerini ifade etti. ABD Dışişleri Bakanı Powell, Talat'ın tutum ve çalışmalarını memnuniyetle izlediğini belirterek teşekkür etti."

Mehmet Ali Talat nerenin başbakanı anlamak mümkün değil...


Dr. Tahir Tamer Kumkale
15 Nisan 2004 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale